“Müslüman mahallesinde salyangoz sattık”

Mesut Süre

Mesut Süre



25 Mart 2015, 15:31

  Son zamanların popüler "Dev gibi" komedyeni ve radyo programcısı Mesut Süre ile dünden bugüne hayata dair ne varsa konuştuk. Sorularıma soğuk bir kış gününde sıcak ıhlamur eşliğinde bıkmadan samimi bir şekilde cevap veren Mesut Süre, " Seviyorum yani hayatı yaşamayı. Hiçbir sorunu yok dışarıdaki Mesut’un; parası var, arkadaşları var, her şeyi var…. Bir insanın hiç mi sorunu olmaz ya?" diyor!


• Ben biraz daha geriden başlayalım istiyorum. Anadolu Üniversitesi’nde işletme okuyordun ve radyoculuk nasıl başladı?
Üniversitenin kendi radyosu vardı: Radyo A. Orada 3 sene radyo programcılığı yaptım ve bildiğim her şeyi ilk patroniçem Özlem Ataman’dan öğrendim. Bu zehri bir kez tadınca işi devam ettirmek istedim. İstanbul’a ilk geldiğimde kendi programımı yapma hayalim vardı ve bir sürü tanımadığım arkadaşım olsun istiyordum. Hepsi de gerçek oldu.

• Bugünkü takipçilerinin büyük oranda oluşmasında etkili olan Rock FM’deki ‘Rabarba’ macerandan bahset biraz…
Türkiye’de bir Rock müzik radyosu olması şu anki garabet durum düşünüldüğünde zaten bir ütopya. Onun ayakta kalması çok zor bir şey; biz bunu becerdik. Aslında Müslüman mahallesinde salyangoz sattık diyebilirim. Normalde Rock FM dinleyicileri müzik dinlemek; Queen, Pink Floyd dinlemek isterler. Sen üç cümle edersen katlanırlar, dördüncü cümlende sana sinirlenmeye başlarlar. Biz anons başına 8-10 dakika konuşup ilk başlarda tepki göre göre bu işi Rock FM’de oturttuk. Aslında Rabarba’daki formatın şöyle bir hikayesi var; normalde bir radyo dinleyicisi sabit bir radyocu dinlemek ister. Ama ilk başlarda sponsor, reklam geliri gibi şeyler olmadığı için maddi olanaksızlıklardan dolayı haftanın her günü gelecek, sabit bir konuğa para ödeyemeyeceğim için her gün başka bir konuk çağırdım. Haftada bir gün gelsinler ve bedava gelsinler diye. Olanaksızlıklar bizi bambaşka bir format olan bu günkü Rabarba formatına götürmüş oldu. Bu olay oturmaya başlayınca da hepsinin ayrı ayrı kitleleri oldu: Kemal Ayça için pazartesileri bekliyorlar, Fazlı Polat için cumaları bekliyorlar gibi… Şimdi bu şekilde Rabarba’nın 230 bin dinleyicisi var.

“Bana ne?”

• Programı yapmaya başladığın ilk zamanlarda gerek sosyal medyadan gerek programa bağlanan telefonlardan olumlular olduğu kadar olumsuz tepkiler de geliyordu. Neşeli gülüşüne bile takanlar vardı. Ne diyorsun?
Bence sosyal medyanın şöyle bir gücü oldu; herhangi birinin karşısına geçip söyleyemeyeceğin şeyi yazıp yayınlayabilecek konuma geldin. Bu noktada da saygı es geçildi ve ben bunun farkına vardıktan sonra dikkate almamaya başladım. Sonuçta seni eleştiren kim, bir de ona bakmak lazım. Bir cahil sana istediğini söyleyebilir. Ama bunları aştık, şu an %90 sevenimiz, %10 sevmeyenimiz vardır ve bu bir rock radyosunda sürekli konuşan bir adam için çok iyi bir oran. 3-4 senedir aklıma bile gelmiyor kötü yorumlar. Bana ne?

• Uzun bir süre boyunca program sabah 7’de başladı ve sen sabahın o saatine göre fazla enerjik ve mutluydun. Bir sırrı var mı bu işin?
İnsanların sevdikleri işi yapmaları çok küçük bir olasılık ve ben elimdeki şansın farkındaydım. Ben yalnızca sevdiği işi sabahın 7’sinde yapmak zorunda olan bir adamdım, bundan da çok şikayet edemezdim. Çünkü yayın için sabah 6’da yollara düştüğümde sonuçta yollar, otobüsler doluydu. Demek ki benim gibi milyonlarca var, şikayet etmemeliydim. Yayındaki enerji işimi sevmekten geliyor, bir de zaten ben normalde de yerinde duramayan bir adamım.

“Sabahın canı cehenneme, uyuyorum ben ya!”
• Programı dinleyen birinin ilk dikkatini çekecek şey sanırım konuklarınla sohbetlerdeki rahatlığınız. Aslında arka tarafa bakarsak programın ne kadarı planlı, ne kadarı doğaçlama?

