Yeni Ajan; James Bond’tan Suriye’deki Yeni Lawrence’lara..


Doç. Dr. Sait Yılmaz

Doç. Dr. Sait Yılmaz

02 Eylül 2016, 12:52

Her şey önce güvenli ev ile başlar. Çöplükten ajan bulmak kolaydır, para kazanmak istemelidir. Dikkat, bağlantı kurdukların çoklu ajan olabilir. Bir ülkede dikkat çekmeden yaşamak ya da bir örgütün içine sızmak kolay değildir. İnandırıcı bir hikâyenizin olması gerekir. Neyi ne kadar bildiklerini öğrenmek ve içine sızmak için yem koymak en iyi yöntemdir. Bir saatçide durmuş saatlere bakan kişi, aslında şifre alıyor ya da toplantı yerini kodluyordur.

 
Ajana 4 şey öğretilir;
 
            (1) Soru sorma,
 
            (2) İşin dışındaki insanlarla ilgilenme (tanımadığın insanlarla irtibat kurma),
 
            (3) Arkanda iz bırakma,
 
            (4) Ne zaman kaçacağını bil, kaçmak aklından bile geçse artık vakti geldi, hedef olmana az kaldı demektir.

 
Görmek senin takibi edeni seçmektir, bu da genellikle arkanda bir yerdedir. Yapman gereken yansıyan cam ve aynalardan arkanı görmektir. Halkın içinde dolaşırken dikkatli olunmalıdır.
 

Rus kuralları şöyle söyler;
 
Kural 1: Bir muhbiri halkın içinde görünmez kılan daima yalnız hareket etmesidir.

 
            Kural 2: Gizlenen kişiler izlenmelidir.
 
Hedef,  zihinsel ve fonksiyonel olarak yorulmalıdır. Ortaya çıkınca artık hedef sensin, bir an önce kaçmalı, ülkeden çıkmalısın. Başaramazsan, arkadan şöyle diyeceklerdir; “Senden daha sağlıklı ölüler görmüştüm.”

 
İstihbarat kavramı sistematik bir şekilde ortaya çıkmadan önce casusluk vardı. Casusluğun modernize edilmesiyle ve profesyonelleşmesiyle istihbarat ortaya çıkmıştır. 20. yüzyıla kadar istihbarat faaliyetlerine kişisel beceri ve yetenekler yön verdi ve casusluk bir meslek olarak yapıldı. Birinci Dünya Savaşı sonrası meydana gelen teknolojik, endüstriyel ve askerî gelişmelerle istihbaratın öneminin artırdı. Bugünün modern istihbarat servisleri ancak İkinci Dünya Savaş sonrasında ortaya çıktı ve artık istihbarat kullanımı askeri önceliklerin çok ötesine geçti. Soğuk Savaş sonrası istihbarat gelişmeleri 2000’li yıllara kadar genel olarak, istihbarat servislerinin önceliklerini belirlemeye çalıştıkları ve çeşitli reformlar gerçekleştirdikleri geçiş dönemi ve ekonomik espiyonaj faaliyetleri ile geçti. 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrasında şekillenen dönem terörle mücadele istihbaratı ya da terör çağında istihbarat olarak belirlenebilir. Günümüz istihbarat faaliyetleri bu konsept doğrultusunda yürütülmekte ve daha saldırgan bir tutum izlenmektedir. Bu makalede konumuz istihbarat servisleri değil, ajanların geçirmekte olduğu değişimdir. İnsan istihbaratı; ilgi duyulan alanların, niyetlerin, kapasitelerin, güçlerin vb. ne olduklarının tespit edilip, öğrenebilmesi için, insan kaynağının bir araç olarak kullanılmasıdır. İnsan istihbaratı ile görevlendirilen kişilere konumu ve durumu açısından ‘casus’, ‘ajan’, ‘eleman’ gibi bazı isimler verilmektedir. Bütün casusluk faaliyetlerinin sistematiği aynıdır; hedefe nüfuz etmek ve bilgiyi almak. İstihbarat operatörleri, casusları işe alan ve örtülü operasyonları yapan kişilerdir. Genellikle kendi ofislerinde çalışırlar ve onların da şefleri vardır. Analizciler ise daha çok üniversite profesörleri gibidir. Operatörler tarafından toplanan ham istihbaratı alır, analiz eder, kâğıda döker ve ilgili adrese sunarlar. Bu esaslar değişmedi ama ajan tipleri değişti. Özellikle içinde bulunduğumuz terör çağı ve Suriye’de rast geldiğimiz yeni örnekler ajan tiplerini tekrar gözden geçirmememizi dikte ediyor.


 
Ajan kimdir? Nasıl seçilir?

 
Dış istihbarat çalışmalarının temeli parayla tutulan ajanların işbirliği üzerine oturtulur. Bunlar, en yüksek kademelerdeki politikacılar (Cumhurbaşkanı ve Başbakan düzeyinden, Bakanlar ve yüksek diplomatlara kadar), askeri liderler, iktisatçılar, bilim adamları ya da tanınmış yazar ve gazetecilerdir. Bu kesim birinci kademedirler. İkinci kademedekiler; ikna edilemeyen ancak önemli yetkililerin yanında yer alan kişilerden (müsteşarlar vb.leri) seçilir. Gelecek vaat edenler birinci kademeye yükseltilirler. Üçüncü kademe ise; pratik işlerde kullanılan ajanlardır. İstihbarat faaliyetlerinde en hassas sorun örtü sorunudur. Diplomatik ya da ticari firmaların arkasına gizlenmiş olarak eyleme geçen birimlerin deşifre edilmeleri zordur. Öte yandan istihbarat toplayıcılar ile planlamacı istihbarat görevlileri birbirlerine karıştırılmaktadır. Ortalıkta daha çok istihbarat şubesinin (Analiz Bölümü olarak da adlandırılan) görevlilerinin adı dolaşmaktadır. Aslında görevleri kamuoyunu ustaca yanıltmaktır. Kariyer meraklısı gazeteciler bunların gözbebeğidir. Bunlar daha çok ‘bilimsel’ çalışma ve değerlendirmeler içinde bulundukları görüntüsü altında bilinçli olarak basına sızdırılan algı yönetimi ve dezenformasyon raporlarının sahipleridirler.

 
Gizli bilgi pek çok kaynaktan gelebilir ve birçok teknik kullanılarak toplanabilir. En çok popüler olanı casusluk yani insan istihbaratı olmakla birlikte, gizli bilgilerin toplanması daha çok bağımsız teknolojik alıcılar ile yapılmaktadır. Sıklıkla, gizli bilgiler, bağımsız insan kaynakları tarafından süper teknolojik alıcılar kullanılarak bulunmakta veya toplanmaktadır. Bu kapsamda, rakibin kullandığı teknolojinin öğrenilmesine ve şifre çözmeye önem verilmektedir. Gizli bilgi çalınabilir, elektronik olarak yüklenebilir,  kopya edilebilir veya birisi verebilir. İstihbarat servisleri tarafından genel olarak ajanlar dört ayrı sınıfta değerlendirilmektedir;

 
            (1) Resmi ajanlar (Resmi bir vazife ile başka bir ülkede o devletin izni ile bulunan ajanlar),

 
(2) Milli ajanlar (Milli duygu ve yurt sevgisi ile kendiliğinden ajanlık yapanlar),

 
(3) Adi ajanlar (Para hırsı, kariyer, kin ve garez, macera veya korku gibi nedenler ile ajanlığa itilenler),

 
(4) Profesyonel ajanlar (Ajanlığı meslek, sanat ve geçim aracı olarak seçenler).

 
Ajanlar; genel merkez, tali merkez, gizli yerler, kanallar (gizli geçiş bölgeleri) ve okullardan oluşan bir teşkilat zinciri içerisinde çalışırlar. Resmi ajanlar dış ülkelerdeki elçiliklerde çalışan; kültürel, zirai veya diğer tip ataşe rolündeki kişiler olup, diplomatik dokunulmazlıkları vardır. Resmi olmayan ajanlar ise casusluk sisteminin bel kemiğidir. Diplomatik dokunulmazlıkları ve kendilerine sağlanmış koruma imkânları yoktur. Ele geçirildiklerinde bağlantıları inkâr edilir. Bu tür ajanların temin edilişinde farklı yöntemler izlenir. Genel olarak erken yaşlarda işe alınır ve verilecek role göre eğitilir.


İnsan istihbarat (toplayıcı, ajan, muhbir, kaynak) vasıtaları bizim belirlediğimiz yerlerde verdiğimiz görevleri yapmak için (hedefleri) izlerler, hareket ederler, yerleştirirler ve bilgi verirler. Bunlar sokaktaki adam, dilenci, fahişe, tatlıcı, simitçi, taksi şoförü, çöp toplayıcı kılığında olabilir. Aradığımız özellikleri; bir beyin ve ortamdaki değişiklikleri anlayabilecek ve rapor edebilecek duyu kabiliyetidir. Bunlara bazı iletişim cihazları vermemiz de gerekebilir.


 
İnsan istihbaratı üç kanaldan gelir;
 
(1) Düşük seviyeli toplayıcılar.
 
(2) Taktik insan istihbaratı kaynakları.
 
(3) Yüksek seviyedeki kaynak istihbaratı.


 
            “Muhbir”, sokaklarda bize bilgi getirmek için para karşılığı çalışan düşük seviyeli insan istihbaratı vasıtasıdır. Daha çok taktik ve operasyonel maksatlar için yerelde işe alınan kişilerdir. Örneğin günümüzde, CIA, Alman BND ve Fransız istihbarat örgütü DGSE, Suriye’deki göçmen kamplarında muhbir edinmekte ve istihbarat toplamaktadır. Bunlar bize üç şey için lazım olur. Öncelikle, yerelde meydana gelen olayların etkileri ile ilgili bilgi sağlarlar. Sonra bizleri yaşanabilecek sürprizler hakkında uyarırlar. Üçüncü olarak kararlarımıza etki edebilirler. Bir elektronik kaynaktan önce bir muhbir size hedefin ne yapmak istediğini söyleyebilir. Bu özellikle düzensiz savaş ortamı için “temel istihbarat” olarak adlandırılır (1). Bu kişiler sayesinde halkın içindeki günlük işlerinizi sürdürürsünüz. Belirli yerlerdeki siyasi, sosyal, dini vb. faaliyetlerin içinde yer almanıza yol gösterirler. Onlar sayesinde şebekelerinizi geliştirirsiniz. Temel istihbarat ile zaman ve paradan kazanır, kültür ve dil sorununu çözer, riskleri azaltır, istenen değişimler için ortam oluşturursunuz.


