banner1199

banner1202

banner1197

banner1203

13.05.2015, 10:01

Türkiye'nin yakın tarihini yordamak - 2

Bir önceki yazımızda 1999-2002’li yıllarda Türkiye üzerine oynanan oyunları sizlere aktarmıştım. Bugün de 2003 - 2009 yıllarını yordamaya devam edeceğim.
Büyük Ortadoğu Projesi  (BOP) planı çerçevesinde hareket eden ABD ve diğer emperyalist devletler, planlarını hayata geçirmek için istihbarat örgütleri ve  Sivil Toplum Örgütü görünümlü “HÜKÜMET DIŞI KURULUŞLARI” yani  (NGO)’ları  Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da harekete geçirdikleri yıllar, sanırım 1990’lı yılların sonları olması gerekir…  Aynı örgütlerin  Türkiye uzantılarının faaliyete geçtiklerini de söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. 
Türkiye açısından baktığımızda; 
1999’da kurulan üçlü koalisyon hükümetini Kemal Derviş’le ekarte eden irade, 2001 yılında yeni kurulan AKP’nin iktidar olmasının önünü açmıştır. 
2002 – 2009’lu yıllarda ABD ve diğer emperyalist devletler Irak’a savaş açmış ve Irak’ın işgal için ABD askerlerini Türkiye üzerinden Irak’a sokmak istemiştir. Geçiş müsaadesi alacağını düşünerek askerlerini Doğu Akdeniz’e yığmıştır. Ancak Türk kamuoyunun yoğun muhalefeti etkili olmuş, TBMM hükümet teskeresini 1 Mart 2003 tarihinde reddedilmiştir. Günlerdir gemilerde bekleyen ABD ordusu güneyden Irak’ giriş yapmak zorunda kalmışlardı. 
Geçen zaman içinde ABD ve müttefiklerinin Irak’ı işgal için öne sürdükleri “ Irak El Kaide bağlantısı ve kitle imha silahları” bahaneleri tamamen düzmece olduğu ortaya çıkmıştır.
ABD ve diğer emperyalist devletlerce Irak baştan sona yağmalanmış, yakılıp yıkılmış ve Irak’ın kuzeyinde bir Kürt Devletçiğinin nüveleri oluşturulmuştur.
ABD desteği ile Irak Kürtleri Irak’ta egemen güç haline gelmişlerdir. 
Tarih bize emperyalistlerle iş birliği yapan halkların, devletlerin ve devlet adamlarının sonunu iyi olmadığını birçok kereler göstermiştir.
Yüzbinlerce Iraklı, emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin ihaneti ile öldürülmüş, sakat bırakılmış, tecavüze uğramış, çocuklar yetim kalmıştır. Irak’ın tarihi ve kültürel değerleri de dahil olmak üzere yer altı ve yer üstü zenginliklerine el konulmuş ve Irak dışına taşınmıştır. 
Dünyayı petrolle doyuran Iraklının karnı açtır. Iraklı işsizdir ve yoksulluk içinde zor şartlarda yaşam mücadelesi vermektedir. Bu insanların günahı, yerli işbirlikçilerle emperyalist ABD’yi destekleyenlerdedir. Irak devletini yönetenlerdedir.
ABD, Irak işgal planının sekteye uğratan 1 Mart 2003 teskeresini unutmamıştır. Türkiye üzerinde yeteri kadar hâkimiyet kuramadığına karar vererek,  BOP planının tehlikeye girdiğini anlamış ve Türkiye’de operasyonlara karar vermiştir.
Çünkü Türkiye’de Irak’ın işgali ve İsrail’in Filistinlilere zulmü ile birlikte yoğun bir ABD ve İsrail aleyhtarlığı yükselişe geçmiştir. 
Bu duruma bir son vermek isteyen  ABD, (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ne istedilerse verdik dediği ve yıllar sonra Harp Akademilerinde söylediği "Bu operasyonlarla şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı. Kurumlarımızın içinde örgütlenmiş, güçlü medya desteğiyle teçhiz edilmiş bir yapının, Türkiye'yi ele geçirmek için yürüttüğü bir kumpasa, bir darbe teşebbüsüne hep birlikte maruz kaldık.” dediği ve emniyetin Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ilan ettiği örgüt.) liderini misafir ettiği  cemaati harekete geçirmeye karar vermiştir.  
“Kasaptaki ete soğan doğramam” diyenin, Türkiye üzerine oynan oyunları öngöremeyen generallerin, Dışişlerinin,  MİT’in, AKP hükümetlerinin ve hatta devlettin  diğer birimlerinin  ABD oyunu kumpaslarını fark etmemeleri de düşündürücüdür. 
