banner959

Vize krizinin sorumlusu kim? (1)


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

12 Ekim 2017, 10:05

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yaşanan vize krizi ile ilgili olarak twitter üzerinden ABD’yi aklayan bir açıklama yaptı. Önce açıklamayı görelim:

“ABD, AKP Hükümeti ile olan anlaşmazlığının faturasını 80 milyona kesmiştir. Bu krizin sorumlusu ülkemizi 3. Dünya ülkesi haline getiren AKP’dir.

Esad’ı devirmek için batmadığımız bela kalmadı. Şimdi Esad’ın güvencesi oldular. Bunların basiretsizliğinin bedelini masum halk ödüyor.

Şovdan ibaret dış politikalarıyla Türkiye’ye cihatçıları temizleme görevi kaldı. İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu Erdoğan’dır.”
 
ABD 60 yıldır baş düşman

Baştan sona her cümlesi ile Türkiye’nin karşısında, ABD’nin yanında olan bir açıklama.

Her şeyden önce sorunu, “ABD’nin AKP Hükümeti ile sorunu”  olarak koymak, Türkiye’nin yarım yüzyılı aşkın bir süredir yaşadığı gerçeği ters yüz etmektir.

Tam 70 yıldır bu ülkenin yurtseverleri ABD emperyalizmine karşı mücadele ediyor.

1960’larda “Yanki go home” sloganıyla sokaklara çıkan ve 6 filo askerlerini Dolmabahçe’de denize döken devrimci gençlik, hangi sorunun çözümü için mücadele ediyordu?

“İncirlik’e el konsun” sloganı, bu ülkenin devrimcileri tarafından 1960’lardan bu ayna haykırılıyor.

12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinin ardında ABD vardı.

Milli ekonomiyi tasfiye etmeyi hedefleyen 1980 24 Ocak kararları, bu kararların 1980’li yıllarda ABD’nin “bizim oğlanları” eliyle uygulanması, özelleştirmelerle üretim ekonomisinin baltalanması, Türkiye’nin borçlanma tuzağına mahkum edilmesi, merkezinde ABD’nin olduğu Batılı finans merkezleri tarafından planlanmış ve uygulanmıştır.

1990’lar; Irak’ın işgali, Çekiç Güç’ün Barzani’nin kukla devleti ile PKK’ya verdiği açık destek, Muavenet zırhlısının vurulması, Eşref Bitlis’in katledilmesi, çıkarılan ekonomik krizler, yıkılan hükümetler, Atlantik ötesinden kurgulanan iktidarların Türkiye’de işbaşına getirilmesi, aralarında Türkiye’nin de olduğu 24 İslam ülkesinin rejimlerini ve sınırlarını değiştirmeyi öngören Büyük Ortadoğu Projesi…

Gladyo’nun (FETÖ) devlet ve toplum içinde örgütlenmesi, Türk Ordusunu dağıtmayı ve yurtsever devrimci hareketi  tasfiye etmeyi amaçlayan Ergenekon ve Balyoz tertipleri, “Kürt açılımı” adı altında PKK’nın kollanması ve güçlendirilmesi…. vb. vb.

Bütün bunlar ABD emperyalizminin Türkiye’ye ilişkin düşmanca faaliyetine ilişkin bazı başlıklardır.

Emperyalist kampın lideri olarak ABD’nin hedefi; bağımsız bir ulusal devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin adım adım bağımlı hale getirilmesi ve nihayet etnik bölücülük ve dinsel gericiliği kullanarak parçalamak ve sömürgeleştirmektir.

ABD emperyalizmi bütün bunlardan dolayı İkinci Dünya Savaşından bugüne kadar geçen süreçte Türk Milletinin baş düşmanıdır.

Bundan dolayıdır ki Türkiye’de, devrimci mücadele programının esası ABD emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadeledir.
 
Türkiye, AKP’yi yönetiyor

ABD ile bugün yaşadığımız çatışmanın temelinde işte yarım yüzyılı aşkın bir süredir yaşanan emperyalist sömürü ve tahakküm faaliyeti vardır.

AKP ise, iktidarının ilk 12 yılında ABD ile birlikte oldu. Aralarında “çatışma” değil uyum ve işbirliği vardı.

Tayyip Erdoğan BOP eşbaşkanı idi.

Öncesinde de mutlaka kökleri vardı ama AKP ile ABD arasında çatışma 2014’le birlikte gün yüzüne çıktı.

Fakat bu çatışmayı da ABD ile AKP arasındaki “anlaşmazlık” olarak nitelemek en büyük yanılgıdır.

ABD, Türkiye’ye yönelik 60 yıllık faaliyetinin sonucunda son atak açısından koşulların elverişli hale geldiğini düşündü. Bir yandan FETÖ’yü, diğer yandan PKK’yı harekete geçirerek Türkiye’yi teslim alacağını düşündü ve saldırıya geçti.

Türkiye, ABD emperyalizminin bu parçalama ve sömürgeleştirme saldırısına; ordusu, milli kurumları ve milletiyle direndi. Bu da bir yasadır. Emperyalist saldırıya karşı “Milli Devlet direnir, Milli Ordu direnir.”

AKP bu süreçte sömürgeleştirilmek istenen ülkenin iktidar partisi olarak, milli direnişin önünde deyim yerindeyse sürüklendi.

Yaşanan gelişmeleri, Türkiye’nin AKP’yi yönetmesi olarak da tanımlayabiliriz.

Onun için Kılıçdaroğlu’nun olayı, “ABD – AKP çatışması” veya AKP’nin hatalı dış politikasının sonucu olarak değerlendirmesi, Türkiye’ye yönelik emperyalist faaliyeti gizleme ve aklama çabasından başka bir şey değildir.

Son üç yılda yaşanan gelişmeleri ise ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

(Devam edecek)

Mehmet Bedri Gültekin
ulusal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.