Mehmetçik'e güvenmeyene millet güvenmez!


Soner Polat

Soner Polat

05 Ağustos 2016, 09:51

Mehmetçik Türkiye’nin kendini savunma azim ve iradesinin vücut bulmuş şeklidir. Tarihsel kökleri vardır. TSK’nın gerçek gücü halkına dayanmasından, yani Mehmetçik ruhundan kaynaklanır. TSK işte bu ruh üzerinde yükselerek, “Türk birliğinin, Türk vatanseverliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin çelikleşmiş bir ifadesi” olur. CIA, ihanete sürüklediği üniforma giymiş çete ile aslında bu ruha saldırmıştır. Tank, top, uçak geri gelir ama bu ruh giderse geriye sadece demir yığınları kalır. İşte AKP, bilerek ya da bilmeyerek CIA’nın yarım bıraktığı bu işi tamamlamaya soyunmuştur…

JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK

Bu iki güzide kurum da TSK geleneğinin ürünüdür. Ordu ve Donanma ile bağlarını koparmadan İçişleri Bakanlığı emrinde görev yapmıştır. Jandarma kılcal damarlar gibi ülkenin en ücra köşesine kadar devletin gücünü ve temel değerlerini taşır. Asker üniforması sarp kayalıklarda bile “devlet burada!” mesajını güçlü bir şekilde verir. Polis kıyafeti ile aynı etkiyi yaratamazsınız. Ayrıca bu iki kurum savaşta TSK’nın emrine girer. Harekât planlarındaki görevlerini icra ederler. Barışta hazırlanmayan her unsur savaşta sadece ayak bağı olur. Bu nedenle TSK bu görevlere hazırlık maksadıyla eğitim ve tatbikatlar planlar. Aynı kültürün ürünü oldukları için kaynaşma doğal ve kendiliğinden olur.

İtalyan Jandarma teşkilatı olan Carabinieri barışta benzer görevler icra eder. Ama herkes bilir ki İtalyan Ordusu’nun ayrılmaz bir parçasıdır. Zaten diğer adı da Primo Esercito (Birinci Ordu)’dur. Yani en gözde ordudur! Komutanı her zaman karacı bir generaldir. Hiçbir İtalyan Hükümeti, “Carabinieri’yi Ordu’dan koparalım!” şeklinde bir düşünceyi aklının ucundan bile geçirmez! Çünkü hem İtalyan tarihinden kopacağını hem de ülke güvenliğini zafiyete düşüreceğini bilir. Zaten böyle bir hükümeti İtalyan halkı iktidarda tutmaz!

Batı’nın rüyası gerçekleşmiş ve bu iki kurum TSK’dan tamamen koparılmıştır. Şu andan itibaren askeri geleneklerden uzaklaşacak bu iki kurum derin sancılar içinde kıvranacak ve siyasetin üstünde at koşturduğu dengesiz bir yapıya dönüşecektir. Çünkü tarihi bağlarından koparılan her kurum kısa süre içinde yozlaşır. Dünü olmayanın bugünü ve geleceği olamaz!

ASKERİ HASTANELER

Savaş demek hasta ve yaralı demektir. İlk çağlarda bile askeri sağlık teşkilatları vardı. Roma Ordusu’nda bu teşkilat öylesine güçlüydü ki bütçesi bile Senato’da tartışmalara neden olurdu. Kadim dönemlerde bile ordunun sağlık elemanları özel bir eğitimden geçirilirdi. Dünyada kendisine doğrudan bağlı sağlık teşkilatı olmayan hiçbir ordu yoktur. Bu şeref (!) şimdi TSK’ya aittir.

Lojistik harp planlarında sağlık faaliyetlerine çok özel bir önem ve öncelik verilir. Sahra hastaneleri, hastane gemileri, cankurtaranlar, sağlık konteynerleri, cephe gerisi ilk yardım tesisleri özenle planlanır. Hangi sağlık kurumundaki personelin, cihazların, ilaçların nerelere kaydırılacağı tek tek belirlenir. Kaldı ki dalgıç tabipliği gibi özel askeri tıp alanları vardır. Askeri sağlık personeli mermi yağmuru ve top atışı altında görev yapacak şekilde yetiştirilir. Dünyanın neresinde olursa olsun, askeri hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na bağlamak bu işin doğasından bihaber olmak anlamı taşır. İmparatorluk kurmuş bir devlet için bu uygulama çaresizliğin ifadesinden başka bir şey olamaz!

