banner1199

banner1197

banner1203

19.07.2015, 15:00

IŞİD Sizsiniz

 Son zamanlarda bazı yandaş televizyon ve gazetelerde bir IŞİD eleştirisidir aldı başını gidiyor.Allah ile aldatmayan samimi dindarlar değil, ama dinciliği geçim kaynağı yapanlar en ön sırada. Hatta bazı dinci yazarlar arasında “İslamcılık bitti” tartışması bile başladı. Mesela Türköne, IŞİD’e karşı Cemaat İslamcılığını önerdi. Ne buluş!
İyi de kuzum, IŞİD’in nesinden rahatsız oluyorsunuz? İnandığınız ya da din ticareti yapmak için inanıyormuş gibi göründüğünüz her şeyi hayata geçiriyor sadece...
Mesela, yaptığı işkencelerden mi? Ellerin ayakların çapraz kesilmesi, kafa uçurma, taşlama, değnek, vb... Hepsi İslam hukukunda var. Çocuk yaşta evlilikler mi? Bütün ulemanız, tarikat şeyhleriniz bunu onaylıyor. Kadınları seks kölesi yapıp pazarlarda satması mı? İslam’daki cariyelik ve kölelik hukukundan fazlası değil. Kılık kıyafetlerini mi beğenmiyorsunuz? Etrafınıza bir bakın bakalım, olmazsa Fatih/Çarşamba’yı filan bir dolaşın. Siyasi görüşleri mi? Siz de İla-yı kelimetullah diyorsunuz, (yani Allah’ın adını yüceltmek için Allah’ı inkâr edenlere karşı savaşmak) onlar da... Müttefiklerini mi sevmediniz? Gulbeddin Hikmetyar’ın Hizb-i İslami’si de IŞİD’in bir parçası... Hani Tayyip Erdoğan dizinin dibinde oturmuştu ya...
Keşke IŞİD ya da o eleştirdiğiniz “selefi kafası”nı, İsrail ve Amerika’nın piyonu olmaktan ileri gidemediği... Bir kuduz aşısı bulamadığı, bir Newton ya da Steve Jobs çıkaramadığı... Ayağının altından petrol çıktığı halde içten yanmalı motorları icad edemediği için eleştirseydiniz... Siz bunu yapamadığınız için Batı’dan sürekli, ağaca sıkışan kedi yavrusunun kurtarılışı haberleri geliyor. Ortadoğu ve Asya’dan ise ABD jetlerinin bombalayarak “özgürleştirdiği” ilkel kasabaların haberleri... Hayat orada, ölüm burada hep...

‘ENTELEKTÜEL FAHİŞELER’
Bunu hep yazacağım. New York Times Yazı İşleri Müdürü John Swinton... Şöyle demişti: “Gazetecilerin bütün işi doğruyu yok etmek, açıkça çarpıtmak, yalan söylemek, olayları çarpıtmak, kara çalmak, para denen putun önünde diz çöküp tapınmak ve günlük ekmeği için ülkesini pazara çıkartmaktır. Bunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Biz arkada saklanan zenginlerin buyruğundaki paralı askerleriz. Kuklayız hepimiz; onlar ipleri çeker, biz de oynarız. Bizim bütün yeteneklerimiz, bütün yaşamamız, becerilerimiz başkalarının malı. Biz entelektüel fahişeleriz!” Bab-ı Ali’nin satılık kalemleri bugün Akdeniz’e uzanan ABD-Kürdistan koridorunun farkına varmış. 30 Ekim 2014 günlü gazetelere bakın. O koridoru oluşturmak için giden CIA Peşmergelerinin Şanlıurfa’dan geçişini büyük umut gibi veriyorlardı. Aydınlık dışında bir tekinde bulmazsınız ABD’nin Kürt koridoru planını. Şimdi de tehlikenin farkına vardıklarından ya da umursadıklarından değil, “büyük usta”ları milliyetçi pozu yapıyor diye böyleler... Hep diyorum, az demiş Swinton...