 
Muhbir dışındaki diğer insan istihbaratı vasıtası “kaynak” olarak adlandırılır. Kaynak, muhbirden daha önemlidir; iyi eğitilmiş, iyi yerleştirilmiş ve çok daha kabiliyetlidir. Kaynak da yabancı ülke vatandaşı olabilir ve taktik seviyede de kullanılabilir. İstihbarat maksatları için istihbarat sorgulamalarında da yararlanılır. Kaynakların çoğu klasik anlamda işe alınmamış ajanlardır. Yerel halktan seçilen kaynaklar ile sık sık bir araya gelmek için şebeke kurulur (2).


 
Diğer bir insan istihbarat vasıtası “kontrollü eleman”dır. Kontrollü eleman, istihbarat işlerine gönüllü olarak katılır, bilgi sağlamakla birlikte amacımızı bilmeyebilir (3).


 
Ülke istihbaratının yetiştirdiği, diplomalı insan istihbaratı kaynakları bunların dışındadır. Sadece bu kişiler insan istihbaratı operasyonları yapmaya yetkilidirler ve istihbarat toplama tekniklerini kullanırlar.


 
İstihbarat işi, bir yandan ajan kullanmak diğer yandan karşı tarafın ajanlarını elimine etmektir. Amerikan ve Rus istihbaratı kaynak temellidir. Ancak, bazen hedef ülkede tüm hükümet yanlış içinde olabileceğinden kullanılan kaynak da yanlış bilgi getirebilir.


 
Ajanlar temin edilme yöntemlerine göre üç ana grupta toplanmaktadır; profesyoneller, satınalınabilir aydınlar ve sempatizanlar. Profesyoneller yurtiçinden ya da yurtdışında yaşayanlar arasından seçilir ve bilahare kendi ülkelerinde özel eğitime tabi tutulur. Satınalınabilir aydınlar, ulus-devlet yapısı sancılı olan toplumlarda en çok rastlanılan vasıtalardır; özellikle medyada, bürokraside ve siyaset sahnesinde boy gösterirler. Sempatizanlar ise hedef ülkelere yoğun biçimde yönlendirilen kitle iletişim, eğlence ve eğitim araçlarından (sinema, müzik, moda, internet, televizyon vb.) olumsuz biçimde etkilenen tüketicilerdir. Etki ajanları, her üç kategoride de özellikle kendi ülkesine ve toplumuna aidiyet duygusu zayıf, parasal ve siyasal güç için her türlü ilişkiye girme eğilimli, ulusal bilinci gelişmemiş, tercihen de etnik veya dinsel özürlü azınlık arasından seçilirler.


 
Ajanlar devlet istihbaratından ya da karşı taraftan muhbir kullanılarak temin edilebilir. Bunların dışında para, macera, seks, şantaj karşılığı ya da işlemiş olduğu bir suçun cezasına karşılık gibi pek çok nedenle istihbarat amaçlı kullanılacak kişi bulunabilir. İstihbarat servislerinin bilgi temin etmek için (servis dışından) kullandığı kişiler aşağıdaki şekilde tasnif edilebilir;


 
- Çeşitli resmi görevlerde bulunanlar, temsilciliklerde ve ülke dışındaki kuruluşlarda çalışanlar, işçiler, iş adamları,
 
- Siyasal ve kişisel hırs içinde olanlar, maddi sıkıntı çekenler veya zengin olmak isteyenler,
 
- Uyuşturucu, seks, alkol vb. zafiyeti olanlar,
 
- Milli ve manevi değerleri zayıf olanlar,
 
- İşledikleri hata veya suçlar nedeniyle devlet hizmetlerinden çıkarılanlar.


 
Ajan çeşitleri ve casusluk
 
Bu konuyu anlamak için önce ajanları biraz daha kategorize etmemiz gerekiyor. Ajanları tanımak için şu kodları kullanalım (4);

 
            A: Yabancı istihbarat servisi ya da milli olmayan bir grup.
A1: A’yı destekleyen veya müttefiki vekil.
B: Kendimiz veya müttefiki servis.
B1: B’yi destekleyen veya müttefiki vekil.
C: Üçüncü ülke servisi, tarafsız.

 
Köstebekler, A’da işe başlar, B’ye nüfuz eder ve A’ya bilgi kaçırır.

 
Çengel atılanlar, C’de işe başlar, A’ya çalıştığını sanır, aslında B’ye çalışıyordur.

 
Tarafımıza kaçanlar, A’da işe başlar, B’ye kaçar.

 
Yerel ajanlar, A ülkesinden edinilip, orada yaşayıp, B’ye çalışanlar.

 
Çifte ajan, A’da işe başlar, B tarafından eğitilir, A ülkesinde B ve A’ya çalışır.

 
Çengel atılmış çifte ajan, A’da işe başlar, C’ye gönderilir, C’ye çalıştığını sanarak B’ye çalışır.

 
Aktif sızmacı, A’da işe başlar ve sadıktır, B’ye taraf değiştirmek istediğini söyler, X vasıtası ile A’ya çalışır, X; A ve B arasında bilgi değişim trafiğini idare eder.

 
Pasif provokatörler; A’da C analizi yapıp B’ye aktaranlar, A adına çalışan C vatandaşı olup, B’ye daha sadık ya da gönüllü olanlar; A’da çalışırken B adına C’ye sızıp B-C ilişkilerine zarar verenlerdir.

 
Aktif provokatörler; A’da aktif iken B’ye gönderilip, B’ye taraf değiştirmek istediğini söyleyenlerdir.

 
Üçlü ajan; B için çalışmaya başlayıp, B ülkesinde A’ya gönüllü çalışır, B tarafından yakalandığında A ve B arasında karşılıklı dezenformasyona hizmet eder.

 
Dörtlü ajan; B için çalışmaya başlayıp, A ülkesinde gönüllü olup, A’ya B’nin kendisini kullandığını söyleyip, A adına dezenformasyon yapıp, bilgi kaçırır.

 
Casusluk literatüründe yer alan “uykuda ajan (sleeper)” kavramı; CIA’nın Soğuk Savaş döneminde, demirperde gerisine yerleştirdiği casuslar için kullanılmıştır. Aynı dönemde, Doğu Bloku’ndan Batı ülkelerine yerleştirilen casuslar için ise; genellikle “köstebek”  kavramı kullanılmıştır. Uykuda ajanlar, genellikle göç nüfuslarının yoğunlaştığı ülke ve bölgelerde görülür. Göçmen olarak gönderilerek ya da o ülkenin bir vatandaşıyla evlendirilerek yerleştirilmektedir. İstihbarat örgütleri uzun yıllar uykuda ajan ile hiçbir temas kurmaz. Ajan, süreç içinde toplumsal ve ekonomik çevrede etkin bir yer edinip söz sahibi konuma eriştiğinde görev hazır hale gelmiş olmaktadır. Ve ülkesinin istihbarat servisinin emri ile ‘uykudan’ uyandırılır. Bu türden casuslar, hedeflenen ülkenin nüfusuna karıştığı için ‘nüfus casusları’ olarak da tanımlanırlar.


 
Peki, daha fazla kategorize etmeyelim, nasıl olsa unutacaksınız. Haberiniz olsun, bozguncu ajanlar ve ajan provokatörleri anlatmadık.


 
Ajanlar onlarca yıl kim için çalıştığını bilmeden işini yapabilir. Daha önce hiç tanımadıkları biri ile evlenmek üzere programlanmış olabilirler. Gerçekte ne iş yaptıklarını aileleri de bilmez ve bu iki taraflı belirsizlik ortamında genellikle ajanlar kendilerinin kim olduğunu sorguladıkları ve bazen kim olduklarını unuttukları bir tür psikolojik rahatsızlığa yakalanırlar. Orta yaşlarda ve bir kariyerin ortasında iken işe alınanlar ise doğal olarak bu rahatsızlığı daha az yaşarlar. Ajanların ne kadar aynı görevde kalacağı ise kurulan ağın işlevine ve beklenen görevlere bağlı olarak genellikle 10 yıldan az olmaz. Ajanlar ile ilgili sorunlar, genellikle işe alındıkları üniversite çağlarında değil en faydalı dönemleri olan kişilik çatışmalarının yoğunlaştığı 30’lu ve 40’lı yaşlarda yaşanır. Kimliğinin ortaya çıkması hem ailesini hem çevresini kaybetmesine neden olabilir. Hatta kimsenin haberi bile olmadan hayatını kaybedebilir. Asıl zarar ise ajanın bulunduğu istihbarat ağının çökmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Ajanlar kendi refah durumlarını iyi görmediklerinde kısa sürede görevden uzaklaşma eğilimine girmektedirler (5).


 
Bir çifte ajan kendisini şu şekilde görür (6); özel, eşsiz, ödüle layık, tatmin olmamış, casusluktan daha kolay bir seçeneği olmayan, başkalarının sık sık yaptığını yapan biridir. Kötü biri olmadığını, resmi görevi ile espiyonajın ayrıldığın, güvenlik tedbirlerinin kendisine uygulanmadığı, güvenliğin onun için anlamının olmadığı, şartların espiyonajdan başka seçenek bırakmadığı, espiyonajın kurbanı olmayan bir suç olduğunu düşünür.


 
Gizli işlerde çalışanların ve özelde istihbaratçıların üzerinde her zaman bir psikolojik baskı olur. Tehlikeli bir ortamda çalıştığından her zaman ihanet ve yakalanma kokusu içindedirler. Sahte kimlik taşır ve baskı altında yaşadığından bir süre sonra bunalıma girer. Bunu aşmak için karşı tarafa geçebilir, bazı hallerde karşı taraf adına eylem yapabilir. Yakalandığında kaşı tarafa yaranmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. İkinci Dünya Savaşı esnasında, İngiltere’deki bütün Alman casusları, Alman istihbaratının haberi olmadan karşı tarafa geçmişlerdi (7). Benzer bir durum 1990’larda İran’da yaşandı ve bu ülkedeki Amerikan istihbaratı tamamen çökertildi. Bu yüzden saha ajanları uzun süre yalnız bırakılmaz, ara sıra rahatlatılmaları gerekir. Bulundukları yerlerde üstleri tarafından ziyaret edilir ya da güvenli evlere davet edilerek, kontrolden geçirilirler.


 
Önceleri karşı tarafa çalışan bir ajanı yani köstebeği tespit etmek daha kolaydı. Potansiyel hain ajan, başarılı biridir, aldatma kabiliyeti vardır ve bir-iki kişinin hayatını kurtaracak iki veya daha fazla çatışma yaşamıştır. Freud’un çoklu görev anlayışına göre çoğu normal insan bunu yapabilecek kabiliyette değildir. Yetenekli profesyonel ajanların kendine güveni, sıkı değerleri ve sadakati, ülkesi için gerektiğinde hoş olmayan ortamlarda çalışma özverisi vardır. Potansiyel hainler ise ortamı kendi çıkarları için kullanma eğilimindedir. Örneğin gizli bilgileri kendinde saklayarak, kendine üstünlük sağlamaya çalışır. Ancak, bu durum hepsine uyarlanabilecek bir genelleme değildir.


