15 Temmuz, Anadolu Ajansı'nın Neden TBMM'den Önce Kurulduğunu Bir Kez Daha Gösterdi

Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açıldı. Ancak Milli Mücadele'nin en kritik kurumlarından biri olan Anadolu Ajansı, bundan 17 gün önce, 6 Nisan 1920'de kuruldu.

Yağmur Biçen Kaplan Yağmur Biçen Kaplan
15 Temmuz, Anadolu Ajansı'nın Neden TBMM'den Önce Kurulduğunu Bir Kez Daha Gösterdi

Bu tarih, sıradan bir kronolojik ayrıntı değil; Millî Mücadele'nin en önemli stratejik hamlelerinden biriydi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadro, daha devlet teşkilatı oluşmadan önce Anadolu'nun sesini dünyaya ulaştıracak millî bir haber teşkilatına ihtiyaç olduğunu gördü. Çünkü işgal yalnızca toprakları hedef almıyor, bilgiyi de kuşatıyordu. Cephede verilen mücadelenin haklılığının dünya kamuoyuna anlatılması, milletin sesinin duyurulması ve işgal propagandasına karşı hakikatin savunulması gerekiyordu.

Bu nedenle Anadolu Ajansı yalnızca bir haber kurumu olarak değil, Millî Mücadele'nin iletişim cephesi olarak doğdu.

Gazeteci ve araştırmacı Atakan Çelik tarafından kaleme alınan "Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansı'nın Asırlık Öyküsü", genişletilmiş ve gözden geçirilmiş ikinci baskısıyla 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nde okuyucuyla buluşuyor.

15 Temmuz, Anadolu Ajansı'nın Neden TBMM'den Önce Kurulduğunu Bir Kez Daha Gösterdi - Resim : 1

Eser, Anadolu Ajansı'nın yüz yılı aşan serüvenini yalnızca kurumsal bir tarih olarak değil; Millî Mücadele'den günümüze uzanan hakikat mücadelesinin, kamu diplomasisinin ve uluslararası haberciliğin hafızası olarak ele alıyor.

Çelik, ikinci baskının özellikle 15 Temmuz'da yayımlanmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirterek, "15 Temmuz gecesi yaşananlar, Anadolu Ajansı'nın neden TBMM'den önce kurulduğunu bir asır sonra yeniden ortaya koydu." değerlendirmesinde bulundu.

İkinci baskı yeni tanıklıklar ve tarihî belgelerle genişletildi

İlk baskısı kısa sürede tükenen eser, ikinci baskısında yeni bölüm ve belgelerle zenginleştirildi.
Kitapta, Anadolu Ajansı'nın kuruluş yıllarının yanı sıra Sovyetler Birliği'nin dağılması, Bosna Savaşı, Çeçenistan, Orta Doğu'daki vekâlet savaşları, Gazze'de yaşanan insanlık dramı, yeni medya çağının haberciliğe etkileri ve Anadolu Ajansı'nın küresel yayıncılık vizyonu yeni değerlendirmelerle ele alınıyor.
İkinci baskının en dikkat çekici bölümlerinden birini ise 15 Temmuz 2016 gecesine ilişkin tanıklıklar oluşturuyor.

Kitapta, Anadolu Ajansı'nın darbe girişimi sırasında yürüttüğü çok dilli yayıncılık, uluslararası kamuoyunun doğru bilgilendirilmesindeki rolü, kriz haberciliği refleksi ve Türkiye'nin demokrasi mücadelesinin dünyaya aktarılmasına ilişkin yeni bilgi ve değerlendirmelere yer veriliyor.

"O gece Anadolu Ajansı'nın neden Meclis'ten önce kurulduğunu anladım"

Kitapta yer alan değerlendirmelerde, 15 Temmuz gecesinin Anadolu Ajansı açısından yalnızca başarılı bir habercilik örneği değil, aynı zamanda kurumsal hafızanın ve kurucu vizyonun yeniden vücut bulduğu tarihî bir gece olduğu vurgulanıyor.

Çelik, o gece TBMM'de yaşananları takip ederken zihninde tek bir sorunun yankılandığını belirterek şunları kaydediyor:

"Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, neden daha Meclis açılmadan önce Anadolu Ajansı'nı kurmuşlardı? Cevabı o gece bütün açıklığıyla karşımda duruyordu."
Anadolu Ajansı'nın 1920 yılında kurulur kurulmaz Osmanlı Türkçesinin yanında İngilizce ve Fransızca yayın yapmasının tesadüf olmadığını ifade eden Çelik, bunun derin bir iletişim stratejisinin ürünü olduğunu belirtiyor.

