banner982

'Uyanış' filminin yönetmeni Ali Avcı hakim karşısına çıktı

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan ''Uyanış'' filminin yönetmeni Ali Avcı, hakkında ''silahlı terör örgütü yöneticisi'' olmak suçundan 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davada hakim karşısına çıktı.

'Uyanış' filminin yönetmeni Ali Avcı hakim karşısına çıktı

Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ''Uyanış'' filminin yönetmeni Ali Avcı'nın, "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü.
İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya, tutuklu sanık Ali Avcı ve avukatları katıldı.
Duruşmada savunma yapan sanık Avcı, ilk yönetmenliğini Reis filmiyle yaptığını belirterek 4. yönetmenliği olan Uyanış filminin ardından tutuklandığını söyledi.
Hidayet Karaca’ya film yaptığı dönemlerde ticari bir nedenden dolayı çek yazdığını anlatan sanık, "İşlerim bozulunca çek yazdığım birçok medya kuruluşuyla görüştüm. Kimisi indirim yaptı kimisi taksit yaptı ancak sadece Hidayet Karaca’nın kurumu beni icraya verdi. Ben bu cemaat grubunu hep 3Z diye tanımlardım. 'Zeki, zengin ve zümreli' kişilerle irtibat kurarlardı. Üniversiteyi dereceyle bitirince bana Malatya’da Hügem Dersanesi’nde iş teklif ettiler. Birkaç kez maklubelerine, oruç ve iftar programlarına katıldım." dedi.
Adıyaman’da bilinen Molla Ahmet grubuna mensup olduğunu söyleyen sanık, "Böyle bir sülalenin çocuğu olarak burada FETÖ’den yargılanmaktan dolayı…” derken duygusal anlar yaşadı.
Sigara içtiği için dershanede çalıştığı dönemde çalışanlar tarafından çok tepki gördüğünü ileri süren sanık, “Sigaranın dışında, sizin beyninizle yapacağınız çalıştay istemiyorlardı. ÖSS sınavının bittiği gün sigortamı kaldırdılar." dedi.
Sanık, İstanbul’a taşındıktan sonra Eşrefpaşalılar filminin idari işlerini yaptığını belirterek, "Eşrefpaşalıları bıraktıktan sonra, Hidayet Karaca (FETÖ çatı davasının sanığı, kapatılan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı) tarafından arandım. İş teklifi alacağım diye gittim. Benden Eşrefpaşalılar 2'nin bütçesini istedi. Götürdüm. Bu bütçeyi Mustafa Yeşil’e (FETÖ üst düzey yöneticisi firari sanık) anlatmamı istedi.” diye konuştu.

Reis filmine iki ayrı fragman çektiğini ve bu fragmanın dünya basınında yer aldığını dile getiren sanık, savunmasını şöyle sürdürdü:
"7 Haziran seçiminde Ak Parti tek başına iktidar olmamıştı. Reis filmini 1 Kasım’a yetiştirmeye çalıştım. Fragmanı çektikten sonra, bir araştırma şirketinin sonuçlarına göre kararsız oyların yüzde 3’ünü Ak Parti’ye kaydırdım. Bunun ardından FETÖ’cüler hakkımda karalama kampanyası başlattı. Fragmandan sonra çekimlere başlayacağım tarihin 5'inci gününde benimle alakalı ‘Eşrefpaşalıları çekti, şimdi Kasımpaşalılar’ı çekiyor’ diye haberler çıktı. Halbuki Eşrefpaşalıları ben çekmemiştim. Haberlere ilişkin yanıtlar verdik. Sonra 5 gün yine geçti ve ‘Senin filmden ayrılman gerekiyor’ dediler. Reis istemeseydi o projeyi bırakmazdım. Reis'e sevgimden dolayı, 20 bin adet ‘One Minute’ adlı parfüm ürettim."

Sanık Avcı, dava konusu "Uyanış" filmi fragmanına ilişkin ise şöyle konuştu:
"Adı üzerinde uyanış. Mottosu bir milletin uyanışı. Fragman için birçok resmi kurumdan izin aldım. Köprüde, külliyede, Kısıklı’daki konut üzerinde çekimler yaptık. Tutuklanma nedenim Süperhaber TV, Diken TV ve Cumhurbaşkanımızın geçenlerde bahsettiği ahlaksız trollerdir. Dünyada fragmandan dolayı tutuklanan ilk yönetmen oldum. Fragmanda ‘Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır’ sesi geliyor. Bayrak var görüntüde. Bayrak görüntüsü neyin propagandası olabilir. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ sesi geliyor. Bir general, 5 numaralı topu alıp askerin kafasında patlatıyor. Bunun anlamı, ‘Ne kadar general olduğuma bakmayın. Benim köküm dışarıdadır.'"