ASKERİ OKULLAR

Harp Akademileri, Harp Okulları ve Askeri Liseler bir silahlı kuvvetin en önemli kurumlarıdır. Çünkü böyle bir alt yapıya dayanmayan hiçbir ordu kurumsallaşamaz! Türkiye açısından bakıldığında bu okullar Osmanlı devlet geleneğinden Cumhuriyet’e ulaşmış saygın eğitim ve öğretim kuruluşlarıdır. Askeri liseler ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, bütün dünyada harp akademileri ve harp okulları mevcuttur. Bu kurumları kapattığınız takdirde askerliğin köküne dinamit koymuş olursunuz.

Harp Akademileri Komutanlığı’nda Kara, Deniz ve Hava Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi yan yanadır. Her üç kuvveti ilgilendiren müşterek dersler ortak verilir. Böylece değişik Kuvvetlere mensup subaylar birbiri ile kaynaşır. Harbin en önemli özelliği olan müştereklik kültürü gelişir. Silahlı Kuvvetler Akademisinde genel askeri politik konuların yanı sıra amfibi harekât, çok uluslu harekât gibi yüksek düzeydeki konular ele alınır. Harp oyunları ve plan tatbikatları ile kurmay adayları üst düzeydeki görevlere hazırlanır. Bütün dünya bizim Harp Akademileri sistemine her zaman gıpta ile bakmıştır. “Kuvvet akademilerini aynı yerleşke içinde toplamının muhteşem bir düşünce olduğunu” ifade etmişlerdir.
 
Ordu’nun beyni kurmayıdır. Doktor, Doçent,  Profesör gibi akademik unvanlardan farklı bir niteliği vardır. Barış döneminin süslü lafları savaşta hiçbir anlam ifade etmez! Toplar ateş kusmaya başladığı zaman muharip niteliği olan ayakta kalır. Bu nedenle bütün dünyada harp okulları ve harp akademileri vardır. Çünkü bu nitelikler ancak askeri bir eğitim ile verilebilir. Başka türlü olsaydı, yüzlerce üst düzey üniversitesi bulunan ABD, İngiltere gibi ülkeler askeri okullarını kapatırdı!

Kurmay subay harbi planlamayı ve yönetmeyi kendi özgün bakış açısını yansıtacak şekilde öğrenir. Çünkü harbi yönetmek bir sanattır ve bunun okulu yoktur; sadece ipuçları vardır. Üniversitelerde bu sanatın yanına bile yaklaşamazsınız! Örneğin bir deniz kurmay subay adayı akademi eğitimi boyunca en karmaşık muharebe sahnesi olan Ege’yi kafasının içine nakşeder. İri ufaklı 3000 adayı ihtiva eden bu deniz beyninin içindedir; haritaya bile gerek duymaz! Gece rüyasında gemileri ile Ege’de dolaşır. Gerginlik, kriz ve çatışma koşullarında, bulunduğu rütbeye göre gemilerini nasıl kullanacağına dair özgün görüşleri ile mezun olur. Böylece hem planlama görevlerinde hem de harpte yaratıcılığını en üst düzeye çıkararak görev yapar. Erkanı harp zabitliği (kurmay subaylık) tarihimizin geçmişten gelip geleceğe uzanan bir gerçekliğidir. Bu kurumu yok ederseniz, bol unvanlı adamlarınız harpte sizi kurtarmaz!

EN BÜYÜK ENERJİ GÜVENDİR!

AKP Hükümeti, kışlaların önünü çöp kamyonları ile tıkamak gibi askeri alenen aşağılayan uygulamaları ile TSK’ya güvenmediğini açıkça ortaya oymuştur. Ancak güven karşılıklı olur. Mehmetçik’e güvenmeyen bir iktidara TSK da, halk da güvenmez!
 
Amiral Soner Polat
ulusalkanal.com.tr
[email protected]







 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adil Aydın - 1 yıl önce
" Muharip Askerimiz " emekçi ; " hükümet " işveren olur ise : Emperyalizmin kaos girdabı içinde Mehmetçik'in azim ve iradesi kopar, kaybolur, vatanı savunamaz.