banner999

Trump ve Merkantilizm: Tüm dünyayı açık tehdit

Araştırmacı, Ortadoğu Güvenlik ve Siyasi Analisti Mojtaba Barghandan yazdı

Trump ve Merkantilizm: Tüm dünyayı açık tehdit

İran ve 5+1 ülkeleri arasında, 14 Haziran 2015 yılında nükleer antlaşmanın imzalanması ile birlikte İran’ın nükleer çalışmalarında şeffaflık, bölgede ve uluslararası alanda gerekli güvenliğin sağlanması ve ayrıca yaptırımların da kaldırılması amaçlanmaktaydı.
Trump 22 Mayısta Antlaşmadan ayrılacağını açıkladı. Bundan bir hafta önce, Haber Türk Ajanda programında bu konuyu kapsamlı bir analiz ile ele almıştım. Dünyanın gözü 22 Mayıs kararına beklenirken, Trump her zaman olduğu gibi beklenmeyen bir şekilde 8 Mayısta Kararı açıkladı. karar bölgeyi ve dünyayı etkiliyor. Bu kararın sonucu nereye varacağını doğrusu merak konusudur. Trump, kendi kararını açıkladıktan sonra, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ve bazı Avrupa liderlerinin açıklamalarına nazaran, bu karar yakın bir dönemde İran’a ve Bölgeyi nasıl etkileyeceğini anlayabiliyoruz.  Bu yazıda konuyu değerlendireceğim.

Konuya girmeden önce bilmemiz gereken bazı parametreler
1- Trump’ın İran karşıtı siyasetleri sadece JCPOA Ruhuna aykırı değildir. İran hükümeti ve İran'lıların meşru taleplerini aykırıdır.
2- Son 15 ay içinde Trump JCPOA sözleşme maddelerini ihlal etmiştir. ABD, İran’ ın ambargosunun kaldırılmasına engel olmuştur. Trump, aynı zamanda, diğer ülkelerden, İranla ekonomik ilişki kurmamaları tavsiyesinde bulunmuştur.
3- Trump bir Merkantilisttir. Merkantilizm , serbest ticaret teorisinin ve rekabet pazarının karşısında yer almakta. Bu teori 16. yüzyılda Batı Avrupa'da başlamış ekonomik bir teoridir.
Trump dış ticarette neden bir merkantilisttir diye sorarsınız, sadece onun son politikalardan anlaşılır. Mesela bazı mallar üzerinden yüksek tarifeler uygulaması ve ek gümrük vergisi getirmesi, Çin ile tarifenin dengesini değiştirmesi, Paris Antlaşmasından çıkması kanıtlardan bazılarıdır. Hatta Trump Avrupa liderlerinin bazıları JCPOA ile alakalı izledikleri politikalarını eleştirdi ve eleştirilerde bu ülkeler sadece kendi dış ticaret menfaattarını düşündüklerini niteledi.
4- Trump’ın siyasetleri, İran'a baskı siyasetidir. Ama İran’ın yetkilileri, baskı karşısında dimdik durup, sapma göstermeyip, baskı karşısında direnerek, tepki gösteriyorlardır. Şunu görmekteyiz ki İran ABD’nin karşı çıkmasına rağmen, nükleer zenginleştirmeyi ve nükleer konusunda ilerlemeyi kendine ait bir hak olarak görmekte ve yapmaktadır. İran’ın masaya oturmasını da, bu ülkenin Batı, ve İsrail den korku ve ya zayıflığına bağlamamaktadır.
5- Donald Trump’ ın İran karşıtı söylemleri sadece nükleer antlaşmayı kapsamamaktadır. Trump’ın söz konusu siyaseti tüm dünyayı kendisine hedef almaktadır. Böylesi bir siyaset için en iyi seçenek ise hedefte olan ülkelerin kaynak ve güçlerini birbirlerine karşı kullanmaları olacaktır. Bu anlamda bölgede Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi ülkelerin söz konusu siyaseti uyguladıklarını görmekteyiz.  Donald Trump’ın bölgede uygulamak istediği politika için “nükleer antlaşmadan ayrılma” söyleminin hayata geçirilmesi en kolay seçenektir.

