Böcek ailesinin zehirlenme davasında ihmal isyanı: "Göz göre göre ölüme gittiler"

İstanbul'da konakladıkları oteldeki ilaçlama nedeniyle evlatlarını ve torunlarını kaybeden Böcek ailesinin yakınları, yargı süreci başlarken yaşanan büyük ihmaller zincirine isyan etti.

Simge Sarıyar Simge Sarıyar
Böcek ailesinin zehirlenme davasında ihmal isyanı: "Göz göre göre ölüme gittiler"

Almanya'dan 9 Kasım 2025 tarihinde turistik amaçla İstanbul'a gelen ve 13 Kasım 2025'te kaldıkları otelde zehirlenerek hayatlarını kaybeden 27 yaşındaki Çiğdem Böcek, 38 yaşındaki Servet Böcek, 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümüne ilişkin yargılama süreci başladı. Davanın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan ilk duruşmasında, 5'i tutuklu toplam 6 sanık hakim karşısına çıkıyor. Duruşma öncesi Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelen baba Yılmaz Böcek, anne Cemile Yılmaz ve ailenin avukatı Yaşar Balcı basına açıklamalarda bulundu.

HASTANEDE TEDAVİ GÖREBİLMESİ İÇİN BAYILMALARI MI GEREKİYOR?

Oğlu, gelini ve iki torununu kaybeden Yılmaz Böcek, sürecin başındaki hastane müdahalesine ve ihmallere tepki gösterdi. Çocuklarının kurtulmak için mücadele ettiğini belirten Böcek, şunları söyledi:"Bizim burada bir aile olarak acımız çok büyük. Sorumsuzluk zincirlerinden dolayı aile fertlerimizi kaybettik. Benim oğlum, son dakikasına kadar çocuklarını ve kendi hayatını kurtarmak için çaba sarf etti. Bunların takside görüntülerini gördük. O şekilde hastaneye giden bir hastanın bunların şuuru yerindedir, hiçbir etkisi yoktur diye taburcu ediyorlarsa, artık bu kelimenin bittiği bir yerdir. Yani insanın ne yapması gerekiyor? Hastanede tedavi görebilmesi için bayılmaları mı gerekiyor. Sonuç, hepimiz gördük. Göz göre göre ölüme gittiler"

ACILI ANNEDEN YÜREK YAKAN İSYAN: OCAĞIM SÖNDÜ!

Sanıkların en ağır cezayı almasını talep eden anne Cemile Yılmaz ise otel yönetiminin ilaçlama işlemi konusunda aileyi bilgilendirmemesine isyan etti. Adalet çağrısı yapan Yılmaz, duygularını şu sözlerle dile getirdi:"Herkes gereken cezayı alsın. Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. İlaçladılar, neden aldılar otele benim çocuklarımı. Haber verirlerdi. Girmezdi, dışarıda yatsa üşürdü, hasta olurdu ama ölmezdi. Gereken cezayı çeksin. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum. Benim dört tane yavrum gitti, oğlumun hayalleri vardı. Onlar da çeksin cezasını. Dört tane ama geri gelmeyecek. Çeksinler cezalarını, çekmelerini istiyorum"

Dava süreci ve iddianamedeki suçlamalar hakkında bilgi veren ailenin avukatı Yaşar Balcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın taksirle adam öldürme ve bilinçli taksir suçlarından iddianame düzenlediğini hatırlattı. Facianın yaşandığı otelde işlem yapan ilaçlama firmasıyla ilgili kendi yaptıkları detaylı araştırmaların sonuçlarını paylaşan Balcı, söz konusu şirketin geçmişte de benzer olaylara neden olduğunu vurguladı.

Böcek ailesinin zehirlenme davasında ihmal isyanı: "Göz göre göre ölüme gittiler" - Resim : 1

"BİR AİLE TAMAMEN BU ŞEKİLDE KATLEDİLDİ"

Söz konusu firmanın 2022 yılından bu yana ölümlü vakalara karıştığını, şikayetlere rağmen faaliyetlerine devam ettiğini belirten Avukat Yaşar Balcı "Hepimizin beklemiş olduğu Böcek ailesinin bugün ilk duruşması görülecek. Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler. Sanıkların savunması alınacak. Olay yeriyle ilgili olayı gören tanıkların ifadeleri alınacak. Sanıklar tabii ki ilk etapta tutukluluk süreciyle ilgili birtakım itirazlarda bulunacaklar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede taksirle adam öldürme, bilinçli taksir ve taksirle adam öldürmeden iddianame düzenlendi. Bununla ilgili bir yargılama başlayacak. Tabii biz bu konuyla ilgili detaylı araştırmalar yaptık. Özellikle bu ilaçlama firmasının 2022 yılından beri süregelen birtakım olaylarını da inceledik. Bunlarla ilgili bir Kur'an kursunda zehirlenme vakası var. Tedavi sürecinde doktorun birtakım tespitleri var. Hatta bununla ilgili başhekimliğe bir dilekçe gönderiyor. Bu ilaçlama firmasının alüminyum fosfit kullandığını, oldukça zehirli bir gaz niteliğinde olduğunu ve insanların ölümüne sebep olduğunu, hatta bu olaydan önce yine aynı hastaneye birtakım başvurular yapıldığını ve burada iki çocuktan bir tanesinin de bu şekilde öldüğünü belirtiyor. Bununla ilgili gerekli şeylerin yapılmasını talep etmiş. Başhekimliğe bir dilekçe yazmış. Bu olay sonrasında yine hepimizin bildiği bir Karan bebek olayı var. O da aynı şekilde. Orada da bir çocuk ölüyor. Buna ilişkin de soruşturma süreci devam ediyor. Yine bu olaydan sonra bir ailenin evinde bir ilaçlama var. Orada oturanlardan bir tanesi doktor, eşi de sanırım kimyager. Onlar bu durumu fark ediyorlar. Bununla ilgili havalandırma yapılmasını istiyorlar, polisi aramışlar, şirkete ulaşmışlar. Hani bu şekilde isyanları var, çok sayıda şikayetleri olmuş. Fakat söz konusu firma faaliyete devam ettiği için en son hepimizin bilmiş olduğu böyle bir acı vaka meydana geliyor. Bir aile tamamen bu şekilde katledildi" ifadelerini kullandı.

