Tokyo 2020 ve Yıldız Çocuklar

Emre Şenbabaoğlu Yazar ulusalkanaliletisim@gmail.com

23 Temmuz 2021’de başlayan Tokyo 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları’na Türkiye’yi 18 spor dalında 50 kadın, 58 erkek, toplam 108 sporcu temsil ediyor. Şu ana kadar katıldığımız 20 olimpiyat oyunlarında Türkiye, 39 altın, 25 gümüş, 27 bronz olmak üzere toplamda 91 madalya kazandı. 91 madalyanın 63’ü güreşte, 11’i halterde, 7’si tekvandoda, 5’i boksta, 3’ü atletizmde, 2’si ise judoda kazanıldı. 39 altının 29’u güreşte, 8’i halterde, 1’i tekvandoda, 1’i de judoda kazanıldı.

Türkiye’nin 20 olimpiyat oyunlarındaki madalya ortalaması 4,55. Olimpiyat oyunları başına düşen altın madalya ortalamımız ise 1,95. Bu iki rakamı da aklımızda tutalım. Toplam madalya açısından baktığımızda Türkiye 2000 ve 2016 arasında düzenlenen 5 olimpiyat oyunlarında sırasıyla, 5, 11, 5, 3 ve 8 madalya kazandı. Tokyo 2020’de 5 ve üzerinde madalya kazanırsak kendi ortalamamızın üzerinde madalya kazanmış olacağız. Şu anda Tokyo 2020’de 6 resmi ve 2 resmi olmayan 8 madalyamız var ama olimipiyat oyunları henüz sona ermedi.

Altın madalya açısından baktığımızda, Türkiye 2008 Pekin, 2012 Londra ve 2016 Rio’da 1’er altın madalya kazandı. Tokyo 2020 hariç son 3 olimpiyat oyunlarında ortalamamızın altında madalya kazandık. Altın bazında 2008-2016 arasındaki olimpiyat oyunlarında başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz. Tokyo 2020’de Mete Gazoz’un başarısı ile 1 altın madalya kazandık. Bu olimpiyat oyunlarında 2 ve üzerinde altın madalya kazanırsak daha önceki ortalamalarımıza göre daha başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz.

Olimpiyat Oyunları’na katılmak, tüm sporcuların en büyük hayalidir. Olimpiyat Oyunları, sporun zirvesidir ama spor bu oyunlardan ibaret değildir. Elbette, Türk sporunu değerlendirirken olimpiyat oyunlarını göz önüne almalıyız ama Türk sporunun seviyesini sadece olimpiyat oyunlarına endeksleyerek ölçmek doğru bir yaklaşım değil.

Türk sporcular son yıllarda Avrupa ve Dünya şampiyonalarında birçok spor dalında çok önemli başarılar elde etti. Amatör spor dallarında Fenerbahçe başta olmak üzere birçok spor kulübü başarılı sporcular çıkarıyor. Herkes 83 milyonluk Türkiye’nin olimpiyat oyunlarında başarılı olmasını ve diğer gelişmiş ülkeler gibi madalyalar getirmesini bekliyor.

Bazı çevreler madalya alabileceğimiz karşılaşmaları kaybettiğimizde karamsarlığa kapılıyor. Bazıları da “bizden bir şey olmaz”, “dökülüyoruz”, “madalya sıralamasına bakın” diyerek nesnel olmayan düşüncelerle Türk sporunu yargılıyor. Televizyonların karşısında oturup sporcularımızı bu şekilde değerlendirmenin ne bize ne de Türk sporuna bir katkısı var. Önemli olan tüm spor dallarında ne kadar ilerleme gösterip göstermediğimizdir. Türkiye’yi temsil eden sporcular Tokyo 2020’de birçok ilke imza attı. Şimdi bu başarılara bir göz atalım.

ALTIN ADAM METE GAZOZ VE OKÇULUKTA TARİHİ BAŞARI

Tokyo 2020’de Türkiye’nin beklediği ilk altın madalya okçu Mete Gazoz’dan geldi. Bireysel erkekler kategorisinde ilk tur maçında Lüksemburglu Jeff Henckels’i 6-0, ikinci maçında Avustralyalı Ryan Tyack’i 7-3 yenerek yenen okçumuz, son 16 turunda Avustralyalı rakibi Tyler Worth'u 7-1 yendi ve çeyrek finale çıktı. Gazoz, çeyrek finalde dünyanın 1 numaralı okçusu ABD’li Brady Ellison’ı 7-3, yarı finalde Japon rakibi Takaharu Furukawa’yı 7-3 mağlup etti ve finale çıktı. Finalde İtalyan rakibi Mauro Nespoli’yi 6-4 yenerek şampiyon olan Mete Gazoz, okçuluk tarihimizin ilk olimpiyat madalyasını elde etti.