Rabarba’da biz konuklarımla bunu arada mı konuşmuştuk yayında mı diye şüpheye düşeriz. Benim için doğru matematik budur. Yayın ve gerçek hayat aynıysa bu his dinleyiciye de ulaşıyor zaten. Yani genel yayıncılık kuralları dışında her şey doğaçlama ilerliyor.

• Son 1 yıldır da ‘Rabarba’ 17.00’de yayına başlıyor. Takipçileri sabah da akşam da bekliyor, dinliyor. Peki sen sabah programını mı tercih edersin, akşam programını mı?
Sabahın canı cehenneme! Uyuyorum ben ya! Bir daha dönmek istemem sabah yayınına.

• Biraz da stand up maceran ve gösterin ‘Siz Hepiniz Ben Tek’ten bahsedelim…
İstanbul’a ilk geldiğim zamanlarda açık mikrofon geceleri vardı. Bir sürü ‘Ben yaparım’ diyen amatör stand up sanatçısı arka arkaya onar dakika sahne alıyordu. Bir gece ben de Vedat Özdemiroğlu’nun ardından çıktım, çok da kalabalıktı o gece. Bir kadın vardı izleyiciler arasında, o bana bir güldü. Mekanda belki 100 kişi vardı ama ben sadece o kadına bakarak anlatmaya başladım, dedim bir gülen buldum oradan yürüyeyim bari. İlk sahne heyecanımı bu şekilde yendim. O geceden sonra bu işten büyük zevk aldığımı fark ettim. Radyo programı rayına oturup bir kitle oluşmaya başlayınca hepsini bir araya getirip harmanlamak istedim. 7 sene oldu; her Cuma saat 22.00’de Beşiktaş'ta, her cumartesi aynı saatte Kadıköy'deyim.

“Korkmayın! Bu tatlı-interaktif bir oyun”

• Stand up gösterin programdaki gibi doğaçlama ilerleyen bir sohbet mi, yoksa ciddi bir oyun diyebilir miyiz?
Stand up tabii ki planlı metni olan bir iş. Ama ben sahnede seyirci ile fazlaca diyalog halindeyim. 40-45 dakika yazılı metnim varsa bir 30 dakika da insanlarla laflıyoruz. İnteraktif bir oyun yani. Ama kesinlikle korkmasınlar, tatlı bir interaktif. Herkes konuşuyor ve çok mutlu ayrılıyor.

• Oyun ne kadarda bir güncelleniyor, başından geçenleri düzenli olarak ekliyor musun?
15 dakikalık sağlam bir stand up gösterisinin oturması 6 aydır, belki daha bile fazla. Benim gösterime her ay 3-4 yeni hikaye ekleniyor, totalde ise 2-3 senede bir tamamen yenileniyor oyun. Ama zaten çokça interaktif olduğu için her gösteride farklı şeyler illaki çıkıyor.

• İşleri dışında; dışarıdaki Mesut Süre neler yapar, nasıl yaşar?
Eskişehir’den getirdiğim 10-12 yıllık olanlarla ve radyoda ağırladığım arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Dışarıda olmayı, eğlenmeyi seviyorum. Beni buralarda herhangi bir yerde eğlenirken görebilirsiniz, sabahın altısında yatıyorum. Ara sıra kısa süreli ilişkilerim oluyor. Böyle bir hayatım var. Seviyorum yani hayatı yaşamayı. Hiçbir sorunu yok dışarıdaki Mesut’un; parası var, arkadaşları var, her şeyi var…. Bir insanın hiç mi sorunu olmaz ya?

“Kim masadaki güzel kızı gülümsetmek istemez ki?”

• Hep böyle sıcakkanlı ve girişken biri miydin?
Hep böyleydim. CEO da olsa karşımda gayet rahat ve herkesle konuştuğum gibi konuşurum, kimse kim bana ne? Ters tepki de veremezler cüsseden dolayı. Gençliğimde de böyleydim, arkadaşlarımı eğlendirmek, ilgi odağı olmak güzeldi. Merkezinde ilgi var tabii bu işin. Ayrıca kim masadaki güzel kızı gülümsetmek istemez ki?

• Bir stand up gösterin ve radyo programın olmasaydı, neyle uğraşırken görüyorsun kendini?
Çağrı merkezinde çalışırdım ya da satış sorumlusu falan olurdum herhalde. Yine insanlarla iletişim içinde olmak isterdim.

• Ne değişirdi sence hayatında?
Şu an gerçekten çok eğleniyorum. Eğlenerek hayatını kazanmak kadar güzel bir şey var mı? Böyle olmasaydı herhalde daha sinirli, darlanık bir adam olurdum. Bir de zaten büyüğüm, iki metreyim; döverdim bir sürü insanı :)

Editörden not: Mesut Süre'nin programı hafta içi her gün 94.5 Rock FM’de 17.00 – 20.00 saatlerinde yayında ve gülmekten tüm kaslarınızı ağrıtacak stand up gösterisi ise her Cuma 22.00 Beşiktaş'ta, her Cumartesi aynı saatte Kadıköy'de…

Cansın Çetin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.