NATO, Ankara'ya intihar belgesi imzalamaya geliyor!

Vatan Genel Başkan Yardımcısı ve Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Ethem Sancak, Ulusal Kanal özel yayınında Çağdaş Cengiz'in konuğu oldu.

Haber Merkezi Haber Merkezi
NATO, Ankara'ya intihar belgesi imzalamaya geliyor!

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı Ethem Sancak, 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara'da toplanacak NATO Zirvesi öncesinde Ulusal Kanal Haber Müdürü Çağdaş Cengiz'in sunduğu özel yayına katılarak küresel siyasete ve Türkiye'nin dış politikasına dair kapsamlı açıklamalarda bulundu.

DOLAR İMPARATORLUĞU VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖKTÜ

ABD donanmasına ait Abraham Lincoln ve Roosevelt uçak gemilerinin Hürmüz Boğazı'nda zor duruma düştüğünü ve bölgeden kaçmak zorunda kaldığını hatırlatan Sancak, Asya'yı bölmek için kurulan karakol garnizon devleti İsrail'in "yenilmez armada" imajının delik deşik olduğunu ifade etti. Küresel ticarette doların hakimiyetinin hızla eridiğini belirten Sancak, on yıl önce dünya ticaretinin yüzde 95'ini oluşturan dolar kullanımının günümüzde yüzde 50'ye gerilediğini aktardı. Birleşmiş Milletler'in yerle bir olduğunu ve Güvenlik Konseyi'ndeki güçlerin eski itibarını kaybettiğini vurgulayan Sancak, uluslararası hukukun çöktüğünü ve sistemin yalnızca Donald Trump'ın anlık söylemlerine kaldığını kaydetti.

Uluslararası sistemin yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunan Ethem Sancak, Ankara'da kurulan merkezin amacını ve Asya'nın bu inşadaki tarihi rolünü şu sözlerle aktardı: ''Medeniyet kurmuş, medeniyet yönetmiş ve medeniyete öncülük etmiş devletlerin, güçlerin bir araya gelip bu yeni uluslararası sistemin hangi kurallara dayanacağını tartışması gerekiyor. Barışın, özgürlüğün ve kardeşliğin sürebilmesi için nasıl bir medeniyet inşa edeceğimizi tartışmak üzere; Batı Asya'nın dört büyük gücünden biri olan Türkiye'nin başkentinde, Ankara'da, Mustafa Kemal'in başkentinde bu ülkelerin önde gelen diplomatlarını ve bilgelerini yanımıza alarak bir merkez kurduk: Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi. '' İnsanlık tarihinin yazılı 5.000 yıllık geçmişinin 4.000 yılını Asya medeniyetlerinin sırtladığını hatırlatan Sancak, kıtada dört temel belirleyici güç bulunduğunu ifade etti. Dünyanın yeni medeniyet prensiplerini belirleyecek olan bu Avrasya güçlerini Persler, Çinliler, Türkler ve Ruslar olarak sıralayan Sancak, bu başat medeniyetleri bir araya getirerek Ankara'da çalışmalara başladıklarını bildirdi.

Program sunucusu Çağdaş Cengiz'in, "100 yıl önceye bakınca da emperyalizmin tam denetim kuramadığı dört uygarlık saysak yine aynı dört uygarlığı görüyoruz" şeklindeki tespiti üzerine Sancak,kapitalist vahşetin dünyayı sömürgeleştirip köleleştirmesine rağmen bahsi geçen dört medeniyetin asla işgal ve sömürge edilemediğini vurguladı.

Özellikle Türklerin manda ve sömürgeciliği hiçbir şekilde kabul etmediğinin altını çizen Sancak, "İşte mayalarında var olan bu özgür ruh şimdi tezahür ediyor" dedi. Bölgesel ittifakların giderek daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandığına işaret eden Sancak, Vatan Partisi'nin 50 yıldır dillendirdiği "Türkiye, Rusya, Çin, İran" birlikteliğine MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin de katkı vermeye başladığını hatırlattı ve mevcut Cumhur İttifakı'nın da bu politikaların savunucusu olan bir iktidar yapısı olduğunu sözlerine ekledi.

İRAN'DAKİ GELİŞMELERDEN TÜRKİYE'NİN ÇIKARACAĞI DERSLER

Çağdaş Cengiz'in yönelttiği yönelttiği, "Dünya Medeniyetleri Girişimi'nin 7-8 Temmuz NATO zirvesi öncesinde yapacağı konferans, seçkinleri bir araya getiren çok önemli bir etkinlik. Diğer taraftan İran'da; ABD ve İsrail saldırganlığına karşı Amerika'nın en nihayetinde teslim olmak ve İran'ın taleplerini kabul etmek zorunda kaldığı neredeyse 6 aylık önemli bir tecrübe var arkamızda. Hem o tecrübeye hem de bu zirveye bakarak, aslında bu konferansın tarihsel anlamını daha iyi anlayabileceğiz. İran'daki gelişmelerden Türkiye'nin çıkarması gereken en büyük dersler sizce neler?" şeklindeki soru üzerine Sancak, temel meselenin müttefikleri doğru seçmek olduğunu belirtti.