Mete Gazoz, Rio 2016’da Hollandalı rakibine elendikten sonra medya hesabından yaptığı açıklamada “Daha çok çalışıp 2020’de Tokyo'dan altın madalya döneceğim” demişti. 1 Altın adam Mete, inanmanın başarmanın yarısı olduğunu bu başarısıyla hepimize göstermiş oldu ve orman yangınlarından dolayı üzüntülü olan Türk halkının yüreğine su serpti.

Okçuluk, Türkiye’de diğer sporlara göre çok yaygın olmayan ancak yaygınlaşan bir spor dalı, ancak Mete’nin olimpiyat oyunlarındaki başarıları birçok kişiyi ekranlara kilitledi. Birçok kişi Japonya ve Türkiye arasındaki saat farkından dolayı erken saatlerde başlayan maçları izleyebilmek için saatlerini kurdu. Mete Gazoz’un yarı final ve final karşılaşmalarını izlemek çok keyifliydi ve heyecan vericiydi. İzlerken çok heyecanlıydım. Mete Gazoz’un kalp atış sayısı rakibine göre daha düşüktü ve bu sakinlik ona başarı getirdi.

Mete Gazoz’un okçuluktaki bu başarısı hem olimpiyat tarihimiz hem de Türk okçuluğu açısından çok önemli. Türkiye, olimpiyat yunlarında ilk defa, güreş, halter, tekvando ve judo dışında bir spor dalında altın madalya kazandı. Okçuluk Türkiye’nin altın kazandığı beşinci spor oldu. Gazoz’un başarısı, okçuların çalışma azmini olumlu etkileyecek ve okçuluğa olan ilgiyi artıracaktır. Metin Gazoz’un ifadelerine göre, okçuluk antrenörlerinin telefonları “Biz de okçuluğa başlayacağız” diyen gençlerin aramaları ile kilitlenmiş. 2 Gazoz’un başarısı Türk okçuluğunun gelişmesinin önündeki psikolojik engelleri ortadan kaldırmıştır. Okçuluk güreşten sonraki ata sporumuz olmuştur.

FERHAT ARICAN VE ARTİSTİK CİMNASTİKTE İLKLER

24 Temmuz’da yapılan erkekler artistik cimnastik elemelerinde 4 milli sporcumuz tarihimizde ilk defa olimpiyat oyunlarında finale kaldı. İbrahim Çolak halkada, Ferhat Arıcan paralel barda, Ahmet Önder atlama masası ve genel tasnif, Adem Asil ise halka, atlama masası ve genel tasnifte finale yükseldi. 28 Temmuz’da gerçekleşen artistik cimnastik genel tasnif finalinde Adem Asil 15. oldu ve Ahmet Önder ise sakatlığından dolayı 2 Ağustos’ta yarışacağı atlama masası finalini riske atmamak için finali yarıda bıraktı.

2 Ağustos’ta halka aleti finalinde İbrahim Çolak ve Adem Asil sırasıyla 5. ve 7. oldu. Aynı gün gerçekleştirilen atlama masası finalini Adem Asil 6. sırada, Ahmet Önder ise 7. sırada tamamladı. Adem Asil, ilk atlayışında 15.266 puan aldı ancak ikinci atlayışında elleri yere değdiği için 13.663 puan elde etti. İlk atlamada atletler arasında en çok puanı alan Adem Asil eğer ikinci atlayışında ortalama bir performans sergileseydi kesin madalya kazanacaktı.

Ferhat Arıcan 3 Ağustos’ta paralel bar finalinde yarıştı ve 15.633 derecesiyle bronz madalya kazanarak olimpiyat oyunları tarihimizde madalya kazanan ilk cimnastikçimiz oldu ve Türkiye’ye cimnastikte beklediği madalyayı sonunda getirdi. Bu gerçekten çok büyük bir başarı. 2016 Rio Olimpiyat Oyunları Kota Müsabakaları'nda Ferhat Arıcan, yer hareketleri, kulplu beygir, atlama, paralel bar ve barfikste toplam 86,131 puana ulaşarak 11. sırada yer almıştı. Ferhat Arıcan, artistik cimnastikte 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’na katılma hakkı elde ederek tarihe geçmişti. Arıcan, Osmanlı İmparatorluğu'nu 1908 Londra Olimpiyat Oyunları’nda temsil eden Aleko Mulos’tan 108 yıl sonra Türkiye adına mücadele eden ikinci cimnastikçi, Cumhuriyet tarihimizin olimpiyat oyunlarına katılan ilk erkek cimnastikçisi olmuştu. Arıcan, Tokyo 2020’de bronz madalya kazanarak başarılarına bir yenisini daha ekledi.

