Teslim olmazsan borç para yok diyorlar…


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

28 Ağustos 2018, 11:57

İç ve dış siyaset çok net ve görünür bir hal aldı. Teslim olur ve benim isteklerimi yerine getirirsen, sana faiz ile para veririm. Üstelik de yüksek faizden veririm.
Şimdilik iç siyasal tartışmaların oturduğu zemin burasıdır. Etrafında konuşulanlar bu konunun yan desteği şeklindedir.

Para çok uluslu şirketlerin kasalarında var. Çok uluslu şirketlerin ulus devlet ile savaşında, piyasa ekonomisinin etkileriyle, ulus devletin birçok karar alma yetkisi ulus devletten çıkmış şirketlerin tarafına geçmiştir.

Özetle, ulusal pazarlardaki şirketler ne kadar büyürse, ulus devlet o kadar küçülür. Karar verme yetkisi ve yetisi ulusal pazarları elinde tutan şirketlerin eline geçer.
Dolayısıyla, siyaseteve ekonomiye ait kararlar iktidarlar tarafından değil, şirketler tarafından alınır. İktidara empoze edilir ve yasalaştırılır.

Şirketler halka ve millete ayrılan ödeneklerin hepsinin kendisine akması için ulus devlete baskılar yaparak, para kanalları açar.
Kanallar ve hortumlar genişledikçe halk yoksullaşır. Ülkeyi yönetenler, halka karşı görevini yapamama konumuna gelir. İktidarlar değişir.
Şirketlerden yana değil de birazcık milletten, halktan yana olmuşsanız, çok uluslu şirketler hemen sizi hizaya getirmeye başlar.

Ekonomi programlarında konuşan ekonomistler, ekonomik çözüm için devletin şirketlere daha fazla teslim olmasını sağlık verirler. Bu tür önerilerin adı; yapısal dönüşümdür.
Yapısal dönüşüm demek; sermaye birikimi yolları tıkandı. Yeni yollar gerekiyor demektir.
 Halkın ürettiğinden ortaya çıkan değerlerin daha fazlasını şirketlere aktarma zamanı demektir.
Karlar özelleştirilmiş zararlar halka bölüştürülmüştür ama canavarın doyma ihtimali yoktur.
Yapısal dönüşüm diye devlete ve halka önerilenler; devletin daha fazla şirketlere teslim olmasıdır.

Ne kadar çok teslimiyet o kadar çok kurtuluş gibi taktim edilir.
Eğer teslim olursanız, teslimiyete binaen sıcak para girişi devam eder.
Eğer çok uluslu şirketlerin önerilerini kabul etmezseniz, ya da kabul edemeyecek konumdaysanız, şantajlar başlar.
Eğer siz hesapsız borçlanmışsanız, aldığınız borçları da geri ödeyebilecek, üretim mekanizmalarına yatırmamışsanız, teslimiyetiniz mukadderdir.

Teslimiyetin birinci cümlesi; Amerika ile ilişkilerin düzeltilmesi olarak önünüze gelir. “ABD ile ilişkiler kötü ise ekonominiz de kötüdür” algısı halka yüklenir ki, teslimiyet çabuklaşsın.

İktidarın yumuşak karnı piyasa ekonomisi ve tüketime dayalı ekonomik modeldir. Bu modelin içinde kalmak, Amerika’nın ve çok uluslu şirketlerinin koyduğu kurallara göre oynamaktır. Bu ise eninde sonunda teslimiyettir.

Çare; Kolay kurtuluş yoktur. Cumhuriyet dönemindeki gibi kendi yağımızla kavrulmayı yeğlemektir. Üretmeden harcarsak vatanımızın bile elimizden gideceği anlaşılmaktadır.
Planlama olmadan kaderimizi piyasaya bırakıyoruz diye, çok uluslu şirketlerin kararlarına bırakırsak, geleceğimiz nokta, bu günkünden de kötü bir yer olacaktır.
İç ve dış siyaset çok net ve görünür bir hal aldı. Teslim olur ve benim isteklerimi yerine getirirsen, sana faiz ile para veririm. Üstelik de yüksek faizden veririm.
Şimdilik iç siyasal tartışmaların oturduğu zemin burasıdır. Etrafında konuşulanlar bu konunun yan desteği şeklindedir.