Sancak, İran'ın pratik uygulamada bazı yalpalamalar yaşasa da Batı kapitalizminin gücüne kafa tuttuğunu ve bunu ittifakları sayesinde başardığını anlattı. Çin ve Rusya'nın stratejik müttefikliği olmasaydı İran'ın köleleşmeyeceğini ancak bu büyüklükte bir zafer de kazanamayacağını belirten Sancak, bu durumu dayanışmanın somut bir sonucu olarak niteledi.

TARİHİ İTTİFAKLAR VE ÇANAKKALE ÖRNEĞİ

Süreci geçmişteki ittifaklarla örneklendiren Sancak, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki Kurtuluş Savaşı döneminde Lenin ve Mustafa Kemal'in sırt sırta vererek emperyalist güçleri alt ettiğini hatırlattı. O dönemde Lenin'in Çarlığı yıktığını, Mustafa Kemal'in ise Çanakkale'de işgalci donanmalarını mağlup ettiğini söyleyen Sancak, bu iki genç devletin büyük bir destan yazarak emperyalizmi gerilettiğini aktardı. Aynı stratejiyi bugün İran'ın Çin ve Rusya ile ittifak kurarak uyguladığını belirten Sancak, garnizon devlet olarak tanımladığı İsrail'in ve arkasındaki Amerika Birleşik Devletleri'nin güçlerini mağlup edip zafer kazandıklarını dile getirdi. Büyük güçler bir araya geldiğinde insanlığın kaderinin iyiye doğru değiştiğini savundu.

İRAN, HÜRMÜZ'Ü VE KÖRFEZ'İ AMERİKA'YA DAR ETTİ

Çıkarılacak bir numaralı dersin İran'ın gösterdiği stratejik başarıyı sergileyip ittifakları düzgün seçmek olduğunu vurgulayan Ethem Sancak, Türk milletinin kahraman ve yiğit karakterine dikkat çekti. Türk milletinin azınlıkta kalsa bile teslim olmayacağını, sömürgeciliği ve mandayı asla kabul etmeyeceğini belirterek, Sivas Kongresi'nde Tıbbiyeli Hikmet'in ifade ettiği "Ya istiklal ya ölüm, manda kabul edilemez" söyleminin esas olduğunu hatırlattı. Ancak küresel saflaşmada müttefikler iyi seçilmez ve yalnız kalınırsa zafer kazanmanın çok zor, hatta imkansız olabileceği gerçeğinin altını çizdi.

İran'ın bu stratejiyi hayata geçirdiğini aktaran Sancak, 12 günlük ilk muharebede İran'ın istikrarlı bir performans sergileyemediğini; yara aldığını, hasar gördüğünü ve yöneticilerini kaybettiğini anlattı. Buna karşın kısa sürede stratejik müttefikleri Rusya ve Çin'in desteğiyle İran'ın milli gücünün birleştiğini, Hürmüz'ü ve Körfez'i İsrail ile Amerika'ya dar ettiğini kaydetti.

''TÜRKİYE'Yİ BURADAN NASIL KOVARIZ HESABI YAPILIYOR''

Sancak, Amerikan liderliğindeki şer cephesi ile onun ideoloğu Siyonizm ve İsrail'in kendilerine İran'dan daha kuvvetli düşman olarak Türkiye'yi gördüklerini ve bunun fiili uygulamalarının sahada yaşandığını belirtti. Geçtiğimiz hafta Amerika'da Amerikan Enerji Bakanı'nın ev sahipliğinde İsrail, Yunanistan, Fransa ve Güney Kıbrıs Enerji Bakanlarının bir araya geldiğini, Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakların paylaşımı üzerine yapılan bu toplantıya Türkiye'nin çağrılmadığını açıkladı.

Doğu Akdeniz'de 600-700 kilometre sınırı olan Türkiye'nin güya Amerika'nın stratejik müttefiki olduğunu ve eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'yi çok sevdiğinin iddia edildiğini söyleyen Sancak, tüm bunlara rağmen toplantıdaki hedefin doğrudan Türkiye olduğunu aktardı. Türkiye'nin deniz yetki alanlarına giren zenginliklerin yağmalanmak istendiğini belirten Sancak, masada "Türkiye'ye rağmen Türkiye'yi buradan nasıl kovarız?" hesabının yapıldığını kaydetti.