Daha önceden artistik cimnastikte Avrupa ve Dünya şampiyonalarında bile önemli başarılar elde edemiyorduk ve olimpiyat oyunlarına sporcu gönderemiyorduk. Şimdi milli sporcularımızı olimpiyat oyunlarının finallerinde izliyoruz ve onlardan madalya bekliyoruz. Bu bile ne kadar büyük bir sıçrama yaptığımızı gösteriyor. Sporcularımız Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda madalya alsa da almasa da Türkiye’nin artistik cimnastikte ilerleme kaydettiğini çok açık bir şekilde görebiliyoruz.

TEKVANDODA 2 BRONZ VE HAYAL KIRIKLIKLARI

24 Ağustos’ta tekvandoda kadınlar 49 kiloda mücadele eden Rukiye Yıldırım bronz madalya maçını kaybetti. Okçulukta Yasemin Ecem Anagöz ve Mete Gazoz’dan oluşan karışık takımımız yarı finalde Hollanda’ya 5-3, bronz madalya maçında Meksika’ya 6-2 yenildi. Ertesi gün milli tekvandocularımız Hatice Kübra İlgün ve Hakan Reçber bronz madalya kazandı.

Gelen bu 2 bronz madalya morallerimizi yükseltti. 2012 Londra’da gümüş ve 2016 Rio’da bronz madalya kazanan Nur Tatar’ın çeyrek finalde ABD’li rakibine kaybetmesi büyük bir şanssızlıktı. Herkes tecrübeli tekvandocu Nur Tatar’dan altın madalya bekliyordu. Rukiye Yıldırım ve Nur Tatar Tokyo’da çok rahat madalya kazanabilirdi ama olmadı. 28 Temmuz’da milli Judocumuz Mihael Zgank bronz madalya maçında Özbek rakibine yenildi. 30 Temmuz’da milli kadın judocumuz Kayra Sayit kadınlar 78 kilo bronz madalya maçında Fransız rakibine yenildi. Okçulukta, tekvandoda ve judoda toplam 5 bronz madalyayı elimizden kaçırdık.

KADIN BOKSÇULARIN ZAFERLERİ

Boksta ise kadın sporcularımız yüzümüzü güldürdü. 2019 AIBA Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak şampiyon olan Busenaz Sürmeneli, 69 kiloda Polonyalı rakibini eleyerek Tokyo 2020’de adını çeyrek finale yazdırmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye'nin olimpiyat oyunlarında ringe çıkan ilk kadın boksörü oldu. Çeyrek final maçından sonra Sürmenli hepimize umut veren şu sözleri söyledi: “Bu galibiyet, güzel ülkemin tüm kadınlarına ve parlak bir gelecek hayali kuran tüm çocuklarına armağan olsun”. Bu Türk sporu ve kadın sporcular için tarihi bir başarı. Milli boksörümüz bu başarısı toplumdaki kadın-erkek eşitsizliğinin ortadan kaldırılması açısından önemli bir kazanım. Onu izleyen genç kızlarımız boks sporuna daha fazla ilgi gösterecektir.

Sürmeneli, 69 kilo çeyrek finalinde Ukraynalı rakibini 5-0 yenerek yarı finale çıktı ve madalya kazanmayı garantiledi. Bir diğer kadın boksörümüz Esra Yıldız 60 kilo son 16 turunda Arjantinli rakibini 5-0 yenerek çeyrek finale yükseldi ancak çeyrek finalde Fin rakibine yenilerek elendi. Üçüncü boks zaferimiz, kadınlar 51kg ilk maçında Özbek rakibini 3-2 yenerek çeyrek finale yükselen Buse Naz Çakıroğlu’ndan geldi. Sürmeneli ve Çakıroğlu’ndan yarı final maçlarında güzel haberler bekliyoruz.

