banner1199

banner1197

banner1203

09.01.2020, 07:49

Alacaklar hafife alınmamalı

Türkiye ekonomisinin çok sorunları var. Her birinin süreç içinde doğru adımlarla yol alınması gereken çözümleri bulunuyor. Fakat bunların içerisinde en acil çözülmesi gereken konu, alacak zincirindeki kırılma...

Bunun işsizlikten konkordatoya, bankalardan firmalara borç ödemekten mal alımında kısıntıya gitmeye kadar bir dizi sonuçları oluyor. Ne yazık ki bir tarafta artan vadeler, diğer tarafta aşırı kapasite yatırımları, öte tarafta kötü niyetliler bir yana alacağını tahsil edemediği için yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin etkisi zannedildiğinde büyük.

Nitekim mesele alacak sigortası alanında bile kendisini hissettirmeye başladı. Aon Türkiye CEO’su Ferhan Özay, yaptığı açıklamada “Alacak sigortasında fiyat ve ödenen tazminatlar arttı. Mesafeli yaklaşanlar olaylar yaşandıkça ilgi duymaya başladı. Kamu bu alanda da ön almak istedi ama sonuçlara bakınca sisteminin çok iyi bilinmediği görülüyor. Bu alandaki tanıtımı daha iyi olabilir” şeklinde bir açıklama yaptı.

Öncelikle gerek özel sigorta şirketlerinin, gerekse de kamunun sunduğu alacak sigortasının iyi niyetle sunulan olanaklar olsa da, piyasanın gerçeklerinden çok uzak, olması gereken düzeyde, lakin ihtiyaca karşılık vermeyen yapıda olduğunu söylemek gerekiyor.

Çünkü 180 gün vadenin sınır kabul edildiği, daha fazlasının çılgınlık olarak nitelendirildiği özel sektör kanadında da, sınır kaldırılarak batakçıya istemeden olanak sağlayan kamu uygulamasında da kimsenin bu topa girmesi mümkün değil.

Zira bir ara 24 ay vadelere yükselen, daha sonra konkordatoların artmasıyla 6 aylara kadar gerileyen, ama son dönemde piyasanın tıkanması ve düşen iş hacmiyle birlikte yeniden 12 ay ortalama çıkan cari hesapların, sigorta sistemiyle sorun olmaktan çıkarılması olanaklı gözükmüyor.

Belki de verilecek teşviklerin bir bölümünü bu yana yönlendirip, piyasadaki vadelerin kısılmasını sağlayacak, üreticiye, tedarikçiye nefes aldıracak önlemler gerekir. Çünkü konkordato süreçlerine bile bakarsanız, burada batak veren firmaya gelene kadar ortada para kalmayacağı açık.

Kamunun, bankaları da peşine takarak aradan çekilmesi, bir yasal düzenlemeyle piyasa alacaklarına öncelik verilmesini sağlayacak bir uygulama, hem finans sistemine konuşulmayan bir fırtınanın önünü kesecek, hem iç piyasada para dönmesini sağlayacak, hem de sübvanse edilerek vadeler azaltılırsa, ürün maliyetlerinin üzerindeki fiyat baskısı azalacağından enflasyonla mücadele gerçek bir katkı sağlayacaktır.

Fakat ne yazık ki günlük bir yaklaşım içerisinde kamu ve bankalar kendi alacaklarını kurtarmayı esas alırken, kırdıkları ödemeler zinciriyle yağmurdan kaçarken doluya tutulacağının farkında değil.

Alacaklar başlığını hafife almayın ve Türkiye’deki reel piyasaların gerçekleri bilerek çözümler üretin. Yoksa sonuçları sandığınızdan da büyük olur.

[email protected]

Yorumlar (0)