Mehmet Akkaya yazdı: Asgari ücreti masadakiler mi belirliyor?

Mehmet Akkaya yazdı:

Abone ol

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Hükümeti temsilen beş, en büyük işveren sendikasını temsilen beş ve en büyük işçi sendikasını temsilen beş kişi olmak üzere, toplam on beş kişiden oluşur.

MASADAKİ DENGE

Tarafsız olacağı sanılan Hükümet, ekonominin patronu, kamu işletmelerindeki çalışanların işvereni ve kapitalist sistemin tepesindeki konumu dolayısıyla, esas olarak işverenlerin yanındadır. Hal böyle olunca da işçi tarafının aleyhinedir. İkiye karşı bir güçtedir.

Kararlarda oybirliği neredeyse görülmez. Hükümet ve işveren tarafının benimsediği rakam oy çokluğu ile kabul edilir. Sendikaya düşen ise muhalefet şerhi koymak ya da toplantıyı terk etmek olur genellikle.

Ancak güç her zaman sayı değildir. Masadaki ikiye karşı bir şeklindeki bilek güreşinde tarafların gücünü etkileyen masa dışı unsurlardır. Ki bunlar, tarafların ilk niyetini değiştirecek kadar etkilidirler.

PASTANIN BÜYÜKLÜĞÜ

Hükümetin de dahil olduğu işverenin ve işçinin pazarlığı, ekonomi pastasından kimin ne kadar alacağı hakkındadır. Pasta büyüdükçe işçiye düşen miktar ehven-i şer olmakta, pasta küçüldükçe can acıtıcı olmaktadır.

Ekonomide durum kötü... Hükümet beceremiyor ve sorunlar büyüyor. Pasta giderek küçülüyor. Asgari ücret pazarlığı bu koşullarda yapılmaktadır.

Bu durum, üç tarafı da etkilemektedir. Hem diğer sorunlardan bağımsız olarak, hem de yarattığı diğer sorunlarla birlikte...

ENFLASYON

Enflasyon miktarı, masayı etkileyen başka bir unsurdur. Düşük çıkan, ya da düşürülmüş enflasyon rakamı, işveren-hükümet cephesinin çıtayı düşürmesi için can simidi olabilmektedir.

İşçi tarafı ise, rakamların yanıltıcı olduğunu, enflasyonun halkın, işçinin hayatını sanıldığından sert etkilediğini anlatmaya çalışır.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR

Rakamların hızla eskidiği zamandayız. Ekonominin hızla kayganlaşan ortamında sağlıklı bir araştırma yapabilmek neredeyse olanaksız hale geldi. Asgari ücret masasına "bilimsel çalışma" diye sunulanlar, bu yüzden tartışmalı olmaktadır. Dahası kaygan zemin, verileri düşük göstermek isteyene fırsat olabilmektedir.

İŞSZİLİK VE İŞTEN ATMALAR

Kapitalizmin işsizliği, işçi sınıfını terbiye etmede, taleplerini dizginlemede kullandığı bilinmektedir. Ancak baş aşağı giden ekonomi, üretimde daralma ve yeni istihdam olanaklarının yaratılmayışı, zincirlerinden boşanır hale getirdi işsizliği. Artık işsizlik, kapitalizmi koruyan değil, tehdit eden durumundadır. Bu yükseliş, ücret masasındaki hükümetin ve işverenin de elini zayıflatmaktadır, işçi tarafının da.

Reklamdan sonra devam ediyor

İş talebiyle istihdam pazarına yeni çıkanlar kadar, çalışıyorken işini kaybedenlerin sayısı da hızla tırmanıyor. İşini kaybedenler, işsizlerden daha da etkili olmaktalar.

YABANCI KAÇAK İŞÇİLİK

Yabancıya çalışma izni verilen alanların artırılmasıyla, izinli çalışan yabancı uyruklu sayısını artırıyor. Ancak asıl sorun izinli olanlardan çok, yabancı kaçak işçiliktedir. Çalışma izinleri yok, sigortasızlar ve çok düşük ücrete razı oluyorlar. Sayılarının beş milyona yaklaştığı söylenmektedir.

İş durumu kötüleşen işveren, ucuz kaçak işçileri tercih ediyor. İşveren ayakta duruyor diye yetkililer de kaçak işçiliğe göz yumuyor. Otel, lokanta, kafeterya, inşaat, deri ve deri mamulleri ile tekstil başta olmak üzere çok sayıda sektörde kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı işçilik tırmanmaktadır.

BANKA KARTINA EL KONULAN İŞÇİ

İşçinin ücretini çektiği banka kartına işverenin el koymasından söz ediyorum. İşçi için bankaya asgari ücreti yatıran işveren, işçinin kartı ile parayı çekip bir miktarına el koyuyor. İşveren görünürde yasal asgari ücreti vermiş oluyor, gerçekte ise asgari ücretin altında çalıştırmış oluyor. Krizin derinleşmesi ile orta ve küçük ölçekli işletmelerde yayılıyor bu durum.

FIRSATÇILIK

Krizi fırsat bilerek işçinin kazanılmış haklarına el koymak isteyen işverenler de olabilmekte. Esnek çalışmanın, kıdem tazminatının, ikramiyelerin son günlerde konu olması bu yüzdendir. Hatta asgari ücretin aşağı çekilmesi için masaya bile getirilmektedir.

ÖRGÜTSEL DURUM

Yasa, asgari ücretliler adına masaya oturma hakkını en çok üyesi olan sendikaya veriyor. Ancak sendikaların üyeleri arasında asgari ücretli yoktur. Asgari ücretliler sendikasızdır, örgütsüzdür.

Türk-İş, kendi üyelerinin asgari ücretli olmayışı, asgari ücretlilerin ise örgütsüz ve bir şey söylemeyen kitle oluşları yüzünden, masaya üç sıfır geriden oturmaktadır.

Buna rağmen Türk-İş, masaya oturmadan diğer konfederasyonların görüşünü almış, görüşme sırasında da ortak talep açıklayarak bu eksikliği gidermeye çalışmıştır. Asgari ücretin açıklanan rakamdan daha aşağıya çekilmesi bu sayede engellenmiştir.

SONUÇ

Bütün bu olgular asgari ücret masasını etkilemekte, tarafların hepsinin ya da bir kısmının elini güçlendirmekte veya zayıflatmaktadır.

Masayı etkileyen bunca unsurun arasında, asgari ücretin aile için değil tek bir kişi için saptanmasının saçmalığını, asgari ücretten vergi alınmasının zalimlik olduğunu konuşmaya fırsat bile gelmiyor.

Daha doygun asgari ücretler için, üreten ve doyuran bir ekonomi, azalmış işsizlik, önlenmiş yabancı kaçak işçilik, örgütlü, hakkını gözeten ve savunan işçi kitlesi...

Eski Başbakanlardan rahmetli Demirel’in de söylediği bir söz buraya yerine oturmaktadır; "Ne kadar ekmek, o kadar köfte".

Uğur Civelek yazdı: Son bir haftanın gündemi ve düşündürdükleri Ekonomi Emin Üstün hayatını kaybetti Ekonomi Atalay: Kabul etmeyiz dedik ve etmedik Ekonomi Türk Metal ve Mess tekrar bir araya geldi Ekonomi