 
CIA Ajanları



Soğuk Savaş döneminin Batılı istihbarat teşkilatları aynı dönemin modern devletleri ve kapitalist kurumlarının karakteristik özelliklerinden olan hiyerarşik ve bürokratik organizasyonel yapılarına bürünmüşlerdir. Buna ek olarak Soğuk Savaş’ın getirdiği jeopolitik ve teknik ihtiyaçlar tarafından da şekillenmişlerdir. Bu ihtiyaçlar (8);

 
- Sovyetler Birliği hedefi,
 
- Bu hedefin katı ve militarist doğası,
 
- Bu hedef ile ilgili jeopolitik şartların tahmin edilememesidir.
 
            Bu ihtiyaçlar Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan ve istihbarat servislerini şekillendiren özelliklerdir.

 
CIA için başlangıçta iki görev belirlenmişti (9); stratejik sürprizleri haber vermek ve ülke dışındaki örtülü faaliyetleri gerçekleştirmek. İstihbarat stratejisi ise yeni teknoloji ve gizli istihbarat ittifakları ile Sovyet silahlarının gelişimini, bilimsel faaliyetlerini ve daha önemlisi liderlerinin komşu ülkelere ilişkin niyetlerini ve planlarını ortaya çıkarılmasını hedeflemekteydi. İkinci Dünya Savaşı esnasında sinyal ve görüntü istihbaratının öneminin fark edilmesi teknolojik arayışları bu yöne sevk etti. Savaş sonrası kısa zamanda U-2 Keşif Uçakları, uzay programları, bilgisayarların en eski örnekleri ve örtülü operasyonlar ile ilgili özel vasıtaların gelişimi konusunda önemli adımlar atıldı.


 
Soğuk Savaş zamanında CIA hep Sovyet seçkinlerinin arasına sızmak istedi. Sovyet Politbürosu’nun, Merkez Komitesi’nin, komutanlarının konuşmalarını dinlemek ya da onlardan bazılarını elde etmek için her şey yapıldı. Bu yüzden “James Bond” tipi ajanlar yetiştirildi. CIA’nın en büyük amacı Sovyet liderlerinin ne bildiklerini öğrenmekti ama onların Sovyet Birliği’nin çöküşünü dahi göremedikleri anlaşıldı. 1980 yılında Amerika'nın toplam İstihbarat kaynaklarının %58’i Sovyetler üstüne çalışmaktaydı. 1993 yılında ise bu oran %13'e inmiş durumdaydı. Soğuk Savaş’ın bitişi ile birlikte sadece politikacılar ve askerler değil, istihbaratçılar da düşmanlarını kaybettiler ve o zamandan beri de genel bir strateji eksikliği çekiyorlar.


 
1947’den itibaren Soğuk Savaş boyunca mahallinden gönüllü ajan temini her coğrafyada en çok kullanılan yöntem oldu. Gönüllüler ve devşirmeler ile düşmanların en önemli bilgilerine sızıldı. Örneğin Sovyetler Birliği için hazırlanan havacılık faaliyetleri gibi çok önemli bilimsel raporlara rağmen belirli ajanların taşıdığı bilgiler çok daha değerli idi. CIA genel olarak çok başarılı değildi özellikle Irak, Küba, Doğu Almanya, Vietnam ve Kuzey Kore için bu başarısızlık tartışılmazdı. İran konusunda ise devrimin başlangıcında durum fena değildi. Çünkü eski rejimin bazı resmi yetkilileri ve rejimi hala yönetimde idi ve devrim sonrası İran ve özellikle Saddam ile savaş hakkında önemli bilgiler veriyorlardı. Savaşın bitmesi ve İran’ın ülkedeki CIA ağını çökertmesinin ardından, CIA Operasyonlar Başkanlığı’nın faaliyetleri sınıfı geçemez hale geldi. Çin karşısındaki istihbarat faaliyetleri de aynı başarısız durumda idi. 1980’lerde Sovyet, 1990’larda ise Çin karşı-istihbaratı CIA’ya nüfuz etmişti.


 
CIA’nın yaşadığı en büyük kâbuslar Soğuk Savaş’ın başında Doğu Avrupa ve Çin’de yaşanmış, buna daha sonra Küba eklenmişti. CIA’nın son 50 yıllık geçmişine bakıldığında William Casey’in dönemi en çok istihbarat başarısızlığının yaşandığı dönemdi. Özelikle istihbarata karşı koyma konusunda çok fazla elemanı yoktu. 1985 yılına gelindiğinde Reagan ve Casey CIA’ya yeni memur ve para akıttılar. Böylece 1950’lerden sonra ilk defa yeni bir “altın çağ” yaşandı. 1989’daki İran Devrimi ve Küba hükümetinin 20 yılda zor kurulan CIA ağını her elemanına kadar tamamen çökertmesi eleman ihtiyacını tekrar iştahlandırdı. Latin Amerika’daki ajanlar terfi etmek için Küba’ya gönderilmeyi tercih ettiler. 11 Eylül sonrası Başkan Bush, gizli servisin mevcudunu %50 artırmaya karar verdi ve bu artış en çok denizaşırı operasyonel birimlerde oldu. Bunun için Soğuk Savaş sonrası kapatılan eski üsler ne kadar faydalı olacakları iyi düşünülmeden yeniden açıldı. ABD istihbaratı için ‘büyük olan daha iyidir’ anlayışı hâkim oldu. İslamcılarla savaş CIA’nın bürokratlarına ilaç gibi gelmişti. Soğuk Savaş zamanında gizli bürokratlar 40 yıl süre görevde kalırken, 10 yılda bir atama görüyorlardı. İslamla savaş bürokratların CIA’daki ömrünü uzattı.


 
CIA Direktör Yardımcısı iken Robert Gates, yeni işe alınan elemanlarına şöyle seslenmişti; “Ülke barışta çünkü biz istihbaratçılar sürekli savaştayız (10)”. CIA’nın örtülü operasyonlarından sorumlu Operasyonlar Direktörlüğü, Soğuk Savaş boyunca sert hedeflere karşı iyi bir performans gösterememişti. Bu değerlendirme, çeşitli ülkelerde devletin bir yerinde kendine bir oyuk bulmuş gönüllü olarak gelen, işe alınan ya da mahallinde temin edilen ajanların performansı üzerinden yapıldı. Yabancı istihbarat ajanı denilen ve genellikle ABD’ye bilgi vermeye gönüllü olan bu ajanlar bazı kolay başarılara imza attılar. Örneğin Soğuk Savaş döneminde CIA’nın tüm önemli Sovyet ve Doğu Avrupa ajanları devlet içinde önemli yerlerde bulunan ve genellikle kendisi gelip çalışmayı teklif eden kişilerdi. CIA bunları işe bile almamıştı ama zamanla bazıları kendi vatanları için espiyonaj yapmak üzere geçici CIA ajanlığına dönüştürüldü. Ama CIA bunları gizli servisin en alt memur sınıfına bile dâhil etmedi. Asıl gayret daha çok diplomatik kokteyllerde sinsice dolaşarak kendilerine çalışacak, kritik istihbarat bilgileri verecek KGB elemanı veya diğer resmi yetkilileri bulmaktı. Bununla beraber seçilen birkaç Rus eğitildi ve başka ülkelerde kullanıldı.


 
Resim 1: Eski Casusluk Malzemeleri (Şemsiye Silah ve Bıçak Bozuk Para)





Eğer CIA, istenen konularda yüksek değerde bilgiler üretemezse, yeni eleman istekleri de reddedilecek demektir. Bu gizli servisin 50 yıl boyunca bürokrasiye mahkûm olmasının hikâyesidir. CIA’nın ihtiyacı doğru çeşitte genç erkek ve kadınların işe alınması olarak görüldü. İşe girme standartları yükseltilmeliydi. Gizli servisin hedefine yönelik olarak işini etkin bir şekilde yapabilmesi için küçük, oldukça yetenekli, fark yaratacak, resmi olmayan bir eğitici kadroya ihtiyacı vardır. Örneğin Müslüman radikal örgütlere sızmak için resmi olmayan örtülü memurlar (NOC) (11) tek vasıtadır. İçerideki memurların tersine onlar, şiddet örgütlerine katılan Müslüman köktendincileri kendine çekecek, daha çok yardım ve eğitim faaliyetleri içinde gözüken Müslüman ön örgütler kurabilir. Böylece radikal örgütlere yakın ya da katılmak isteyen muhtemel Müslüman ajanlara doğal yollardan ulaşılır. Resmi olmayan örtülü memurlar birkaç farklı insan ile karşılaşabilirler; Müslüman Arap-Amerikan (beyaz dönme John Walker-Lindh tipi), Siyahlar (Amerika’da doğmuş veya Müslümanlığa dönmüş), Jose Padilla gibi Hispanik dönmeler ya da Fransa, İngiltere, Meksika, Kanada, Afrika veya Çin gibi üçüncü ülkelerdeki ABD’ye kızgın Müslümanlar. İyi seçilmiş ve eğitilmiş resmi olmayan örtülü memurlar bu örgütleri içeriden vurabilirler. Bunun için genç erkek ve kadınların NOC kuvvetine katılması gereklidir. Eğer hayatta kalırlarsa bir işteki durum memurlarının uzun süre kalması beklenmez. Resmi olmayan görevliler için tam aylıkla emekli olması yaşı 40’a kadar düşebilir.

 
Bugün CIA’nın iş ilanları şu şekildedir (12);
“Adaylar yüksek mezuniyet derecesi (GPA), yeterli tecrübe, mükemmel analitik ve araştırma yetenekleri, kuvvetli sözlü ifade ve yazma kabiliyeti sahibi olmalıdır. Akademik çalışma, seyahat veya iş nedeniyle yurt dışında kazanılan yabancı dil kabiliyeti ve yabancı yer bilgisi yüksek derecede tercih nedenidir.”


 
CIA, akıcı Arapça, Peştun, Urdu, Farsça ve diğer diller konuşan Amerikalı eleman peşindedir. İslamcı çalışmalar ve Ortadoğu’nun siyasi, kültürel ve toplumsal yapısı ile ilgili daha fazla uzmana ihtiyaç vardır. Şimdi stratejik ağırlık Güney Asya’ya kaydığından bu coğrafyaya yönelik yapılanma ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Ana gayret alanlarından biri de fikirler savaşını kazanmaktır. Bunun için kültürleri ve toplumları daha iyi anlama ihtiyacı üzerinde durulmaktadır. Bu amaçla akademik seferberliğe tekrar ağırlık verilmiştir (13).