Para çok uluslu şirketlerin kasalarında var. Çok uluslu şirketlerin ulus devlet ile savaşında, piyasa ekonomisinin etkileriyle, ulus devletin birçok karar alma yetkisi ulus devletten çıkmış şirketlerin tarafına geçmiştir.

Özetle, ulusal pazarlardaki şirketler ne kadar büyürse, ulus devlet o kadar küçülür. Karar verme yetkisi ve yetisi ulusal pazarları elinde tutan şirketlerin eline geçer.
Dolayısıyla, siyaseteve ekonomiye ait kararlar iktidarlar tarafından değil, şirketler tarafından alınır. İktidara empoze edilir ve yasalaştırılır.
Şirketler halka ve millete ayrılan ödeneklerin hepsinin kendisine akması için ulus devlete baskılar yaparak, para kanalları açar.
Kanallar ve hortumlar genişledikçe halk yoksullaşır. Ülkeyi yönetenler, halka karşı görevini yapamama konumuna gelir. İktidarlar değişir.
Şirketlerden yana değil de birazcık milletten, halktan yana olmuşsanız, çok uluslu şirketler hemen sizi hizaya getirmeye başlar.

Ekonomi programlarında konuşan ekonomistler, ekonomik çözüm için devletin şirketlere daha fazla teslim olmasını sağlık verirler. Bu tür önerilerin adı; yapısal dönüşümdür.

Yapısal dönüşüm demek; sermaye birikimi yolları tıkandı. Yeni yollar gerekiyor demektir.
 Halkın ürettiğinden ortaya çıkan değerlerin daha fazlasını şirketlere aktarma zamanı demektir.
Karlar özelleştirilmiş zararlar halka bölüştürülmüştür ama canavarın doyma ihtimali yoktur.
Yapısal dönüşüm diye devlete ve halka önerilenler; devletin daha fazla şirketlere teslim olmasıdır.

Ne kadar çok teslimiyet o kadar çok kurtuluş gibi taktim edilir.
Eğer teslim olursanız, teslimiyete binaen sıcak para girişi devam eder.
Eğer çok uluslu şirketlerin önerilerini kabul etmezseniz, ya da kabul edemeyecek konumdaysanız, şantajlar başlar.
Eğer siz hesapsız borçlanmışsanız, aldığınız borçları da geri ödeyebilecek, üretim mekanizmalarına yatırmamışsanız, teslimiyetiniz mukadderdir.

Teslimiyetin birinci cümlesi; Amerika ile ilişkilerin düzeltilmesi olarak önünüze gelir. “ABD ile ilişkiler kötü ise ekonominiz de kötüdür” algısı halka yüklenir ki, teslimiyet çabuklaşsın.

İktidarın yumuşak karnı piyasa ekonomisi ve tüketime dayalı ekonomik modeldir. Bu modelin içinde kalmak, Amerika’nın ve çok uluslu şirketlerinin koyduğu kurallara göre oynamaktır. Bu ise eninde sonunda teslimiyettir.

Çare; Kolay kurtuluş yoktur. Cumhuriyet dönemindeki gibi kendi yağımızla kavrulmayı yeğlemektir. Üretmeden harcarsak vatanımızın bile elimizden gideceği anlaşılmaktadır.
Planlama olmadan kaderimizi piyasaya bırakıyoruz diye, çok uluslu şirketlerin kararlarına bırakırsak, geleceğimiz nokta, bu günkünden de kötü bir yer olacaktır.

Bülent Esinoğlu
ulusal.com.tr

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.