"Kurucu irade biliyordu ki bağımsızlık yalnızca silahla kazanılmaz. Hakikatin de dünyaya ulaştırılması gerekir." diyen Çelik, Anadolu Ajansı'nın çok dilli yayıncılık anlayışının daha kuruluşunda uluslararası kamuoyunu hedefleyen stratejik bir vizyonun ürünü olduğunu söyledi. Çelik, Anadolu Ajansı’nın stratejik önemine işaret ederek, “Sen kendi hikayeni yazmazsan başkası gelir senin hikayeni istediği gibi yazar. Ve o zaman senin de söyleyecek sözün olmaz” dedi.

Dünya 15 Temmuz'u Anadolu Ajansı üzerinden takip etti

Aradan yaklaşık bir asır geçtikten sonra yaşanan 15 Temmuz darbe girişimi, kitapta Anadolu Ajansı'nın kuruluş felsefesinin yeniden doğrulandığı tarihî dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.
FETÖ'nün darbe girişimi sırasında yalnızca Türkiye değil, uluslararası kamuoyu da gelişmeleri büyük ölçüde Anadolu Ajansı üzerinden takip etti.

BBC, CNN International, Reuters, Associated Press, Al Jazeera, France 24 ve çok sayıda uluslararası yayın kuruluşu; Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarından TBMM'nin olağanüstü toplanmasına, Meclis'in bombalanmasından milletin demokrasi direnişine kadar kritik gelişmeleri Anadolu Ajansı'nın haber, fotoğraf ve görüntüleriyle dünyaya aktardı.

Anadolu Ajansı'nın Ankara ve İstanbul merkezlerinden yürüttüğü çok dilli yayıncılık sayesinde Londra'dan Washington'a, Paris'ten Berlin'e, Doha'dan Tokyo'ya kadar dünyanın birçok merkezinde milyonlarca kişi Türkiye'deki gelişmeleri doğrudan Anadolu Ajansı kaynaklı haberlerle izledi.

Hakikatin sesi

Kitapta, 15 Temmuz gecesi yalnızca tanklarla, uçaklarla ve silahlarla değil; bilgiyle, algıyla ve dezenformasyonla da mücadele edildiğine dikkat çekiliyor.
Sosyal medya üzerinden yayılan manipülatif içerikler ve FETÖ kaynaklı dezenformasyon girişimleri karşısında Anadolu Ajansı'nın doğrulanmış haberleriyle hakikatin en güvenilir kaynaklarından biri olduğu belirtiliyor. Ajansın, yalnızca gelişmeleri aktarmadığı; Türkiye'nin demokrasi mücadelesinin uluslararası hafızasını da oluşturduğu ifade ediliyor.

Bombalar altında habercilik

Kitapta yer alan tanıklıklara göre Atakan Çelik, darbe gecesi Anadolu Ajansı adına görev yapan gazetecilerden biri olarak TBMM'ye ulaşan ilk gazeteciler arasında yer aldı.
Genelkurmay Kavşağı'nda tankların ezdiği araçların arasından yürüyerek Meclis'e ulaşan Çelik, TBMM'nin olağanüstü toplanacağına ilişkin ilk flaş haberlerden birini Anadolu Ajansı aracılığıyla dünyaya geçti. Meclis'in bombalandığı saatlerde sürdürülen yayıncılık, Anadolu Ajansı'nın kriz haberciliği refleksinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kitapta yer alıyor.

Bir asırlık vizyon

Kitapta, 1920'de üç dille başlayan yayıncılık vizyonunun bugün onlarca dilde sürdürülen küresel bir medya diplomasisine dönüştüğü belirtiliyor.

Çelik, "Anadolu Ajansı'nın tarihi yalnızca bir haber ajansının tarihi değildir. Bu tarih; Millî Mücadele'nin iletişim cephesinden 15 Temmuz gecesine uzanan hakikat mücadelesinin tarihidir." ifadelerini kullanıyor.
Kitabın ortaya koyduğu temel tez ise şu cümlede özetleniyor:
"15 Temmuz gecesi dünya yalnızca bir darbe girişimini izlemedi. Dünya, Anadolu Ajansı'nın neden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden önce kurulduğunu da yeniden gördü."

kitap 15 temmuz