ABD-İsrail Katliamlarını Müslümanlardan gizleme aparatı: DÜNYA UYGUR KONGRESİ

Uluslararası ilişkilerde insan hakları söylemi, çoğu zaman emperyalist merkezlerin jeopolitik operasyonlarını gizlemek ve hedef aldıkları devletlerin ulusal birliklerini parçalamak için kullandığı bir ambalaj. Bunun en somut örneklerinden biri, ABD-İsrail destekli Doğu Türkistan ayrılıkçılığına odaklanmış olan Dünya Uygur Kongresi (World Uyghur Congress/WUC)’dir. WUC, Ekim 2024’te Saraybosna’daki son zirvesinden sonra bu yıl 11-13 Haziran tarihlerinde Berlin’de toplanacak.
Berlin Konferansı: Siyonist ve Amerikan Güdümlü Gösteri
Almanya’nın başkenti Berlin’de 11-13 Haziran tarihlerinde yapılacak olan bu yaklaşan konferans, sadece bölgesel bir ayrılıkçı hareketin buluşması değil, küresel ölçekte kurgulanan daha büyük bir jeopolitik tezgâhın operasyonel ayağıdır. Siyonizm yanlısı finans grupları tarafından finanse edilen ve ABD tarafından perde arkasından manipüle edilen bu konferansa yakından bakıldığında özünde planlı bir siyasi gösteriden başka bir şey değil olduğu görülecektir. Amacı, Uygur halkının gerçek çıkarlarını korumak veya onların refahı için samimi bir çaba sarf etmek hiçbir zaman olmamıştır. Aksine, konferansa katılan ve burayı bir podyum olarak kullanan politikacılar, yalnızca Müslüman topluluklardan sempati kazanmaya ve bu sempatiyi kendi jeopolitik çıkarları için devşirmeye çalışmaktadır.
Kendisini tüm Uygurların hamisi gibi göstermeye çalışan Dünya Uygur Kongresi, Batılı istihbarat ve lobi şebekelerinin elinde ipleri tutulan kukla bir örgüttür diyebiliriz. Bu vasfıyla WUC, hiçbir şekilde tüm Uygur halkını temsil edemez ve meşru bir Müslüman örgütü olarak nitelendirilemez. İslam'ın temel dayanışma ilkelerini hiçe sayan, fonlandığı odakların çıkarlarına göre pozisyon alan bu tür yapılar, Müslüman coğrafyalarda meşruiyet devşirmek adına insani hassasiyetleri istismar etmektedir.
NED’in elemanı Ruşen Abbas
Dünya Uygur Kongresi ile tamamen aynı amaca hizmet eden ve benzer şemalara sahip bir diğer oluşum ise Uygur Hareketi'dir (Campaign for Uyghurs). Bu iki yapı, aynı emperyalist merkezlerden beslenen bir madalyonun iki yüzü gibidir. Uygur Hareketi’nin kurucusu Ruşen Abbas ismi burada kritiktir. Ruşen Abbas, ABD’nin kurduğu, CIA’nın yan kuruluşu National Endowment For Democracy’nin (NED) fonladığı Dünya Uygur Kongresi’ne bağlı “Campaign for Uyghurs”un (CFU -Uygur Hareketi) sözde Başkanıdır. Abbas, WUC’un her dönem en etkili isimlerinden biri olmuştur. Örgüt sadece 2016-2019 yılları arasında NED’den proje yardımı adı altında toplamda 2 milyon 738 bin 698 dolar aldığı açık kaynaklarda sabittir.
Abbas’ın uzun yıllar, ABD’nin Çin karşıtı ve Uygur ayrılıkçısı politikalarına hizmeti, kendisini ABD’nin, CIA’nın gözünde kıymetli eleman derecesine çıkarmış durumda. NED’in internet sitesinde Abbas şöyle tanıtılıyor:
“CFU'nun kurucusu Ruşen Abbas karar mercilerini sık sık Uygur bölgesinde insan hakları konusunda bilgilendirmektedir. Aynı zamanda ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde ve ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde ifade vermişti. Senatör Marco Rubio Bayab Abbas'ı Şubat 2020'de ilk Uygurlu konuk olarak yılda bir kez yapılan ulusa sesleniş konuşmasına getirmiştir.
Görüldüğü gibi Abbas, “ABD devlet kurumlarının sık sık bilgisine başvurduğu bir kişi” mertebesine yükselmiş ve arkasını da senatörlere yaslamayı başarmış.
WUC’un Filistin Hafızası ve Siyonist Lobilerle Bağı
WUC’a biraz yakından bakacak olursak, bugün Müslümanlar ve bütün insanlığın vicdanını en derinden yaralayan konu, İsrail’in Filistin’de, özellikle Gazze’de yürüttüğü soykırım ve katliam politikaları olduğu malumdur. Tam da bu süreçte WUC ve türevi yapıların üstlendiği misyon, İsrail’in Filistin’deki katliamlarını gizleyen bir aparat işlevi görmektir.