 
İslamcı militanlar ile savaş kaçınılmaz şekilde genç elemanlar gerektirmektedir. Bu tür operasyonel görevler için başlangıç maaşı alınan riskin derecesine göre altı kategoride olmaktadır. Nitelikli insanları CIA içinde tutabilmek ve cazip kılabilmek için en riskli işte başlangıç maaşı 250.000 dolar olarak belirlenmiştir. Ulusal güvenlik ile ilgili meselelere adil olma, eşitlik gibi prensipler sivil hizmet prensipleri uygulanamaz. Bu özellikle CIA gibi çeşitli nedenlerle başka ülkelere ya da gruplara sızmaya çalışan örgütler için geçerlidir. CIA’nın eleman temininde İngiliz tipi elitizm yerine eğitim kadar ortamın gerektirdiği tecrübe ve yurt dışında yaşamış genç insan olmak da önemlidir. Bununla beraber CIA’da işe başlayacak her kişi için yüksek standartlar vardır. Bugün için CIA’nın en öncelikli görevi İslamcı gruplara sızmaktır. Bu görevde buna uygun konu memurları gerektirir. Ancak, çok farklı özellikteki pek çok İslamcı örgüte sızmak kolay değildir ve bazen yıllar alır. Standartlardan birisi görevini yapamayanların işten atılmasıdır. 1941-1944 yılları arası pek çok yeteneksiz memur kovulmuştu. Ama 11 Eylül 2001’den beri İslamcı örgüte sızmayı başaramayan hiçbir durum memuru işten atılmadı (14).


 
CIA hala yabancı ülkelerde özellikle resmi ABD tesisleri içinde konuşlanmış olan istasyonlara sahiptir. Ancak şimdiki önceliği yerelden temin edilmiş ajanları devşirmek değildir. En büyük istasyonlarda bile bir avuç resmi görevli vardır. Bunlardan istasyon şefi, ev sahibi ülkenin güvenlik ve istihbarat servisleri irtibat memurudur ve resmi görüntüde olmayan operasyonlar üzerinde kontrolü yoktur. İstasyon şefi yardımcısı da bir irtibat memurudur. Beyan edilmemiş konsolos görüntüsündeki konu (olay) memuru (15) ise özellikle Müslüman ve Ortadoğu ülkelerine vize işleri ile ilgilidir. İstasyonun diğer görünen işlerini yapanlar haberleşme uzmanı ve idari asistandır. Bunlar dışında özel durumlar için resmi görüntü altında ama işi konsolosluk alanında olmayan memurlar vardır. Büyükelçilik ve Konsolosluklarda bulunan Siyasi Danışmanlar ülkedeki iç durumu yakından takip eder. Ülkenin pek çok ili, şirketi, medyası, devlet kurumu içinde edinilmiş kişiler bu çarkın bir parçasıdır.


 
20. Yüzyılın Casusları

 
1956 Sonbaharındaki Süveyş Krizi İngiltere’nin üzerindeki güneşin tamamen gittiğini gösteriyordu. İngiltere’nin düşüşü 1899-1902 Boer Savaşı ile başlamıştı. 1956 başarısızlığı ile istifa eden İngiltere başbakanı Anthony Eden, Jamaika’ya uzun bir tatile gitmiş, orada yazar Ian Fleming’in evinde kalmıştı. Fleming, İngiltere’nin çöktüğü sırada İngiliz gururunu kurtarmak için James Bond serisini yazmaya başladı ve orada tamamladı (16). Fleming’in 007 Bond’u tamamen İngiliz, İngiltere’nin eski iyi günlerine kara sevdalı, majestesinin gizli servisinde (MI6) düşüncelere dalan şeflerinin kurtarıcısı idi. Bond, 50 kadar ülkede İngiliz çıkarlarını korudu. Bunun için de bir yandan centilmen rolünü oynarken öbür taraftan öldürdü. Teknoloji ile arası hep iyi idi. Gittiği yerler egzotik, karşısına çıkan kadınlar çok güzel, seksi ve sevişmek için hep hazırdı.

 
20. yüzyılın en önemli 5 casusu arasında ilk sırada casus romanları yazarı oIan Fleming’in karakteri James Bond’a ilham veren İngiliz casusu Sidney Reilly gelmektedir. Centilmen bir casus olarak tanımlansa da aynı anda üç kadınla evli olması bu özelliğini olumsuz etkilemiştir. 1873’de Ukrayna’da doğmuş, Rus-Japon Savaşı esnasında Çin’de, Bolşevik Devrimi’nde ise Rusya’da görev yapmış ve Lenin’e suikast yaparak devrimi önlemeye çalışmıştır. 1925 yılında Anti-Bolşevik gruplar içinde çalışırken KGB tarafından yakalanarak, işkence ile öldürülmüştür.

 
Bir Alman Komünisti ve Sovyet casusu olan Richard Sorge, 1933’de Japonya’ya giderek Rus askeri istihbaratı içinde çalıştı. Nazi taraftarı bir gazeteci görüntüsünde Alman-Japon Paktının kurulmasını ve Pearl Harbor baskınını önceden haber verdi. 1941’de Japonların Rusya’yı işgal niyetlerinin olmadığını, Güney Asya ile ilgilendikleri istihbaratı ondan geldi. Japonlar tarafından yakalandıktan üç yıl sonra öldü ve tarihe Sovyet kahramanı olarak geçti.

 
İsrail’in ünlü casusları içinde en önde geleni siyah derili ve çok iyi Arapça konuşan Eli Cohen, Mısır’da doğdu. Suriyeli bir Yahudi ailesinden gelen Cohen, 1960’da İsrail istihbaratına girdi ve önce Arjantin’de Suriyeli bir işadamı kılığında faaliyet gösterdi. 1962’de Şam’a dönerek Suriye iş dünyasında önemli bir yer edindi ve Savunma Bakanı’na yardımcılık edecek kadar yakınlaştı. Golan tepelerindeki Suriye askeri tertiplenmesi ile ilgili verdiği bilgiler Altı Gün Savaşları’nda İsrail’in çok işine yaradı. 1965 yılında Suriye istihbaratı tarafından fark edilerek, halk önünde linç edildi.

 
Amerikalı casus James Jesus Angleton, edebiyat eleştirmeni veya editör görüntüsünde çalıştı. İkinci Dünya Savaşı esnasında Londra’daki OSS bürosunda görevliydi. Daha sonra CIA’nın kurucu üyeleri arasında yer aldı. 1963-1974 yılları arasında CIA’ya sızan düzinelerce Sovyet ajanının yakalanmasında önemli rol oynadı. CIA içinde 20 yıllık etkin hizmetinden sonra 1975 yılında Senato’nun yasal olmayan takip suçlaması (daha doğrusu aşırı paranoya) nedeni ile istifa etti.

 
Resim 2: 20. Yüzyılın En Önemli 5 Casusu




Bir diğer Amerikalı ajan olan Philipp Agee ise 12 yıl CIA adına Latin Amerika’da çalıştıktan sonra taraf değiştirdi ve ABD’nin dışarıdaki en büyük düşmanlarından biri oldu. CIA’nın rejim değiştirme ve işkencelerine tanık olan Agee, gene CIA tarafından işkence gören Brezilyalı sol eylemci Angela Camargo Seixa’tan etkilendi ve sevgilisi oldu. 1975 yılında “Inside the Company: CIA Diary” kitabını yazarak, CIA’nın Latin Amerika’daki 250 memuru, şirketleri ve ABD adına çalışan yabancı ajanları açıkladı. 2008 yılında Küba’da ölene kadar CIA hakkında yazmaya devam etti.
 

İstihbaratta hatalar konuşulur, başarılar gizlidir. Neden? Casusluk oyununun değişmez kuralı binlerce yıldan bu yana işler durur: “Operasyon biter, adam da biter!” Hangi amaçlar için olursa olsun, kim ve ne adına çalışmış olurlarsa olsunlar, onlar egemen güçlerin maceraperest karakterli, soğukkanlı katilleri ve gizemli ihtirasların karanlık gölgeleri olarak değerlendirildiklerinden; başarılı üstün hizmetleri, yararlılıkları ve kahramanlıkları, geniş halk kitlelerinin umurunda bile olmaz. Çünkü onlar geniş halk kitlelerinin değil, daima egemen olan azınlığın hizmetinde ve koruyuculuğunda, gizemli dünyaların yasalarını kendilerinin yazabildiği radikal memurlardır. 

 
            Casusluk tarihinde adları özellikle öne çıkartılan portreler, ihtiras fırtınasına kapılıp, düşman ülkelerin istihbarat örgütlerine hizmetle ihanet lâbirentlerine dalanların yaşam öyküleridir. Diğerleri hep gizli kalır, adları açıklanmaz. Çünkü, açığa çıkacak her isimle birlikte kaçınılmaz olarak pek çok gizemin üzerine sayısız projektör çevrilecektir. Bu da casusların hiç işine gelmez. Onlar, mesleğin temel gereği olarak, zifiri karanlığın güvencesini yeğlemek zorundadırlar. Aydınlık, yaşamın bitip ölümün başlayacağı noktadır. Bu mesleki temel gerekçeden ötürü casuslar, geniş halk kitlelerini aydınlatanlara yaşam hakkı tanımazlar. Çift taraflı, bazen de birçok istihbarat servisine hizmete yönelen casusların yaşamları; geçmişte idam mangalarının önünde, günümüzde ise; gizem düğümü bir türlü çözülemeyen türlü komploların infaz cinayetleriyle noktalanır. Bir de resmi istihbarat örgütlerinin kadrolu elemanları tarafından kullanılanlar vardır ki; casusluk arenasına çıkan bu bahtsız ve aptal amatörlerin yaşam yolculukları son istasyonuna çabuk ulaşır.

 
Casusluk Savaşları

 
İstihbarata karşı koymada iki yaklaşım kullanılır; koruyucu güvenlik ve karşı espiyonaj. Güvenlik işin savunma tarafıdır ve fiziksel olarak personel, tesisler ve faaliyetlerin korunmasını içerir. Kontr-espiyonaj ise saldırgan kısmıdır ve amaç yabancı istihbarat servisi veya terörist grubun yaptığı sızmayı ortaya çıkarmaktır. Kontr-espiyonajda temel varsayım, daha üst düzeyde çalışan birinin daha fazla bileceği yani siyasi niyetin ancak liderlere yakın kişilerden öğrenilebileceğidir. Bu yüzden kontr-espiyonaj, strateji gereği en üst düzey resmi yetkililerin telefon görüşmeleri, e-postaları dahil tüm iletişimini takip eder, onun gelecek ile öngörülerini söylemesini engellemeye çalışır.

