banner988

Türk adına düşmanlık


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

12 Şubat 2018, 02:14

TTB yöneticilerinin Afrin Harekâtı’na karşı çıkmaları üzerine Tayyip Erdoğan, Tabip Odaları ve Barolar Birliği gibi meslek örgütlerinin isimlerindeki “Türk” ve “Türkiye” adlarını Bakanlar Kurulu kararı ile kaldıracaklarını açıkladı.
Anayasa ve kanunla yapılmış olan bir düzenlemenin, Hükümet kararı ile değiştirilebileceğini düşünmek, bir “devlet adamı” açısından yönetme iddiasında olduğu devletin temel yasalarından bihaber olmaktır.
Meslek kuruluşlarının adının önünde olan “Türk” adına düşmanlık yeni değil!..
PKK, 1990’ların başından bu yana meslek kuruluşlarının başındaki “Türk” adının kaldırılması için uğraştı.
Nitekim son olarak da Sırrı Süreyya Önder, gazetecilerin konu ile ilgili sorusuna “İyi olur dersem kaldırmazlar, onun için susuyorum” diyerek görüşlerini bir kez daha açıklamış oldu.
PKK ve yandaşlarının 30 yıla yakın bir süredir dillendirdiği talep, şimdi Türkiye Cumhuriyetinin, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişi tarafından seslendirilmiştir.
Olayın vahameti buradadır.

“Türk”e niçin karşılar?
PKK, Türk adına neden karşı çıktı?
Türkiye’de tek bir milletin olmadığı, Kürtlerin ayrı bir millet olduğu; dolaysıyla Türkiye’deki meslek kuruluşlarının başında “Türk” adının olmasının, Kürtlerin varlığını inkâr etmek anlamına geldiği iddiası, Kürt milliyetçiliğinin en çok üzerinde durduğu konulardan biri olagelmiştir.
Onun için PKK’ya göre meslek kuruluşlarının adının önünde “Türk” adı kaldırılmalıydı!
Dolaysıyla Tayyip Erdoğan, Türk Tabipler Birliği ve diğer meslek kuruluşlarının adlarında bulunan “Türk” adının kaldırılmasını savunurken gerçekte PKK’nın yıllardır gerçekleştirmek istediği özlemini dile getirmiştir.
Elbette Tayyip Erdoğan daha farklı bir açıdan karşı çıkmıştır. Erdoğanlar milliyetçiliğe ve “Türk milleti” tanımlamasına ideolojik olarak karşıdırlar.
Ayrıca son olarak, TTB’nin Afrin Harekâtı konusundaki yanlış tavrından hareketle, “Türk” adını korumak için bu çıkışı yaptıklarını söylemektedirler.
Gerekçe ne olursa olsun sonuç olarak yapılan “Türk” adına düşmanlıktır.
Tayyip Erdoğan’ın “Türk” adına düşmanlığı, onun ideolojik genlerinden kaynaklanmaktadır.
Biliyoruz ki Erdoğanların dilindeki “millet” kavramı, modern millet kavramından çok başka bir anlamda kullanılmaktadır.
Tayyip Erdoğan’ın millet kavramı, belli bir dinsel inanca mensup insanları anlatmaktadır. Müslüman milleti, Protestan milleti, Yahudi milleti, Katolik milleti, Süryani milleti, Ermeni (Gregoryen) milleti gibi…
Böylesi bir millet tanımı Ortaçağ’a aittir. Her “milletin” kendi dininden kaynaklanan ayrı hukuku vardır. Üst otorite olan Padişahın yönetimi altında kendilerine tanınan statüye göre bir arada yaşamaktadırlar.
Modern milletler dünyasında olduğu gibi herkesin tabi olduğu ortak hukuk söz konusu değildir. Dini ideoloji taraftarlarının bugünkü özlemi, yüzyıllar öncesinde kalan bu düzeni tekrar diriltmektir.
Onun içindir ki onların dilinde “Türk Milleti” adı yoktur.

“Türk Milleti” olma süreci
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” Bu ifade bilindiği üzere Atatürk’e anlatır ve “Türk Milleti”nin tarih sahnesine nasıl çıktığını anlatır.
Atatürk’ün tavrı bilimseldi, tarihsel süreçlere uygundu. Ve bu tanımın doğruluğu geçen yüzyıl içinde hayat tarafından doğrulanmıştır.
Feodal ilişkilerin çözülmesi ve kapitalist ilişkilerin gelişmesi ile birlikte aynı toprak parçası üzerinde yaşayan, aynı dili konuşan toplumlar, büyük tarihsel süreçlerde kader birliği yaparak “millet” haline geldiler.
Türkler ve Kürtler de, bin yıllık birlikte yaşamın sonunda emperyalizme karşı tarihin ilk kurtuluş savaşını vererek ve bütün mazlum dünyaya örnek olan bir Cumhuriyet Devrimi’ni birlikte başararak tek bir millet haline geldiler. Bu süreç hala devam etmektedir.
Etnik kökeni ne olursa olsun, meslek kuruluşlarına üye olan bütün TC yurttaşlarının bu nedenle “Türk” olarak adlandırılması da, misakı milli sınırları içinde yaşayan halkın, tek bir millet olma mücadelesinin sonucudur.
Dolaysıyla bu kuruluşların adının önündeki Türk adına karşı çıkmak, bu topraklarda yaşayan farklı etnik kökenlerden insanların “Türk Milleti” üst kimliği altında bir araya gelmelerine karşı çıkmak anlamına gelir.

Türk Milleti’ni birleştiren iktidar olur!
Türkiye, Dünyanın en büyük emperyalisti ile savaşmaktadır. Bu koşullarda en büyük ihtiyaç milletin sımsıkı birleşmesidir.
Bu ihtiyacı bütün Millet, etinde kemiğinde hissediyor. Afrin’de şehit olan Astsubay Ömer Bilal Akpınar’ın cenazesinde neredeyse bütün Karabüklülerin toplanması; siyasal görüşü, dini inancı ne olursa olsun bütün milletin birleştiğinin son örneğidir.
Devleti, yönetmek durumunda olanların da bu koşullarda, milleti birleştiren politikalar izlemesi gerekir.
Tersine; milleti bölen, milleti bir arada tutan değerlere saldırı anlamına gelen tavır ve söylemlerde bulunanlar, bu zorlu süreçte Türkiye’yi yönetemez.
Buradan hareketle varacağımız gerçek şudur: Bundan sonra ancak “Türk Milleti”ni birleştirenler iktidar olabilir.
Karabük meydanında ete kemiğe bürünen “Türk Milleti”nin, Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı tartışmaya cevabı budur.


Mehmet Bedri Gültekin
ulusal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.