İsrail’in Oyunları ve Tutumu bu süreçte nasıl rol oynadı?
1- İsrail 1992 den beri dünya çapında İran aleyhine değişik politikaları izlenmekte. İsrail Başbakanı'nın propoganada gibi tiyatrosu bu zaman diliminde hesaplanmış bir oyundur zira Trump günler sonra JCPOA’dan çikma ilgili kararını açıklayacaktır.
Her şeyi ragmen Natanyahu yaptığı bu tiyatro şovda hiç bir geçerli belge göstermedi yani İran'ın JCPOA kurallarını uygulamadığı konususnu ispat edemedi. Netenyahu'nun iddiaları İran’ın Nükleer faaliyetleriyle ilgili eski sahte raporlardı. Hatta Beyaz Saray İran’ın Nükler faaliyetleri iddiasında geri adım atarak, yayınlandığı raporda idari hata diye niteledi. Bu husu Petter Alexander in NBC muhaberinin tivitler mesajlarında yer aldı.
2- Uluslararası Atom enerji kurumu ve ABD’nin güvenlik makamları tarafından defalarca İran’ın JCPOA sözleşmesine sadık kaldığını belirtmişlerdir. Yani Natanyahu sadece Trump'ın antlaşmadan çıkması için bir çaba diyebiliriz.
3- Hatta Netanyahu son olarak şu ifadeyi kullandı: Ya şimdi İran'ı vururuz ya hiç bir zaman. Yani İsrail, Trump'ın İran'a karşı siyaseti büyük ve son firsatı olarak görüyür.

Trump neden antlaşmada(JCPOA) rahatsızlık duyuyor ?
Trump’ın Antlaşma ile alakalı duyduğu rahatsızlığın nedenleri arasında, Nükleer antlaşmanın bazı olumlu yanlar olabilir. Bu olumlu getiriler Amerika’nın dış ticaret ve Ortadoğu politikalarını tamamen aykırıdır:
1- Diplomasi alanında, İran’ın nükleer müzakere heyeti tehdit ve savaş diplomasisinin müzakere ve diplomasi dili ile nasıl yok edilebileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Ancak diğer bir yandan nükleer antlaşma taraflarının bu antlaşmadan ne kadar zarar gördüklerine bakmak gerekiyor. Batının nükleer antlaşma karşısında bugünkü aldığı tavra baktığımızda ilk göze çarpan, İran İslam Cumhuriyetinin bu antlaşmadan zararlı çıktığı ve İran’ın barışçıl politikasına artık şüphe ile bakıldığı anlaşılmakta. Ancak bunun böyle olmadığını görebiliriz. Zira İran’ın ortaya koyduğu barış diplomasisi uzun vadede etkisini gösterecektir. Bu konuda kesin karar verebilmek için daha fazla zamana ihtiyacımız var.
2- İran’ın 5+1 ülkeleri ile birlikte imzaladığı nükleer antlaşma aynı zamanda NPT ( Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Kurumu) ‘nun gelişişi için de önemli bir adım olmuştur. Bu anlamda nükleer antlaşma eşsiz bir örneklik teşkil etmektedir. Antlaşmaya üye olan tüm taraflar nükleer faaliyetlerin barışçıl amaçla kullanılmasını savunmaktadırlar. Bununla birlikte nükleer antlaşama sonrasında
İran’ın NPT üyeliği devam eden nükleer programları çerçevesinde titizlikle gözden geçirilmiştir. Trump’ın 8 Mayısta kararı açıklanması ile, NPT ciddi hasar görebilir. Bu aslında Amerika için bir anlamda çok büyük fırsat demektir çünkü İran NPT dan ayırılırsa Amerika bunu koz olarak kullanabilir. Başka yandan, Amerika sistematik olarak yeni anti İran söylemleri yaratıp bazı Arap ülkeleri daha fazla silah almaları ikna eder.
3-   Nükleer antlaşmanın bir diğer olumlu getirisi ise İran’ın nükleer faaliyetlerinin dünyayı ve bölgeyi tehdit etmediği olmuştur. Her ne kadar bazı körfez ülkeleri ve İsrail, Donald Trump rehberliğinde İran’ı asılsız iddia ve suçlamaları ile baskı altına alarak, Trump’ın savaş politikalarına destek verseler de, İran nükleer antlaşma ile birlikte bölgesel ve uluslararası siyasi inzivasından çıkmıştır.
4-   Ortadoğu’da ki diğer ülkelerin nükleer faaliyetlerinde şeffaflığın sağlanması: Nükleer antlaşma aynı zamanda diğer ülkelerin nükleer faaliyetlerini şeffaflaştırmak için iyi bir model olarak ön plana çıkmaktadır. 
5-  Nükleer antlaşma bölgeyi nükleer silahlardan arındırmak için atılmış ilk adımdır. 

