banner1198

banner1199

banner1197

Cem Gürdeniz yazdı: Rubicon geçildi

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz yazdı: Rubicon geçildi

GÜNDEM 07.10.2018, 14:13 08.10.2018, 09:18
Cem Gürdeniz yazdı: Rubicon geçildi

Julius Sezar MÖ 49 yılında Roma’nın kuzeyindeki Rubicon nehrini geçtiğinde, rakibi Pompei’ye “Lacta Alea Est- Zar Atıldı” demişti. Artık “Ok Yaydan Çıkmıştı”. Bu sözün söylenmesine neden olan eylem, yani “Rubicon’un geçilmesi” geri dönüş yok anlamıyla bütünleşerek günümüze kadar geldi. Jeopolitik çerçevede kullanılabilecek özelliklere sahip bir kavram olarak günümüzü de tarif ediyor.

TEK KUTUPLULUK DÖNEMİ SONA ERDİ

Avrupa-Atlantik temelli hegemonyanın 1990’lı yıllardan bu yana sürdürdüğü tek kutupluluğun yerini çok kutupluluk sancılı bir şekilde aldı. Günümüzde tek kutuplu ABD liderliği artık pek çok alanda geri çekiliyor. Bu kez Rubicon’u geçen, Avrasya sistemi. Rusya ve Çin ittifakı her alanda ABD liderliğini zorluyor. Yeni ittifak sistemlerinin doğmasını tetikliyor. ŞİÖ ve BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ile Çin’in BRI (Kuşak ve Yol) girişiminin yarattığı ekonomik birliktelikler yeni jeopolitik haritada hayat bulan tipik örnekler. Avrasya’nın oluşturduğu yüksek basınç, Atlantik sistemde de fay kırılmasına neden oluyor. ABD - Kanada arasında devam eden huzursuzluk; AB’nin PESCO kararları ile kendi savunma sistemine sahiplik iradesinin öne çıkması; AB’nin kendi içinde yeni ağırlık merkezlerine bölünmesi; İngiltere’nin AB’den ayrılması; Commonwealth’in Anglosakson üyelerinin bir araya gelerek yeni jeopolitik ağırlık merkezi kurma girişimleri (CANZUK - Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve İngiltere) son zamanların en önemli gelişmeleri.

HEGEMONYANIN KANLI EL DEĞİŞTİRMESİ

Diğer taraftan neoliberal sistemin omurgasını teşkil eden Atlantik liderliği, ne pahasına olursa olsun tek kutuplu sistemi sürdürmenin yol ve yöntemlerini acımasızca her alanda deniyor. Yöntemler rakibin gücü ile orantılı olarak değişiyor. Rusya ve Çin gibi BM Güvenlik Konseyi Daimi üyesi kıtasal nükleer güçlere uygulanan yöntemlerle diğerlerine uygulanan yöntemler arasında fark oluyor. Güçlü ülkelere karşı başta NATO üzerinden olmak üzere askeri meydan okumalar; çok büyük çaplı tatbikatlar; siber saldırılar; oyun değiştirici özelliklere sahip silahlanma programları; ikili/çoklu bölgesel askeri işbirliği antlaşmaları; yabancı topraklarda askeri üs tesisi; ganbot diplomasisi; örtülü darbe girişimleri; diplomasi savaşları; ekonomik baskılar; kota, gümrük ve kur savaşları her gün son dakika haberleri olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan 11 Eylül 2001’den itibaren hegemonyanın en kullanışlı kanlı müdahale enstrümanına dönüşen terörle savaş paradigması, bu yöntem üzerinden stratejik bir sonuç alınamamasına rağmen devam ediyor. Suriye’den Yemen’e; Gazze’den Kabil’e özellikle Müslüman dünyasında bu sürecin kanlı sonuçlarını vekil savaşları üzerinden görüyoruz. Paramparça ve her alanda geri kalmış durumdaki İslam alemi 1500 yıl öncesinin teolojik, felsefi ve şer’i çelişki ve tartışmalarını suni hücrenin, yapay zekanın ve kuantum bilgisayarlarının bir kısım örneklerini teşkil ettiği akıl almaz hızda ilerleyen bilim ve teknolojinin varlığına rağmen sürdürüyor ve böylece hegemonyanın kolay lokması olmaya devam ediyor. Zira emperyalizmin altın kuralıdır. Böler ve yönetir. Bir araya gelemeyen, örgütlü güç oluşturamayan, bilimsel devrimlerin ardında kalan devlet ve toplumlar da daima acı çekerler.