Hayatını kaybeden Servet Böcek ile aynı zamanda çocukluk arkadaşı ve hemşehri olduğunu belirten Avukat Yaşar Balcı, davanın kendisi için taşıdığı kişisel ve hukuki ağırlığa dikkat çekti. İlaçlama firmasının geçmişteki benzer eylemlerini sürdürmesini gerekçe göstererek suç vasfının değişmesi gerektiğini savunan Balcı, "Servet benim hem çocukluk arkadaşım ve hemşehrimdi. Servet'le ilgili de hem bir hukukçu olarak hem de onun hemşehrisi, aynı zamanda arkadaşı olarak benim de üstümdeki yük oldukça ağır. Biz yüce Türk adaletine güveniyoruz. Özellikle bu firmanın ısrarlı bir şekilde bu hareketlere devam ediyor olmasını biz olası kast olarak değerlendiriyoruz. Bu manada kendimizi ifade edeceğiz. Yani taksirle adam öldürmede 22 buçuk yıla kadar sanıklar için bir ceza öngörüldü. Fakat olası kast olarak değerlendirildiğinde her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu. Burada maktul sayısı kadar ceza veriliyor. Çünkü ısrarlı bir şekilde bu eylemlerine devam ediyor" dedi.

İNSAN YAŞAMI İÇİN YASAK OLAN ZEHİR KAÇAK YOLLARLA ALINMIŞ!

Avukat Balcı, sanıkların mahkemedeki savunma stratejilerine ve oteldeki ölümcül güvenlik açıklarına da değindi. Sadece otel sahibinin ve ilaçlamacının değil, resepsiyon görevlilerinin de yargılandığını hatırlatan Balcı, mahkemenin bu dosyaya tam bir gün ayırdığını belirtti. İşlemi yapan firmanın ve şahsın sertifikasız olduğunu, kullanılan alüminyum fosfit maddesinin ise yaşam alanlarında kullanımının yasak olduğunu vurgulayan Balcı, açıklamalarını şöyle sürdürdü:"Aynı zamanda söz konusu otelde de ciddi manada eksiklikler var. Firmanın herhangi bir sertifikası yok, firma dışında uygulayıcı şahsın da herhangi bir sertifikası yok. Otelle ilgili de sadece bir oda ilaçlanmış tahtakurusu şikayetine ilişkin. Odada şaft boşluklarında hava geçişleri var, bunlara ilişkin kapamalar yapılmamış. Zaten firmanın sertifikası olmadığı için kullanmış olduğu malzeme de tamamen biyosidel olmayan, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın iznine tabi insanların yaşam alanında kullanılması tamamen yasak olan bir ürün. Bununla ilgili bu ürünü de kaçak yollarla bir şekilde ele geçirmişler. Etkili netice doğuruyor diye bunu uyguluyorlar. Bununla ilgili de biz gerekli başvurularda bulunduk. Burada hem otel sahibi, aynı zamanda uygulayan şahıs ve ilaçlama firmasının sahibi yargılanıyor. Aynı zamanda otelde çalışan resepsiyon görevlileri de sanık olarak yargılanmaktalar. Cezalar azaldığında vicdanların sesi kısılıyor. Biz burada öncelikle bu ailenin vicdanının sesini yükseltmek için buradayız ve tüm Türk toplumu için; yani hepimizi derinden etkileyen bir olay, hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek. Öncelikli olarak mahkeme tarafından sadece bu dosyaya bir gün verildi. Bizim dosyamızın yargılaması yapılacak. Bu dosyada sanıklar tabii öncelikli olarak suçtan kurtulmaya yönelik birtakım beyanlarını tekrar edecekler. Özellikle dosyadaki yapılan tetkiklerde alüminyum fosfit zaten tespit edildi. Bunu onlar kesinlikle kabul etmiyorlar, tamamen biyosidel ürün kullandıklarını iddia ediyorlar. Fakat hem firmanın hem de uygulayıcının zaten sertifikası yok, usule uygun olarak alınmış bir sertifikası yok. Tamamen yasak bir ürünü kullanıyorlar, bu da tam olarak tespit edildi"

Kaynak: İhlas Haber Ajansı

istanbul fatih zehirlenme