Fragmanın diğer sahnelerini de kısaca açıklayan sanık Avcı, savunmasına şöyle devam etti:
"Herkes ‘Ya darbe olsaydı?’ diye konuşuyordu. Herkes, ‘Hedef Erdoğan’dı’ diyordu. Camide, çarşıda herkes olsaydı ne olurdu sorusunun cevabını arıyordu. Biz de bir sahne yaparak, bir unsuru kestik. Reis namazdaydı. Kafasında silah dayandığı anda sala sesi geliyordu. Sonuçta darbe gecesi salalar okundu bu memlekette. Silah zaten ateşlenmiyor. O aslında bir FETÖ’cü generalin hayali. Fragman, başında ilahi bir düsturla başlıyor, ilahi bir salayla bitiyor. Aslında fragmanın devamı da var ama merak etsinler diye kestim. Bu fragmanın sadece milli ve yerli duyguları yansıttığına inanıyorum. Diken ve Süper Haber TV'nin attığı bir taşla olay tam 8 aydır tutukluluğuma kadar geliyor.”
"Ahlaksız trollerin kurbanı oldum" diyen Avcı, "Tutuklanmadan 2 ay önce TRT genel müdürü adayı oldum. Aday olurken, RTÜK’den herhangi bir partiye üye olmamam gerektiği söylenince, AK Parti’den üyeliğimi iptal ettirdim. Toplamda 3 aday vardı. Bir insanda kendine dair en ufak bir şüphe olsa böyle bir adaylığa böyle bir dönemde girer mi? Reis yalakalığıyla suçlanabileceğim halde karşısındaki örgütle suçlanıyorum. Bu ayrı bir azap ve işkence. Beraatimi istiyorum." ifadelerini kullandı.
Sanığın savunmasının ardından, Abdulkadir Yanar adlı kişiye SEGBİS yöntemiyle bağlanılarak tanık ifadesi alındı. Yanar, Avcı’yı Malatya’da üniversite okuduğu dönemden tanıdığını, Avcı’nın 2005-2006 arasında FETÖ bölge sorumlusu olduğunu iddia etti. Avcı’nın sohbet de verdiğini savunan Yanar, bu sohbetlerde ağırlıklı Kur’an okunduğunu, zaman zaman da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in adının geçtiğini belirtti.
Sanık Avcı ise tanığı hatırlamadığını, birçok yerde sohbet verdiğini ancak terör örgütüyle ilgili sohbet vermediğini öne sürdü. Sanığın avukatları müvekkillerinin beraatini ve tahliyesinin yanı sıra, dava konusu fragmanın duruşma salonunda izlenmesini istedi.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve kaçma şüphesini dikkate alarak Avcı’nın tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Sanık avukatının, dava konusu fragmanın salonda izlenmesi talebinin bir sonraki duruşmada değerlendirilmesine hükmeden mahkeme heyeti, tanık Fatih Metin hakkında zorla getirme kararı çıkarılmasını kararlaştırdı.
Heyet, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe attı.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Ali Avcı'nın, yakalanma tarihinden önceki dönemden beri mevcut delil durumuna göre ilk olarak tespit edilebildiği kadarıyla örgütsel isimlendirilmeyle "Küçük Bölge İmamlığı" denen, örgütün amacına uygun biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren, emir ve idare yetkisine sahip olan konumuna göre örgüt faaliyetlerini düzenleme ve görevlendirme yetkisini haiz yönetici vasfında görev üstlenerek, faaliyet yürüttüğü anlatılıyor. İddianamede, yakalanma tarihindeki tespit edilebilen örgütsel konumu, eylemleri, hakkındaki tespitlere göre terör örgütünün temel politikasına göre basın yayın üzerinden toplumsal algı idaresi alanında sorumluluk üstlenen ve faaliyetlerde bulunan yöneticilerinden olduğu, yakalanma tarihine kadar faaliyetlerine aktif olarak devam ettiğinin anlaşıldığı vurgulanıyor.
Avcı'dan ele geçirilen harddiskte yapılan incelemede, terör örgütüyle irtibatını gösterir, örgüt lideri Fetullah Gülen'e ait olmak üzere birçok resim ve videonun bulunduğu anlatılarak, şüphelinin rehberinde yapılan incelemede ise Tahşiyecilere kumpas davasının tutuklu sanığı eski emniyet müdürü Bayram Özbek olmak üzere ülke genelinde FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında haklarında adli işlem başlatılan birçok şahıs ile irtibatlı olduğu belirtiliyor. Avcı'nın ''silahlı terör örgütü yöneticisi'' olmak suçundan, 22,5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor. 


Etiketler; #Ali Avcı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.