banner1199

banner1202

banner1197

banner1203

11.05.2015, 17:38

Türkiye'nin yakın tarihini yordamak -1

İsterseniz önce “yordamak” nedir ondan bahsedelim.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ yordamak ”kelimesi şöyle açıklanmıştır.

Yordamak; -i Bilinen veya gözlenen durumlardan yola çıkarak bilinmeyen veya gözlenmeyen durumlar hakkında tahminde bulunmak

Anlam bu kadar net ve açıkken ayrıca bir izaha gerek var mı?
Gelin şimdi, Türkiye’nin yakın zamanlarında yaşadıklarını yordayalım.

*****

Televizyonları açınca ekranda sadece kimleri görüyorsunuz?
AKP’li Sayın Davutoğlu’nu,
AKP adına dolaştığı bilinen Sayın Cumhurbaşkanını…
Amerikalı seçim firmasının sizlere alkışlattığı neoliberal YENİ CHP’yi.
YENİ CHP’nin yönetim kadrolarının desteklediği HDP’yi.
Birde, siyaseten uzak duran siyasetçi, Sayın Devlet Bahçeli’yi görüyorsunuz değil mi?

*****

Türkiye’nin 1999 -2015 yılları arasında yaşadığı siyasi ve sosyal olayları yordamak isterken, olayların daha iyi daha iyi anlaşılması içinde o yılları evrelere ayırarak izah etmenin daha faydalı olacağını umuyorum.
1- 1999- 2002 evresi,
2- 2003-2009 evresi,
3- 2010- 2013 evresi,
4- 2014 – 7 Haziran 2015 evresi
5- Haziran 2015 sonrası evre

1999-2002 EVRESİ

Vatan Partisinin Marmara bölge toplantısında Sayın Yaşar Okuyan, çok enteresan şeyler anlatmıştı.
“Keşke şimdi üç ekranı olsa da sahneye yerleştirsem ve ANAP- MHP-DSP koalisyon hükümeti üzerine ve Türkiye üzerine oynanan oyunları eş zamanlı olarak sizlere gösterebilsem.” Demişti.
ABD tarafından Türkiye üzerine oynanan oyunları birinci ağızdan öğrenmek, bizler için adeta tarihe tanıklık etmek oluyordu.
Yaşar Okuyan yorulmadan bıkmadan saatlerce;
Kemal Derviş’in yapıp ettiklerini,
AKP’nin kuruluş sürecini,
Bahçeli’nin hükümeti dağıtışını anlattı durdu.

Bize anlattıklarını daha sonra Aydınlık Gazetesine röportaj olarak da verdi. Zaman zaman TV kanallarında da anlatı.

Bildiklerimizle okuduklarımız arasındaki boşlukları, Yaşar Okuyan’ın anlattıkları doluyor, Türkiye üzerinde oynanan oyunları öğrendikçe de tüylerimiz diken diken oluyordu.

Gazetelerden, televizyonlardan, kitaplardan öğrendiklerimizle,
Siyasetin, medyanın, ticaretin ve devletin içine sızan odakların yaptıklarını, pazılın azılı parçası gibi birleştirdikçe, Türkiye üzeri oynanan oyların vahametini bütün çıplaklığı ile kavrıyor ve görüyorduk.

CHP’nin başından uzaklaştırılan Deniz Baykal’ın yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilişi,
Devlet Bahçeli etrafındaki kadroların kasetlerle görevden uzaklaştırılmasının tesadüfi olmadığını görüyor ve düşünüyorduk.

Sayın Yaşar Okuyan kendi hükümet dönemini bizlere anlatıyordu.