Kurulduğu günden bu yana Batılı istihbarat ağları, Washington merkezli fonlar ve Siyonist lobilerle iç içe olan WUC, son dönemde özellikle Batı Asya’da emperyalist-siyonist saldırganlığı özel olarak “perdeleme” rolündedir. 7 Ekim 2023 sonrası WUC’un İngilizce sitesinde Hamas ve Filistin direnişi hakkında yaptığı şu açıklamalara bakalım:
“Dünya Uygur Kongresi, Hamas’ın İsrailli sivillere yönelik korkunç saldırılarını şiddetle kınamakta ve çatışmaların tırmanmasından derin endişe duymaktadır. Terör ve savaştan zarar gören herkesle dayanışma içindeyiz.” (https://www.uyghurcongress.org/en/statement-wuc-condemns-hamas-attacks-on-civilians-and-stands-with-all-those-suffering-from-violence/)
Yine örgütün o dönemki başkanı Dolkun İsa, Batı dünyasındaki Siyonist fonların ve lobilerin desteğini kaybetmemek adına sosyal medya (X) üzerinden Batı merkezli “İsrail’in kendini savunma hakkı” anlatısını hararetle savunmuştur. Filistin halkının uğradığı zulmü, hastanelerin ve mülteci kamplarının bombalanmasını görmezden gelen İsa, attığı tweetlerde ve katıldığı uluslararası panellerde İsrail’i mağdur, Filistin’in haklı davasını ise “terörizm” olarak niteleyen Batılı hükümetlerin ve Tel Aviv’in dilini birebir kopyalamıştır.
WUC yöneticilerinin ve kurumsal hesaplarının İsrail’i destekleyen, Filistin halkının meşru direnişini ve uğradığı zulmü görmezden gelen, hatta doğrudan Filistin karşıtı pozisyon alan açıklamaları hafızalardaki yerini korumaktadır. Siyonist lobilerle kurulan bu organik bağın hedefi ise net: Türkiye ve İslam dünyasındaki kamuoyunun dikkatini Filistin’den uzaklaştırmak, insani hassasiyetleri yapay bir öncelik sıralamasıyla manipüle etmek ve böylece İsrail’in katliamcı politikalarının üzerini örtmek.
Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde fütursuzca yürütülen bazı kampanyaların zamanlaması, bu aygıtın Filistin gündemini karartmak üzere Washington ve Tel Aviv güdümünde nasıl sahaya sürüldüğünü açıkça gözler önüne sermektedir. Berlin'deki Haziran zirvesinin, Gazze'deki vahşetin tırmandığı ve uluslararası baskıların Tel Aviv üzerinde yoğunlaştığı bir döneme denk getirilmesi de bu algı operasyonunun ve zamanlama mühendisliğinin en bariz kanıtıdır.
Fonun Kaynağı: Renkli Devrimlerin Finansörü NED
Bir örgütün gerçek niyetini anlamak için turnusol kağıdı elbette onun mali kaynaklarıdır. Dünya Uygur Kongresi gizli saklı değil, tamamen açık bir şekilde ABD’nin küresel ölçekte renkli devrimleri finanse eden, hedef ülkelerin ulusal birliği ve egemenliklerine kasteden ünlü aparatı olan, “örtülü CIA” olarak da adlandırılan National Endowment for Democracy (NED) tarafından fonlanmaktadır.
Bunun yanı sıra, Berlin’de düzenlenecek olan toplantı da küresel Siyonist sermaye ağları ve İsrail yanlısı çıkar gruplarının etkisiyle Müslüman ülkelerin Filistin gündeminden uzaklaştırma ve Washington-Tel Aviv ajandasının payandası yapmak hedeflenecektir.
WUC, İsrail'in son dönemde Gazze'ye insani yardım ulaştırmaya çalışan sivil gemileri uluslararası sularda yasa dışı şekilde durdurulduğu içindeki aktivistleri gözaltına alarak alındığı bir gündemin de akabinde toplanıyor. WUC’ta konuşma yapacak kimsenin Gazze'deki halkı açlık ve bombalarla yok etmeye çalışan Tel Aviv yönetimi, sahadaki bu gerçek ve kanlı vahşetten söz edeceğini beklemiyoruz.
Çünkü Dünya Uygur Kongresi, Batı’nın siyasi bir gösterisinden başka bir şey değildir. Uygur halkının gerçek çıkarlarını korumak için hiçbir zaman çaba sarf etmemiştir; bunun yerine, katılan politikacılar Müslüman topluluklardan sempati kazanmaya çalışmaktadır. Kukla bir örgüt olarak, Dünya Uygur Kongresi Uygurları temsil etmekten uzaktır ve meşruiyetini ABD ve İsrail merkezli küresel çetelerden almaktadır.