Hüsranın perde arkası: Montella'nın inadı ve TFF'nin liyakat krizi

A Milli Futbol Takımımız, Dünya Kupası'ndaki son maçında Amerika Birleşik Devletleri'ni mağlup etmesine rağmen turnuvaya erken veda etti. 24 yıllık kupa hasretinin ardından gelen bu hüsranın arka planı, Ulusal Kanal ekranlarında yayınlanan "Kupa Masası" programında enine boyuna masaya yatırıldı.

Haber Merkezi Haber Merkezi

Özgür Sancar’ın sunduğu, spor dünyasının saygın isimleri Tarık Daşgün, Aykut Erçetin, Ali Polat ve Altuğ Atalay'ın konuk olduğu programda; Vincenzo Montella'nın eleştirilen taktiksel tercihleri, takım içi krizler ve Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimindeki kayırmacılık iddiaları çarpıcı detaylarla konuşuldu.

MONTELLA'NIN TAKTİKSEL ZAFİYETLERİ VE ''BAŞARI'' ALGISI

Turnuvaya katılımın bir başarı hikayesi olarak sunulmasına uzmanlardan sert tepki geldi. Eski milli futbolcularımız, sahadaki taktiksel inatlaşmanın faturasının ağır olduğunu vurguladı.

Tarık Daşgün: Montella'nın turnuvaya salt katılımı bir başarı gibi sunmasını "talihsizlik" olarak nitelendirdi. Özellikle Avustralya'nın uzun boylu stoperlerine karşı "forvetsiz oyun" taktiğiyle sahaya çıkılmasını büyük bir inat ve taktiksel zafiyet olarak yorumladı.

Aykut Erçetin: Turnuvaya katılımın asıl sebebinin takım sayısının 32'den 48'e çıkması olduğunun altını çizdi. En erken veda eden ülkeler arasına girmemizi bir "facia" olarak tanımlayan Erçetin, Montella'nın klasik ilk 11 inadından çok geç vazgeçtiğini ve genç oyuncuların üzerine orantısız bir baskı yüklendiğini belirtti.

HAKAN ÇALHANOĞLU İDDİALARI VE KAYBOLAN OTORİTE

Programın en çok konuşulan başlıklarından biri, takım içindeki hiyerarşi ve teknik direktörün otorite kaybı oldu.

Ali Polat: "Hakan Çalhanoğlu'nun takım kadrosu ve teknik direktör üzerinde çok ciddi bir ağırlığı var. Arda Güler krizindeki zamanlama kesinlikle tesadüf değildi."

Polat ayrıca, Hakan Çalhanoğlu'nun geçmişte Alman Milli Takımı'ndan resmi davet aldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bu bilgiyi bizzat Joachim Löw ile yaptığı görüşmeye dayandırdığını açıkladı.

Tarık Daşgün ise bu duruma çanak tutanların yöneticiler olduğunu belirterek, Montella'nın takım üzerindeki hakimiyetini %90 oranında kaybettiğini ve son maçtaki oyuncu reaksiyonunun tamamen bu otorite kaybına bir tepki olduğunu savundu.

TFF'DE LİYAKAT KRİZİ: NEPOTİZM VE KURUMSAL ÇÖKÜŞ

Saha içindeki sorunlar kadar, TFF'nin yönetim anlayışı da Kupa Masası'nın hedefindeydi. Spor iletişimcisi Altuğ Atalay, federasyonun kurumsal hafızasını kaybettiğine dikkat çekti.

Akraba Atamaları: Atalay, TFF kurullarında ve yönetiminde futbolun içinden gelmeyen kişilerin, akrabalık ilişkileriyle kritik noktalara atandığını belirtti. Bilimsel psikolojik destek uzmanları yerine akrabaların psikolog olarak görevlendirilmesinin, zihniyet gerilemesinin en net kanıtı olduğunu vurguladı.

Milli Forma ve Prim Tartışması: Tarık Daşgün, milli formanın maddi değerlerle ölçülemeyeceğini belirterek, "Bizim dönemimizde prim veya para asla konuşulmazdı. Yöneticiler, milli takımın parayla ya da villayla motive edilemeyecek kadar kutsal bir yer olduğunu artık anlamalı" ifadelerini kullandı.

EURO 2032 VİZYONU: İSTATİSTİK YANILGISINDAN KURTULMA VAKTİ

Uzmanlar, krizlerden ders çıkarılarak mevcut "altın jenerasyon" için acilen yeni bir vizyon oluşturulması gerektiğinde birleşti.

Futbolda tek gerçek skor tabelasıdır

Aykut Erçetin, Türkiye'nin en büyük rakibinin dışarıda değil, kendi içinde olduğunu vurguladı. Potansiyelimizi abartarak gerçeklikten koptuğumuzu belirten Erçetin, tüm kişisel egoların bir kenara bırakılıp 2032 Avrupa Şampiyonası'na odaklanılması gerektiği çağrısında bulundu.

Oyun aklı şart

Sadece topla oynama oranları veya risksiz pas isabetleri (örneğin Abdülkerim Bardakçı'nın istatistikleri) üzerinden futbolun okunamayacağını belirten Tarık Daşgün, asıl ihtiyacın "oyun aklı" olduğunu ifade etti. Daşgün'e göre; Arda Güler, Kenan Yıldız ve Can Uzun gibi yıldızların olgunluk çağına erişeceği 2032 vizyonunun şimdiden, liyakatli kadrolarla belirlenmesi şart.

ulusal kanal