Körfez monarşilerinin stratejik hamlesi ve Türkiye'nin artan kırılganlığı
Ankara'nın, elindeki Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini Birleşik Arap Emirlikleri veya Katar'a devredeceğine yönelik gizli anlaşma iddiaları uluslararası kulisleri hareketlendirdi.
Ekin Başyurt
Geçtiğimiz hafta boyunca, Ankara'nın Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini devretmek üzere gizli bir anlaşma yaptığına ilişkin doğrulanmamış haberler ısrarla dolaşımda kaldı. Birleşik Arap Emirlikleri en güçlü muhtemel alıcı olarak gösterilirken, Katar'ın da bu anlaşmanın taraflarından biri olabileceği öne sürülmektedir. Bununla birlikte, böyle bir anlaşmanın kesinleştiğine dair resmî herhangi bir doğrulama yapılmış değildir.
DONALD TRUMP'IN VAATLERİ
Bu anlaşmanın hayata geçirilmesi hâlinde amaç, Türkiye'ye karşı uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını sağlamak ve Türkiye'nin F-35 programına yeniden dâhil edilmesinin önünü açmak olacaktır. Donald Trump da Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında bu yönde açıklamalarda bulundu. Bir gazetecinin, Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'ye karşı uygulanan bu yaptırımları kaldırmayı planlayıp planlamadığı yönündeki sorusuna Trump, rahatsız bir üslupla yalnızca bu meselenin çözüleceğini söylemekle yetindi.
Ancak Trump'ın mevcut başkanlık döneminin son on sekiz ayı, büyük iddialarla dolu açıklamalarla karakterize edilmiştir. Bunun çarpıcı örneklerinden biri de kendisini "barış yapıcı" olarak konumlandırmasıdır. Buna rağmen, Rusya-Ukrayna çatışmasını bir ay içinde sona erdireceğini iddia etmiş olmasına karşın bunu başaramamıştır. ABD Kongresi'nin onayı olmaksızın Operation Epic Fury operasyonunu başlatmış, ardından ateşkesi ihlal etmiş ve müzakereleri birliklerini yeniden konuşlandırmak için taktik bir fırsat olarak kullanmıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından büyük önem taşıyan devlet başkanının sözü, Başkan Trump bakımından çok daha sınırlı bir anlam taşımaktadır. Trump'ın bu taahhütlerini yerine getireceğine dair beklentiler temelsizdir. Kaldı ki CAATSA yaptırımları, onun yürütme yetkisi kapsamında değildir. Bu yaptırımların kaldırılması yetkisi, hem Trump'ın dış politika çizgisine karşı çıkan hem de Türkiye'ye yönelik eleştirel yaklaşımıyla bilinen ABD Kongresi'nin uhdesindedir.
STRATEJİK BİR YANLIŞ HESAP
Stratejik açıdan bakıldığında Türkiye, hava savunma mimarisindeki en önemli unsurlardan biri olan çeşitlendirme ilkesini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Yerli sistemler "Çelik Kubbe" mimarisinin bir parçasını oluştursa da henüz zamanın sınavından geçmiş değildir. Ayrıca askerî analistler, mevcut durumda Türkiye'nin yerli sistemlerinin hem Rus hem de Amerikan muadillerinin gerisinde olduğu sonucuna varmıştır.
Buna karşılık S-400 sistemi, Türkiye açısından Batı menşeli silah platformlarına karşı bir denge unsuru işlevi görmüştür. Katar'da yaşanan olay bu bakımdan öğreticidir: İsrail kuvvetleri Doha'ya yönelik hava saldırısı düzenlediğinde, Katar'ı koruyan Patriot sistemleri Washington tarafından uzaktan devre dışı bırakılmıştır. Bu olay, Amerika Birleşik Devletleri'nin ortaklarının güvenini bir kez daha kötüye kullandığını ortaya koymuştur.
