banner1005

Önemli yazı: Emeklilikte yaşa takılanlar EYT'liler, taşeron işçilere kadro, KHK ile kadroya alınan işçiler, atanamayan öğretmen, hemşire, mühendislerin sorunları

İşte son dönemde getirilen talepler: Emeklilikte yaşa takılanlar EYT'lilerin sorunları, taşeron işçileri, sözleşmeli personel ve belediye şirket işçilerinin kadro talebi, Kanun Hükmünde Kararname ile kamuya alınan ve yüzde 4 zamma mahkum edilen işçilerin dertleri, öğretmeni, hemşiresi, sağlıkçısı, orman mühendisi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunları atama problemi, derinleşen ekonomik kriz koşullarında sendikalar işsizlik ödeneğinden faydalanma koşulları...

Önemli yazı: Emeklilikte yaşa takılanlar EYT'liler, taşeron işçilere kadro, KHK ile kadroya alınan işçiler, atanamayan öğretmen, hemşire, mühendislerin sorunları

Aydınlık gazetesinden Tarık Tekgözli'nin yazısı şöyle:

"Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıkoğlu'nun 2019 İstihdam Seferberliği Tanıtım Toplantısı'nda yaptığı konuşma, çalışanlar açısından ibret verici nitelikteydi.Hisarcıkoğlu işverenlere yönelik teşvik istediklerini, bu konuda Çalışma Bakanı ve Hazine Bakanı ile çalışma yürüttüklerini, yasa tasarısının da Meclis'ten hızla geçtiğini belirterek bakanlara teşekkür ediyordu. Haklıydı, TOBB ne istese hükümet yapıyordu.

İŞVEREN DESTEK FONU!

Yeni teşvik kapsamında nisan ayı sonuna kadar her ilave istihdam için çalışanın üç aylık ücreti, 12 aylık prim ve vergisi devlet tarafından karşılanacaktı. Daha doğru ifadeyle son yıllarda ardı arkası kesilmeyen teşviklerin mali kaynağını İşsizlik Sigortası Fonu oluşturuyordu. Düzenleme teşvikten yararlanacak her bir işvereni yılda yaklaşık 20 bin liralık "mali yük"ten kurtarıyordu. Fon gelirleri, Fon Yönetim Kurulu kararı olmaksızın teşvik ve destek adı altında işverenlere akıtılıyordu. Öyle ki 2018 yılının ilk 8 ayında işsizlik fonu giderlerinin yüzde 43'ünü işverenlere yapılan teşvik ve destekler oluşturuyordu. İşsizlerin ödeneği adım adım "işveren destek fonu"na dönüşüyordu. Aslında hükümetin "teşekkürü haketmesi" bu düzenlemelerle sınırlı değildi. Hisarcıkoğlu'nun bundan dört ay önce TOBB 74'üncü Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaya bir göz atalım. Hisarcıkoğlu, çalışanların hem cebini hem de canını ilgilendiren konular hakkında şu önemli açıklamaları yapmıştı:

- "İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, KOBİ'lerimize büyük yükler getiriyordu, bunları kaldırttık."

- "Büyük sıkıntı yaşadığımız bir başka alan, yargı sistemiydi. Özellikle İş Mahkemelerindeki davalarda, işveren yüzde 99 haksız çıkıyordu."

- "En çok şikâyet ettiğimiz konu olan, istihdam maliyetlerinin düşürülmesini sağladık."

PARAYA GELECEĞİNE CANA GELSİN!

Hisarcıkoğlu'nun "Kaldırttık" dediği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda yer alan bazı işveren sorumluluklarıydı. Şöyle ki hükümet, kamu kurum ve kuruluşları dahil tüm işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi istihdam etme zorunluluğunu 1.5 yıl önce çıkardığı yasa ile yine erteledi. Bununla kalmadı, 50'den az çalışanı olan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş güvenliği hizmetlerini, gerekli eğitimi alması halinde (Prosedür gereği yapılan basit bir eğitim) işverenlerin verebilmesine olanak tanıdı. Lafı dolaştırmadan belirtelim. Tam da Hisarcıkoğlu'nun ifade ettiği üzere hükümet bu adımlarla işverenlerin "mali yükü"nü hafifleterek iş güvenliği yasasını resmen rafa kaldırdı. Son 17 yılda yani Ak Partinin iktidarı süresince iş kazaları sonucu 20 bini aşkın işçi hayatını kaybetmişti. Çalışanların sağlığı ve güvenliği hiç önemli değildi! Ne de olsa TOBB istiyordu, hükümet yapıyordu.

TOBB İSTİYORDU HÜKÜMET YAPIYORDU

Hükümetin "teşekkürü haketmesi"ni sağlayan diğer konu, arabuluculuk sisteminin zorunlu hale getirilmesiydi. İş hukuku noktasında yargı altın çağını yaşıyordu ve Hisarcıkoğlu'nun da belirttiği gibi çalışanların yüzde 99'u açtıkları davalarda hak ettiklerini alıyordu. Ancak yargı yükünü hafifleteceği öne sürülerek arabuluculuk sistemi zorunlu hale getirildi. Çalışanlar artık kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin gibi alacaklar için dava açmadan önce arabulucuya gidecekti. Gitmesine gitti ancak çalışanlar pazarlık masasında hakkından daha azına razı ediliyordu kazanan yine işverenler oluyordu.

İstihdam maliyetleri de nitelikli yabancı işgücü önündeki engeller kaldırılarak, özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi getirilerek, işverenlere ikram edilen işsizlik fonu gelirleriyle aşağı çekiliyordu. TOBB istiyordu, hükümet yapıyordu.

EMEKÇİNİN SESİNİ DUYAN VAR MI?

Peki emekçilerin talepleri karşısında hükümet ne yapıyordu? Son dönemde dile getirilen taleplere bir göz atalım...

- Emeklilikte yaşa takılanlar, 1999'da çıkarılan yasanın geriye doğru işletilmesinden doğan mağduriyetin giderilmesini istiyordu ancak hükümet "Gündemimizde yok" yanıtı veriyordu.

- Taşeron işçileri, sözleşmeli personel ve belediye şirket işçileri kadro istiyordu fakat hükümet oralı bile olmuyordu.

- Kanun Hükmünde Kararname ile kamuya alınan ve yüzde 4 zamma mahkum edilen işçiler, enflasyon oranında zam, eşit işe eşit ücret istiyordu ama sesini duyan yoktu.

- Öğretmeni, hemşiresi, sağlıkçısı, orman mühendisi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunları atama bekliyordu ama taleplerini dikkate alacak bir hükümet ortada yoktu.

- Derinleşen ekonomik kriz koşullarında sendikalar işsizlik ödeneğinden faydalanma koşullarının kolaylaştırılmasını, ödeme süreleri ve miktarlarının artırılmasını istiyordu ama bu taleplere kulak tıkanıyordu.

Kimlerin çalışandan yana olup olmadığına ilişkin tablo çok açık ortada. Biz de buradan soralım: Gerçekten de bu kimin hükümeti?"

ulusal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.