banner1199

banner1197

06.12.2012, 00:34

Artık 23 sentlik asker yok

NATO’DA KOMUTA KİMDEDİR?

Bu günlerde komşularımızla gerginlik giderek artıyor. NATO kuvvetleri topraklarımıza gelmeye başladı. Halkımızın başına geleceklerden haberdar olması lazım. O zaman yazıya bir soruyla başlayalım:

(Kimse arzu etmez ama) Yarın Suriye veya İran’la bir savaş çıksa, harekâtı kim yönetecek?
A. Anayasanın kendisine verdiği başkomutanlık yetkisiyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
B. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
C. Genelkurmay Başkanlığı
D. Oramiral Bruce W. Clingan
(Not: Kendi cevabınızı vermeden yazının devamını okumayın.)

NATO’da değişik plan kategorileri vardır. Bunlardan birisi de, Hazırda Bekleyen Savunma Planlardır (Standing Defence Plan-SDP). Bu kategorideki planlar, uzun dönemde tehdit olmaya devam edecek ülkelere karşı, çok az reaksiyon süresi tanıyan bir krizle karşılaşıldığında, 5. Madde kapsamında, saldırıya uğrayan NATO ülkesine yardım etmek maksadıyla hazırlanmıştır. Ülkeler, bu planlar için kuvvet tahsisi yapmış, planın icrası için komuta kontrol zinciri belirlenmiş ve plan NATO Konseyi (NAC) tarafından onaylanmıştır. Soğuk Savaş döneminde yapılan bu planlar belirli aralıklarla revize edilerek güncelliğini korurlar.

Bu kapsamda, Türkiye için de, Güneydoğu komşularından gelebilecek tehditlere karşı hazırlanmış bir plan vardır. NATO Harekâtlarını Müşterek Komutanlıklar (Joint Force Command–JFC)1 yönetir. Bu kurala göre; Türkiye, Suriye veya İran’la bir savaşa girdiğinde, harekâtı JFC Napoli Karargâhı yönetecektir. Karargâhın şuan ki komutanı Amerikalı Oramiral Bruce W. Clingan’dır. O halde doğru cevap D şıkkıdır; olası bir savaşta harekâtın başkomutanı Oramiral Clingan olacaktır.

Atatürk’ten sonra, “Yaşadığımız bu güzel memleketin hiç bir zaman C planı olmadı.
Daima A.B.D planları devreye sokuldu!” (Uğur Mumcu)”.

ÇANAKKALE DERSİ: ORDUNUN KOMUTASI YABANCIYA VERİLİNCE NE OLUYOR?

Ordunun komutasını yabancıya verirseniz ne olur? Bir tarihi örnekle anlatayım. Yıl 1915, Çanakkale’deyiz. Müttefik donanması boğazı deniz yoluyla geçememiş, çıkarma harekâtına hazırlanıyor. Limni Adası ve civarına 250 bin asker yığmış. Osmanlı da karışı hazırlık içinde. Harekâtın sorumlu başkomutanı, Alman General Otto Liman von Sanders. Düşman çıkarmasının hangi koylardan yapılabileceği, birliklerimizin nerelere konuşlanması gerektiği tartışılıyor. Bu tartışmalar esnasında Mustafa Kemal, daha esamesi okunmayan bir kurmay yarbay; kimse onu dinlemiyor. Mustafa Kemalin niyeti, düşmanı karaya çıkartmamak. Alman Paşa ise başka şeyin derdinde.

250 bin müttefik askeri karaya çıkamazsa ne olacak? Geri çekilecek ve gidip Avrupa cephesinde Almanların başına bela olacak. O zaman bu asker karaya çıkmalı ve siper savaşlarına bağlanmalı. Silahı ve parayı veren Almanlar olduğuna göre, doğal olarak düdüğü de Liman Paşa çalıyor. Sonuç: 56 bin şehit.

Mustafa Kemal emirleri dinlese, durum daha da vahim olacak. Biz Çanakkale’de sadece Harbiyelileri gömmedik, Tıbbiye, Mülkiye ve hatta Lise talebeleri dâhil, okuma yazma bilen, eli kalem tutan kim varsa, emperyalistlerin emellerine feda ettik. Çanakkale savaşı bu yönüyle çok acı bir tecrübedir. Bu olay sadece Çanakkale cephesinde yaşanmadı, Almanlar bütün cephelerde aynı numarayı çekti.