Trump’ın antlaşmadan ayrılma kararın mahiyetine baktığımızda, bu 5 maddeli olumlu getirilere hiç biri aslında Trump’ın Merkantilist karakterine oymuyur. Nükleer antlaşmanın sağladığı olumlu getirilere karşı Donald Trump’ın tek taraflı olarak bu antlaşmayı sonlandırmasının bölgeye ve dünyaya ne gibi etkileri olacaktır? 
1-  İlk olarak nükleer antlaşma Batının düşündüğü gibi İran’ın nükleer silah yapımını engellemeyi hedeflememektedir. Nükleer antlaşma İran ve İranlıların dünya halkları, kültürleri ve ekonomisi ile tek bütün olma yolunda göstermiş olduğu siyasetin bir tecellisidir.
2-  ABD’nın tek taraflı olarak nükleer antlaşmadan ayrılması Washington’un inzivası anlamına gelecektir. Bununla birlikte nükleer antlaşmada yapılacak herhangi bir değişim ABD’nın İran ile birlikte tüm dünyayı Beyaz Saraya karşı birleştirmesine neden olacaktır. Buradaki önemli nokta Trump’ın kendisi gibi düşünen yeni müşavirleri ile birlikte yani Trump-Pompeo- Bolton üçlüsünün kendileri için yeni bir yol haritası çizmek istemeleridir. Pompeo ve Bolton ikilisi İran-ABD- Avrupa üçlüsünün diplomatik ilişkileri noktasında Trump’ın en kötü seçeneği olmuştur. Bu iki isim görevlerine başladıkları andan itibaren söz konusu üçlü mekanizma karşısında çok ciddi sorunlar ile karşı karşıya kaldılar. 
3- Amerika tek taraflı olarak antlaşmadan ayrıldı. Daha önce başka programlarda söylediğim gibi, en az dört senaryo bekleniyor.
 A) İran konuyu 5+1 komusiyon ile birlikte Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi götürecektir. Böylece ABD'nin anlaşmaya sadık kalmadığını isbat eder ve belki böylece Amerika'nın inzivasına yol açabilir.
B)İran kendi barışcil nükleer faaaliyetlerine daha fazla zenginleştiribilir. Bu konu pek çok ülkeleri tarafından hoş karşılamayabilir ve dolaysıyla ABD'nin suçu olarak kabullandirilecektir. 
C) İran da antlaşmadan ayrılmayı karar verebilir. 
D) ve ya 5 ülke ile JCPOA ile bağlı kalacaktır, Paris antlaşma gibi.
Trump’ın bu karar, Amerika’nın dış politikası ve diş ticaret için yeni Belirsizlik Ortam yaratılacaktır. Bu ortam sayısında farklı boyutlarda bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştıracaktır.
4- Donald Trump’ın nükleer antlaşmadan ayrılacağına dair açıklamaları bölgedeki müttefiklerini rahatlatmıştır. Suudi Arabistan, BAE ve İsrail’in  Trump’ın söz konusu açıklamaları ile rahat bir nefes aldıklarını söyleyebiliriz. İran aleyhinde bölgede asılsız iddia ve yalanlar ile artırılan gerginliğin yarattığı cepheleşme, beraberinde ABD ve İsrail için iyi bir silah pazarı da oluşturacaktır. Bölgede İran’a karşı oluşturulan silah pazarında ABD ve İsrail haksız bir rekabet ortamı yaratarak bölgedeki varlığını sürdürmeye çalışacaktır. Söz konusu cepheleşme bölgede fazla varlık gösteremeyerek ABD ve Suudi Arabistan’ın zararına olacaktır. Tüm bu politikalar uzun vadede bölgeye zarar vereceği gibi bölge ülkeleri arasında inşa edilen güven ortamına da ağır bir darbe olacaktır. 

