banner959

Bir kez daha Rusya YPG (PKK) ilişkisi üzerine


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

07 Aralık 2017, 11:19

Gazeteler, Deyruzor kenti yakınlarında Rus General Yevgeniy Poplaskiy ile YPG temsilcilerinin yaptıkları görüşmenin fotoğrafını yayınladılar.

Bunun üzerine malum çevrelerden, ‘Rusya’ya güvenmenin ne kadar yanlış olduğunun bir kez daha ortaya çıktığı’ yolunda sesler yükseldi.

Hatta ‘Eski müttefiklerimize kızıp Rusya ile sorunu çözmeyi düşünmenin ne kadar yanlış olduğu’ yorumları da yapılıyor. Böyle düşünenler ‘En doğrusu, Batı ittifakı ile sorunlarımızı tamir edip yolumuza devem etmektir” diyerek gerçek niyetlerini de açığa vuruyorlar.
 
Sırtında yumurta küfesi olmayan Rusya

Rusya’nın PKK olayına Türkiye ve Suriye gibi bakmadığı biliniyor.

PYD’ye temsilcilik açma izni verilmesi, Soçi’de düzenlenecek olan Suriye Halkları Kongresine yapılan davet  ve son olarak, ABD desteği ile Suriye’nin dörtte birini kontrol etmekte olan YPG ile üst düzeyde görüşme gerçekleştirilmesi ve bu görüşmenin dünya basınına servis edilmesi ise bu ülkenin PKK sorununa, Türkiye ve Suriye gibi bakmadığının gösteriyor.

Neden böyledir?

Çünkü PKK’nın bölücülüğü Rusya’yı doğrudan hedef almıyor. Rusya açısından PKK, ABD’nin kullandığı bir “enstrümandır.” Bölgedeki güç dengelerinin değişmesine bağlı olarak “enstrüman”ın el değiştirebileceğinin düşünüldüğü ve buna göre hareket edildiği anlaşılmaktadır.

Rusya, bu niyetini gizlemiyor da…

Burada üzerinde düşünülmesi gereken kritik nokta şudur: Rusya daha önce Suriye için bir Anayasa hazırlamak niyetinde olduğunu bir şekilde duyurmuştu. Soçi’deki Kongreye PYD (PKK)’yı davet etmek istemesi de aynı anlayışın sonucudur.

Sonuç olarak Rusya, Suriye’deki savaşın seyrinin değişmesinde çok önemli bir rol oynamış ülke olarak bu ülkenin kaderi üzerinde söz sahibi olduğunu düşünmektedir.

Yanlış da buradadır. Ama önemli olan bu yanlışın nasıl düzeltileceğidir.

Suriye, kendi topraklarında üniter yapıya ters düşecek her türlü düzenlemeye karşı olduğunu açıkladı. Bugün YPG tarafından kontrol edilen Suriye topraklarında da devletin kontrolünü yeniden tesis edeceğini duyurdu.

Ama Suriye, 6 yıllık yıkıcı bir iç savaştan geçti. Rusya ve İran gibi dostlarının desteği, bugüne gelmesinde çok önemli bir rol oynadı. Onun için bugün tavrını net olarak koymanın ötesinde temkinle hareket etmesi anlaşılır.
 
Belirleyici olan Türkiye

Burada önemli olan Türkiye’nin tavrıdır.

Suriye’de bugüne kadar yaşanan bütün olumsuzluklarda Türkiye’nin yanlış politikası tayin edici olmuştur. Emevi Camiinde bayram namazı kılmak rüyası görenler, sonuç olarak 500 bini aşkın Suriyelinin ölümüne, Beş milyon Suriyelinin mülteci durumuna düşmesine ve ülkenin dörtte birinin PKK kontrolüne girmesine neden oldular.

Bu politika Türkye’nin milli çıkarlarına aykırıydı. Uzun vadede esas zararı görecek ülke Türkiye olacaktı. Nitekim 2014 yılı ile birlikte bu gerçek kendini göstermeye başladı.

Ve Türkiye adım adım Suriye politikasını değiştirdi.

Sonuç: Şam Hükümeti ülkenin büyük çoğunluğunda kontrolü sağladı. IŞİD bitirildi. Diğer örgütlerle ateşkes sağlandı, görüşmeler sürüyor.
 
Ama Türkiye, Suriye konusunda atması gereken son adımı atmadığı için, hala ABD’ye PKK üzerinden bir manevra alanı bırakmış oluyor.

Mayıs ayından bu yana PKK’ya verilen 4 000 Tır ağır silah, terör örgütü’nün ABD ordusunun desteği ile önce Rakka, sonra Deyruzor kırsalını kontrol altına alması,  petrol ve doğal gaz açısından en zengin bölgelerin PKK’nın eline geçmesi ve PKK ile IŞİD arasında Suriye aleyhine varılan anlaşmalar hep bu sayede mümkün oldu.

Rusya’nın PYD(YPG) üzerinden Amerika ile oynadığı “enstrümanı kim kullanacak” oyununa zemin hazırlayan da, Suriye konusunda atması gereken son adımı hala atmamakta inat eden AKP iktidarıdır.

Oysa “Sırtında yumurta küfesi olmayan” Rusya’nın YPG oyununa son verecek olan da Türkiye’dir.

Türkiye ve Suriye elele verdikleri zaman, bölge dışı hiçbir güç bu ülkelerin kabul etmediği bir adımı atmayı aklından bile geçiremez.

Unutulmaması gereken büyük gerçek şudur: PKK’yı kullanarak 2. İsrail’i hayata geçirmek, ABD’nin bölgeye ilişkin stratejisinin esasıdır. Onun için Türkiye’nin bugüne kadar ki bütün protestoları, ABD’nin bu politikasını milim değiştiremedi.

Ama Türkiye, Rusya’nın yanlış adımlarını tavır koyarak her zaman değiştirebildi. Soçi Kongresi bunun son örneğidir.

Çünkü ABD, Türkiye yönelik tehdidin kaynağıdır. Rusya ise, Türkiye ile birlikte ABD tehdidinin hedefidir.

25 Eylül Barzani referandumundan sonra yaşananlar herkes için ders olmalıdır.

Türkiye vakit geçirmeden Şam ile doğrudan görüşmeli ve bölücü teröre karşı Türk Ordusu ve Suriye Ordusu ortak harekete geçmelidir.

İşte o zaman bölücü terör sorununun, sadece Suriye’de değil bütün bölgede, altı aya kalmadan çözüldüğünü göreceğiz.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.