Anayasa Mahkemesi'ne düşen tarihi görev

Soner Polat Yazar ulusalkanaliletisim@gmail.com

Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaparken özel bir çalışma nedeniyle bir savaş plânını inceleme gereğini duydum. Kozmik büroda görevli astsubay odama girdi ve plânı masamın üzerine bıraktı. Kendisi hemen yanı başımda ayakta duruyor ve gözlerini benden ayırmıyordu. “Komutanım, neresine bakacaksınız?” dedi. Beraberce ilgili sayfayı bulduk. Biraz zaman geçtikten sonra, “Okudunuz mu?” dedi; kendisine tam bir cevap veremeden, plânı koltuğunun arasına sıkıştırdı ve odada ayrıldı. Arkasından bakakaldım! Kozmik (Çok Gizli) belge ve dokümanlar TSK’da özel bir işleme tabii tutulur. Hangi rütbe ve makamda olursanız olun, bu belgelerden not alamaz, fotokopi çekemezsiniz!

Aydınlık gazetesinin acar muhabiri Özer Sürmeli’nin Askeri Casusluk (!) Davası konusundaki usta işi haberini okuyunca, bu anımı hatırladım. Sürmeli haberinde, “davanın Anayasa Mahkemesi’nde görüşülme arifesinde olduğunu” vurguluyordu. Anayasa Mahkemesi’nin saygın ve değerli üyelerine, bir mukayese zemini sağlamak için, önce gözler görülür, elle tutulur, tamamen gerçek verilere dayanan ve dileyen bir savcının yarım saat içinde tüm delillere ulaşabileceği dört dörtlük askeri casusluk olaylarını nakletmek istiyorum.

Gazeteci Mehmet Baransu’nun bavulunda Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik askeri harekâtı ile ilgili bilgileri de içeren, kozmik, yani çok gizli Egemen Harekât Plânı bulundu. Yunan basınında yer alan haberlere göre Yunanistan, muhtemelen bu plân karşısındaki zafiyetini gidermek üzere 15 kilometre uzunluğundaki hendeği, 120 kilometreye çıkarmak için çalışmalara başladı! Ortalıklarda dolaşan bu plânı, isterseniz Yüce Mahkemenizin el koyduğu Balyoz davasının ek delil klasörlerinden temin ederek inceleyebilirsiniz.

Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı, 21 Ocak 2011 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2010/40 talimat sayılı bir yazı gönderdi. Bu evrakta teslim edilen harddisk’te 3 adet gerçek harekât plânının bulunduğu bildirildi. Ayrıca, bu harp plânlarına, “CMK’nın 125’inci maddesi gereğince işlem yapılması” talep edildi. Yüce Heyetinizin hepimizden çok iyi bildiği gibi, bu maddeye göre plânlar, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilirdi! Ancak bu planlar önce polise gitti, sonra da yine ek delil klasörlerine düştü!

Taraf gazetesi 6 Mart 2013 günü, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait bir plânın detaylarını yayımladı. Aydınlık gazetesinin 28 Mart 2013 tarihli manşeti oldukça ilginçti: “Casus Belli!” Manşet şöyle devam ediyordu: “İzmir’deki Casusluk Davası savcısı, Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren çok gizli askeri harekât plânlarını deşifre etti. Genelkurmay’ın, açıklanması güvenliği tehlikeye sokar uyarısına rağmen!”

Anayasa Mahkememizin Değerli Üyeleri,

SSCB’nin yıkılmasından sonra tüm dünyada askeri istihbaratınruhu ve doğası değişti. Çünkü açıklık esas alındı. Ülkelerin birbirlerini denetleyebileceği mekanizmalar kuruldu. Bizim gemilerimizi Yunanistan’ın, onların gemilerini ise bizim önemli deniz üslerinde sık sık görmeye başladık. Her devlet caydırıcılık sağlamak için, özellikle askeri gücünün açık kaynaklarda yer almasını hedeflemeye başladı.

Peki, neyi mi öğrenmek isteriz. Birincisi, rakip ülkenin harp plânlarını. Elde edebilirsek, olası bir harpte kuvvetlerimizin etkinliğini en az üçe katlarız. İkincisi, kritik teknolojiyi, yani rakip hiç kimsenin bilmediği bir askeri üstünlüğü, bir harpte karşımıza çıkarırsa, sürpriz etkisi ile bize beklemedik bir fatura çıkarabilir.

Şimdi lütfen, hangi düşüncenin taraftarı olursak olalım, ülkece elimizi vicdanımıza koyalım. Bu kadar açık ve sonuçları itibarıyla devletimize ve milli güvenliğimize doğrudan zarar vermiş onlarca olaya hangi etiketi yapıştırabiliriz. Kabak gibi açıkta duran bu son kerte ciddi ve cüretkâr ihlaller bir soruşturmanın konusu olmayacaksa, bizim için devlet sırrı olabilecek bir konu kalmış mıdır? Hepimiz, aramızdaki düşünce farklılıklarına karşın, bu ülkenin yüksek çıkarlarını savunmuyor muyuz?

Anayasa Mahkemesi’nin Saygın Üyeleri,

Bu kadar ülke güvenliğini doğrudan hedef alan onlarca konuda hiçbir şey yapmazken, askeri açıdan gizliliği her açıdan tartışılan, gemi resmi, virüs programı, ders müfredatı gibi belgelere dayanarak yüzlerce TSK mensubunu mağdur ettik; TSK’yı bir casus yuvasıymış gibi yansıttık ve halen onlarca yiğit vatan evladını, hiç de hak etmedikleri şekilde cezaevlerinde tutuyoruz.Bu belgelerin büyük bir bölümünün çıktısı bile alınmayan bilgisayar verilerine dayanması, konunun bir başka üzücü boyutu. Sanki bu günahsız yurtseverleri zindanlarda çürütmek için hukuku zorluyoruz! Aslında onları içeride tutarak, milli güvenliğimize saldıranları dolaylı olarak mükâfatlandırmış oluyoruz.

Ergenekon ve Balyoz davalarında verdiği tarihi kararlarla hem Türkiye’nin uluslararası arenada yerle bir olan saygınlığını yeniden yukarı çeken hem de “Ankara’da hâkimler var!” dedirten Anayasa Mahkememizin, ülkedeki bu rezalete son vererek, Türk yargı sisteminin yüz akı olmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Evet, Ankara’da da hâkimler var!

Amiral Soner Polat

ulusalkanal.com.tr

Tüm yazılarını göster