Türkiye’de, Mayıs 1999 tarihinde DSP-MHP-ANAP üçlü koalisyonu hükümeti ile tanışırken aynı tarihlerde ABD’lilerin organize ettiği, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gazetecilerinde içinde olduğu bir grupun, Türkiye üzerine politikalar geliştirdiklerini söylüyordu.
Politik oyunu adı sonradan öğrenmiştik ve adı Büyük Orta Doğu Projesi idi. Yani BOP’du.
Sanırım aynı tarihlerde ABD’nin BOP planı hazırdı ve Türkiye’ye el atmak üzere siyasi sondajlara başlamıştı.
Oyun büyük oyundu.
Ulusalcı ve Atatürkçülerle bu oyun yürümezdi ve ABD BOP planını hayata geçiremezdi.
ABD’nin Türkiye planı çok basitti. Planın istekleri masum görünüyordu.
ABD muhataplarına “Siz iktidar olun, biz sizi destekleyelim.” Diyordu. Ama esas tehlike, ABD’nin vereceği destekte gizliydi.

Büyük emperyalist ABD’nin teklif önce Rahmeti Necmettin Erbakan’a iletildi, ancak kabul görmedi. Ardından rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na sunuldu, oradan da kabul görmedi. Çünkü teklifler Türk Devletinin ve Türk Milletinin aleyhineydi. İki liderinde millici damarları olduğu için, ABD’nin teklif ve isteklerini derhal reddedildi.
Ancak ABD pes edemezdi. Önerilerini kabul edecek birileri mutlaka vardı. ABD’nin gerçek niyetini perdeleyecek üç maddelik destek vaadi vardı.
ABD, Türkiye’yi düzenlemek istiyordu. Milli ordusunu ve Atatürkçü damarı kesmek istiyordu.
ABD’nin üç isteği şunlardı.
1- İsrail’in güvenliğine titizlik gösterilmesi,
2- ABD aleyhtarlığına son verilmesi,
3-Şiddete dayanan İslam yerine, Radikal İslam’dan uzaklaşarak ılımlı İslam’a yönelme önerisiydi.
Eğer bu teklifler kabul edilirse karşılığında şu üç destek verilecektir.
1- Uluslararası alanda her türlü destek,
2- Türkiye’de ve dünyada siyasi itibarlarının artması için her türlü basın desteği,
3- Desteklediği siyasetçilerin ve ekibinin önüne çıkacak ve engelleyecek her türlü unsurun bertaraf edilmesi.

ABD, aradığı siyasetçileri bulduğunda üçlü koalisyon devam ediyordu.
ABD, harekete geçmek için aradığı fırsatı bulmakta da gecikmedi. Türkiye, binlerce can kaybının yanı sıra, 18 milyar dolar civarında bir zarara uğradı. Devletin ekonomisi depremle sarsılırken, hemen ardından da Güney Amerika Ekonomik krizi patlak verdi. Üçlü koalisyon hükümeti iyice sarsıldı ve ekonomik gidişatı düzeltmek için IMF’den yardım talebinde bulundu ve stand-by anlaşması imzalamak istedi.

Bu sırada APO Türkiye’ye teslim edildi.

ABD derhal harekete geçti ve planını uygulamaya başladı. Stan-by nlaşma için bin dereden su getiren IMF, dilinin altındaki baklayı çıkarı verdi. Birileri hükümete (sanki IMF alacaklarını tahsil etmek üzere gelmiş) Kemal Derviş’i Türkiye Merkez Bankası başkanı olarak önerdi. Merkez Bankası Başkanı olmak için Türkiye’ye gelen Derviş, basın tarafından adım adım izlenmekte ve adeta övgülerle göklere çıkarılmaktadır. Hükümet üzerinde kamuoyu baskısı oluşturulurken ,Kemal Derviş adeta bir kurtarıcı olarak piyasaya sürülmüştür.

İyice cilalanıp köpürtülen Kemal Derviş hedef büyütmüş, hükümetle görüşme esnasında Ekonomi bakanı olmak istediğini söylemiştir. Çaresizlik içindeki hükümet , Derviş’i ekonomi bakanı olarak atamak zorunda kalmıştır.
Aslında o tarihten itibaren de 57 hükümet, Derviş’inde katılımı ile dörtlü koalisyona dönüşmüştür. Ülke ekonomik darboğazdan çıkmaya çalışırken kemerler iyice sıkılır. Zam yağmurları başlar.