ABD, FETÖ ve diğer işbirlikçilerini kullanarak  yurtseverler darbeci, kumpasçı, casus gibi  bin bir türlü yalan ve iftira ile itham ederek tutuklatıyor  ve hapislere tıktırıyordu… ABD’nin büyük kıyımı, büyük operasyonu Irak’tan sonra Türkiye’de başlamıştı.
*****
Aslında ABD’nin 1999’lu yıllarda masum(!) istek olarak sunduğu maddeler esasında Türkiye’de yapacağı operasyonları perdelemekten öte bir şey değildi. ABD’nin isteklerini kabul edecek bir hükümetin, ABD tarafından Türk topraklarında yapacağı tutuklama ve cezalandırma operasyonlarına göz yumacağı bir malumun ilanıydı…
FETÖ’ye biat eden devletteki elemanları bilerek veya bilmeyerek ABD emrinde hareket ediyorlardı. Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi Haşhaşiler, devlet içine sızmış şakirtler  Türk devletine karşı Türk topraklarında acımasız bir operasyona başlamışlardı. 
Operasyonların ana hedefi, ABD karşıtı ve tam bağımsızlık yanlısı düşünce sahibi  Atatürkçü yurtseverler, iş adamları, sanayici ve akademisyenler , gazeteciler, aydınlardı. Bu insanlar iftira ve şantaj yöntemleri ile FETÖ polislerince tutuklanıyor,  yargıya sızdırılmış  hakimleri ve savcıları vasıtası ile de mahkum ediliyorlardı.
Bugün itira ve beyanlar incelendiğinde, AKP hükümetinin , AKP yöneticilerinin  ve yandaşlarının,  FETÖ tarafından yoğun  şekilde kullanılmış olduğu gözükmektedir.  
Acaba Türk Devleti o günlerde  AKP hükümetlerini bu kumpaslar hakkında uyarmış mıdır? 
Devletin, FETÖ’nün arkasında  ABD’nin olduğunu bilmemesi mümkün müdür?
Esasında bu süreçte en çok aldatılanlar, aldatılma saflığının arkasına sığınanlar sadece AKP’liler değildir. Tarih boyunca asla esir edilemeyecek kadar çok subayını ve generalini bu kumpaslara kurban veren TSK’nın komuta ve kurmay heyeti de büyük hata ve gaflet içine düşmüştür. O günün yüksek komutanları ve yüksek  karargah heyeti ürkmüş, mahiyetine güvenmemiş ve personeline sahip çıkmamış ve adeta sırtını dönmüştür. 
Oyunun tutuklama boyutu kadar birde maddi boyutu olduğunu düşünüyorum. FETÖ’nün  sadece orduya kumpasla, üniversitelere kumpasla, aydın ve iş adamlarına kumpasla yetindiğini sanmıyorum. Parayı da bulma adına  baskı yapıyor, kumpaslar kuruyor muydu dersiniz?
Türkiye, 1999 depremi ve dünya ekonomik krizleri ile, ABD’nin Türkiye üzerindeki oyunları nedeniyle 2002 -2009 yılları arasına ağır buhranlı günlere sürüklenmiştir. Bu yıllarda nice insanın emeği ve geleceği karartılmıştır.
Bu dönemde Türk Ordusunun gözbebeği bordo berelilerin başına çuval geçirilmiştir. Çuvalı geçiren ABD, neyi, niçin yaptığını çok iyi bilmektedirler. 
Ne yazık ki Türk ordusunun başına geçirilen çuval, hala takılı olarak durmaktadır. 
Bu çuval ancak TSK içine sızan cemaatçi kadroların deşifresi ile mümkün olacaktır. ABD’nin oyunlarının ifşa edilmesi ile mümkün olacaktır.
Son günlerde Türkiye, dolayısı ile Hükümet ve devlet yanlıştan dönmeye başlamış, en azından FETÖ’nü anlamış ve tespit etmiştir. 
Şimdilerde kumpasçılar yargı önüne dizilmeye başlanmıştır. 
Her şeye rağmen Türk Milleti ve Türk aydını zalim değildir, zalimlere karşı gelir. Yargılanan zalim de olsa adalet mutlaka işlemelidir.
Fethullahçı Terör Örgütü mensupları en adil yargılamaya maruz kalmalı, en adil şekilde savunmaları da dikkate alınarak karar verilmelidir. 
Eğer bizler aydın insanlarsak, demokrat insanlarsak adaleti savunmak aldığımız terbiyenin gereğidir.
2002 – 2009 yıllar,  ABD’nin  BOP projesinin final sahnesi için Türkiye’yi hazırlamaya çalıştığı ikinci  hazırlık evresi yıllarıdır.
Türkiye üçüncü evre olan 2010 – 2013 yıllarını çok daha sancılı, çok daha acı verici olaylara şahit olarak geçirecek, çok daha fazla masum insanın ocağında ağıtlar yakılacaktır.
Ömer Yıldız
Ulusalkanal.com.tr
Yorumlar (0)