banner1199

banner1197

03.12.2019, 17:30

Hükümet, Devleti Koruyucu Yasaları cesaret ve kararlılıkla geçirmek zorundadır

Adam, memur veya öğretmen…
Devlet, kendisine profesyonel sendikacılık yapma imkanı tanımış…Dairesine veya okuluna bir tek gün bile gitmiyor, ama devletten maaşını her ay alıyor…
Sendikacı olarak görevi, sendikasına  üye olan memur ve öğretmenlerin özlük haklarını savunmak, daha iyi çalışma koşulları sağlamak için çalışmak ve işveren durumundaki devlet karşısında üyelerini temsil etmek…


DEVLETİ YIKMAYA ÇALIŞIYORLAR
Oysa bizdeki memur ve öğretmen sendikalarının yetkilileri için bu konular ikinci planda kalıyor..
Devletten maaş alan birer memur ve öğretmen olduklarını unutarak, bu devleti çökertmek ve kaos yaratmak için ne gerekirse yapıyorlar…
Bunların esas hedefleri devleti yönetmek, hükümetleri iş yapamaz hale getirmek, ikide birde grevler yaparak Devletin Halka hızmet vermesini engellemek, ülkede kaos yaratmak, eğitimi ve Bakanlıkları yönetmek, Bakanlıkların aldıkları kararların uygulanmasını engellemek, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlara hakaret edip aşağılamak, siyasi partiler gibi davranarak her türlü siyasi faaliyetin içinde olmak, beğenmedikleri siyasi partilere saldırmak, beğendikleri ile siyasi hedefler için işbirliği ve ortak eylem yapmaktır…
Bu amaçla, Kıbrıs sorunu bağlamında, savaş halinde bulunduğumuz ve ateş-kes ilişkisi içinde olduğumuz, bizi yok etmek için her türlü düşmanca faaliyeti yapan düşman devletle açık-gizli işbirliği yapıyorlar, düşman devlete aleyhimize kullanacağı bilgi sağlıyorlar..
Düşman devletin milli hedeflerine hızmet ediyorlar
Bu kadar da değil…
Adada özgür ve egemen olarak varolmak için verdiğimiz soylu mücadele tarihi boyunca, her zaman yanımızda olmaya devam eden Anavatana saldırmak, hakaret etmek, Anavatanla aramızı açmak, ırkçı bir yaklaşımla TC kökenli vatandaşları dışlamak, Türkiyeli-Kıbrıslı ayırımcılığı yapmak, kardeş kavgası başlatmak için ellerinden geleni yapıyorlar….


5. KOL GİBİ
Okullarda ırkçı bir yaklaşımla etnik köken araştırması yapıp KKTC ve Anavatan aleyhine kullanması için düşman devletin Başkanına vermenin; ve düşman devletin Başkanı ile düzenli olarak toplantılar yapmanın, ona danışmanlık etmenin,
Düşman devletin televizyonuna çıkıp memuru olduğu KKTC devletini şikayet etmenin, Türkiye’yi “savaş suçlusu” ilan etmenin, Lahey’de yargılanması için, Rum yönetimine “dava aç” telkini yapmanın;
Memuru olduğu KKTC’ye “korsan devlet”, personeli olduğu KKTC hükümetine “kukla”, amiri olan Başbakanına “uşak”, Bakanlarına “Türkiye’den talimat alan memurlar” diye terbiyesizce küfür etmenin;
Tarihimiz boyunca her zor anda yanımızda olan, bütçemize her yıl 700-800 milyon TL. karşılıksız yardım yapan; maaşlarımızı ödeyen; güvenliğimizi sağlayan; ambargoları etkisiz hale getirip Dünya ile bütünleşmemizi sağlayan; yoldan kaldırıma, içme suyundan sulama suyuna, barajlardan göletlere, sulama kanallarına; hava limanlarından deniz limanlarına, elektrik santrallerinden iletişim santrallerine, okullarımızdan dersliklerimize, günlük yaşamımızı olumlu yönde etkileyen, refahımızı artıran ve yaşam seviyemizi yükselten tüm alt yapı yatırımlarımızı gerçekleştiren Anavatan Türkiye’ye “ asimilasyoncu, yakamızdan elini çek, memurlarını, askerlerini al ve defol” diye utanmazca saldırmanın;
İkide birde Anavatan Büyükelçiliği önünde nankör, ırkçı, bölücü, Rum’a hızmet eden bölücü eylem yaparak utanmazca provokatif pankartlar açmanın;
Ve, Kamu Görevlileri Yasası’na, Sendikalar Yasası’na, Milli Eğitim Yasası’na, Toplu Sözleşme ve Grev Yasası’na aykırı daha bir sürü kabul edilemez rezilliğin memur-öğretmen sendikacılığı ile ne ilgisi vardır?
Bunlar, sendikacılık değil yıkıcılıktır, bölücülüktür, sendikal terörizmdir, 5. Kol faaliyetidir…


HÜKÜMET KORKAK DAVRANAMAZ
Gelmiş geçmiş hükümetlerin pasifliği, korkaklığı, popülist yaklaşımları sonucu, toplam sayısı 10’u geçmeyen devletten maaşlı sendika ağası, “biz meğer neymişiz” zihniyeti ile kendilerini kaybetmişler ve kendilerini, KKTC Devletine, Halkına, hükümetine, yasalarına, mahkemelerine, polisine, Anavatan Türkiye’ye meydan okuyabilecek ve ülkede kaos yaratabilecek güçte görmeye başlamışlardır…
Hükümetin bu “garagözlüğe” artık DUR demesi, KKTC ve Türkiye karşıtı siyasal sendikacılığa daha fazla göz yummaması, onların tahsildarlığını yaparak destek olmaması gerekmektedir…
Devlet kendi beslediği sendikaların ve bu sendikalarda profesyonel olarak çalışmaları için izin verdiği, maaşlarını ödediği memur ve öğretmenlerinin yıkıcı, bölücü, kaos yaratıcı eylemlerine karşı kendini savunmak ve gerekli önlemleri almak durumundadır…
Başbakan Tatar, yardımcı Özersay ve Bakanlar Kurulu üyeleri şunu çok iyi anlamalıdır:
Dış güçler ve Rum yönetimi çok sıkı işbirliği yapan, bu devletin bütçesinden maaş çeken memur-öğretmen sendika ağaları, Türkiyeli-Kıbrıslı kavgası yaratmak, Anavatan ile KKTC’yi karşı karşıya getirmek, ülkede kaos yaratmak, Devletin Halka hızmet veremez hale gelmesini sağlamak, KKTC’yi yıkmak ve Halkımızı Rum’a yamalamak için uğraşmaktadır…
Utanmadan KKTC’ye, hükümete ve Anavatana savaş ilan ederek meydan okumaktadırlar…
Bu eylemleri hükümeti yıkana ve bizi Ruma yama yapana kadar tırmandıracaklardır…
Bu durumda hükümetin,  korkak ve pasif davranma, kararsızlık sergileme hakkı kalmamıştır…
Hükümetin gerekli önlemleri almaması halinde söz konusu sendika ağaları hükümeti devirme eylemlerinden vaz geçecek değillerdir…
O nedenle gerekli  yasal düzenlemeleri büyük bir hızla yapmalı, devleti koruyucu yasaları süratle çıkarmalıdır.… 

Sabahattin İsmail

ulusal.com.tr

Yorumlar (0)
10°
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P