 
Sovyet casusluk faaliyetleri, diğer ülkelerden oldukça farklı idi ve organize bireylerden kurulu bir tertibat kurulmuştu. Bu tertibat, Birinci Dünya Savaşı esnasında kurulmuş olan Leninist partiler üzerinde oluşturulmuştu. Komünist partiler Sovyet casusluk sistemine iki boyut kazandırdı; (a) Bu örgütler doğrudan ulusal güvenlik nedeniyle geleneksel siyasi, ekonomik ve askeri casusluk faaliyetleri yürütüyordu. (b) Geniş Komünist partiler ağı Sovyetlerce çalıştıkları ülkelerde devrim yapmak için daha büyük operasyonlar yapma olanağı sağlıyordu. Ancak, bu ikisi arasında bir uyumsuzluk vardı; casusluğun temeli gizliliktir, devrimin temelinde ise açık olma, tanıtım yatar. Bu yüzden Sovyetler özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesinde temel amacı siyasi bir devrime katkı yapmak olan ajanlar yetiştirdiler. 1950 ve 1960’larda ABD içindeki ajanların bir devrim yaratacağına olan inanç kaybolunca, Stalin bunları Komünist Partisi’nin propaganda vasıtası olarak kullanmaya devam etti. Sorun, bütün Komünistler casus olmadığına göre bunları ayırt etmek zordu ve pek çoğu ABD içinde iken Anayasal haklarını kullanıyor konumundaydı. Üstelik Sovyetlerin bütün casusları da Komünist değildi. 1950’lerin ortalarında Komünist Parti çökertilince gizli ajanlar parti ile ilişkilerini kesip gizlenme yolunu seçtiler.

 
            İngilizlerin tarihteki en meşhur ve en başarılı ajanı Kim Philby, karakterinden ziyade ideolojik yaklaşımı nedeni ile ihanet etmişti ama onun Marksizmi nasıl öğrendiğine dair bir kanıt da bulunamadı (17). Amerikalı denizci John Anthony Walker ve Aldrich Ames, ikinci nesil CIA ajanları idi. 1968-1985 yılları arasında teşkilatın demir perde gerisindeki ajan ağının deşifre olmasına yardım ettiler.
 

Resim 3: Kim Philby (Sovyet Ajanı)



 

            Sovyet ajanları Aldrich Ames’in CIA’ya, Rus ajanı Robert Hansen’in FBI’ya sızması ABD’ye en çok zarar veren casusluk olaylarıdır. Bu casuslar KGB’ye pek çok doküman yanında ABD’nin en hassas teknik istihbarat kabiliyetleri konusunda önemli bilgiler vermişlerdi.          Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, eski bir KGB subayı idi ve Doğu Almanya’da görevli iken Federal Almanya Başbakanı Helmut Kohl’ü izlemekle görevliydi. Soğuk Savaş dönemi casuslarından aşağıda sıralananların çok uzun süre kimlikleri tespit edilemeden bilgi aktarmaya devam ettiği anlaşıldı (18);
 
            -  Deniz kuvvetlerinde Walker ekibi (17 yıl),
 
            -  Kara Kuvvetlerinde Konrad grubu (18 yıl),
 
            -  CIA içinde Ames olayı (9 yıl),
 
            -  FBI’da Hansen davası (21 yıl),
 
            -  DIA içinde Montes olayı (15 yıl).

 
            Soğuk Savaş döneminde ABD, Demir Perde’nin arkasında neler olduğunu görmek için ülkeye elinden geldiğince çok ajan göndermeye ya da kendi tarafına çekmeye çalışmıştır. Küba Füze Krizi’nde önemli bir rol oynayan Sovyet Askeri İstihbarat subayı ve teşkilatın önemli başarılarına imza atan casusu Albay Oleg Penkovski, ABD ve Britanya’ya bilgi sızdırırken yakalanmış ve Ruslar tarafından öldürüldü. Bir buçuk yıl süren faal ajan Penkovski’nin yakalanma süreci ve idamı ABD ve Britanya’da şok dalgası yarattı. Penkovski ajanlık yaptığı dönemde CIA ve MI6’ya o kadar fazla bilgi sağlamıştır ki 10 bin sayfaya ulaşan istihbarat raporlarını incelemek için özel ekipler kurulmuştur (19). Kesin olmayan bilgilere göre Albay O.Penkovski normal şekilde idam edilmemiş, sobaya sokularak yakılmış, infaz sahnesinin video kaydı yapılmıştır. 1972-1981 yılları arasında CIA’ya 35 bin ‘çok gizli’ Varşova Paktı belgesini sızdıran Polonyalı Albay Ryszard Kuklinski, ABD’ye iltica ettikten sonra gıyabında idama mahkûm edilmişti. CIA Başkanı’na göre; “Kuklinski, Soğuk Savaş’ın sıcak savaşa dönüşmesini engelleyen cesur insanlardan biri” idi.

 
            2000’li yıllarda CIA’nın İran’da yaşadığı büyük çözülmeden sonra, Lübnan’daki silahlı grup Hizbullah, ülkede düzinelerce ABD ajanı yakalayarak adeta CIA’yı ülkeden söktü. CIA’nın Beyrut istasyonu kapandı. 40 yıl önce Lübnan’da kurulmaya başlanan CIA ağı en saldırgan, değerli ve prestijli bir gruptu. CIA’nın görevi Hizbullah’ı izlemekti. CIA’nın Lübnan’da çöküşü ajansın o yıllarda yaşadığı kültürel değişime bağlandı (20). CIA’nın eski görevi, istihbarata karşı koymak yani ajan-ajana bir mücadele iken, son yıllarda bu iş bırakılıp terörist öldürmeye odaklanılmıştı. Aralık 2009’da Afganistan Khost’ta bir intihar bombacısı 7 CIA çalışanının ölmesine, 6’sının yaralanmasına neden oldu. CIA’nın hedef bulmaya ağırlık vermesi çift taraflı ajanlar konusunda da dikkatsizliğe neden olmuştu. 1985-2005 yılları arasında yaklaşık 80 Amerikalının kendi ülkeleri hakkında yabancı hükümetlere bilgi aktarmaktan tutuklandığı hatırlanmalıdır. ABD’nin casusluk konusunda başarısız olduğu ülkelerden diğerleri Kuzey Kore, Küba ve Çin’dir. Rusya da Amerikan istihbaratının nüfuz etmesini önleyici önemli tedbirler almaktadır. Ülke içinde Amerikan yayınlarına getirilen sınırlamalar yanında, NGO, vakıflar, sivil toplum örgütleri ve gazeteler gibi yabancılarla çalışabilecek adreslere yurt dışından para naklinin yasaklanması ve milletvekillerinin yurt dışında banka hesabının açmasının engellenmesi bunlar arasında sayılabilir.

 
            27 Haziran 2010 tarihinde Boston ve Kuzey Virginia’da 10 kişi Rus espiyonaj ağının parçası oldukları iddiası ile tutuklandı. 7 yıldır takip altında olan söz konusu kişiler FBI tarafından “uykuda ajan” olarak nitelendiriliyordu. FBI’ya göre sahte isimler ve örtülü görüntüler altında bu kişiler Amerikan politika yapıcı çevresine sızmaya çalışıyordu. Çalışma biçimleri Soğuk Savaş yöntemleri ile benzerdi; kimliğin biri ölmüş bir Kanadalıya aitti, pasaport sahte idi, mesajlar görünmez mürekkep ile gönderiliyor, nakit para tren istasyonunda saklanıyordu. Casusluk şebekesi üyeleri çok iyi eğitilmiş, son teknoloji cihazları bulunan, Amerikan kültürü hakkında derin bilgiye sahip ve kendilerini örtmek için çok iyi hikâyeleri olan kişilerdi. Rus hükümeti ile resmi bağı olmayan ajanlar nükleer silahlar, ABD’nin İran politikası, CIA’nın liderleri gibi konularda bilgi toplama görevleri almışlardı. Bu kapsamda, bazı üst düzey yetkililerle temaslarda bulunmuşlardı. FBI onları sahte kimliklerinden yakaladı (21). Finansal planlamacı Cynthia Murphy’nin gerçek ismi Lydia Guryev idi. Diğer bir ajan Anna Chapman ise Manhattan’da yıllık geliri iki milyon dolar olan bir avukat rolündeydi. Anna daha sonra seksi pozları ile ünlendi. 12 gün süren sorgulama ve itiraflardan sonra Amerikalı ve Rusyalı yetkililer karşılıklı değişim anlaşması yaptılar. 1986’da Batı tarafına ajanlık yapmakla suçlanarak yakalanan dört kişi ile Viyana, Tarmac havaalanında değiştirildiler.

 
Resim 4: Anna Chapman, Manhattan’da



 
            2013 yılında Ruslar, Moskova’da ABD’li diplomat Ryan Forgle’u iş üzerinde ajan ağı ile birlikte deşifre ettiler (22). Bu kişilerin diplomatik koruması yok ve yakalandıklarında kendi servisleri hemen inkâr ediyor. Bu kişiler genellikle eski özel kuvvetler elemanı, yeni konumunda bazen doktor, bazen kötü çocukları idare eden biri, bazen de heyecan arayan siber punkçı bir genç rolü ediniyor. CIA, bu kişilerle terör hücrelerine sızmayı veya çifte ajan edinmeyi deniyor. Çünkü elçiliklerin ajan yuvası olduğunu bilmeyen yok ve Forge da böyle yakalandı. Unutulmaması gereken nokta, bir sivili bu şekilde işe alıyorsan hayatının diğer yarısı kontrolün dışındadır.

 
1945-2008 yılları arasında ABD’de tutuklanan 247 yabancı ajanın %45’i Sovyetler ya da Rusya adına çalışıyordu. Ancak, 2000’lerden sonra ajan trafiğinde bir değişim oldu. 2000-2008 arasında tutuklanan 38 yabancı ajanın %65’i Çin ve diğer Ortadoğu ülkelerine aitti (23). Amerika, sürekli askeri malzeme teknolojisi peşinde olan Çinli ajanlardan bıktı. ABD’de Çinlilerin karıştığı yılda ortalama 7 teknoloji casusluğu vakası meydana gelmektedir. Çinlilerin en meraklı olduğu teknolojiler arasında hava-uzayla ilgili mikroçipler (cep telefonu teknolojisi olmakla birlikte roket ve jetlerde kullanılabilir), organik ışık yayan diyot, melez araç teknolojisi başta gelmektedir. ABD’ye yönelik yakın zamanda espiyonaj faaliyetlerinin başında ‘temiz kömür’ gelmektedir. Çin’in nükleer silah teknolojisi edinme gayretleri ABD’deki Los Alamos, Lawrence Livermore, Sandia ve Oak Ridge Laboratuvarlarına odaklanmıştır ve özellikle füze dizaynı ve savaş başlıkları üzerine yoğunlaşmıştır.