KADIN GÜREŞİNDE BİR İLK

2 Ağustos’ta Yasemin Adar kadınlarda ilk olimpiyat madalyamızı kazanarak tarihi bir başarı elde etti. Bu da kadın sporcularımızın spor tarihimizde yaşadığı ilklerden biri oldu. Adar maçtan sonra, “Türk kadını çok güçlü, çok başarılı ve çok azimli. Yeter ki istesinler, yapamayacakları şey yok. Önümüze engel çıkabiliyor ama bunların hepsi geçici. Kadınlarımız yeter ki istesin, yapamayacakları hiçbir şey yok” dedi.

Erkekler grekoromen stil 130 kilo yarı finalinde Rıza Kayaalp Kübalı Mijain Lopez Nunez’e 2-0 yenildi ve rakibine karşı oynadığı üç olimpiyat karşılaşmasını da kaybetmiş oldu. Kayaalp, rakibine daha önce 2012 Londra’da 3-0, 2016, Rio’da 6-0 yenilmişti. Lopez, her ne kadar yenilmeyecek bir güreşçi gibi görünse de Kayaalp rakibini 2011 Dünya Şampiyonası’nda 4-0, 2015 Dünya Şampiyonası’nda 1-0 yenmişti.

Rıza Kayaalp, üçüncülük maçında İranlı rakibini 7-2 yenerek olimpiyat üçüncüsü oldu. Güreşçimiz Londra 2012’de bronz, Rio 2016’da gümüş madalya kazanmıştı ve Tokyo 2020’de kazandığı bronz madalya ile Hamit Kaplan’dan sonra üç olimpiyat oyunlarının hepsinde madalya kazanan ikinci Türk güreşçi oldu.

ATLETİZMDE İLKLER VE UMUTLAR

Atletizmde ise birçok Türk sporcu finallere adını yazdırdı. Çekiç atma elemelerinde tecrübeli atlet Eşref Apak 76.76m’lik derecesiyle 2004 Atina’dan 17 yıl sonra tekrar finale çıktı. 2017 yılındaki Dünya Atletizm Şampiyonası'nda finale kalan ilk Türk kadın ciritçi olan Eda Tuğsuz, cirit atma seçmelerinde 63.87'lik derecesi ile beşince oldu ve finale kaldı. Necati Er üç adım atlama seçmelerinde 17.13’lik derecesiyle ikinci olarak finale yükseldi ve 1948 Olimpiyat Oyunları’nda madalya kazanan Ruhi Sarıalp’ten sonra finallerde yarışacak ikinci sporcu oldu.

Ersu Şaşma sırıkla atlamada finallere kalan ilk Türk atlet oldu ve finallerde 5.70’lik derecesiyle 10. oldu. Dünya rekorunun çıktığı 400 metre engelli koşuda milli atlet Yasmani Copello Escobar 6. oldu ve maalesef madalya alamadı. Ramil Guliyev ise 200 metre yarı final elemelerinde 6. oldu ve elendi. Atletizmde Türkiye istediği sonuçları elde edemedi. Ersu Şaşma’nın sırıkla atlamada ilk kez finale çıkan bir atlet olması önemli. Eda Tuğsuz ve Necati Er’in finale çıkması ise Türk atletizmi adına umut verici.

FİLENİN SULTANLARI HERKESİ BİRLEŞTİRDİ

Filenin Sultanları olarak bilinen Türkiye Milli Kadın Voleybol Takımı, gruptaki ilk maçında son olimpiyat şampiyonu Çin’i 3-0 mağlup etti. İtalya’ya 3-1 ve ABD’ye 3-2 kaybettikten sonra, Arjantin’i 3-0 ve Rus Olimpiyat Komitesi’ni 3-2 ile geçti ve olimpiyat oyunlarında ilk kez çeyrek finale çıktı. Milli takım antrenörü Giovanni Guidetti maçın ardından “Bu Türk voleybolu için tarihi bir sonuç oldu. Sanırım takım sporlarında ilk kez çeyrek final sevinci oldu” dedi. Filenin Sultanları 4 Ağustos’ta Güney Kore ile yarı finale çıkmak için karşılaşacak. Voleybolda çıtayı gerçekten çok yükselttik ve bunun meyvelerini topluyoruz. Voleyboldaki bu başarılar Türkiye’de herkesi mutlu ediyor ve birleştiriyor. Umarım finale kadar ilerleriz.

OLİMPİYAT OYUNLARINDA BAŞARILI MIYIZ?

