2015 yılının Müslüman ülkeler açısından en önemli gerçeği


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

28 Aralık 2015, 19:21

Müslüman ülkeler, ABD’nin Bölgemizde yeni bir saldırıya geçtiği 2001 yılından bu yana büyük acılar çekiyorlar. Büyük bedeller ödüyorlar.
Afganistan’da 1 milyon kişi öldü. Orta Asya’nın bu kadim uygarlık ülkesi, İçine gömüldüğü Ortaçağ karanlığında işgalci güçlere karşı direnişi El Kaide ile yapmaya çalışıyor. Dram ve trajedi içiçe…
Irak’ta tam olarak ne kadar kayıp verildi, değişik kaynaklar değişik rakamlar veriyorlar. Değişik rakamların ortalaması 1.5 milyon.
Libya’da, ABD ve Fransız uçaklarının bombaları eşliğinde haydut çetelerine Libya’nın meşru hükümeti yıktırıldı. Onbinlerce insanın ölümünün ardından ülke, birbiriyle çatışma halinde olan 100 kadar çetenin egemenlik alanlarına bölünmüş durumda.
Yemen’de mezhep savaşları bütün şiddetiyle sürüyor.
Doğu’da Somali’den Batı’da Nijerya’ya kadar bütün Müslüman Orta Afrika Coğrafyasında şeriatçı terör örgütleri öldürüyor, yakıyor, yıkıyor.
Suriye’de ise ABD liderliğindeki emperyalist sistemin tam 15 yıldır yürüttüğü son Haçlı seferi kapsamındaki “Savaşların Anası” yaşanıyor.
Tarihin tanık olduğu en büyük vahşetlerden birinin sahnelendiği Suriye’de, etnik ve dinsel farklılıklar temelinde bölünmüş bir ülke yaratılmak isteniyor.
Ama bunun için önce etnik ve dinsel-mezhepsel “temizlik” gerekiyor.
Taşeronlar bu görevi üstlenmiş durumdalar. IŞİD, ÖSO, El Nusra, Fetih Ordusu, PKK (PYD) bu görevle sahneye salınmış durumdalar.
Görevini yapanlardan bazıları iş bitince temize havale edilecek. Şu anda işi bitmiş gibi görünen IŞİD. IŞİD’ın gerekli temizliği yaptığı yerlere PKK ve diğerleri yerleştirilecek.
Planlar böyle. Ama hiç şüphe yok ki emperyalist planlara Müslüman halkların da bir cevabı olacak.
Müslüman ülkeler ve halklar yaşadıkları bütün bu acı deneylerin içinden çok önemli dersler çıkarıyorlar.
Geleceğin dünyası bu dersler ışığında şekilleniyor.

Suriye’deki direnişin sırrı
Mehmet Faraç 24 Aralık tarihli Aydınlık gazetesindeki köşesinden çok anlamlı bir soru sordu:
“Nusayri olan Esad, nüfusun yüzde 80’i Sünnilerden oluşan bir ülkede halk desteğini nasıl yanında tutabiliyor?”
Nusayriler Suriye nüfusunun yüzde 12’sini oluşturuyorlar. Bir o kadar Hristiyan ve Dürzi nüfus var.
Din ve mezhep bileşimi kabaca bu şekilde olan Suriye, tam beş yıldır. ABD’nin başını çektiği kapitalist emperyalist sistemin dinci teröristleri kullanarak yürüttüğü saldırıya karşı direniyor.
Arkada kalan yıllarda dünyanın 84 ülkesinden 80 bin terörist; Türkiye, Ürdün ve Lübnan üzerinden Suriye’ye sokuldu. Ellerinde en modern silahlar vardı.
Para sorunları hiç olmadı. Suudiler ve Körfez Şeyhleri bütün güçleriyle arkalarındaydılar.
İşte bu tablo içinde Mehmet Faraç’ın sorusu anlam kazanıyor. Nasıl oldu da 25 milyonluk Suriye, Dünyanın en büyük emperyalistinin bütün gücüyle ve her türlü aracı kullanarak yürüttüğü bu saldırıya direnebildi.
Ezici çoğunluğu Sünni olan Suriye halkı nasıl oluyor da Nusayri kökenli Beşar Esad’ın önderliği altında tam beş yıldır sımsıkı birleşiyor ve savaşıyor?
İran ve Suriye, özellikle Libya’da yaşananlardan sonra kendileri açılarından gerekli dersleri çıkardılar ve en başından beri Suriye Hükümeti’nin arkasında durdular. Ama bu iki ülkenin de savaşa aktif olarak dahil olması son bir yılın gelişmesidir.
Kısacası çeşitli din, mezhep ve etnik gruplardan oluşan Suriye halkı Esad liderliğindeki Suriye Hükümetinin arkasında sımsıkı birleşti ve direndi.
İşte bu birliğin ve direnişin nedenleri üzerinde durmak son derece önemlidir ve önümüzdeki muhtemel gelişmeler açısından ışık tutucudur.