Ayrıca bu hadise, ABD'nin İsrail'in stratejik öncelikleri uğruna diğer müttefiklerinin güvenlik çıkarlarını ikinci plana atmaya hazır olduğunu da açıkça göstermiştir.
İSRAİL TEHDİDİ
Daha da önemlisi, bütün bu gelişmeler İsrail'in giderek daha yayılmacı hâle gelen bölgesel politikası zemininde yaşanmaktadır. İsrailli siyasetçiler, Tel Aviv'in Washington ile kurduğu yakın stratejik ittifaktan güç alarak uluslararası toplumu göz ardı etmeye yönelik istikrarlı bir eğilim sergilemektedir.
İsrail yalnızca son üç yıl içinde; Gazze'de soykırım gerçekleştirmiş, Lübnan'a yönelik tekrarlanan saldırılar düzenlemiş, Suriye'de çok sayıda askerî operasyon yürütmüş ve burada ayrılıkçı unsurlarla temaslarını sürdürmüş, Katar'a saldırmış ve İran'ı hedef almıştır. Aynı dönemde Türkiye'ye yönelik söylem de giderek sertleşmiştir. İsrail'in yanı sıra Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Amerika Birleşik Devletleri'nden oluşan yeni bir blok şekillenmektedir.
İsrailli siyasetçiler Türkiye'ye yönelik açık düşmanlıklarını giderek daha yüksek sesle dile getirmektedir. Kısa süre önce Benjamin Netanyahu bir röportajında, Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'yi bir müttefik olarak görmemesi gerektiğini söylemiş ve Türkiye Cumhuriyeti'ni diktatörlük rejimi olarak nitelendirmiştir. Bu hasmane yaklaşımın çerçevesi ise Şubat 2026'da eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant tarafından çizilmiş; Gallant, Türkiye'yi bölgedeki en büyük tehdit olarak tanımlamış ve onu stratejik önem bakımından İran'ın da önüne koymuştur.
Amerika Birleşik Devletleri ise geleneksel olarak güçlü bir İsrail yanlısı tutum benimsemektedir. Bu nedenle, İsrail ile yaşanacak olası bir çatışmanın sıcak savaşa dönüşmesi hâlinde Ankara'nın Washington'dan gerçekçi olarak bekleyebileceği en olumlu tutum tarafsızlık olacaktır. Fiiliyatta ise Amerikalıların İsrail'e askerî ve diplomatik destek sağlamayı sürdürmesi kuvvetle muhtemeldir.
KÖRFEZ DEVLETLERİ İÇİN YENİ BİR FIRSAT
Türkiye'nin hava savunmasındaki çeşitlendirilmiş yapıyı terk etmesi ihtimaline karşılık, Körfez devletlerinden biri kendi hava savunma envanterini genişletme fırsatı elde edebilir. Daha önce de belirtildiği gibi, Amerikan hava savunma sistemleri, Washington'un kimi koruyup kimi korumayacağı konusunda seçici davrandığını göstermiştir. Ayrıca ABD-İsrail ile İran arasında iki ay boyunca devam eden yoğun çatışmalar, bu sistemlerin muharebe ve lojistik açıdan önemli sınırlılıklarını da ortaya koymuştur. Birkaç hafta içinde ABD, yeni sistemleri ve mühimmat stoklarını diğer harekât sahalarından kaydırmanın yollarını aramak zorunda kalmıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri ile Katar, şimdi savunma kabiliyetlerindeki bu kritik eksiklikleri gidermeye çalışmaktadır. Türkiye'den Rus yapımı sistemlerin olası satın alınmasına ilişkin müzakerelerde yer almalarının temel nedeni de budur. Ancak Ankara açısından bu süreç, stratejik hareket alanının ciddi biçimde daralmasına ve güvenlik tehditlerinin giderek artmasına işaret etmektedir.
İstanbul'da helikopter destekli 'Huzur İstanbul' asayiş denetimi gerçekleştirildiGündem
4. kattan düşerek hayatını kaybetmişti: Sibel Dilmen soruşturmasında 2 kadın tutuklandıYurt