banner1199

banner1202

banner1197

banner1203

26.06.2016, 00:46

Dağılan ve çöken Avrupa’da Türkiye için bir gelecek olamaz!

İngiliz halkı, 23 Haziran günü yapılan referandumda, beklentilere ve dört bir koldan yürütülen çabalara rağmen yüzde 52 oranında AB’ye “Hayır” dedi. Çıkan sonucu, şu veriler ışığında değerlendirmek gerekiyor:
    İngiltere’nin Parlamento’da temsil edilen bütün partileri AB’ye “Evet” çıkması için çalıştı.
    AB, bütün gücüyle “Evet” kampanyasının içinde yer aldı.
    ABD, başından beri İngiltere’nin AB içinde yer almasını istedi. Çünkü AB içinde bir “Truva atı”na ihtiyacı vardı.
    Referandum öncesinde yapılan kamuoyu yoklamalarının hemen hepsinin “AB’ye evet” yönünde sonuçlar vermesi yönlendirme amaçlıydı ve bu durum, İngiliz büyük burjuvazisinin de AB’den ayrılmaya karşı olduğu şeklinde yorumlanabilir.
    Bütün bu verilerin ortaya koyduğu sonuç şudur: İngiliz halkı ABD, AB’ye rağmen ve İngiltere’yi yönetenlere rağmen “AB’ye Hayır” demiştir.

AB karşıtı sesler
    Referanduma giden süreçte Avrupa’da yaşanan kimi gelişmeler de, konunun doğru anlaşılmasına katkıda bulunabilir.
    İzlanda, 19 Eylül 2009’da AB’ne üye olmak için başvurdu ama 13 Mart 2015’te üyelik başvurusunu geri çekti.
    Üyelik başvurusunu geri çeken bir diğer ülke ise İsviçre oldu. İsviçre, 2010 yılında yapmış olduğu başvuruyu, geçen hafta Parlamento’da yapılan oylama sonucuyla geri alma kararı verdi.
     Geçtiğimiz yıl AB üyeliğinin tartışma konusu olduğu bir diğer ülke ise komşumuz Yunanistan. Yunanistan halkı AB dışına çıkmak seçeneğini çok ciddi olarak tartıştı.
    İngiltere’deki referandum sonuçlarının belli olmasından sonra Hollanda, İtalya ve Fransa’da da belli çevrelerden “referandum” sesleri yükselmeye başladı
    Kısacası AB karşıtı eğilim, sadece İngiltere ile sınırlı değildir.

Nedenler
    Gerçek şudur: Genel olarak kapitalist sistem, özel olarak ise Avrupa Birliği yıllardır süren bir ekonomik kriz ile boğuşuyor. Avrupa ülkeleri işsizlik ve üretim sorununa bir çözüm bulamadılar.
    Batı emperyalizminin gelişmekte olan dünya ülkelerini bölmek ve parçalamak için kullandığı terör, etnik ve dini ayrılıkçılık dönmüş en sonunda kendini yaratanları vurmaya başlamıştır.
    Avrupa, ölümü göze alarak kapılarına dayanmış olan mülteci akını karşısında çaresizdir.
    Yıllardır, Irak, Suriye, Afganistan başta olmak üzere İslam ülkelerinde patlatılan ABD mamulü canlı bombalar, artık Avrupa kentlerini vurmaya başlamıştır. Bumerang sahibine dönüyor.

AB’nin çıkmazı
    Bütün bu gelişmeler sonucu Avrupa ülkelerinde halk, kendi milli sınırları içine çekilerek, deyim yerindeyse “milli duvarları” yeniden örerek kurtulmaya çalışıyor.
    Öte yandan İngiltere referandum sonuçları, kapitalist küreselleşmenin iflası anlamına geliyor.
    Aslında dünyamız bölgesel birlikler çağına girmiş bulunuyor. Avrupa Birliği milli devletleri aşan yanıyla, bu yeni çağın en önemli habercilerinden biri oldu.
    Ama Avrupa Birliği’nin handikapı, birleşmeyi; gerileyen ve çöken kapitalist devletler tarafından ve iflas etmiş olan serbest piyasa sistemi zemininde gerçekleştirmek istemesidir.
    Birleşmenin ABD vesayeti altında yapılmak istenmesi ise, AB’nin bir diğer çıkmazıdır. 

Türkiye’nin yapması gereken
    Bütün bu gerçekler ortadayken Türkiye’nin, dağılmakta olan bir AB’ye dahil olmak için çırpınmaya devam etmesi trajikomiktir.
    Dışişleri Bakanı, AB ile görüşmelerde yeni bir fasıl açmak için önümüzdeki günlerde Brüksel’e gidecekmiş.
    “Devlet aklından yoksunluk” diye işte bu duruma denir.
    Çökmekte olan bir birliğe dahil olmak için çabalamanın, Türkiye’nin mili çıkarları ile en ufak bir ilgisi olamaz.
    Türkiye, Avrupa Gümrük Birliği’nden derhal çıkmalıdır.
    Ve Türkiye, Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunu vakit geçirmeden geri çekmelidir.
    Türkiye’nin yeri, gerilemekte ve dağılmakta olan Avrupa değil, yükselmekte olan Asya’dır.
    

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P