banner999

İdlib’de CIA provokasyonuna gelmeyelim!


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

11 Ocak 2018, 11:21

Bilindiği gibi Astana Süreci Suriye’nin toprak bütünlüğüne göz diken Amerika’ya karşı varılmış bir anlaşmadır. Türkiye Rusya ve İran Suriye’nin toprak bütünlüğünü yok etmeye çalışan terör guruplarına karşı birlikte hareket etmeye karar vermişlerdir.

Elbette Astana Süreci Amerika ve Batı ülkelerini tedirgin etmektedir.

Amerika Suriye’de yenilgiyi kabul edip, çekilmek niyetinde değildir. Bunun içinde; PKP/PYD’ye ve İslami terör gruplarına silah ve lojistik destek vererek, Suriye’deki varlığını devam ettiriyor.

İdlib’de Çatışmamazlık Sürecinin sorumluluğu Türkiye’ye aittir. Bölgedeki 25 bin silahlı muhalifin sorumluluğu, yani silah kullanarak muhalefet yapmaması Türkiye tarafından sağlanacaktır.

6 Ocak 2018 tarihinde, 10 adet silah yüklü insansız hava aracı Rusya’ya ait savaş uçaklarının konuşlandığı hava alanına saldırdı.

Rusya’nın yaptığı açıklamada, dronların Türkiye’nin sorumlu olduğu bölgeden geldiği ifade edildi. Yani Rusya Türkiye’yi sorumlu tuttu.

Çavuşoğlu Rusya ve İran Büyükelçilerini Bakanlığa çağırarak, sanki İran ve Rusya sorumluymuş gibi bir tavır takındı.

İşin vahim tarafını ifade edelim. El-Nusra’nın Mu’tasim Grubu doğrudan ABD’den silah ve lojistik aldığını, liderleri Mustapha Sejeri’nin ağzından açıklamıştı.

ABD, sadece PKK’ya silah ve teçhizat vermiyor. Nusra’dan ayrılan ama hala silahlı muhalefet yapan gruplara da  destek veriyor.

İşin kötüsü, Amerika’nın silah ve dron verip Suriye devleti ile savaşan bu grupları Türkiye’de destekliyor.

İş böyle olunca, Suriye’de Amerika ile ortak desteklediğimiz bu gruplar, şimdi insansız hava aracı da kullanıyor.

Bu durumda; insansız hava aracını, bu terör grupları nereden alıyor sorusu ortaya çıkıyor. Bu konuda Rusya’da yayın yapan Krosnaya Zvyezda gazetesi Türkiye’yi ima etmektedir.

Bölgede insansız hava aracı üretip Suriye devletine düşman olan İsrail, ABD, Suudi Arabistan var. Türkiye ise hem Astana sürecinde yer alıyor. Ama Suriye’deki silahlı muhalif grupları desteklemeye devam ediyor.

Bir başka ifadeyle, bu muhalif grupların desteklenmesinde, ABD ile birlikte hareket edip, Amerika’nın PKK’ya desteği konusunda ABD karşı karşıya geliyoruz.

Öte yandan, Suriye’de Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda da Astana sürecinde, Rusya ve İran ile birlikte duruyoruz.

Böyle bir ittifaklar durumunda; Çavuşoğlu son zamanlarda garip açıklamalar yapıyor.

15 gün kadar önce dedi ki; PKK silah bırakırsa Açılım Sürecine dönebiliriz.

Dün de, Rusya ve İran Büyükelçilerini Bakanlığa çağırıp, kendi sorumluluğumuzda olan bölgenin hesabını onlardan sordu.

Anlayacağımız, Astana ve Soci süreçlerine CIA tarafından ilk dinamit konmuş oldu.

Meşru Suriye devleti ile yürütülecek süreci, silahlı muhalif gruplar eliyle yürütmek bizi eninde sonunda çıkmaza götürecektir.

Suriye’de yaşananlar göstermiştir ki, bu süreç bir gün ABD’nin yanında olup muhalifleri desteklemek, ertesi gün, Rusya ve İran ile beraber olup, Suriye devleti ile savaşarak, yürüyecek bir süreç değildir.

Zaten bu siyasi iktidarı da yıkacak olan da bu çelişkidir.

Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.