banner1119

Hakikat Sonrası Post Modernizm’in gayri meşru çocuğudur


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

27 Ağustos 2019, 20:59

Post-Modernizm bilime tecavüzün el kitabıdır.
 Post modernist yaklaşımda, her şey sorgulanır. Özellikle de bilimin kanıtladığı doğrular sorgulanır. Çok az şey görünümüne göre değerlendirilir.
Post-Modernimzde, doğru cevap diye bir şey yoktur. Yalnızca anlatılar vardır. Hakikat; dil ve toplumsal inşa ürünü olarak kabul edilir. Hakikatin gözden düşürülmesi post-modernizm sayesinde olmuştur.
Kanıta dayalı düşünce temellerine saldırmak, post modernizmin işiydi. Hakikat Sonrası paradigma da buradan çıktı.
Bilime saldırmak, radikal sağın olağan meşgalesi haline gelmişti. Akıllı Tasarım Post Medernizmin bir uydurmasıydı. Siyasal İslam’ı da böyle tavlamıştı.
Hakikat bilimin tekelinde değildir” diye bilime doğrudan karşı çıkılıyordu.
Bu düşünceler tekelci sağın çok işine gelmiş ve post modernizmi hayatın baş köşesine yerleştirmişti.
Artık Hakikat sonrası sürecin içindeydik. Tüketmek, üretmeden daha değerli oldu. Tıpkı olguların değil algıların bizi yönetmesi gibi, büyük sermayenin oluşturduğu, finans sistemi ve radikal piyasa ekonomisinin içindeydik. Sanal bir finans sistemi oluşmuş, bu finans sistemi herkesi borçlu hale getirmek için sitemler kurmuş, insanlığı büyük bir felaketin ucuna getirmiştir.
Ülkeler, borçlanarak tüketmeye alışmış.  Ulus-devlet çok uluslu şirketler birlikteliği, ulus devleti etkileyip yönetmeye başlamış. Buna milli devlet piyasa iş birliği adı verilmiş…
Çok uluslu şirketlerin ulus devlet üzerinde etkinliği artıkça, ulus devletin halka karşı sorumluluğu azalmış. Çok uluslu şirketler istedi diye, ulus devlet özelleştirmeleri yapmış. Çok uluslu tekeller istedi diye, kuralsızlaştırma egemen olmuş. Böylece ulus-devlet ekonomide bitmiş…
Dolayısıyla siyasetin alanı daralmış. Yani iktidarların eli daralmış. Halkın temsilcisi konumundaki iktidarlar yetkisizleşmiş.
Bu anlatının sonunda neyin ifade edileceği artık bellidir. Hakikat Sonrası mı, faşizm öncesi mi, tartışmaları gündemlere oturacaktır.
Çünkü ekonomik zorluklar, aşırı borçlanmalar, toplumsal yaşamları etkileyerek, kendini göstermeye başlamıştır. Yoksulluk toplumsal algılamada, suç gibi addedilmeye başlanmıştır.
Ekonomik etkinliğini sürdüren çok uluslu şirketler, toplumsal bir kargaşanın ufukta belirdiğini hissettiler. Dünyanın yeni bir dengeye doğru yol aldığını gördüler.
Sol veya sosyalizm seçeneklerinin nesnel şartları ortada olmadığına göre, büyük sermaye egemenliğinin sürdürülebilmesinde, tek çare olarak, faşizm seçeneği görünüyor.
Devletlerin başına bu anlayışa uygun kişilerin geliyor olması tesadüf olmasa gerek. Çünkü borçlar, gelir dağılımında ki felaketler, sosyal sıkıntılardaki büyüme, faşizmi çağırmaktadır.
Hakikatin bu kadar gözden düştüğü bir yerde, hakikat yoktur, “asıhakikatbüyük sermayenin kendisidir” anlayışı, sadece faşizmle var olabilir.

Bülent Esinoğlu
[email protected]

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.