 
Aralık 2009-Ocak 2010 arasında Çin tarafından Google ve 20 diğer ülkeye karşı başlatılan “Seher Operasyonu (Operation Aurora)” ile siber savaş tarihindeki en büyük saldırılar yapıldı (24). Ocak 2010’da Çin tarafından Google’dan milyonlarca kullanıcının şifreleri çalındı (25). Google’a ilave olarak Gmail, Yahoo, Symantec, Adobe, Northrop Grumman ve Dow Chemical gibi şirketler sürekli Çin kaynaklı saldırılar yaşamaktadır. Sanayi casusluğu Çin için çok önemli ayrı bir istihbarat alanıdır. Dünyanın önde gelen marka ve ürünlerini birebir kopyalaması ile tanınan Çin, son dönemde başta otomotiv ve enerji olmak üzere farklı alanlarda teknoloji transferi gerçekleştirmektedir. Çinliler öncelikle Ford, GM ve BMW’yi hedef aldı. 2010 yılında Çinli bir çift, General Motors'un hibrid otomobiller hakkındaki bazı gizli belgeleri Çin'den Chery Otomotiv'e satmaya çalışmakla suçlandı. 2011 yılı başında Çinli bir mühendis, Çinli otomotiv firmalarında işe girebilmek için Ford Motors'dan ticari sırlar çalmaktan mahkûm edilmişti. Renault firması içindeki casusluk olayı ise 14 Ocak 2011’de Paris Savcısının üç Reno çalışanını sorgulamaya başlaması ile medya gündemine oturdu. Ekim 2011’de Çinli bilim adamı Kexue Huang ABD’deki Dow Agrosciences ve Cargill Ltd. firmalarında çalıştığı sırada bir böcek ilacı ile yeni bir gıda ürünü hakkında gizli bilgiler çalarken yakalandı ve casusluk suçlamalarını kabul etti (26). Çin, döviz manipülasyonu yapmak, entelektüel bilgi hırsızlığı, bilgisayarları hackleme, suni olarak fiyat düşürerek Amerikan istihdamını yok etmek gibi örtülü operasyonlar yapmaktadır. Amerikan Savunma Bakanlığı, Kongre’ye sunduğu 2012 yıllık raporunda “Çinliler tüm dünyada ekonomik casusluğun en aktif ve ısrarlı failleridir” denildi (27).

 
Sanayi casusluğu konusunda ABD’nin de masum olmadığı Wikileaks ve Snowden sızıntılarına yansıdı. Şubat 2014’de, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) Çinli telekomünikasyon devi Huawei’nin iletişim ekipmanlarına gizli bir biçimde eriştiği ve şirketi yıllardır izlediği haberleri ortaya çıktı. İngiltere, Çin ağlarına sızmak için İngiliz ve Çinlilerin çalıştığı bir merkez kurdu ve NSA ile birlikte kara para ile fonlanıyor. Sızıntılar için ilk şüphe Ruslardır, sonra Çinliler akla gelir ama gerçekler teknik araştırma ile ortaya çıkar ve sonunda İsrail bağlantısı bulunur (28). Linux, SWIFT, Oracle ve tüm ticari platformlara nüfuz edilebilir. Bunun için sürekli yenileri çıkarılan BackOffice, ProRat Sub7 gibi yeni vasıtalar üretilir.

 
Finansal kurumlar son yıllarda özellikle hedef alındı. Çeşitli yazılımlar (Corebank, Alltel, Flexcube, Banking Platform) ve sistemler (T24, Finacle, Bank-Fusion Universal) üretildi. Ancak, rakip ülkeler de sizin sistemlerinize ve diğerlerine sızabilir. Bunu da sizin elemanınızı edinerek yapmaya çalışır. Çinliler, en önemli uluslararası bankacılık sistemi olan BIS şebekesine casus yazılım soktular.

 
Ekim 2015’de Çin devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray’ı ziyaretinde iki ülke arasında bir çok anlaşma arasında kontr-espiyonaj anlaşması da yapıldı. İki ülke artık birbiri hakkında siber yollardan entelektüel mülkiyet (ticari sırlar ve şirketlere haksız avantaj sağlayan diğer gizli iş bilgileri) çalmayacaktı. Ancak, daha bir gün geçmeden hiçbir şeyin değişmediği, eskisi gibi devam ettiği görüldü (29).

 
Yeni Ajan Tipleri

 
Soğuk Savaş döneminde Komünist devletlerin kapalı doğası nedeni ile casus kullanmak zordu. Casus kullanımında ölçü Sovyet varlığı ve faaliyetleri idi. Bugün ise casus kullanma ihtiyaçları hem arttı hem de çeşitlendi. Terörle mücadelede avcı yöntemine geçildi ve avcıların, istihbarat toplayıcı olamayacağı görüldü. Teröristleri takip etmek klasik espiyonajın ötesinde bir şey olduğu için bu iş polislerin kirli takip ve sorgulama işlerine indirgendi. Batının muhbirleri artık camileri ve radikal olduğu düşünülen kişilerin toplantı yerlerini gözetliyor (30). Çok farklı yerlerde, çok farklı hedefler için casus ihtiyacı var. Çok nitelikli casuslara ihtiyacınız var çünkü hedefe sızmak çok zor. Terörist örgütleri ele alalım. Küçük ve fiziksel olarak dağılmış, aile uyumu içinde sıkı çalışan bir örgüte sızmak zorundasınız. Bunun yanında ülkelerde rejimleri değiştirmek, sosyal istikrar sağlamak için de elemanlara ihtiyaç var. Bununla beraber, görmek, anlamak değildir. Hedefin sosyal, siyasi ve ekonomik dinamiklerini anlamak için yeterli uzmanlık gerekir. Küçük aktörler, harekete geçilebilir istihbarat sağlayarak, büyük etkiler yaratabilir.

 
Soğuk Savaştan günümüze casusluk işi oldukça değişti. Dolayısı ile casus tipi de önemli bir dönüşümden geçti. Artık James Bond tipi casuslara gerek kalmadı. İşimiz daha çok terörle mücadele ve insan istihbaratı için de yeni bir paradigma doğdu. James Bond, filmlerde abartıldığı şekli ile nezih ortamlarda güzel kadınlar ile vakit geçiren, gizli bilgileri bir şekilde ele geçiren kişi idi. Bugünün casusu ise Afganistan ve Ortadoğu’da savaşan, vakıf, NGO vb. sivil toplum örgütleri ya da uluslararası şirketler içinde farklı yüzlerde işlevleri olan kişiler. Soğuk Savaş’ın James Bond’u ile günümüzün modern casusu arasındaki farkları şu şekilde özetleyebiliriz (31);

 
            - Gizli kimliklerin anlamı azaldı; Günümüz casusu her nerede ve hangi konumda olursa olsun gerçek ismini ve kimlik bilgilerini kullanmak zorunda kalabilir. Ama bu bir istihbarat servisi adına çalıştığınızı beyan etmek değil, sadece takma sakal ve sahte kimlik artık eskisi kadar kullanılmıyor. Bunun en önemli nedenlerinden birisi (havaalanı ya da elçilik vb. yerlerde) biyometrik yani göz irisi taraması ile artık teknoloji kimliğinizi saklamanıza izin vermiyor. Buna son yıllarda belirli kemik taramaları eklendi yani bir kere bu taramadan geçtiniz ve rakip istihbarat servisin kayıtlarına girdiniz mi, sahte kimlik sadece sizi ele verir. Diğer yandan Google ya da Facebook da izinizin olmaması sizi şüpheli hale getirir. Dijital bir kaydı olmayan biri doğrudan şüpheli hale gelmektedir. Casuslukla hayatınızı kazanmadığınıza etrafınızı ikna etmek zorundasınız. Ama tam zamanlı bir gizli ajan bunu yapamaz. Pek çok istihbarat servisi dış ülkelerdeki operasyonlarında hala diplomatik koruma kullanmaya devam ediyor. CIA, dış istasyonlardaki çalışanlarının kendi isimlerini kullanmasını pek istemez. Elçilikler ve daha az oranda askeri üslerdeki çalışanlarının kimlikleri örtülmüştür.

 
- James Bond elçilikte otururdu, resmi görev örtüsü olmayan modern ajan kendi işinde çalışıyor; James Bond, kraliçeye sadık bir İngiliz ajanı olarak, diplomattı ve diplomatik dokunulmazlığı vardı. Diplomatik görüntüsünün arkasında serbest çalışan, kar kayağına binip dağlarda tek başına gizemli yere giren biriydi. Bugünün ajanı ise sözleşme ile servise giren, dünyanın herhangi bir yerinde (Afganistan, Ortadoğu ya da Afrika’da) pek çok ajan ve askerlerle birlikte, her an bir makineli tüfek ateşi ile vurulmayı bekleyen, bütün içinde kendi işini yapan biridir. Bununla beraber tüm ajanlar da böyle değildir.

 
- Artık ajanlar, özel şirketlerden sözleşme ile alınıyor; ABD artık ajanlarını kendi ülke vatandaşlarından seçmek istemiyor. Ajan temini ile ilgili şirketler var. ABD istihbarat bütçesinin %70’i bu özel şirketlere gidiyor. CIA ajanlarının %60’ı da ABD hükümeti çalışanı değil. 2000’li yılların başında DARPA’nın başlattığı Toplam Bilgi Farkındalığı (TIA) (32) projesi ile terörizmi önlemek için her kaynaktan bilgi alınması amaçlanmıştı. NSA’nın PRISM uygulaması TIA’nın bir parçası oldu. TIA, parçalara bölündü ve çok karanlık boyutlara yönelirken, ticari şirketler bu bölümlerde sorumluluk aldı ve kendi ajan şebekelerini kurdular. NSA, Groundbreaker projesi adı verilen bir program ile özel şirketlere kendi ajan şebekelerini oluşturmaları için ödeme yapmayı kabul etti. NSA analizcileri bile şimdilerde emekli olup, bu şirketlerde iş bulmayı istiyor. İşin aslı dünyanın en büyük istihbaratçıları NSA’de değil onlar için çalışan şirketlerin sokaktaki ajanlarıdır. Bu şirketlerin babaları ise Booz Allen Hamilton, SAIC, Northrop Grumman başta olmak üzere pek çok diğer özel şirkettir. Sizi ayartmak için bir kız arkadaş göndererek, işe başlıyorlar.

 
Resim 5: Hangisi CIA Ajanı?




