Ankara'daki Sessiz Çığlık Eylemi'nde dikkat çeken bir konuşma! Batıyor muyuz, çıkıyor muyuz?

Soner Polat Yazar ulusalkanaliletisim@gmail.com

Operatör Doktor Aytekin Ertuğrul, Deniz Kuvvetlerimizde uzun yıllar başarıyla görev yapmış, entelektüel kapasitesi yüksek uzman bir hekimimiz. Emekli olduktan sonra da hem kitaplar çıkararak düşünsel alanda hem de hekim olarak hastanelerde ülkesine hizmet etmeye devam ediyor. Kitaplarında, özellikle maliye ve bütçe konularındaki özgün yaklaşımları derhal göze çarpıyor. Ankara’da 3 Ocak 2015 günü yaptığı ilginç ve dikkat çekici konuşmanın özetine birlikte göz atalım:

Vatandaşa zarar veren hükümetler bütçeleri açık hükümetlerdir. Bütçeleri açık olduğundan açıkların kapatılması için, para basmak, borç almak, zam yapmak, mal mülk satmak gibi her biri diğerinden zararlı işler yaparlar.

14 Mayıs 1950 tarihinden bu yana tüm hükümetler bu gruptaki hükümetlerdir. Mevcut hükümet de Türk milletine zararlı işler yapmaya devam etmektedir. Bunu nereden biliyoruz. 2015 mali yılı bütçesi 24 milyar açıktır. Bütçe 24 milyar açık ise ki resmi rakamdır. O zaman bunun anlamı, 2015 yılında Türk milletinin cebinden 24 milyar alınacak demektir.

Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk vs. davaların temelinde de 14 Mayıs 1950’den beri devam eden ve 2003’ten sonra zirveye ulaşan açık bütçeler yatmaktadır.

Şimdi biraz istatistik rakamlarına bakalım: 2002 yılından bu yana altın temel alınırsa hayatımız pahalanmıştır. O gün asgari ücretle 10,5 çeyrek altın alınabiliyordu. Bu gün asgari ücret 900 TL’dir. 10,5 çeyrek altın almak için 1470 TL gereklidir. Asgari ücretler, altına göre reel olarak % 40 azalmıştır. 2003’te hazinemiz “4.179.000.000” adet çeyrek altın alım gücünde iken, 2014’te hazinenin alım gücü “2,500.000.000” çeyrek altına düşmüştür. Yani milletimiz ve devletimiz fakr-u zarurete sürüklenmektedir.

ÇIĞ

Mevcut iktidar döneminde bütçe 12 senede 370 milyar lira açık vermiş ve bu açık Türk milletinden alınmıştır. Aytekin Hoca konuşmasında işte bu hususlara değiniyor. Her türlü kötülüğün kaynağı olarak da açık bütçeyi gösteriyor. Doğal olarak bu konuda herkes kendi yorumunu yapabilir.

Son on iki yıllık süreçte Batı basın ve yayın organlarında sürekli olarak Türk ekonomisinin büyük bir aşama içinde olduğu, hatta patlama yaptığı vurgulandı. Hâlâ da aynı iddia tekrarlanıyor. Ama Aytekin Hoca, altın fiyatını baz alarak rakamlarla bu süreçte halkın ve devletin kabaca yüzde 40 oranında fakirleştiğini iddia ediyor.

Şöyle düşünülebilir: “Tamam ama daha önce olmayan yüzlerce tesisi milli servetimize dâhil ettik, hazinemiz döviz doldu taştı!” Ama öyle de olmadı; limanlara kadar, ne var ne yok sattık; üstelik de tüm Cumhuriyet döneminden daha fazla dış borç aldık! Üstüne üstlük bu süreçte ekonomi ve rant için doğa ve ağaç katliamı yaparak, çevreyi de tahrip ettik!

Yazanların yalancısıyım; birisi de ünlü “The Financial Times!”: Türkiye’nin “mevcut ekonomik düzeni sürdürebilmesi için her yıl 200 milyar dolardan daha fazla dövize ihtiyaç duyduğunu” ileri sürüyor. Basında da ekonomi yazarları aynı konuyu gündeme getirdi! Bu rakam ise Gayrı Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYİH) yüzde 25’ini geçiyor…

Sizi bilmem ama benim kafam karıştı! Ülkemin ekonomik patlama yaptığına inanmak istiyorum ama rakamlar benim tatlı rüyalarıma son veriyor. Şu rakamlar olmasaydı, “ekonomiyi gül gibi idare ederdik!” diye içimden geçiriyorum. Hayallerin, umutların, temennilerin ekonominin temel parametreleri olmasını ne kadar da çok isterdim! Ama gerçeklerle de yüzleşmek zorundayız!

Devletin yönetim tarzı, sivil-asker ilişkileri, anayasa, açılım, sözde Kürt sorunu, çiçek, böcek gibi kel alaka konularda görüş görüş üstüne görüş bildiren, bu alanlarda rüzgârı Batı’dan alan çok ve aşırı uzman (!) akademisyenlere sayfalar dolusu raporlar hazırlatan TÜSİAD, acaba uzmanlık alanına giren bu konularda bizi aydınlatabilir mi?

Batıyor muyuz, çıkıyor muyuz? Zenginleşiyor muyuz, yoksa fakirleşiyor muyuz? Yoksa devlet ve halk uçuruma sürüklenirken, çok küçük bir azınlık cüzdanlarını mı şişiriyor? Çetele tutan kimse yok mu? Sahi, neler oluyor…

Amiral Soner Polat

ulusalkanal.com.tr

Tüm yazılarını göster