Laik ve milli devlet
Bu sorunun tek cevabı vardır:
Baas Partisi’nin yönettiği Suriye, laiklik temeline oturmuş bir milli devlettir.
Laik Suriye milli devletinde insanlar, her şeyden önce eşit yurttaştır. Yani hiç kimseye etnik kökenine veya dini inanışına göre muamele edilmez.
IŞİD’ın hakim olduğu yerlerde İslam’ın selefi yorumunu savunmuyorsan yaşama şansın yoktur. Selefi değilsen kanın helal, malın ganimet, kadın isen ve eğer öldürülmemişsen köle ve cariyesin.
PKK (PYD)’nin hakim olduğu bölgede ise Kürt değilsen önündeki tek tercihin bölgeyi terk etmek olduğu sana çok çeşitli yollarla “anlatılır”. Sonuç etnik temizliktir.
İşte bütün bu tablo içinde Suriye Hükümetinin hakim olduğu yerlerde, çeşitli etnik gruplardan ve dinsel inançlardan Suriyeliler, Hükümetten yana herhangi bir endişeye kapılmadan bir arada yaşamaya devam edebildiler.
Böylesine koşullara sahip olmanın nasıl bir “kazanım” olduğunu, ülkenin diğer yerlerinde yaşananlarla karşılaştıran Suriyeliler, işte bundan dolayı aralarındaki etnik ve dinsel farklılıklara bakmaksızın omuz omuza vatanlarını savunuyorlar.

2015’in dersi
Suriye’de yaşananlar, Müslüman halklar başta olmak üzere gelişmekte olan dünyanın bütün milletlerinin önüne çok önemli bir gerçeği koymuş oluyor.
Emperyalizmin “böl ve yönet” politikasına ancak milli ve laik politikalarla direnilir.
Etnik ve dini aidiyetler temelinde örgütlenmeyi “en büyük insan hakkı” olarak propaganda edenler, en başta o kullanmak istedikleri etnik ve dini grupları felaketlere sürüklüyorlar.
Ortaçağa ait dinsel ve etnik yapılar geride bırakıldığı ölçüde insanlık barışa ve rafaha ulaşabilir.
Bütün Müslüman ülkelerde Milli Demokratik Devrimleri tamamlamak, Emperyalizmden bağımsızlık ve Ortaçağ ilişkilerini kökünden kazımak öğrenilmesi gereken en önemli ders olmaktadır.
Suriye halkının kan ve ateş içinde bütün Müslüman ülkelere ve halklara öğrettiği ders budur.
Bütün okuyucuların yeni yılını kutlıyorum.


Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
veysi göral - 2 yıl önce
"Planlar böyle. Ama hiç şüphe yok ki emperyalist planlara Müslüman halkların da bir cevabı olacak.
Müslüman ülkeler ve halklar yaşadıkları bütün bu acı deneylerin içinden çok önemli dersler çıkarıyorlar."demekte haklısınız. Yaşasın müslüman halkların emperalizme karşı savaşı yani.
Geleceğin dünyası bu dersler ışığında şekilleniyor.