Bu durumu tarihi olaylarla bağdaştıran Sancak, Venedik Cumhuriyeti amirali Andrea Doria'nın geçmişte yaptığı "Osmanlı'yı Akdeniz'den nasıl kovarız?" şeklindeki planları anımsattı. Barbaros Hayreddin Paşa'nın onu denizin dibine gömdüğünü vurgulayan Sancak, "İnşallah biz de öyle yapacağız" diyerek Preveze'de de aynı hesapların yapıldığını hatırlattı. Bölgedeki mevcut denkleme göre İran'dan sonra sıranın Türkiye'ye geldiğini ve bir biçimde onlarla kapışılacağını ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yaşanacak böyle bir kapışma için şimdiden doğal müttefiklerini belirlemesi gerektiğini söyleyen Sancak, devletin bunu zaten hesap ettiğini dile getirdi. Bu durumun kanıtı olarak, 5-6 ay önce Cumhurbaşkanı liderliğinde toplanan ve devletin sözcüsü konumunda olan Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) alınan kararlara işaret etti. Alınan kararlardan birinin millet bahçelerinin altına sığınak yapmak olduğunu açıklayan Sancak, devletin olası bir saldırıyı hesap ettiğini ve tedbirlerini buna göre aldığını sözlerine ekledi.

''NATO ÖLÜM DÖŞEĞİNDE''

Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Ethem Sancak, ittifakın mevcut durumunu "ölüm döşeği" olarak tanımladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un daha önce dile getirdiği "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" ifadesini hatırlatan Sancak, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılımını ise şahsi ilişkilere dayandırdı. Sancak, "Trump, 'Tayyip Erdoğan beni davet etmese ben o zirveye gitmezdim. Yani ben NATO için gelmiyorum, Tayyip Erdoğan'ı kırmadığım için geliyorum' dedi. Şimdi Ankara'da 32 devlet toplanıyor; bence burada sonlarını imzalayacaklar. NATO liderleri intiharı, yani ötanaziyi imzalamak için Ankara'da toplanıyor" ifadelerini kullandı.

Sancak, hükümetin NATO konusundaki yaklaşımını da eleştirdi. "NATO bize kalacakmış... Neyi kalacak? 'NATO çökecek' diyorlar; çökecek bir gücün enkazı sana kalırsa, o da bizim başımıza bela olur. Bazen enkaz da başa beladır" diyen Sancak, bu süreçte kurulacak yeni enstitü ile "yeni dünyanın güvenliği" konusunu tartışacaklarını vurguladı. Sancak'a göre yeni dünya düzeni; barışı, eşit bölüşmeyi ve devletlerin egemenliğine saygıyı temel alacak.

"NATO, SALDIRGANLIK ÖRGÜTÜDÜR''

NATO'yu "eski dünyanın saldırganlık örgütü ve Gladio" olarak nitelendiren Ethem Sancak, iddiasını tarihsel örneklerle pekiştirdi. Bu görüşün kendisine ait olmadığını, Charles de Gaulle ile suikast sonucu hayatını kaybeden İtalya Başbakanı Aldo Moro ve İsveç Başbakanı Olof Palme tarafından da dile getirildiğini öne sürdü. Türkiye'de yaşanan askeri müdahalelerin de bu yapının bir sonucu olduğunu belirten Sancak, "15 Temmuz'da Tayyip Erdoğan'ı öldürmeye çalışan kimdi? NATO'ydu!" dedi. Sancak, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki yapının FETÖ olarak anılmasına da karşı çıkarak, "FETÖ dediğiniz NATO'nun, Gladio'nun, CIA'in bir organizasyonu. Başa geçirdiler, sahte bir Müslüman maskesi taktılar. FETÖ diye bağımsız bir yapı yok, o Amerika'nın gizli örgütü" değerlendirmesinde bulundu. Darbe girişiminin ardından ordudan tasfiye edilen generallerin Amerika ve Almanya'ya kaçtığını hatırlatan Sancak, bu durumun da söz konusu örgütle olan bağları kanıtlar nitelikte olduğunu savundu.

"TBMM, KIYAMET KOPSA TATİL OLMAZ"

Ankara'da gerçekleştirilecek NATO zirvesi için alınan güvenlik önlemlerini ve Meclis'in bir hafta süreyle çalışmalarına ara verme kararını eleştiren Ethem Sancak TBMM'nin "egemenliğin Kâbesi" olduğunu vurgulayarak "Kıyamet kopsa tatil olmaz orası. Büyük Millet Meclisi, NATO toplantısı için kendisini tatil eder mi?" ifadelerini kullandı. Sancak, milli mücadele döneminden bir anektod paylaşarak Mustafa Kemal Atatürk'ün meclise verdiği önemi hatırlattı: "Mustafa Kemal, Başkomutanlık yetkisi için meclise gidip yetkiyi oradan alıyor. O dönemde İsmet İnönü 'kapatalım meclisi' dediğinde Mustafa Kemal 'Bir daha bunu söylersen seni asarım, o mabet kapatılır mı?' diyerek tepki göstermişti. 15 Temmuz'da bile hedef alınan milli egemenlik, NATO toplantısı için sekteye uğratılmamalıydı. O bizim kalbimiz ve kalp durmaz."

