Kara Kuvvetlerindeki "askeri taşımacılık" davasında yargılama başladı: "Etik değil ama komisyon denebilir!"

Ankara'da Kara Kuvvetleri Komutanlığının lojistik faaliyetlerine yönelik yürütülen ve 5'i tutuklu 19 sanığın yargılandığı rüşvet davasının ilk duruşması görüldü.

Simge Sarıyar Simge Sarıyar
Kara Kuvvetlerindeki "askeri taşımacılık" davasında yargılama başladı: "Etik değil ama komisyon denebilir!"

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, "edimin ifasına fesat karıştırma" ve "rüşvet" suçlamasıyla tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu. Mahkeme Başkanı, kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından savunmalarını yapmaları için tutuklu sanıklara söz hakkı verdi.

"ETİK OLMADIĞININ FARKINDAYIM, BUNA KOMİSYON DENEBİLİR"

Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığında kısım amiri olarak görev yaparken 5 Mart 2025 tarihinde görevden el çektirilen tutuklu sanık Yavuz Güler, ilk savunmayı yaptı. Lojistik süreçlerinin doğasından kaynaklı zorluklarına değinen Güler, acil durumlarda belgesiz, yalnızca sözlü onay ve emirle işlem yaptıklarını belirtti. İddianamede tutuklu sanık Murat Akyüz ile olan HTS kayıtlarının rüşvet delili olarak sunulmasına itiraz eden Güler, evlerinin yakın olması nedeniyle baz istasyonu kayıtlarının çakıştığını ve bunların planlı görüşmeler olmadığını savundu. Güler, "Benden önceki üstlerim ne yaptıysa, ne emrettiyse onu yaptım. Ben asla devlete zarar vermek kastıyla hareket etmedim. Bir Kore firmasının lojistik işinin ardından Akyüz firması bana minnet parası olarak 120 bin lira teklif etmişti, reddettim. Yavuz Bora kızına araba alacaktı. Zam geleceği için benden borç istedi. Aklıma teklif edilen minnet parası geldi. '300 bin lira verebilir misiniz?' dedim. 'Evet' dediler. Faturası şirkette mevcuttur. Daha önce başka yerden böyle bir para almadım. Etik olmadığının farkındayım, buna komisyon denebilir ama rüşvet denemez. Ben kimseden bir iş karşılığı tek kuruş almadım. Masumiyetimin ortaya çıkacağına inanıyorum. Tahliyemi istiyorum." ifadelerini kullandı.

Kızı için borç istediği belirtilen tutuklu sanık Yavuz Bora, hazırladığı evrakların sivil yetenek koordinasyon astsubayları, kısım amiri ve şube müdürünün kontrolünden geçtiğini aktardı. Belgeleri güvenlik maksadıyla özel bir klasörde muhafaza ettiğini bildiren Bora, iddianamedeki suçlamaların kendi görev tanımına uymadığını ifade etti. Bora, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sivil yetenek koordinasyon astsubayları sahayı bilen, takip eden, hazırladığım evrakları da kontrol eden kişilerdir. Demek oluyor ki bu durumda ya kontrol görevlerini yerine getirmediler, ya da evrakların doğru olduğunu kabul ediyorlar. Güler, Akyüz'den para alabileceğini söyledi. Sonra parayı bana ulaştırdı. Bizim aramızdaki kişisel borçtur. Herhangi bir iş için rüşvet söz konusu değildir. 37 yıllık meslek hayatımda bir disiplin suçum yoktur. Tüm suçlamaları reddediyorum. Benim hazırladığım evraklar kontrol mekanizmalarından geçmiştir, her şey kayıt altındadır. Tahliyemi talep ediyorum."

FİRMA SAHİBİNDEN "TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İLE İLGİSİ YOK" SAVUNMASI

Akyüz Uluslararası Nakliyat'ın sahibi tutuklu sanık Murat Akyüz, söz konusu 300 bin liralık ödemenin rüşvet olmadığını, kamu zararına yol açacak bir eylemde bulunmadığını öne sürdü. Bu paranın, bir Kore firmasının taşımacılık işine aracılık ettiği için Yavuz Güler'e ödenmek istenen komisyon olduğunu ve konunun Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgisinin bulunmadığını savundu. Başlangıçta reddedilen paranın, Yavuz Bora'nın ihtiyacı doğması üzerine talep edildiğini ve ödemeyi bu amaçla yaptığını belirtti. Akyüz, hak ediş evraklarında kendi doğrudan imzasının bulunmadığını, teslimatların şirket personeli tarafından yapıldığını dile getirdi.

HTS kayıtlarındaki çakışmaları evlerinin yakınlığına bağlayan Akyüz, diğer firmaların çalışanları tutuksuz yargılanırken kendi şirketinin itibarının zedelendiğini savunarak tahliyesini istedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 18 yıl görev yapan tutuklu sanık Hasan Hüseyin Çakıcı, taşıma operasyonlarının çok sayıda birimi ilgilendirdiğini hatırlattı. Şube amiri sıfatıyla evrak zincirindeki son onay merci olduğunu belirten Çakıcı, iş yoğunluğundan dolayı belgeleri detaylı inceleme fırsatı bulamadığını ifade etti: "Ben evrakı son onaylayan kişiydim, bu zincirde şube amiriydim. Bu sebeple ilk aşama bilgilerine sahip değilim. Hak ediş evraklarındaki her satırı kontrol etme şansım yoktu. Taşımanın asıl sorumlusu sivil yetenek astsubayları, ilk elden bunu kontrol ederlerdi. İddia makamı bu personellerin sorumluluğunu göz ardı etmiştir.''

Nakliyat firması çalışanı tutuklu sanık Murat Balalan ise ihale sözleşmelerinde ve hak ediş evraklarında usulsüzlük yapmadığını savundu. İdari süreçlerin askeri personelin yasal denetiminde olduğunu ifade eden Balalan, "Ben sadece evrakları getirip götürdüm, içeriklerine dair bir bilgim yoktu. İdari süreçler tamamen askeri personellerin yasal denetimleri altında yürütülürdü. Askeri personellerle rüşvet ilişkisi kurmam söz konusu değildir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Tahliyemi istiyorum." dedi.

SORUŞTURMA SÜRECİNDE NELER YAŞANMIŞTI?

Duruşmaya, tutuksuz sanıkların beyanlarının alınmasının ardından yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Olayın geçmişine bakıldığında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Askeri Suçlar Soruşturma Bürosu aracılığıyla Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı Lojistik Yönetim Başkanlığı Ulaştırma Yönetim Şube Müdürlüğünün sivil firmalardan aldığı nakliye hizmetlerine dair hak ediş süreçlerini incelemeye almıştı. Bu soruşturma sonucunda, Kontrol Teşkilatında görev yapan 4 askeri personel ile bir firma yetkilisi hakkında zincirleme şekilde "edimin ifasına fesat karıştırma" ve "rüşvet", firma adına hak ediş evrakına imza atan 15 kişi hakkında ise zincirleme şekilde "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamalarıyla dava açılmış ve toplamda 19 kişi yargı sürecine dahil edilmişti. 

Kaynak: Anadolu Ajansı