Bunun adı ekonomi olamaz

Çetin Ünsalan Yazar ulusalkanaliletisim@gmail.com

Türkiye’de ekonominin en önemli göstergesi esnaftır. Burada yaşanan gelişmeler, genel fotoğrafı anlatması bakımından çok kritiktir. Bundan birkaç yıl önce yaptığımız programlarda ‘piyasanın dibinden uğultu geliyor’ diyerek, bugünlerin uyarısını aktardığımızda da, bugünlerin sinyalini anlatmaya çalışıyorduk.

Zira esnaf, bu ülke ekonomisinin ortalamasını temsil eden taşıyıcı kolondur. Çalışanlarla, büyük işletmeler arasında kalan bu kesim, ülkenin bakış açısını simgelemesi anlamında da okunmaya değer özellikler barındırır.

Esnafın yerini AVM, banka ya da iç distribütörlük sistemi alamaz. Çünkü tüketiciyi de, üreticiyi de etkileyen bir yapısı vardır. İster tarım sektöründe yıllar içinde hedef haline getirilen toptancı kesime bakın; isterseniz örneğin beyaz eşya bayisine...

Toptancı tarlayı da, perakendeciyi de kalite olarak dengelerken, finanse de eder. Bayiler ise fabrikaların arz güvenliğini sağlarken, tüketiciyi de taksitlendirme yoluyla harcayabilir; ürüne ulaşabilir kılar.

Yıllardır AVM’lere kurban edilmemesi gerektiğine dikkat çekerken, işin temelinde bu vasıfları yer alıyordu. Bugünkü sorunlara temelden baktığınızda, esnafın kırılan kemiklerinin çok etkili olduğunu görürsünüz.

Açık hesabın yerini alan kredi kartları tüketiciyi, üreticiyi destekleyen cadde mağazaları yerine AVM mağazaları da öldürücü vadeleri yarattı. Toptancının yerini alan büyük distribüsyon ağları da çiftçiyi çökertti.

Bu nedenle Türkiye, kaybettiği mahalle kavramından dayanışmaya, ödeme güvenliğinden borç batağına kadar bu gerçekle yüzleşmelidir. Türkiye’de esnaf sayısı 2 binli yılların başında 3 milyon 600 bini aşkındı.

Bugün geldiğimiz noktada TESK’in son açıklamasına göre 1 milyon 753 bin 213’e geriledi. Yani neredeyse yarısı telef oldu. Bu fotoğraf, aslında Türkiye’nin hem sosyal anlamda, hem de iktisaden taşıyıcı kolonunun büyük ölçüde zayıfladığını gösteriyor.

Ekonomi yönetimi bu sahada yaptığı yanlışları görmeden ve yabancılaşma hatasıyla yüzleşmeden gerçek bir çözüm bulamaz. Son bir yılın istatistikleri de bize hiç iyi sinyaller vermiyor.

TESK’in açıkladığı verilere göre 2018 yılında 229 bin 298 işyeri açıldı. Peki kapanan sayısı ne? 106 bin 167... Buna bir de kapatma işlemi tamamlanmayan ve kayıtlara geçemeyen 37 bin 337 işyerini katın.

Üstelik son bir yılın mukayesesini yapınca, açılış sabit kalırken, kapanış yüzde 9,5 artıyor. Yani en başta yapılan hatalarda ısrar edilmeye devam ediliyor. Bir tarafta erime, öte tarafta en çok açılan işyerinin bakkaliye olmasıyla plansızlık gerçeğinin devamı yüzümüze tokat gibi çarpılıyor.

Sözün özü, istatistiklerle oynayarak ekonomiyi düzeltemezsiniz. Dağıtım kanalı zincirini kırarak da piyasa hareketi sağlayamazsınız.

Batan, batsın denilebilir. Ama söz konusu olan esnafsa durup düşüneceksiniz. Çünkü, taşıyıcı kolondaki çatlak büyüyor demektir.

Çetin Ünsalan

ulusal.com.tr

Tüm yazılarını göster