banner1199

banner1197

banner1203

01.11.2014, 12:12

ABD’nin zaafı IŞİD stratejisine yansıyor

ABD’nin IŞİD stratejisi, üzerinde netleşilmiş bir strateji değil. Kaldı ki Kongre’deki oylama da Obama’nın açıkladığı stratejinin bir “uzlaşma” olduğuna işaret ediyordu.

Son dönemde Beyaz Saray’a yönelik güvenlik ihlallerinin artması, Obama’yı bu uzlaşıya mecbur eden etkenlerin başında geliyordu! (Gündemin daha az yoğun olduğu bir gün bu ihlalleri ve Obama’yı açıkça hedef alan hamleleri ayrıntılı işleriz.)

ABD içindeki “gerçekçiler” ile “müdahalecilerin” bir uzlaşısı olarak belirlenen strateji, her iki eğilim tarafından farklı noktalara taşınmaya zorlanıyor.

KORİDOR TARTIŞMASI

Uzlaşılan IŞİD stratejisi şu askeri temele dayanıyor: ABD sadece hava harekatı yapacak ve eğit-donat kapsamında seçtiği muhalifleri kara gücü olarak kullanacak.

Strateji siyasi hedef bakımdan ise şu temele dayanıyor: Öncelikli hedef Esad değil IŞİD. Vurucu güç “birliği sağlanacak” Kürt örgütleri olacak ve IŞİD’den boşaltılacak alanlarda Kürt hakimiyeti sağlanacak!

ABD ile Türkiye’nin IŞİD stratejisinde ayrışması işte bu siyasi hedef noktasında ortaya çıkıyor. AKP, tıpkı “müdahaleciler” gibi, IŞİD’le birlikte Esad’ın da hedef alınmasını Koalisyon’a tam desteğinin şartı yapıyor. AKP’nin güvenli bölge önerisi de “Türkiye’yi Kürtlerle büyütme” hedefinin bir parçası olarak masaya geliyor.

Dolayısıyla ana tartışma “Kürt Koridoru”nun varlığı noktasında değil, Koridor’dan beklentiler noktasında yürüyor.

ABD’DE İÇ ÇARPIŞMA

“Müdahaleciler”in sözcülerinden ABD’li Senatör John McCain’in “Obama’nın değil Erdoğan’ın stratejisi uygulanmalı” türü çıkışları bu çelişmeye ışık tutar niteliktedir. (Gerçekte hem güvenli bölge hem de eğit-donat konusunun fikir babası McCain’dir.)

Yine “kara harekatı” konusunda Pentagon ile Beyaz Saray arasında, Ankara’nın masaya getirdiği “güvenli bölge” konusunda da Dışişleri ile Beyaz Saray arasında, hatta Dışişleri’nin birimleri arasında ortaya çıkan farklılıklar bu önemli çelişkiye ışık tutmaktadır.

Hem ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey’in hem de Kara Kuvvetleri Komutanı Ray Odierno’nun, Obama’nın “kara harekatı olmayacak” sözlerine rağmen ısrarla her fırsatta “kara harekatı şart” demesi bu nedenle anlamlıdır.

Son olarak ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel’in yaptığı “hava saldırılarımız Esad’ın işine yarıyor” çıkışı da Pentagon’un bu ısrarına işaret etmektedir.
Dahası basına sızdırılan bir iç yazışma, çarpışmanın çerçevesini göstermektedir: Hagel Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’a gönderdiği iç yazışmada, ABD’nin Esad rejimi konusunda netleşmesi gerektiğini, aksi taktirde IŞİD stratejisinin çökebileceği uyarısını yapmaktadır.

ABD ARA DÖNEMİ EN AZ ZARARLA KAPATMAK İSTİYOR


Tablo böyleyken, yani ABD bile kendi stratejisinde netleşememişken, Türkiye’nin bu belirsiz stratejiye ne oranda uyum gösteremediğinin ve itiraz ettiğinin toplama yaptığı etki, belirleyici değildir!

Belirleyici olan, ABD’nin bir stratejide netleşemesinin asıl nedenidir: ABD güç erozyonu içinde!

ABD’nin bu zaafı, onu Ukrayna ve Suriye konularında ne savaş çıkarabilen ne de barış yapabilen bir konuma soktu.

ABD bu zaafı nedeniyle stratejik saldırı hamlesi yerine savunma hamlesi yapmaya çalışıyor:

1) Maliyeti düşürüyor: Kendi askeri yerine yerel güç kullanmaya çalışıyor.

2) İstikrarsızlığa (kaosa) razı oluyor: Böylece yeniden “doğrudan” müdahale edebilmenin zeminini açık tutmuş olmak istiyor.

3) Hedefi daraltıyor: Rusya, İran ve Esad’la doğrudan çatışmak yerine onları ikinci plana atıyor ve IŞİD üzerinden kendine ve araçlarına alan açıyor.

ABD’nin güç erozyonu zaafının en önemli göstergelerinden biri de İsrail’le yaşadığı sıkıntılardır. Son olarak Obama yönetiminden yetkililerin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya “ödlek”, “tabansız”, “alçak” gibi ifadeler kullandığı basına yansıdı. Zira ABD zayıfladıkça İsrail’in söz dinlememesi Washington’daki yetkilileri sinirlendirmektedir!

Bu tablo önemlidir. Çünkü hem ABD’yle birlikte taşeronlarının da zayıfladığına, hem de Türkiye’nin milli kuvvetlerinin büyük bir manevra alanına sahip olduğuna işaret etmektedir. Mesele değerlendirebilmekte.

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Yorumlar (0)