Yazının başında belirttiğim gibi Türkiye olimpiyat oyunlarında çok madalya kazanan bir ülke değil. 4,55 madalya ortalamasına sahibiz. Altın madalya ortalamamız ise 1,95. Şu anda 1’i altın olmak üzere toplam 6 madalya ile 46. sıradayız. Bokstan 2 madalya daha gelecek ama rengi belli değil. Yani 8 madalya ile ortalamanın üzerine çıktık. Altın madalya açısından ortalamanın altındayız. 2008, 2012 ve 2016 olimpiyat oyunlarını sırasıyla 42., 46. ve 41. sırada bitirdik. Olimpiyat oyunlarının sonlarında doğru güreş, boks ve karateden gelebilecek madalyalar ile sıralamamız değişebilir ama şu anda sıralamaya göre diğer yıllardan farklı bir konumda değiliz.

Tüm bunlara rağmen bu olimpiyat oyunlarında öne çıkan genç yıldızlar gelecek adına umut veriyor. Özellikle kadın sporcularımız bu oyunlarda ön plana çıktı. Mete Gazoz bundan sonraki yıllarda başarılı çizgisini devam ettirecektir. Bundan sonra Gazoz’dan hep madalya bekleyeceğiz ancak bir sonraki oyunlarda okçulukta 2 madalya alabilirsek işte o zaman başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz.

Cimnastikte Ferhat Arıcan ile çok tarihi bir başarı elde ettik. İbrahim Çolak, Ahmet Önder ve Adem Asil, bu oyunlarda önemli tecrübeler kazandı. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda dört cimnastikçi de madalya kazanırsa Türk sporunun seviyesi daha da yükselecektir. Hatice Kübra İlgün ve Hakan Reçber’den 2024’te altın madalya bekliyoruz. Badmintonda Neslihan Yiğit ve yelkende Alican Kaynar bir sonraki oyunlarda sıçrama yapabilir ve Türkiye’ye yine ilkleri yaşatabilir.

Bir spor dalında başarı kazandığımızda bunun devamını getiremiyoruz. Sürdürülebilirlik çok önemli. Örneğin güreşten sonra en çok altın aldığımız ikinci spor olan halterde uzun yıllardır hiçbir varlık gösteremiyoruz. Halterdeki başarı grafiğimizin neden bu kadar düştüğüne dair kafa yorulmalı. Güreşte eskiden olduğu gibi fazla madalya kazanamıyoruz. Yüzmede hala somut bir başarımız yok. Spor yetkilileri bunların nedenlerini elbette daha iyi biliyordur. Eksikliklerimiz tespit edilmeli ve bu eksiklikler giderilmeli. Olimpiyat oyunlarında ve genel olarak sporda başarılı olabilmenin anahtarı toplumsal ve ekonomik koşullarla alakalı.

SPORDA BAŞARI İÇİN DEVLET DESTEĞİ ŞART

Spor deyince aklımıza futbol geliyor. Spor gazetelerinin manşetlerine baktığınızda hep futbolla ilgili haberler görüyorsunuz. Artık bu algıyı değiştirmeliyiz. Örneğin 12 Dev Adam ve Filenin Sultanları ile bu algıyı biraz değiştirdik. Bu futbolun değersizleştirilmesi anlamına gelmiyor. Futbol tabii ki önemli bir spor ama futbol dışındaki spor dallarında başarılı olabilecek binlerce sporcu yeterli bir şekilde desteklenmediği için başarılı olamıyor ya da başarılarını devam ettiremiyor. Futbolun kurduğu hegemonya diğer spor dalları için adil olmayan koşullar yaratıyor.

Sonuç olarak, devletin amatör sporlara verdiği desteği daha da arttırması gerek. Altyapı yatırımı, teknik destek, spora teşvik önemli etmenler. Anne ve babalara çok önemli görevler düşüyor. Çocuklarımıza daha küçükken koşma, atlama, zıplama diyoruz. Anne ve babalar çocuklarını okuturken spora teşvik etmeli. İlkokullarda beden eğitimi derslerine branş öğretmenleri girmeli. Sistemli ve bütüncül bir spor politikası ile Türk sporunun çıtasını yükseltmek mümkün. Olimpiyat oyunlarındaki madalya tablosuna bakıp biz zaten yapamıyoruz dememeliyiz. Başaramayacağımız hiçbir şey yok. Yeter ki isteyelim.

1.

2. https://www.superhaber.tv/mete-gazozun-babasi-metin-gazoz-olimpiyat-sampiyonlugunu-anlatti-haber-350851

Tüm yazılarını göster