YENİ SATRANÇ HAMLELERİ

Kanlı stratejilerin bir eşik altı olarak ekonomik baskılar, ambargo ve ablukalar, İran, Rusya ve Çin örneklerinde yaşandığı üzere her yerde deneniyor. Bu arada sert güç uygulamasının bir alt seviyesi olan tatbikat ve gambot diplomasisi uygulamaları da satranç hamleleri gibi sergileniyor. Geçen haftalarda Çin’in ABD Savaş Gemisi USS Wasp’ın Hong Kong liman ziyaretini son anda iptal etmesinin ardından USS Decautur’un Güney Çin Denizi’nde Çin karasuları ihlali yapması ve iki devletten üst seviyede yapılan sert açıklamalar dikkat çekti. Bu arada NATO’nun Norveç kıyılarında ve Kuzey Denizinde icra edeceği Trident Juncture 2018 tatbikatına birlik intikalleri tamamlanmak üzere. 25 Ekim- 7 Kasım 2018 tarihleri arasında icra edilecek tatbikat son yılların en büyüğü olacak. 30 ülkeden 40 bin asker, 70 savaş gemisi ve 130 savaş uçağının katılacağı tatbikat, şüphesiz Rusların geçen sene Eylül ayında icra ettiği Zapad 2017 tatbikatına cevap olacak.

YENİ AĞIRLIK MERKEZİ: ARKTİK OKYANUSU

Küresel jeopolitik oyun alanında en önemli yeni ağırlık merkezinin Arktik Okyanusu olduğunu bu köşede pek çok kez yazdım. Bu alanı öne çıkaran iki neden hidrokarbon kaynakları ve buzulların erimesi sonucu deniz ticaret rotalarında devrim yapacak kısa rota seçeneklerini ortaya çıkarması. Tarihsel ilkleri yaşıyoruz. 28 Eylül 2018 tarihinde dünya konteyner devi Maersk firmasına ait Venta Maersk isimli 45 bin tonluk konteyner gemisi bir ay önce Vladivostok’tan yüklediği konteynerleri Arktik Okyanusu üzerinden bir ayda Saint Petersburg’a getirdi. Bu süre kuzey rotası kullanılmasaydı Süveyş Kanalı veya Ümit Burnu üzerinden 2 hafta gecikme ile gerçekleşecekti. Enerji ve kısa rotalarla dünyanın yeni gözdesi olan Arktik, askeri yığınaklanmayı da beraberinde getiriyor. Rusya bölgede yeni üsler kuruyor. Eylül ayında Severomorsk üssü kaynaklı Arktik deniz karakollarına başladı. Artık bu sularda sürekli savaş gemisi bulunduruyor. NATO kıyıdaşları da bu alanda geri kalmıyor. ABD, 2016 yılında Arktik enerji havzalarını ulusal güvenlik önceliği yaptı. Geçen hafta İngiliz Hükümeti Norveç’te Amerikalı ve Hollandalı askerlerin yanı sıra Rusya’ya karşı olarak 800 İngiliz komandosunun sürekli konuşlandırılacağını açıkladı. Rusya’ya uygulanan ambargo ve ekonomik baskı araçlarının görünürde Kırım ya da Suriye kaynaklı olduğu söylenebilir. Ancak asıl nedenlerin başında Arktik’teki büyük mücadelenin geldiğini söylemek kehanet olmaz. Geçen günlerde Rus Ordusu tarafından planlanan ve icra edilen Vostok Tatbikatının dolaylı hedeflerinden birisi şüphesiz Arktik Okyanusu idi. Çin’in de katıldığı bu tatbikatta Avrasya’da bugüne kadar görülmüş en büyük tatbikat yığınaklanması gerçekleştirildi. Yazımızın başında belirttiğimiz Sino-Rus yakınlaşması olmadan bu gerçekleşemezdi. Tatbikattan 4 ay önce Moskova’da icra edilen Uluslararası Güvenlik Konferansına gelen Çin Savunma Bakanı Wei Feng şöyle demişti: “Çin tarafı olarak Amerikalılara Rusya ve Çin silahlı kuvvetleri arasındaki yakın ilişkileri göstermek için buraya geldik.” Tarihte ilk kez Avrasya Adasında bu kadar güçlü jeopolitik birliktelik söz konusu. Bu oluşum Atlantik sistem için en kötü senaryodur.
Evet başa dönersek Rubicon geçildi. Türkiye nehrin hangi tarafında kalacak?

Aydınlık

Kaynak: AA
Yorumlar (0)
21°
kapalı
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P