Suçüstü yakalananların telaşı


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

11 Ağustos 2017, 11:48

Murat İnce arkadaşımız, bazı Alevi örgütleri temsilcilerinin “adalet nöbeti” eylemi yapan HDP’lileri ziyaret etmesini eleştirdi. Bunun üzerine nasırına basılmış gibi bağrışmalar ve hakaretler içeren çok sayıda açıklama ard arda geldi.

Öncelikle şunu saptayalım: İnsanlığın önem verdiği bazı değerleri yüksek sesle ve sık bir şekilde tekrarlamak hiç kimseyi haklı yapmaz.

Bir Parti, topluluk veya kişi, “hapse düştüm, mağdur oldum, adalet istiyorum” dediği zaman otomatik olarak haklı konuma yükselmez.

Aynı şekilde Aydınlıkçılara saldırı korosuna katılanların dillerinden düşürmedikleri, “Aleviler olarak bin yıldır zulme uğradık. Zalime karşı mücadele ettik. Haksızlığa uğrayanın yanında olduk” sözleri de onların HDP’ye destek eylemini haklı çıkarmaz.

Tam tersine genellikle yanlış bir iş yapanlar veya haksız konumda bulunanlar, bağırıp çağırarak ve başkalarını suçlayarak kendilerini temize çıkarmaya çalışırlar.

Onun için herhangi bir eylemi değerlendirirken sözlere değil, eylemin bizzatihi kendisine bakmak gerekir.
 
Derenin taşı ile derenin kuşunu vuranlar

Bazı örnekler verelim:

ABD, dünyanın dört bir yanında ülkeleri işgal edip orada yaşayan halklara hayatı zindan ettiği eylemlerini gerçekleştirirken en çok; “insan hakları”, “barış”, “demokrasi”, “diktatörlere karşı mücadele”, “özgürlük” ve “Halkların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” gibi olumlu değerleri dillendirmiştir.

Bu sözcükler, dünya halklarının tarih içinde büyük mücadeleler vererek, bedeller ödeyerek hayat verdiği değerlerdir.

9 Ağustos tarihli gazetelerde yer alan bir haber: Malezya’da bir bakan konuşmasında “Ateistlerin varlığı insan haklarına aykırıdır” demiş. Kendisi gibi inanmayan insanları, insan olarak görmüyor. Sadece kendisi “insan”… Onun için onun inancını benimsemeyen ve bunu ifade edenlerin varlığı ona yönelik en büyük saldırı oluyor.

Görüldüğü üzere “insan hakkı” kavramı bu örnekte görüldüğü üzere en temel insan hakkı olan “yaşama hakkı”na karşı kullanılabiliyor.

PKK’nın en çok kullandığı sözcüğün “Barış” olması da aynı şekildedir.
 
Kim mazlum, kim zalim!

Şimdi gelelim bir eleştiri üzerine kendinden geçip her türlü yalanı söyleme ve en ağır hakaretlerle saldırma hakkını kendilerinde gören “Alevi temsilcileri”nin eylemine.

Aslında burada suçüstü yakalananların telaşını görüyoruz.

Ziyaret ettikleri Parti HDP…

HDP, PKK’nın yasal Partisi… Bu gerçeği artık HDP bile gizlemiyor.

PKK, Obama’nın deyişiyle ABD’nin “sahadaki kara gücü”.

ABD, PKK’ya son üç ay içinde 1000 Tır’ın üzerinde ağır silah verdi. Suriye’nin kuzeyinde 10 adet askeri üs inşa etti. PKK ile birlikte şu anda aynı mevzilerde bulunan yaklaşık 3000 kadar askeri var.

Bütün bunların ne demek olduğunu anlamak için ise, ABD’nin son 27 yılda bölgedeki askeri faaliyetleri sonucu yaklaşık dört milyon bölge insanının öldüğünü hatırlamak yeter.

HDP eylemine destek veren Alevi örgütleri temsilcilerinin gözünde, bu dört milyon insanın “tavuk” mesabesinde olduğu anlaşılıyor.

Tıpkı PKK’nın, 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra tek yanlı olarak ateşkesi bitirip, ABD’nin koridor planı yürüsün diye, çoğu 18 yaşın altında yaklaşık 7000 bölge insanın ölümüne yol açmasına ses çıkarmadıkları gibi…

Dünyanın hiçbir ülkesi; bir elinde silah tutarken, diğer yandan yasal olanakları kullanan bir Partiye “demokrasi” adına müsaade etmez.

Dünyanın hiçbir ülkesi, sırtını emperyalistlere dayayarak ülkesine karşı savaşan bir örgütün, aynı zamanda yasal parti olarak faaliyet göstermesine “özgürlükler” adına müsaade etmez.

Bu konuda müsamaha gösterenler, emperyalizme karşı dik duramadıkları için bocalamaktadırlar. Zaaf içindedirler. Ve ülkenin ödemekte olduğu bedeli daha da ağırlaşmasına yol açarlar.

Ve hiç kimse “ABD’nin kara gücü”nü mazlum sınıfına koyamaz!

Dünyanın en büyük zalimi ABD’dir. ABD’nin kanatları altında binlerce yıldır birlikte yaşadıkları kardeşlerine saldıranların en hak etmedikleri sıfat ise “mazlum”dur.
 
Hiç kimsenin “yalan söyleme, çamur atma hakkı” yoktur!

Hiç kimse sıfatı ne olursa olsun Alevileri, “emperyalizmin kara gücü”nün destekçisi durumuna düşüremez.

Hiç kimse sıfatı ne olursa olsun, “Alevilik İslam dışıdır” diyerek bu Cumhuriyetin ve bu milletin temel taşlarından olan bir topluluğu, kendi ülkesine ve milletine yabancılaştırma hakkına sahip değildir.

Şu anda taşıdığı sıfat ne olursa olsun hiç kimse, son yarım yüzyıl içinde bütün gerici saldırılara karşı her zaman Alevi halkımızın yanında olan Aydınlıkçıları yalan ve iftiralarla karalayamaz.

Attıkları çamur döner kendilerine yapışır.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.