Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu'ndan Tarihi Uyarı: "NATO Üyeliğiyle Denge Siyaseti Yürütülemez, Çözüm TRÇİ İttifakı"
Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu, DÜNYAMER’in düzenlediği “Büyük Savaşı Önleyecek İttifak” konferansında NATO'nun yapısını, ABD hegemonyasının çöküşünü ve Türkiye'ye yönelik tehditleri analitik bir çerçevede değerlendirdi.
Bağımsızlık rotasına giren NATO üyelerinin "istikrarsızlaştırma operasyonlarına" maruz kaldığını belirten Hatipoğlu, Türkiye'nin güvenliğinin ve olası bir küresel savaşı önlemenin yolunun Türkiye, Rusya, Çin ve İran'ın (TRÇİ) oluşturacağı Asya ittifakından geçtiğini vurguladı.
Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu, NATO'nun tarihi işlevini, Türkiye'nin ittifak içindeki sorunlu konumunu ve yeni dünya düzeninin kuruluş sancılarını somut verilere dayanarak ele aldı. ABD'nin milli güvenlik stratejilerinin bir yansıması olarak kurgulanan NATO'nun, müttefiklerini eşit statüde görmediğini ifade eden Hatipoğlu, Türkiye'nin Avrasya jeopolitiğine uygun, tam bağımsızlıkçı bir rotaya girmesi gerektiğinin altını çizdi.
"NATO, Amerikan Çıkarlarının Bekçisidir"
NATO'nun geliştirdiği tüm savunma stratejilerinin temelde ABD'nin hegemonyasını sürdürme hedefine hizmet ettiğini belirten Hatipoğlu, ittifakın Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra da varlığını sürdürerek kriz bölgelerine müdahale gücüne dönüştürüldüğünü hatırlattı. Türkiye'nin geçmişte emperyalist çıkarlara bekçilik yapma ve Ortadoğu'daki askeri müdahalelere taraftar olma konumuyla NATO'ya alındığına dikkat çeken Hatipoğlu, denge politikasının imkânsızlığını şu sözlerle ifade etti: “NATO üyeliğiyle denge siyasetinin bir arada yürütülemeyeceğini görüyoruz. Bugün Türkiye hükümeti bir denge siyaseti yürüttüğünü söylemektedir ancak NATO üyeliği denge siyaseti yürütmenizi imkansız kılan bazı bağlayıcılıklar içermektedir” Hatipoğlu, Atatürkçü dış politikanın salt büyük güçler arası bir "denge" değil; bölge merkezli ve tam bağımsızlıkçı bir karaktere sahip olduğunu vurguladı.
"Bağımsızlık Arayan Ülkelere İstikrarsızlaştırma Operasyonu"
Uluslararası koşullar NATO ülkelerini daha bağımsız hareket etmeye teşvik ettiğinde, "NATO Kanunu"nun devreye girdiğini saptayan Hatipoğlu, çarpıcı tarihi veriler paylaştı. Türkiye'nin 1967'deki esnek mukabele doktrini sonrasında bağımsızlıkçı eğilimler göstermesi üzerine içeride bir operasyon başlatıldığını belirten Hatipoğlu, “1970'ler boyunca iç savaş koşullarına adeta varan ve terör olaylarında ele geçirilen silahların %90'ının NATO üyesi ülkelerde üretildiği bir operasyona maruz kalmıştır” dedi. Hatipoğlu ayrıca ASALA, PKK terörü ve 15 Temmuz kalkışmasının arkasındaki güçlere sağlanan himayenin, Batı sisteminin Türkiye'ye dostane yaklaşmadığının somut bir kanıtı olduğunu dile getirdi.
Karşılıksız Dolar ve Çöken ABD Hegemonyası
Analizinde Batı kapitalizminin üretimden koptuğunu ve tamamen rantiyer bir sınıfın eline geçtiğini belirten Hatipoğlu, ABD'nin karşılıksız ve güvenilmez bir para birimi olan dolar aracılığıyla hegemonyasını ayakta tutmaya çalıştığını ifade etti. İktisadi üstünlüğünü başta Asya olmak üzere diğer coğrafyalara kaptıran ABD'nin elinde kalan tek aracın silahlı güçle dünyayı terörize etmek olduğunu vurgulayan Hatipoğlu; Batı'nın dünyaya artık medeniyet değil; sıcak para, uyuşturucu, bireycilik, otoriter popülizm ve sosyokültürel çürüme ihraç ettiğini kaydetti.
"Olası Savaşı Önlemenin Yolu: TRÇİ İttifakı"
Olası bir küresel savaşı engellemenin ve Türkiye'nin milli güvenliğini sağlamanın yolunun yükselen Asya'dan geçtiğini belirten Prof. Dr. Hatipoğlu, atılması gereken stratejik adımları şöyle sıraladı:
TRÇİ İttifakı: Türkiye, Rusya, Çin ve İran ittifakının (TRÇİ) ülke içinde güçlü bir siyasal seçenek haline gelmesi ve bu yönelimi sağlayacak güç dengesinin inşa edilmesi gerekmektedir.
Asya Yönünde Demokratik Baskı: Türkiye'deki hükümetin NATO'dan mesafeli durarak Asya ile daha sıkı ilişkiler geliştirmesi yönünde bir kamuoyu baskısı oluşturulmalıdır.
Yeni Küresel Doktrin: Anti-emperyalist güçlerin dayanışmasıyla yeni bir küresel finans sistemi, rezerv para birimi ve bağımsız savunma doktrini inşa edilmelidir.
Küreselleşme dayatmalarına karşı "milli devlet direnir" tezinin geçerliliğini koruduğunu ve Türkiye'nin 15 Temmuz'da milli devlet refleksini ortaya koyduğunu hatırlatan Hatipoğlu, çözüm haritasının çerçevesini Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesiyle çizerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: Ulusal Kanal Haber Merkezi
NATO Avrupa'da Savaş Koridorları Kuruyor: Çin'den Birleşmiş Milletler Barış Gücü HamlesiGündem