 
            - Hemen hemen tüm yabancı ajanlar yerel halktan insanlar ile çalışıyor; Afganistan veya Ortadoğu’ya bir Amerikalı ajan giderse, örtüsü ne olursa olsun bu hemen anlaşılır. Amerikan orijinli ajanların %90’ı ülkesinde çalışır. Geri kalan %10’u dış ülkelerde ajanları idare eden ve onlarla zaman zaman operasyonlara katılan “vaka memuru” olarak çalışır. Gerçek dünyada bir hizmetçi kız ya da keçi çobanı, bir M16 ajanından çok daha değerli bilgi getirebilir. CIA, gizli istihbarat toplamak ve özellikle Üçüncü Dünya dediği ülkelerde iç işlerini manipüle etmek için yerel kişilerden ajan edinir. Yerel içinde kaybolan insanları tanımak da zordur. Bin Ladin öldürüldükten sonra kimliğinin teyidi, yaşayan akrabalarından alınan DNA örnekleri ile yapıldı. Ladin, hepatiti aşısı oluyordu ve uzun zamandır bu aşı ihtiyacı üzerinden takip edildi. Bu aşıyı yapabilecek Pakistanlı bir doktor ağın içinde idi.

 
- Casusluk artık James Bond işinde ziyade muhbirlik oldu; Her ajan arabasının önünden makineli tüfek ile ateş eden kişi değildir. Diğer ülkelerin silahlı kuvvetlerinin hareketlerini takip eden, yabancı ülkelerin haberleşmelerine sızan ajanlar da var. Her ne kadar yöntemler hayal ettiğimizden farklı olsa da amaç gene gizli bilgi çalmak. Sadece devletler değil, devlet dışı gruplar da hedef tahtasındadır. Bunlar, kendi ülkelerinde değil, büyük ölçüde yabancı ülkelerde ve çatışma alanında bu işleri yapıyorlar. Örneğin Taliban’ın bombaları nereden aldığı, nerelere patlayıcı yerleştirdikleri ile ilgili araştırma ve analiz işindeler. Bütün bu ajan değişikliklerine rağmen günümüzün istihbarat servisleri karşılaştıkları durumlara adapte olma, görevlerini yapma da hala marjinal durumdalar.

 
             ABD istihbaratı; Afganistan, Irak ve Suriye’deki savaşa adapte olamadı. Bu yüzden ellerinde sadece teknolojinin sağladığı drone’lerdan ve dinleme postalarından başka etkili bir yöntem yok. Bunlar da ne savaşı kazanıyor ne de yerel halkı ikna ediyor. Sahadaki askerlere yerel ajanlardan gelen bilgiler; kim kimle evleniyor, buğdayın fiyatı kaç, nerede su ve elektrik yok gibi bilgiler daha çok askerlere hitap ediyor. Bu tür değerli istihbarat açık kaynakta genellikle var. Ama teröristler nerede kim oturduğuna dair bir yerleşim planı veya nerede bomba patlatacaklarına dair bir haritayı internete koymuyor ya da çizmiyor. Bugünün istihbarat görevleri, gizli karargâhların derin analizlerinden çok yerel halkın içindeki resimlere, sarhoş muhabbetlerine ve gazetelere odaklanıyor. Açık kaynak size halkın ne istediğini söylüyor ve sizin ona yapacağınız yardım, teröre daha az destek olacağı umudunu taşıyor. Ama bu teröristi bir yolcu trenini havaya uçurma heyecanından alıkoymuyor. Gizli bilgilerin elde edilmesinde hiçte sık olmamak üzere başvurulan yöntemlerden bir diğeri işkencedir. İşkence yolu ile elde edilen istihbaratı bilgiler çok büyük ölçüde taktik ve operasyonel istihbarat düzeyindedir (33).

 
2011 Arap Baharı ile Ortadoğu coğrafyasında başlayan karmaşa içinde yeni ajan tipleri çıkmaya başladı (34). Amerikalı eski asker Jordan Matson, Ayn-el Arap (Kobani)’de YPG ile birlikte saflarında IŞİD’e karşı savaşıyor. Matson, Hıristiyanlara karşı yapılan zulmü durdurmak amacı ile böyle bir karar aldığını söylüyor (35). Afganistan’da görev yapmış eski İngiliz asker Jaer Hughes. Hughes ve Jamie Read de insanlık için radikalizmle savaştıklarını söylüyor. Birde İŞİD saflarında savaşan İngilizler var; Ebu Abdullah el-Habaşi ve Ebu Darda.  En son internete düşen bir videoda IŞID, İsrailli bir Arap üyesini ‘ajan’ suçlaması ile infaz etti. Bütün örgütlerin içinde casuslar cirit atıyor ve yoğun bir bilgi akışı gerçekleştiriliyor. Bu rekabet içinde Rus ve İran ajanlarını da unutmamak gerekir.

 
Resim 6: Suriye’nin Kuzeyinde İngiliz Ajanları



 

Ortadoğu’da bir yandan teröristlerin izlenmesi ve yok edilmesi, diğer yandan bölge ülkelerinin dizaynı için ülke yönetimleri ve dini ideolojik boyut üzerinden çalışılmaktadır. Yönetim ve dini boyutlar için gizli ajanlara değil, ekonomiden tarih ve dine farklı disiplinlerden çok disiplinli genellikle açık kaynaklara ihtiyaç var. Eğer analizci taktik veya cari sorulara cevap verecek ise iç istikrarsızlık ve mezhep çatışmalarının doğası genellikle stratejik ve uzun dönemlidir. Hükümet daireleri, liderler, elitler ve siyasal partiler içinde dolaşarak bilgi toplayacak insan istihbaratı operatörlerine ihtiyaç var ama bunların analizcilerin çok disiplinli çalışmalarına katkısı sınırlı olabilir. ABD, halen Ortadoğu’da yakın müttefiki olan Mısır, S.Arabistan ve Bahreyn gibi ülkelerdeki operatör ve casusları çalışmalarını yöneticiler ve elit kesim ile kurdukları yakın bağlara dayandırmışlardır (36). Casusların bu bağlardan getirdikleri kısa dönemli bilgiler mezhepçilik, yolsuzluk ve yanlış ekonomik politikalar gibi analizcilerin uzun vadeli ihtiyaçları ile uyumlu değildir. Hâlbuki veri-bilgiye dayalı çalışmasında analizci, radikalizmin teröre yol açtığı noktada Selefi-Vahabi ideolojisinin hoşgörüsüzlüğü ile ilgilenmektedir. Radikalleşme bir boşluktan doğmaz, Allah adına savaş (cihat) olgusunu besleyen koşulların her boyutu ile tanımlanması gereklidir. Casuslardan gelen bilgiler size neler olup-bittiği ile ilgili bilgiler verebilir ama bu ülkelerin belirli politikalarının amacını açıklamaz. Zaten bu yüzden, geleneksel istihbaratın iki ana gayret alanı toplamak ve analiz etmek olmuştur. Ortadoğu, dünyanın diğer bölgelerine göre daha karmaşık, kırılgan ve belirsizliğin daha yüksek olduğu bir bölgedir. İngiliz ve Amerikalı casuslar 20. yüzyıl boyunca ülkelerinin çıkarları için hükümetler kurdular ve devirdiler. Bugün Ortadoğu, çok daha öngörülemeyen ayaklanmalar ve bölgesel savaşlara gebe iken, ABD’nin bölge için kurduğu görev merkezi bir yandan terörizmle mücadele etmeyi, diğer yandan uzun vadeli stratejik çıkarlarını geliştirmeyi hedeflemektedir.

 
Sonuç

 
İstihbarat örgütlerinin yönetim kadrolarındaki casusluk uzmanları, kurnaz ve kıvrak insan zekâsı ile pozitif bilim olanaklarını birleştirerek yepyeni çalışma yöntemleri geliştirdiler. Günümüzde istihbarat örgütlerinin gerçek güçlerini, sahip oldukları teknolojik olanaklar ile kadrolarında yer alan altın beyinli yaratıcı uzmanlar belirlemektedir. Günümüz dünyasında artık hiçbir casus karanlık tesadüflerin kör karanlığında değil, teknolojik olanaklardan yararlanarak bilimsel verilerin ışığında çalışmaktadır. Bu nedenle de istihbarat örgütlerinde operasyonel ve kilit noktalarda görev alanlar arzuladıkları doğrultuda kişisel çıkarlara yönelik çalışmalar yapabilmektedirler. Artık hedef ülkelerde özellikle istihbarat-ajitasyon faaliyetlerinde deşifre olma riskine girilmemekte; bu iş genellikle doğrudan ya da dolaylı olarak servisle ilişkili yerli işbirlikçilere yaptırılmaktadır.

 
11 Eylül 2001 sonrası ABD istihbarat toplumunda sessiz bir devrim oldu ve pek çok büyük çaplı iş, dış kaynak kullanımı (outsourcing) ile sözleşmeci özel şirketlere verildi. Artık istihbarat servislerinin temel fonksiyonları özel şirketler tarafından yerine getirilmektedir. NSA’nın işlerini özel şirketler olmadan yapması mümkün değildir. Pentagon’un yeni istihbarat birimi Terörle Mücadele Sahra Hareketi (CIFA) (37) personelinin %70’i gene sözleşmeci şirket elemanıdır. DIA’nın 2007’deki çalışanlarının %51’i aynı durumda idi. CIA iş gücünün %50-60’ı, özellikle Ulusal Gizli Servis (NCS) ve insan istihbaratı bölümü çalışanları özel şirketlere mensuptur (38). Lockheed Martin, Raytheon, Booz Allen Hamilton, SAIC ve diğer şirketlerin istihbaratçı profesyonelleri, ODNI ve diğer istihbarat servislerinin analitik bölümlerine entegre oldular.

 
Her örgüt, yöneticileri, ortak eylem alanları, finans kaynakları, ilişkili şirketleri, dinsel kuruluş bağları, istihbarat örgütleriyle derin ilişkileri birbirine dolaşmış, algılanamayacak denli karmaşık bir yumak oluşturmaktadır. Örtülü operasyon ustası istihbaratçılar, eski askerler, din misyonerleri birbirlerine kenetlenmektedir. Hükümetin kendi işlerini sözleşmeci şirketlere yaptırmak için oluşturduğu süreç bu mekanizmanın can damarıdır. Sözleşmeci şirket kullanımı bir seçenek olmaktan giderek zorunluluk hale geldi. Gittikçe yasal ve yasal olmayan güç kullanımı arasındaki çizgi de kayboldu. İstihbarat servisleri ve özelde istihbarat şirketleri kendilerine iş dünyasında finans ve yatırım danışmanlığı işlerinden sonra yeni pazarlar bulmak ve görünümlerini kamufle etmek için lobicilik, güvenlik ve kriz yönetimi alanlarına da el attılar.