BİR DE KORE DERSİ VAR

Başımıza gelenleri daha iyi anlamanız için size bir hikâye daha anlatayım. Yıl 1950, bu sefer Korede’yiz. II. Paylaşım Savaşının kahraman komutanı Mareşal Douglas MacArthur Kore’de düğümü çözecek bir harekât planı hazırlıyor. Amerika ve Müttefikleri, var gücüyle taarruza geçecek, Kuzey Kore bitirilecek. Harekât Planında hesaba katılmayan bir şey var; sınırda bekleyen yüz binlerce kişilik Çin Ordusu. Harekâtın en kritik noktasında savaşa katılmayacağı düşünülen Çin Ordusu devreye giriyor. Amerikan Ordusunun toptan imha olması an meselesi. Amerikan Ordusu geri çekilirken (kaçarken) birilerinin Çinlileri durdurması, oyalaması, “tıkama vazifesi” görmesi gerekiyor. Tıkama görevi verilen birlik, her zaman feda edilen birliktir. Sizce kim feda ediliyor? Tabii ki Türk Alayı. Dedelerimiz Kunuri’de, Kuzey Korelilerle savaştığını zannederek üç gün Çin Ordusuyla göğüs göğse, süngü muharebesi yapıyor. Sonuç: 741 Şehit. Bazı Türk subayları, Amerikalılardan yedikleri bu kazığı hazmedemiyor. Olayın kızgınlığıyla bir Amerikan çadırı basılıyor, birkaç Amerikalı oracıkta infaz ediliyor. Olay mahkemeye taşınıyor, iki devletin siyasi otoriteleri devreye giriyor. Sonuçta ne mi oluyor: BM Gücü Genel Komutanı General W. Walker, Türk Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı'ya “Gümüş Yıldız” madalyası takıyor, Türk birliği “Kore Kahramanı” ilan ediliyor. Yani, “büyük müttefik” ABD uğruna “ölen öldü, kalan sağlar kahraman!”

1853 yılında Ruslara karşı giriştiğimiz Kırım Savaşında, Orduyu, büyük kurtarıcılarımız, İngiltere ve Fransa’ya ilk teslim edişimizden günden bu yana, hikâye hep aynıdır.

TÜRK SAVAŞ TARİHİNİN EN ÇOK SUBAY KAYBI VERİLEN MUHAREBESİ

Türk Ordusu bu oyunları göre göre uyanmaya başlamıştı ki, “Silivri Muharebelerinde” 500 kurmayını esir düşürdü. Şimdi ABD, JSF (F-35)’leri de satar, eski Patriotları da kakalar. Kendisine bağımlılığın devam etmesi için bunlar şart.

I. Paylaşım Savaşında, özellikle ondan sonra yaşanan Kurtuluş Savaşında, çok dikkat çeken bir istatistik vardır. Biz bu savaşlarda çok fazla sayıda subay şehit verdik. Şehit asker sayısına oranla şehit subay sayısı her muharebede artmış, bu oran en son 30 Ağustos Meydan Muharebesinden 8/1’e yükselmiştir. Günümüzde yaşanan “Silivri Muharebelerinde (Ergenekon, Balyoz vs…)” ise durum inanılamayacak boyutlara ulaşmıştır: 500/0.

NAZIM HİKMET RAHAT UYUSUN

ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles, 1953 yılında “NATO’nun en ucuz askeri Türk askeridir” demişti. Benzer bir görüşü George Soros, 2006 yılında Sabancı Üniversitenin açılış töreninde yaptığı konuşmada; “Türkiye’nin en iyi ihraç malı ordusudur” diyerek tekrarladı. Şimdi Küresel Kraliyet zannediyor ki, 10-15 Cemaatçi General ve birkaç yüz Cemaatçi kurmayla, Mehmetçiğin kanını satın alacak. Zannediyor ki, profesyonel (paralı) askerliğe geçince, bu millet, kaybettiği oğlunun hesabını sormayacak. Siz bu milleti tanımamışsınız. Bizim oğullarımız, analarının paşasıdır. O ana, oğlunun kanını yerde bırakmaz.

Ey Nazım Hikmet; yattığın yerde rahat uyu; 23 sentlik asker (Cemaatçiler hariç), kalmadı bizde.

Türkiye NATO toprağıymış! Ey Başbakan, senin oğlun, damadın varsa onları yazdır NATO; yok biz de ucuz asker.

BU YURDUN İNSANLARINA ÇAĞRI: 13 ARALIK’TA SİLİVRİ’YE

Ey ülkücüler, sağcılar, solcular, kendine Müslümanım diyenler, ey demokrat geçinenler, darbelere karşı olanlar, ey vatanseverler size sesleniyorum: “Silivri Muharebeleri” devam ediyor. Korkanlar, sıcak yataklarından çıkmasın, vatan savunmasına katılmak isteyenleri 13 Aralık’ta Silivri’ye bekliyoruz.

Dipnot: 1-Yeni komuta yapısıyla 3 adet olan JFC sayısı 2’ye indirildi ve adı JCHQ olarak değiştirildi.

Mehmet Bori
05 Aralık 2012

ulusalkanal.com.tr

Yorumlar (1)
kunuri savaşı hakkında 7 yıl önce
kunuri'de kuşatılan türk birliği alay değil, tugaydır. verdiğimiz zayiat 741 şehit değil, 218 şehit, 455 yaralıdır. (akibeti bilinmeyen 94 askeri de şehit kabul edersek toplam şehit sayımız 314'e yükselir.) 741 şehit, kore savaşı boyunca verdiğimiz toplam sayıdır. amerikalılar bize çok özel bir kazık atmamıştır, zaten onların sol tarafını koruyorduk, işimiz buydu. cephesi yarılan bm güney'e "çekilirken" bizim tugay zaten çinlierin 38. kolordusuna bağlı 114. tümeniyle çatışmaya girmişti ama koskoca bir tümenle savaştığını bilmediği için yenebleceğini düşündüğü 342. alayla çatışmayı sürdürüp güvenli mevzilere çekilmekte geç kaldı ve arkadan kuşatıldığını fark edemedi. o kuşatmayı yarıp çıkması ise gerçekten büyük olaydır.
12°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P