Ekonomi Bakanı Kemal Derviş, bir ara ortadan görünmez, kaybolur. Türk Hükümeti kripto mesajlarla tüm elçiliklerine Kemal Derviş’i sormaktadır. Koca Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanı kayıptır ve devlet, bakanını bulamamaktadır.

Kemal Derviş tam on dört gün sonra ortaya çıkar. Ecevit’e ortadan kaybolmasının nedenini “aile sıkıntılar” olarak bildirir. Aslında Ecevit, Derviş’i bakan yaptığı için pişmandır.
57. hükümet ekonomiyi düzeltmek için dokuz kanun çıkarır. Sonra bu kanunlar on üçe tamamlanır.

Kemal Derviş, Yaşar Okuyan’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğu bakanlığa, Ekonomiden Sorumlu Bakanı olarak bir yazı gönderir ve hazinede para olmadığı için emekli maaşlarını ödeyemeyeceğini bildirir.
Yazıdan ne hükümetin, ne de Başbakan Ecevit’in haber yoktur. Bu haber kamuoyunda duyulursa koalisyon hükümeti düşecek ve ülke ikinci bir ekonomik krize girecektir.
Konu gizlenir ve kapatılır. Ancak Derviş hükümeti yıkmakta kararlıdır. Rahat durmaz ve hükümeti zora sokacak açıklamasını yapar. “Hükümet erken seçime gitmelidir.” Der.

Hükümet karışır. Yaşar Okuyan, Bahçeli de dahil, üç parti liderine ekonomik veri dosyaları hazırlayarak görüşür. Hükümetin önünde daha bir buçuk sene vardır ve ekonomide toparlanmaya başlamıştır. Erken seçime gerek yoktur.

Ama bu girişimleri nafiledir. Devlet Bahçeli hiçbir gerekçe yokken Derviş’i destekler ve Kasım 2002 de erken seçim tarihini ilan eder.

Acaba Devlet Bahçeli’ye birileri bir şey mi fısıldamıştır?

Çaresiz kalan hükümet erken seçim kararı alır.
Derviş, resmen hükümeti yıkmayı başarmıştır. Türk siyaseti Kemal Derviş’in elinde oradan oraya savrulmaktadır. Derviş, İsmail Cem’e parti kurdurtur ancak katılmaz gider CHP’ye katılır.
DSP seçimlerde darmadağın olur. Son derece düşük oy alır. MHP meclis dışı kalır. ANAP dağılır. Fazilet Partisi Anayasa Mahkemesince 2001 yılında kapatılır.

Meclise CHP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı AKP isminde yeni bir parti meclise girer.

CHP’den milletvekili seçilen Derviş 2005 yılında CHP’den de istifa ederek ABD’ye döner.

Dervişin gelmesi ile gitmesi arasında,

1- Hükümet istifaya zorlanmış ve başarılı olunmuş,
2- İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan DSP’den istifa ettirilerek yeni bir parti kurdurulmuş ve fakat Derviş bu partiye katılmamıştır.
3- ANAP dağıtılmış,
4- MHP meclis dışı kalmış.
5- DSP çökertilmiş,
6- Fazilet partisi Anayasa mahkemesince kapatılmış.
7- Faziletten ayrılanlar Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AKP isminde bir parti kurmuş ve iktidar olmuştur.
8- Dervişli Baykal’ın yönettiği CHP puan kaybederek de olsa meclise girmiştir.

Kemal Derviş şimdilerde yine CHP ile flört etmektedir. Kemal Kılıçdaroğlu, ile baş başa görüşmüş ve Kılıçdaroğlu tarafından bakanlığa getirileceği sözünü almıştır. Kemal Kılıçdaroğlu ile, CHP programındaki yenilemeleri de görüşen Kemal Derviş’in devreye girmesi sizce neye delalettir? Varın siz düşünün.

Bir sonraki yazıda 2002- 2013 Evresini değerlendireceğim.


Ömer Yıldız
ulusalkanal.com.tr
Yorumlar (0)
az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P