 
            Pentagon içinde 1981 yılında bir albayın (Jerry King) komutasında 50 kişi ile ilk askeri insan istihbaratı teşkilatı (ISA) (39) kurulmuş ve kısa zamanda beş kez büyümüştü. Pentagon, Müşterek Özel Kuvvetler Harekât Merkezi (JSOC) (40) içinde bu örgütü kullanmaya devam ederken, bütçesini artırdı. JSOC, küçük timler halinde dünya genelinde özellikle Güney Amerika, Afrika, Asya ve Ortadoğu’da casusluk yapmaya başladı ve bugün de askerler bu yapıyı kullanmaya devam ediyor. Bu tür askerler daha çok Amerikan büyükelçilikleri içindeki Askeri İrtibat Unsuru içinde kadrolanıyor (41). Pentagon, Lockheed Martin ile de bir özel istihbarat operasyonu sözleşmesi imzaladıktan sonra tüm Ortadoğu’yu kapsayan, Müslüman dünyasında Suudi Arabistan’dan Yemen, İran ve Pakistan’a kadar uzanan bir sahada askeri istihbarat faaliyetleri ile ilgili gizli bir direktif yayınladı. Bu direktif (42) ile Ortadoğu’yu geleceğin operasyonları için uygun ortamı hazırlamak üzere CIA’nın yapamayacağı yeni görevler veriliyordu. Bu amaçla kurulan Turuncu Görev Kuvveti (43)  gibi gizli birimler JSOC’a bağlandı, özel sözleşmeci şirketlere görevler paylaştırıldı (44). Böylece açıkça savaş ilan edilmemiş ülkelerde bir gizli operasyonlar altyapısı kuruldu. Öte yandan, Amerikan askeri istihbarat teşkillerinin babası olan Savunma İstihbaratı Ajansı (DIA), bilgi teknolojileri kapsamında kendisi ile çalışacak 11 şirketten oluşan bir havuz oluşturdu. Nisan 2012’de, yeni bir ABD istihbarat teşkilinin kurulduğu ilan edildi. Savunma Bakanlığı Örtülü İşler Servisi (DCS) olarak adlandırılan bu teşkil Pentagon’a denizaşırı ülkeler de yardım ediyor (45).

 
Her gün akşam saat 17.00’de ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) değeri 7 milyon dolardan fazla olan günlük sözleşmelerin listesini yayınlar. 27 Temmuz 2016 itibarı ile askeri sözleşmeler kapsamında Suriye’de çalışan 300 askeri personel bulunduğu da açıklanmaktadır. Bunların Suriye’de IŞİD ile savaşta rol aldığı ifade edilmektedir. Six3, askerlerin içinde savaş zamanı istihbaratı sağlayan bir özel şirkettir. Pentagon’a göre, 10 milyon dolarlık Six3 sözleşmesi bir yıl içinde Almanya, İtalya ve çoğunlukla Suriye’deki görev yerlerinde tamamlanacaktır (46). Six3, yakın zaman önce CACI Uluslararası isimli başka bir şirket tarafından satın alındı. Sözleşmeci şirketler casusluk, özel kuvvetleri takviye etmek, istihbarat sorgulaması (işkence) gibi işlerle de tanınıyorlar. Pentagon’un diğer özel şirket sözleşmeleri arasında “Karşı Ayaklanma Hedefleme Programı” var. Irak cephesinde 4 bin kişilik ABD askeri yanında, 1.300-1.500 sözleşmeci çalışan var. Özel şirketler Besmeya ve Taji’deki ABD askeri kamplarının güvenliği yanında, IŞİD ile savaşan yerel savaşçıları eğitiyorlar. ABD Merkez Komutanlığı rakamlarına göre Irak’ta Amerikan operasyonlarını destekleyen 7.100 sözleşmeli çalışan var. Bugünlerde YPG saflarında gördüğünüz yabancılar, sözde IŞİD ile savaşan özel kuvvetler, özel şirketler ve ajan trafiği yumağı içinde ortaya çıkan yüzler.

 
Doç. Dr. Sait Yılmaz
@DocDrSaitYilmaz

 
Kaynakça ve Dip Not

(1) Wayne Michael Hall, Gary Citrenbaum: Intelligence Collection How to Plan and Execute Intelligence Collection in Complex Environments, Praeger, (California, 2012), p.86.
(2) Richard H. Shultz Jr., Roy Godson: Intelligence Dominance: A Better Way Forward in Iraq, The Weekly Standard 11, No.43, (July 31, 2006), p.3.
(3) U.S. Department of Defense: Joint Staff, Joint Publication 1-02, DoD Dictionary of Military and Associated Terms, Joint Publictation 1-2, (Washington DC, 2009), p.91.
(4) US Department of Defense (2007-07-12). Joint Publication 1-02 Department of Defense Dictionary of Military and Assciated Terms” (PDF).
(5) George Friedman: The İmportance of the Plame Affair, Stratfor Geopolitical Strategic Report,  (17 Oct 2005).
(6) Todd E. Gleghorn, Exposing the Seams: the Impetus for Reforming US Counterintelligence, Calhoun: The NPS Institutional Archive, (September 2003).
(7) George Friedman, Amerika’nın Gizli Savaşı, Pegasus Yayınları, İstanbul, 2014, s.120.
(8) Andrew, Rathmell, Towards Postmodern Intelligence”, Intelligence and National Security, London, XVII, 3, 2002, p.91.
(9) Deborah G. Barger, Toward A Revolution in Intelligence Affairs,  National Security Research Division, Rand Corporation, (Arlington/VA, 2005), p.88.
(10) Charles E. Lathrop, The Literary Spy, Yale University Press, (New Haven CT, 2004), p.205.
(11) NOC: Non Official and Covered.
(12) CIA Website, “Leadership Analyst”, www.cia.gov.careers/opportunities/analytical/leadership-analyst-html
(13) Michael V. Hayden: CIA Director's Remarks at the INSA Dinner, Celebrating the 60th Anniversary of the National Security Act of 1947, ( September 18, 2007).
(14) Reuel Marc Gerecht: How to Fix the CIA, Hoover Digest, (Oct 30, 2006).
(15) Case Officers.
(16) John Richard Cookson, Spectre of Defeat: James Bond and the Decline of Britain and America, National Interest, (November 3, 2015).
(17) Ben Macintyre, A Spy Among Friends: Kim Philby and the Great Betrayal (New York: Crown, 2014), p.184
(18) Office of the National Counterintelligence Executive: National Counterintelligence Strategy of The United States, (March 2005), p.4.
(19) Robert Wallce, H. Keith Melton, Spycraft: The Secret History of the CIA's Spytechs, from Communism to Al-Qaeda, Plume, (2009), p.49-52.
(20) Max Fisher: CIA Outsmarted by Hezbollah: Is This the Cost of Counterterrorism?  The Atlantic, (Nov 21, 2011).
(21) Jerry Markon and Philip Rucker, The Suspects in a Russian Spy Ring Lived All-American Lives, Washington Post,  (June 30, 2010).
(22) Dail Mail: CIA 'Spy' is a Former Frat Boy who Loves the Daily Show It Has Emerged as U.S. Ambassador Summoned to Russian Foreign Office over Embarrassing Arrest, (29 May 2013).
(23) Jennifer E. Sims, Gerber Burton (Eds.), Vaults, Mirrors, and Masks: Rediscovering U.S. Counterintelligence, Georgetown University Press, (Washington, D.C., 2009), p.3.
(24) The Times of Israel, McAfee Security Insights: Google Attack Is Tip Of Iceberg, (Jan 13, 2010).
(25) New York Times: Google Cyberattack Hit Password System, April 19, 2010.
(26) BBC Türkçe: Çinli Bilim Adamından Ticari Casusluk İtirafı, 19 Ekim. 2011 12.27.
(27) VOA: ABD'den Çin'e 'Ekonomik Casusluk' Suçlaması, 18 Mayıs 2012 03:00.
(28) David Ignatus, Director A Novel, W.W. Norton & Company, (New York, 2014), p.331.
(29) Jennifer McArdle, Why the U.S.-China Cyber Spying Ban Will Inevitably Fail, Potomac Institute for Policy Studies, (November 1, 2015).
(30) Frederick P. Hitz, Human Source Intelligence, in Loch K. Johnson (Edt.), Handbook of Intelligence Studies, Routledge, (New York, 2007), p.128.
(31) Robert Evans, 5 Ways Modern Espionage Has Left James Bond Behind, Cracked, (December 4, 2013). http://www.cracked.com/personal-experiences-1258-5-ways-modern-espionage-has-left-james-bond-behind.html
(32) TIA: Total Information Awareness.
(33) Aldrew W. McCoy, CIA İşkenceleri-Soğuk Savaştan Günümüze CIA Sorgulamaları, Pegasus Yayınları, (İstanbul, 2006), p.23.
(34) Gökhan Kırdı, Ortadoğu'dan Modern Casus Portreleri: Neo Lawrenceler, SASAM, (18 Mart 2015).
(35) Damien Gayle, 'I'm Not Going Back Until the Fight is Finished': American Soldier who Joined Kurdish Militants Vows to Continue Waging War on ISIS, Daily Mail, (4 February, 2015).
(36) Emile Nakhleh: The CIA Reorganization and the Middle East, Lobelog, (March 13, 2015).  https://lobelog.com/the-cia-reorganization-and-the-middle-east/
(37) CFA: Counterintelligence Field Activity.
(38) R.J. Hillhouse: Outsourcing Intelligence, The Nation, (July 24, 2007).
(39) ISA: Intelligence Support Activity.
(40) JSOC: Joint Special Operations Center.
(41) Mark Mazetti, The Way Of The Knife, The CIA, A Secret Army, And A War At The Ends of The Earth, Penguin Books, (New York, 2013), p.82.
(42) Joint Unconventional Warfare Task Force Execute Order.
(43) Task Force Orange.
(44) Mazetti, ibid, (2013), p.207.
(45) Jennifer Sims, More Military Spies, Foreign Affairs, (May 18, 2012).
(46) Kate Brannen, Spies-for-Hire Now at War in Syria, Daily Beast, (09 Agu, 2016).
 
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emir - 1 yıl önce
anlasilan uzerine detayli bir arastirma yapmissiniz, hayli uzun olmasina ragmen hepsini okudum. konu neden ilgimi cekti soyle anlatayim. rusya'dayken bir ajan tanidigi olan kadim bir dost edinmistim kendime. gel zaman git zaman kendisinin aslinda ajan oldugu haberini aldim. yani bana sanki baska bir ajani anlatir gibi kendisini anlatiyormus, ben de yeni bilgiler ogreniyorum diye dinlemistim saatlerce. her neyse sonuc olarak kendilerini cok iyi gizliyorlar nerenin ajani olursa olsun.