Denetimin özelleştirilmesi Mc Kinsey ve ulus-devlet


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

29 Eylül 2018, 14:26

Hazine ve Maliye Bakanlığınca açıklandı. 16 Bakanlığımız, Amerikan Mc Kinsey Denetim Şirketi tarafından denetlenecek.
Ulus devletimizin egemenlik unsurlarından, denetleme işlevini devlet dışı bir organa terk etmiş oluyoruz. Devletin devlet olma unsurlarından birisini daha kaybetmiş oluyoruz.
Devlet içi denetiminin devlet dışı şirketlere devredilmesi, bir özelleştirme/ticarileştirme uygulamasıdır.
Tasarrufa ve kendi üretimimize mecbur olduğumuz bir dönemde, içimizde eğittiğimiz, deney sahibi yaptığımız denetleme kurumlarımızı bir yana bırakarak, Amerika’dan denetleyici getiriyoruz!
Yerli ve milli olacağız derken, içerideki kurumlarımızı işlevsiz bırakıyoruz. Kendi denetleyici kurumlarımız dururken, ABD’den denetleyici getiriyoruz. Bu nasıl yerlileşme programıdır? Yüksek Denetleme Kurulu, Bakanlıklardaki binlerce müfettiş, Sayıştay neyi denetleyecek?
Osmanlı yıkılırken buna benzer bir uygulama yapmış ve içeride toplanan vergilerin denetimini yabancılara vermişti. Yabancılar vergileri topluyor. Osmanlıyı vergi gelirleri bakımından denetliyordu. Adı da Reji Sitemi olarak anılırdı.
Amerika bize ekonomik savaş açtı diyoruz. Amerikan ajanlarını 16 Bakanlığımızın içine dahil ediyoruz. Yani kozmik odalarımıza ABD ajanlarını kendi elimizle koymuş oluyoruz.
Eğer alacaklıların alacaklarını garanti altına almak için dolaylı İMF görevini görecek, Mc Kinsey Şirketi kullanılacaksa, neden bu işlevi kendi denetleme kuruluşlarımız ile yapmıyoruz?
Mc Kinsey uygulaması göstermiştir ki, iktidar kendi devlet kuruluşlarına güvenmemekte, Amerika’dan güvendiği bir şirkete denetleme işlerini devretmektedir.
Devlete bir şirket gibi bakarsanız şirketi denetlettirmek için de dırarıdan başka bir şirket ile anlaşırsınız.
Bu uygulamayı şu örnekle belki de daha iyi açıklayabiliriz.
Bir aile babasısınız. Çocuklarınıza ve eşinize güvenmiyorsunuz, aile dışından birisine para verip ailenin denetlenmesini istiyorsunuz. Yani dedektif tutuyorsunuz. Bu uygulama kendimize güvensizliğin ve özel şirketlere kendimizden daha çok güvendiğimizin göstergesidir.
Kendimize güvensizlik hastalık düzeyindedir.
Kendine ve etrafındaki elemanlarına güvenmeyen II Abdülhamid ajanlar vasıtası Osmanlıyı yönetmeye kalkışmıştı.
Kendi denetleme kuruluşlarımıza güvenmeyip Amerika’dan denetçi getirmek; ulus devletimizin bir parçasını daha kopartmak gibi bir şeydir.
Bu uygulama; vahşi tüketim ekonomisinin felsefesine uygundur. Lakin içine düştüğümüz neo-liberal krizden, neo-liberel uygulamalarla çıkış yoktur.
Zaten çıkış olsaydı, gelip duvara toslamazdık.


Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusal.com.tr
 

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.