Ekonomik Boyutları
İran ve 5+1 ülkeleri arasında imzalanan anlaşma, sadece İran’nın ekonomisi için değil, bölge ve dünya ekonomisi için de çok faydalı olmayı bekleniyordu. Aşağıda verilen analiz bu iddianın
kanıtıdır:
Siemens, Total ve Boeing gibi Batılı büyük şirketler nükleer antlaşma sonrasında İran ile ticari ilişkilerini başlattılar. Nükleer antlaşma doğrultusunda İran’a yönelik petrol ve gaz ihracatı ile birlikte bankalar üzerinden uygulanan yaptırımların kademeli olarak kaldırılacağı kararlaştırılmıştı. İran’a yönelik özellikle petrol ve gaz yaptırımlarının kaldırılması dünya pazarında bir şok etkisi yaratmıştır. Bununla birlikte uygulanan banka yaptırımlarının kaldırılması da İran’ın uluslararası pazara açılması ve diğer ülkeler ile ticaretini geliştirmesi açısından büyük öneme sahiptir. Bu alanda yapılan çalışmalar doğrultusunda İran ekonomisinin büyüme oranı %4 olarak hedeflenmiştir. İran ekonomisinde yaşanacak bu büyüme hiç şüphesin dünya  ekonomisini de önemli derecede etkileyecektir. Bu anlamda Uluslararası Para Fonu piyasaların 4/1 büyüdüğünü belirtmiştir.
Bu büyüme petrol fiyatlarının düşmesine, üretimin artmasına ve İran tarafından petrol dışında yeni ticaret sahalarının doğmasına neden olacaktır. Nükleer antlaşmanın devam etmesi halinde dünya genelinde 2020 yılına kadar petrol üretiminin %1.5 artacağı ön görülmekte. Bununla birlikte 2020 yılına kadar İran ile petrol dışında ticaretin %50 oranında artacağı ve piyasanın 525 milyar dolar değer kazanacağı düşünülmekte. Bu durum hiç şüphesiz İran şirketleri için de büyük bir fırsattır. İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması halinde BAE gibi Arap ülkelerinin 2016- 2018 yıllarında %1 oranında olan İran’dan petrol dışı ithalatlarının daha yukarılara çıkacağı ön görülmekte. Yaptırımların kaldırılması aynı zamanda Hindistan ve Çin gibi ülkelerin ekonomisinde de önemli etkiye neden olacaktır. Avrupa’da aynı şekilde yaptırımların kalkması ile birlikte İran pazarına ortak olmak için yaptırımların kaldırılmasından yana olmuştur. Aynı şekilde Asya ve Kafkasya transit ticaret yolları içerisinde yer alan ülkeler ve Türkiye’de yaptırımların kaldırılması ile birlikte ithalat ve ihracat oranları artacaktır.

Türkiye’nin Tutumu
Türkiye, baştan beri İran’nın barışçıl nükleer faaliyetlerine destek vermiştir. Hatta bölge ve dünya çapında İran’nın inzivasına karşı çıkmıştır. Türkiye bu hususta izlemiş olduğu politika, aslında bu ülkenin liderlerinin zekası ve güçlü diplomasisinden kaynaklanmaktadır. Türkiye JCPOA konusunda İran ile farklı alanlarda işbirlikleri çerçevesinde, ABD ‘ye karşı, tüm bölge için yararlı olacağı şekilde politika izleyeceğine , 5 ülke ile birlikte harekat edeceğine düşünmekteyim. Böylece hem bölge ve hem iki ülke arasındaki işbirliğinin geliştirmesi için çok faydalı olacaktır. Sunuç olarak: ABD’nin nükleer antlaşmadan tek taraflı olarak ayrılmanı dünyanın sonu olarak da göremeyiz. Çünkü İran son dönemde dış politikada izlediği yol haritasında sadece Ortadoğu değil, Orta Asya ve Kafkas ülkeler ile yeni ticari ve ekonomik işbirliği kapsamında anlaşmalar imzaladı. Ayrıca, İran Ambargo döneminde nasıl önlem alacağını ve nasıl galip geleceğine alakalı çok deneyimlidir.
Trump’ın Merkantilizm karakteri ve bu çerçevede izlediği politikası, JCPOA gibi uluslararası antlaşma için hayırlı olmadığı gibi, ne bölge ve ne dünya için hayırlı olmayacaktır.


ulusal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.