banner1199

banner1202

banner1197

banner1203

04.05.2017, 13:18

Küreselleşme çökerken Türkiye Rusya mutabakatı

1980-1990’lı yıllarda, medyada en çok duyduğumuz sözcük küreselleşmeydi.

Küreselleşme uluslar arası tekellerin ortaya koyduğu neoliberal hegemonyanın dünya ölçeğinde uygulanmasıydı.

Büyük sermayenin önündeki tüm engeller kaldırılacak, sosyal harcamalar kaldırılacak, işçi ücretleri azaltılacak, şirketlere uygulanan vergiler düşürülecek veya kaldırılacak, emek piyasası esnekleştirilecek, çalışanların ortaya koyacağı itiraza karşı yurt dışından emek ithal edilebilecek.

Bu ilkelerin uygulanmasına karşı direnen ulus-devlet yöneticileri tasfiye edilecek.

Arap Baharı, Yugoslavya, Libya, Afganistan, Irak, Suriye savaşları, küreselleşmenin gereği olarak çıkartılan savaşlardı.

Ulus-devletleri şehir devletlerine dönüştürme savaşlarıydı.

Ancak, 2008 yılından itibaren neo-liberal ekonomi ve onun hegemonyası yapısal krize girdi.

Çin gibi devasa bir ulus-devletin parçalanması hemen hemen imkansızdı.

Çin’de meydana getirilen aşırı üretim, Amerikan hegemonyasını tahrip etti.

Rusya ve Çin ulus devletlerinin ortaya koydukları ittifak, Asya’da meydana getirilen üretimin güvenliğini sağladı ve neoliberal hegemonyanın karşısına dikildi.

Dünya dengeleri hızla değişmeye başladı. Amerika’nın müttefikleri Amerika’dan ayrılma sürecine girdi. Rusya/Çin ittifakına doğru yöneldi.

Bize gelince, içinde bulunduğumuz coğrafya ve bu coğrafyanın gerçekleri; Avrasya Türkiye birlikteliğini zorunlu kılıyordu, kıldı.

Türkiye Rusya, ya da Erdoğan Putin mutabakatı; yukarıda anlatmaya çalıştığım mecburiyetlerin ortaya koyduğu bir sonuçtur.

Çünkü neoliberal hegemonya bize, borç, işsizlik, siyasi istikrarsızlık, huzursuzluk ve terör olarak yansıdı.

Rusya ve Çin’i mat edecek jeopolitik bir satranç oyununda Batı mat oldu.

Rusya Türkiye mutabakatı, bölgemize barışı getirecek, neoliberal hegemonyaya karşı koyacak, bir iklimi yaratacaktır.

Bu mutabakatın ekonomik sonuçlarından ziyade, siyasi sonuçları önemlidir.

Aynı mutabakat; İran, Irak, Suriye ile tekrarlanması bölgeye huzur ve ekonomi getirecektir.

Elbet bir küreselleşme olacaktır. Ancak bu geleceğin küreselleşmesinin kurallarını, Amerikan belirlemeyecektir.

Ulusların birbirlerinin çıkarlarına saygı duyduğu bir küreselleşme insanlığın arzusudur.

Bülent Esinoğlu
[email protected] 
Yorumlar (1)
Adil Aydın 3 yıl önce
Küresel barışın kılavuzu, Mustafa Kemal Atatürk Doktrini. Her ülkenin kendi yapısına uygun Milli Demokratik Devrimler yapması ile " Dünyada Barış " tesis edilir.
12°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P