KUTUP AYISI
Peşimde bir kutup ayısı var. Nereye gitsem takipte... Yedi yıl yatıp çıktım, başım dertten kurtulmuyor.
Dolandırıcının biri TC numaramla araba satıyor. Dolandırılan polis olunca hukuk mukuk demeyip özel bilgilerime ulaşıyor. Ya sabır... En son yazı örneklerimi verdim, dolandırıcıyı bulsunlar diye. Uğraşıyorum hâlâ...
Bir de toplu yaralama suçum var... Saadet Partisi ve BBP üyeleri partimizin önüne bayraklarını asmaya kalkınca polis çağırdık. Sonra tartışma çıktı ve bize saldırdılar. Şikâyetçi olmaya karakola gittik. Polis yakalama tutanağı imzalatmaya kalktı. Biraz dikkatsiz olsak, bırak şikâyetçi olmayı, yakalanmış kaçaklar olacağız. Hem ifademizi hem de elimizdeki kamera kayıtlarını polise verdik.
Derken hakkımızda dava açıldı: Toplu yaralama... Eyüp Hoca, dalgasını geçiyor “bari yaralasaydın” diye. Sahi... Ya bir de yaralasaydım. Toplu katliamdan dava açarlardı galiba...
Dilinden anlayan varsa araya girsin, yoksa ayı mayı demeyeceğim, fena yapacağım...

SORULAR
Türk siyasetinde artık “İmralı Sözcüsü” diye bir makam var, iki de bir televizyonda. Atamasını kim yapıyor? Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan gibi büyük ölçekli Türk devletleri Uygurlar hakkında neden bir açıklama yapmıyorlar? Müftünün biri Ehli Beyt Camii cemaatine, “İran’a gidin” demiş. Ondan sonra Müftü nereye gidecek?

YARIM BAYRAM
Bazı evlerde bayram... Olmadı bu sene. Bu sene ne ki, bazısında yıllardır yarım ve bundan sonra da böyle olacak. Babaları olmayacak elini öpmek, boynuna sarılmak için... Harçlık dağıtılmayacak o evlerde. Bayram sabahı kahvaltıları, hep yarım olacak...
Onlar çünkü... babalarını, ya dağlarda bölücü ihanetin peşinde koşarken, ya hukuk tertipleriyle boğuşurken verdiler vatan toprağına. Her bayram, en önce vatan toprağıyla bayramlaşacaklar onlar...
Geri kalanımız, güvenle basarken vatan toprağına...

FITRATI KÖTÜ
Zonguldak’ta grizu patlamasında 30 işçi öldü, başbakan “bu işin fıtratında var” dedi, bakan “işçiler güzel öldüler” dedi. Soma’da 301 kişi yanarak öldü, kendisi süpermarkette tuttuğu bir vatandaşı yumrukladı, danışmanı bir başkasını yere yatırıp tekmeledi.
Kadına şiddet bütün gündemi kapladığında, bunların milletvekili çıkıp, “kadının fıtratında erkeğe köle olmak var” dedi.
Düzelmeleri imkânsız... Fıtratları kötü. Şimdi de teleferik inşaatı için binlerce ağacı kestikten sonra koca bakan çıkıp, “kötü mü oldu” dedi.
Hem kötü, hem iktidar olunca yaptıkları, söyledikleri hiçbir şeyin kötü olmadığını sanıyorlar. Çünkü daha kötüsünü, kendileri bile görmedi.

KIBRIS ÇAPRAZI
“Kıbrıs’ta çözüm” adıyla sunulan teslimiyet projesi var ya... Hah işte, yeni bir formül bulmuşlar. Rum tarafının Başkan adayını Türkler, Türk tarafının Başkan adayını Rumlar seçecekmiş.
Akıla bak! Yaklaşık 280 bin civarında Türk nüfusa karşılık, 1.2 milyona yakın Rum nüfus var. Yani 4 katı. Bu durumda Türk başkanını da Rum başkanını da Rumlar seçecek demektir. Bunlar ya sayı saymayı bilmiyor, ya da dayak yememişler...
Yorumlar (0)