Zirveye katılan liderlerin güvenliğine yönelik endişelerin yersiz olduğunu belirten Sancak, dünyanın NATO'nun "çürümüşlüğünü" gördüğünü savundu. Donald Trump'ın NATO'ya bakışını örnek gösteren Sancak, "Trump 'Tayyip Erdoğan davet etti diye gidiyorum, onlardan bir cacık olmaz' diyor. Herkesin gözü önünde oluyor bunlar. Trump'ın açık sözlülüğünü, kovboy medeniyetinin paldır küldür yapısına bağlıyorum. Bunların geçmişi at hırsızlığıdır" değerlendirmesinde bulundu.

ALTERNATİFSİZ DEĞİLİZ: YENİ DÜNYANIN MİMARLARIYIZ

Avrupa'da da ABD şemsiyesinden çıkıp kendi güvenlik mimarisini kurma tartışmaları alevlenmiş durumda. Kimi çevreler "NATO'da ya da Avrupa sisteminde kalarak Türkiye için yeni fırsatlar yaratabiliriz" argümanını savunuyor. Bu beklenti karşısında Asya'nın teknolojik, diplomatik ve ekonomik atılımı Türkiye'ye ne vadediyor?

Ethem Sancak: Biz ölmüş bir güvenlik örgütünün ya da aklın cehennemi haline gelmek üzere olan Avrupa'nın içinde ne arıyoruz? 50 yıldır Avrupa Birliği kapısında bekletiliyoruz. Kendi içlerinde bile dikiş tutturamayan, artık üretim yapamayan bir Batı medeniyetinden bahsediyoruz. Zaten bizi, kendi savunma projelerine de İsrail ve Yunanistan'ın vetolarıyla dâhil etmiyorlar. Türkiye'nin artık bu hayalperestlikten uyanması şarttır. Geleceğin teknolojisi, yapay zekası, uzay çalışmaları ve enerji çözümleri artık Asya'da üretilmektedir. Çin, bugün uzayda bağımsız istasyonlar kuran, ayın karanlık yüzünü keşfeden, yapay güneş projeleriyle sonsuz ve maliyetsiz enerji üzerinde çalışan devasa bir üretim merkezidir. Yeni dünyanın mimarları Asya milletleri olacak ve Türkiye de 5 bin yıllık devlet aklıyla, bu dört büyük Asya medeniyetinden biri olarak hak ettiği onurlu yeri alacaktır. Türk milleti bir daha asla "Küçük Amerika" olma zilletini, sömürge muamelesi görmeyi kabul etmez.

ÜRETİM EKONOMİSİ VE MİLLİ HÜKÜMET ZARURETİ

Dış politikadaki bu devasa saflaşmanın çok yakıcı bir de iç boyutu var. Sanayicisinden çiftçisine kadar üretici kesimlerden "oksijensiz kaldık" feryatları yükseliyor. 1980'den bu yana Türkiye'ye dayatılan tüketim ve borçlanma modelinin artık sonuna mı geldik?

Ethem Sancak: Kesinlikle sonuna geldik. Bugünkü kriz sadece mevcut iktidarın değil, 1980 darbesiyle Türkiye'ye dayatılan "üretme, borçlan ve tüket" modelinin kaçınılmaz sonucudur. 1923-1938 yılları arasında Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki genç cumhuriyet, devletçilik ilkesiyle, milli sanayiciyi de işin içine katarak dünyanın en hızlı kalkınan iki ülkesinden biri olmuştu. 1980'den sonra ise bu üretim ekonomisi terk edildi, AVM'lerle dolu bir tüketim tuzağı kuruldu. Bugün bankalar trilyonlarca lira kâr açıklarken, Türkiye'nin en köklü sanayi kuruluşları zarar yazıyor, çiftçi üretemiyor. Batı finans merkezlerinin komisyonculuğunu yaparak, hizmet sektörü ve inşaatla bir ekonomiyi ayakta tutamazsınız. Türkiye'nin dış borcu 600 milyar dolara dayanmışken, zombi şirketler ayakta kalma savaşı verirken bu çark artık dönmez. Önümüzdeki süreçte Türkiye, hayatın dayatmasıyla mecburen üretim ekonomisine dönecek ve bu dönüşümü gerçekleştirecek milli bir hükümet kuracaktır. Hem dışarıda Avrasya ittifakını kuran hem de içeride üretime odaklanan bağımsız bir Türkiye inşa etmekten başka çıkış yolumuz kalmamıştır.

ulusal kanal çağdaş cengiz ethem sancak vatan partisi