Asgari ücrette ilk toplantı sona erdi

2026’da geçerli olacak asgari ücretin belirlenmesi için yapılan ilk toplantı sona erdi.

Simge Sarıyar Simge Sarıyar
Asgari ücrette ilk toplantı sona erdi

Milyonlarca çalışanı ilgilendiren 2026 yılı asgari ücretinin belirlenmesine yönelik süreçte ilk adım atıldı.

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde saat 14.00’te bir araya geldi. Toplantıya Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay başkanlık etti.

BAKAN IŞIKHAN TARAFLARLA ÖNCESİNDE GÖRÜŞTÜ

İlk toplantı öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bakan Işıkhan, görüşmede Ramazan Ağar’ın asgari ücrete ilişkin taleplerini dinledi.

Bakan Işıkhan, tarafların yaklaşım ve değerlendirmelerinin Komisyon’un çalışmaları açısından önem taşıdığını belirterek, sosyal diyalog ve istişare mekanizmalarının güçlendirilmesine vurgu yaptı.

Sendikaların beklenti, teklif ve önerilerinin değerlendirileceğini ifade eden Bakan Işıkhan, şu ifadeleri kullandı: “Asgari Ücret tespit Komisyonu’nun işleyişi içinde sonuna kadar, sosyal diyaloğa açık olarak süreci tamamlayacağımıza inanıyoruz.”

TÜRK-İŞ’TEN BAKANLIĞA MEKTUP: “ÇALIŞMALARA KATILMAYACAĞIZ”

Öte yandan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, komisyon toplantısı öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a bir mektup verdi. Mektupta, TÜRK-İŞ’in Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına katılmama gerekçelerine yer verildi.

Bakanlıktan ayrılırken basın mensuplarına açıklama yapan Ramazan Ağar, TÜRK-İŞ’in 1974 yılından bu yana Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçileri temsil ettiğini hatırlattı. Ağar, şu ifadeleri kullandı: “Ancak komisyonun mevcut yapısı, yıllardır işçilerin karar süreçlerinde etkili bir şekilde yer almasına imkan tanımamakta; kararlar, çoğunlukla hükümet ve işveren kesiminin oylarıyla alınmaktadır. TÜRK-İŞ, 24 Aralık 2024 tarihinde aldığı kararla; komisyon gerçek anlamda adil ve demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar komisyon çalışmalarına katılmayacağını kamuoyu ile paylaşmıştır. 24 Aralık 2024 tarihinden bu yana geçen yaklaşık 1 yıllık sürede komisyonun yapısı ve işleyişine ilişkin hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Bu nedenle TÜRK-İŞ, almış olduğu kararın arkasındadır ve 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacaktır.”

“ÜCRET TESPİTİ EKONOMİK VERİ TEMELLİ OLMALI”

Asgari ücretin seviyesini belirleyen temel unsurun, ekonomik göstergelerin gerçeğe uygun şekilde ele alınması olduğunu ifade eden Ramazan Ağar, ücret tespitinin üye sayılarındaki değişimlerden bağımsız biçimde, ekonomik veriler esas alınarak yapılmasının zorunlu olduğunu dile getirdi. Ağar, TÜİK tarafından geçen yıl açıklanan yüzde 44,38 oranındaki enflasyona karşın asgari ücrete yalnızca yüzde 30 zam yapıldığını hatırlatarak, bu artışın enflasyonun altında kaldığını söyledi.

Ağar, söz konusu dönemin ardından temel ihtiyaç kalemlerinde fiyat artışlarının hız kesmeden devam ettiğini belirtti. Gıda, kira, eğitim ve ulaşım giderlerindeki yüksek artışların hane bütçesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade eden Ağar, elektrik, doğal gaz ve suya yapılan zamların da bu yükü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Asgari ücretin düşük belirlenmesiyle birlikte işçilerin ve ailelerinin, zorunlu tüketim ürünleri başta olmak üzere tüm harcama kalemlerinde art arda gelen fiyat artışlarıyla mücadele etmek zorunda kaldığını dile getirdi.

Ağar, bu tablonun işçi ücretlerinin hızla eridiğini ve alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, ortaya çıkan ekonomik koşulların yalnızca çalışanları değil, yıllarca prim ödeyerek ülkenin kalkınmasına katkı sunmuş emeklileri de derinden etkilediğini söyledi.

Taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağar, Türkiye ekonomisinin son yıllarda büyüdüğünü, Gayri Safi Milli Hasıla’nın arttığını ve kişi başına düşen gelirin yükseldiğini ifade etti. Ancak bu büyümenin oluşturduğu refahın çalışanlara ve emeklilere yansımadığını, gelir artışının toplumun geniş kesimlerine ulaşmadığını belirtti. Buna karşılık dolar milyarderi sayısındaki artışın, zengin ile yoksul arasındaki farkın giderek derinleştiğini gösterdiğini söyledi. Bu çerçevede asgari ücret belirlenirken, öncelikle geçtiğimiz yıl karşılanmayan yüzde 14,38’lik enflasyon kaybının tam olarak telafi edilmesi gerektiğini vurgulayan Ağar, gıda, ulaşım, kira, eğitim ve fatura kalemlerinde yaşanan yüksek fiyat artışlarıyla gerçekleşen enflasyonun yol açtığı kayıpların da eksiksiz karşılanmasının zorunlu olduğunu dile getirdi. Ağar, bunun ötesinde ekonomik büyümenin yarattığı refahın işçiye yansıtılmasını sağlayacak ilave bir artışın da gerekli olduğunu ifade etti.

“YAŞANABİLİR ÜCRET TOPLUMUN TEMEL HAKKIDIR”

Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “Asgari ücret artarsa, enflasyon artar” iddiasının ekonomik verilerle örtüşmediğine dikkat çeken Ağar, geçmiş yıllarda enflasyonun olağanüstü düzeylere çıktığını, 2025 yılında artış hızının yavaşlamasına rağmen fiyat yükselişinin sürdüğünü söyledi. Enflasyon artış hızının düşmesinin, enflasyonun gerilediği anlamına gelmediğini vurguladı.

Ağar, 2025 yılının temmuz ayında asgari ücrete herhangi bir artış yapılmamasına rağmen fiyatların yükselmeye devam ettiğini hatırlatarak, bu durumun enflasyonun kaynağının ücretler olmadığını açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti. Enflasyonu yalnızca asgari ücret artışına bağlamanın, ekonomik sorunların yapısal ve çok boyutlu nedenlerini göz ardı etmek anlamına geldiğini ifade eden Ağar, TÜRK-İŞ olarak adil gelir dağılımı ve yaşanabilir ücret için tüm kesimleri sorumluluk almaya ve gerçekçi adımlar atmaya davet ettiklerini söyledi.

Asgari ücret