banner1199

banner1202

banner1197

banner1203

15.07.2016, 08:21

Türkiye’nin altına yerleştirilen el yapımı bomba

Mersin’de yakın bir gelecekte “Türkiye’de Suriyeli sığınmacı istemiyoruz” talebiyle gerçekleştirilecek büyük bir yürüyüşün hazırlıkları yapılıyor. Küçük bir araştırma, Türkiye’nin alışılmadık bazı gelişmelere gebe olduğunu ortaya koyuyor.

Suriyeli sığınmacılara yönelik bakış, büyük bir hızla değişiyor. 2011 yılında ilk sığınmacılar Türkiye’ye geldiği zaman halkta genel bir kayıtsızlığın yanısıra, Anadolu insanının zor duruma düşmüş insanlara gösterdiği geleneksel yardımcı olma tavrı sözkonusuydu.

Yıllar içinde Suriyelilere yönelik bakış değişti.  Bu değişimde Türkiye’nin hemen bütün şehirlerine dağılan Suriyelilerin davranışları önemli rol oynadı.

Suriyelilerin hiçbir vergi mükellefi olmadan ticaret yapabilmeleri, işyeri açabilmeleri özellikle esnaf içinde ciddi öfke birikimine yol açtı.

Hastanelerde sığınmacılara öncelik, sınav olmaksızın Suriyeli öğrencileri üniversitelere yerleştirmeler, milyonu geçen üniversite mezunu işsizken, sığınmacılardan meslek sahibi olanların öncelikle vatandaş yapılacağı ve iş verileceği vb yolundaki söylentiler, oluşmakta olan büyük tepkinin nedenleridir.

Türk işçisinin aldığı ücretin yarısına çalışmaya hazır Suriyelilerin varlığı, çok ciddi bir işsizlik nedeni olmuş durumda. İşverenler doğal olarak sigorta yapma zorunluluğu olmayan ve çok düşük ücretlere çalışmaya razı Suriyelileri tercih ediyor. İki Suriyeli işçi bir Türk işçisini işinden ediyor.

Aynı şekilde herhangi bir ikametgah kaydı olmayan yüzbinlerce Suriyeli, deyim yerindeyse soruşturulamayan suçların sahipleri olarak elleri kollarını sallaya sallaya dolaşabiliyorlar.

Suriye’den herkes gelmedi. Gelenler genellikle rejime karşı savaşan dinci terör örgütlerine yakın duran insanlar. Yani Suriye halkının en geri kesimleri… Kültürel olarak ortalama Anadolu insanından çok farklılar. Atatürk Devrimini yaşamış Cumhuriyet insanını kafir olarak gören bir bakış açısına sahipler.

Daha önemlisi kim olduklarının araştırılmasının mümkün olmadığı koşullarda Suriyeli sığınmacılar, terör örgütleri mensupları için çok iyi gizlenme olanağı sunuyorlar.
 
“Dimyata pirince giderken…”

Bütün bu olgular giderek derinleşen ekonomik kriz ile birleşince halktaki tepki de gözle görülür bir şekilde artmaktadır.

Tam bu sırada Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’deki üç milyon Suriyeliye vatandaşlık verileceği yönündeki açıklaması, deyim yerindeyse yangına benzin dökmek anlamına gelmiştir.

Son on gün içinde Urfa, Gaziantep, Konya ve İstanbul’da, Suriyeli sığınmacılar ile halk arasında ciddi çatışmalar oldu. Can kayıpları yaşandı. Beyşehir’de bulunan Suriyeliler kenti terk etmek zorunda kaldı.

Tayyip Erdoğan’nın Suriyelilere vatandaşlık verme niyetinin ardında iç politik hesaplar bulunuyor. Halk bu gerçeğin farkında. Bu da öfkeyi daha da büyütüyor.

Ama Tayyip Erdoğan “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olacak” gibi görünüyor. Suriyelilere vatandaşlık belki Tayyip’e biraz oy getirecek ama Türk seçmenden çok daha fazlasını kaybedeceği açıktır.
 
Provokasyona açık zemin

Mersin Adana, Gaziantep, Urfa ve Hatay gibi iller başta olmak üzere Suriyeli mültecilerin çok yoğun olarak yaşadığı yerlerde gözle görülür bir öfke birikiyor.

Sığınmacılara duyulan öfke,sosyal medyada en çıplak haliyle dile getiriliyor. “Türkiye’de Suriyeli Mülteci istemiyoruz” konu ile ilgilitepkinin en hafif ifadesi durumunadır.
Yabancı düşmanlığının en kaba haliyle yapıldığı değerlendirmeler çok yaygın bir şekilde dillendirilebilmektedir.

Bu gelişme büyük toplumsal patlamalar açısından son derece elverişli bir iklim yaratmaktadır.
                       
Çözüm: Şam ile el sıkışmak

İşte bu koşullarda Tayyip Erdoğan’ın iç politik hesaplarının sonucu olarak yaptığı “Sığınmacılara vatandaşlık” açıklaması soruna bir çözüm getirmek bir yana adeta Türkiye’nin altına dinamit yerleştirme anlamına gelmektedir.

Soruna doğru çözüm, Ankara ile Şam’ın el sıkışarak Suriye’de terörü bitirmesi ve Suriyelilerin güvenlik içinde evlerine dönmelerini sağlamaktır.

Ankara ile Şam’ın el sıkışması altı ay gibi bir süre içinde hem yobaz terörünü, hem de etnik terörü bitirir. Suriye Ordusunun ülkenin her tarafında güvenliği tesis etmesini sağlar. Ve bu durumda da Türkiye’de bulunan Suriyelilerin büyük çoğunluğunun yurtlarına dönmesini sağlar.

Bu koşullarda da Suriye’ye dönmek istemeyecek küçük bir kısmı açısından ise Türkiye, rahatlıkla diğer yurttaşlar gibi yaşamasını sağlayacak tedbirler alabilir.

AKP iktidarı ise bu kadar önem arzeden konuda hâlâ ayak sürümektedir. Oysa Suriyeli sığınmacı sorunu, güvenlik açısından bugün, her zamankinden daha fazla önem arzeden bir durumdadır.
 
Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Yorumlar (1)
Adil Aydın 4 yıl önce
Vatandaşlığa geçince isyana ( terör ve kaos ) bizde de devam ederler. İçlerindeki " mossad tohumları " beklemede.
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P