banner1199

banner1197

21.07.2015, 14:56

İran nükleer anlaşması ve bölge

 Geçtiğimiz haftanın en önemli konusu İran ve ABD liderliğindeki grupla yapılan görüşmelerin bir anlaşmayla sonuçlanmasıydı. Bu anlaşma hem İran için hem de ABD ve Batı için çok önemliydi. ABD ve Batı için hatta bölge ülkeleri için çok önemliydi. İran için önemliydi, çünkü İran uzun süredir nükleer teknolojiye sahip olma çalışmaları nedeniyle Batı’nın ambargosu altındaydı. Hem ihracatında hem de ithalatında büyük sorunlar yaşıyordu. Ekonomik olarak bunalan İran bu cendereyi bir yerden kırmak istiyordu. İran bu sorununu söz konusu anlaşmayla aştı. Üstelik nükleer teknolojiyi de elde etmiş oldu. Bu anlaşmayla İran’ın nükleer çalışmalarına, nükleer silah geliştirmesine birtakım kısıtlamalar ve yasaklamalar getirildi ancak İran’ın bu konuda geri döndürülemez bir noktada olduğu da açık.
Peki ABD ve Batı için önemli amaç neydi? ABD ve Batı, İran’ın nükleer silah teknolojisine sahip olup hem böl-ge ülkeleri hem de Batı için çok önemli bir tehdit teşkil edecek ve bölgede bir nükleer silahlanma yarışı başlatabilecekti. Diğer taraftan ambargo nedeniyle İran’a mal satamayan veya oradan petrol ve doğal gaz alamayan Batılı ülkeler bozulan ekonomileri için bir pazar arıyorlardı ve söz konusu anlaşma buna imkan verecek.
ABD ve Batı için en önemli konulardan biri İran’ı uluslararası toplumun içine dahil etmek, Batı ile temasta olmasını sağlamak ve uzun vadede İran’a nüfuz ederek etkilemektir. Zira İran’a uygulanan ambargo ve tecrit, ülkede birleşmeyi, birliği, yurtseverliği ve emperyalizme karşı koymayı hep artırmıştır. İran’a ambargo uygulayarak ve onu uluslar arası toplumdan tecrit ederek bir şey kazanılamayacağını gören ABD sorunu çözmek için İran ile temasta bulunmayı bir çözüm şekli olarak kararlaştırmış ve uygulamıştır. Her zaman teması muhafaza etmek, teması kesmek ve tecritten önemlidir. Karşı tarafın ne yapacağını ancak teması muhafaza ederek öğrenirsiniz. En önemli harp prensiplerinden biri düşmanla temasın muhafaza edilmesidir. Temasınız yoksa karşı tarafın ne yaptığını tam olarak bilemezsiniz ve karşı tarafa nüfuz edemezsiniz. ABD ve Batı söz konusu anlaşma ile uzun vadede İran toplumuna nüfuz etme olanağını da elde etmişlerdir.
Bu işten memnun olmayan ülkeler de bulunmaktadır. İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini bunlar arasında sayabiliriz. İsrail’in hedefi İran’ın nükleer tesislerini bombalamaktı. Ancak ABD ve Batı buna izin vermedi. İsrail ve Suudi Arabistan, İran tehdidinin daha da artacağı konusunda tedirgin ve ABD’ye bu anlaşma dolayısıyla kırgın.
Diğer taraftan İran’da da iki ayrı grup var. Gruplardan birisinin lideri Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani. Bu grup Batı ile temas ve işbirliğinden yana ve bu işbirliğinin İran’a zarar veremeyeceğini değerlendiriyor. İkinci grubun lideri Ahmedinejad. İkinci grup Batı ile temasın İran’ın birliğini bozacağını düşünüyor ve işbirliğine şiddetle karşı. Şimdilik Ruhani grubu kazanmış görünüyor fakat seçimlerde hangi grubun galip geleceğini bilemeyiz.
Bir de Türkiye gibi ülkeler var. Daha doğrusu Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konudaki görüşleri var. Türkiye’nin bu anlaşmayı memnuniyetle karşıladığı belirtiliyor ancak İran’ı bölgenin en güçlü ülkesi haline getirecek ve yabancı yatırımları çekerek gelişecek İran ekonomisi Türkiye için bir rakip haline gelecek. Batı ülkelerinin şirketleri İran’da yatırım yaparken bizim şirketlerimizin bu konudaki faaliyetlerini maalesef çok gecikmiş bir hareket olarak gördüğümü de söylemeliyim.
Bölgemizde yeni bir dengenin oluşacağını , bölge devletlerinin bu denge içinde yeniden şekilleneceğini ve İsrail’in bu anlaşmanın yürütülmesini önlemek için değişik planları devreye sokacağını beklememiz gerekiyor.
Yorumlar (0)
17°
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P