Atila Aydıntan-5

Kemal Cem Yılmaz Yazar ulusalkanaliletisim@gmail.com

Bugün Atila Aydıntan dizisinin son bölümünü sunuyorum. Atila Aydıntan, sadece bir keman dehası ve Avrupa’nın müzik kültürünü derinden etkileyen önemli bir müzik eğitmeni değildi; 45 yıllık yoldaşı Prof Lutz Köhler’in de tespit ettiği gibi, Aydıntan her şeyden önce bir aile insanıydı. Sadakatli ve fedakar bir eş, keman ve eğitmenlik kariyerini sürdürürken, evlatlarına da tam anlamıyla babalığın hakkını vermiş bir ebeveyndi. İnce ruhlu, dürüstlükten asla taviz vermeyen, yüksek ülkülere sahip bir baba. Çocuklarını kendi yeteneklerine ve ilgi alanlarına uygun destekledi.

Keman eğitmeni olarak on yılların tecrübesiyle kendine has bir teknik çalışma sistemi geliştirdi. Her öğrencinin özel fiziki yapısını dikkate alarak teknik mükemmelliğe götüren bir sürü alıştırma ve çalışma yazdı. Bir kitap şeklinde yayınlanmış olmasa da, onun fiilen oluşturduğu Aydıntan keman metodu ve sistematikleştirip yazdığı alıştırmalar aralarında dünyaca meşhur keman profesörleri de olan öğrencileri tarafından bugüne dek uygulanmaktadır ve yeni nesil kemancılara aktarılmaktadır.

MADDİ SIKINTILAR

Bu noktaya varana kadar ne sıkıntıları aştı…

Önce maddi sorunlar: kendi vatanında hak ettiği desteği göremedi. Ailesinin ve yabancı hocaların çabaları olmasaydı belki yurtdışındaki en seçkin müzik eğitim merkezlerinde eğitimine devam edemeyecekti ve 20. yy.ın önemli keman eğitmenlerinden biri olamayacaktı. Devlet onu görmezden gelmişti. Brüksel’de bursu vardı, ancak daha sonra Hannover’de öğrenci olarak geçirdiği ilk yıllarda büyük maddi sıkıntılar çekti, yoksulluk içinde yaşadı. Hatta bir yıl boyunca evsiz barksızlara sunulan 7-8 metrekarelik bir konteynerin içinde yaşadı. Yıllar sonra oğlu Marcus Aydıntan ile Hannover’in merkezi semtlerinden biri olan Oststadt’da gezerken, yine aynı yere kurulmuş konteynerleri işaret edip, „bak oğlum, Hannover’deki ilk yılımı burada yaşadım“ diyerek anılarını paylaşmıştı.

Toplumun en dibinden başlayıp en saygın ve etkin yerlerine ulaşabilmek için sadece yetenek değil, bir o kadar da çalışma azmi gerekiyordu. Asıl büyük başarı ise, böyle bir yükselişin yanında mütevaziliğini, oturaklılığını ve karakterliliğini asla kaybetmemesi.

YENİ SIKINTILAR

Daha sonra ise sağlık sorunları: Harika çocuk olarak çok az keman virtüözünün becerebileceği kolaylıkla kemandaki tüm zorlukları bilinçsiz olarak aşabilirken, daha sonra Almanya’da sol omzunda ortaya çıkan sinirsel bir hastalığın ardından nerdeyse baştan, bu sefer tamamen bilinçli ve sistematik bir şekilde o kabiliyeti yeniden edinmek mecburiyetinde kalmıştı. 2 ameliyat geçirmesine rağmen, ne yazık ki bir daha hastalığından önceki performans düzeyine ulaşabilecek kadar iyileşemedi omzu. Ve en sonunda konser vermeyi bırakmak durumunda kaldı. Bu olay belki de onu kemancılığın üstüne bir de keman eğitimciliğinde de mucizevi işler becermeye sürükledi. Geçirdiği malum sağlık sorunları nedeniyle en ince detayına kadar yeniden çözüp kavramak mecburiyetinde kaldığı kemandaki teknik sorunlara sistematik çözümler bulup öğrencilerine aktarması, onlar için paha biçilmez bir kemancılık hazinesi oluşturmuştur.

AİLE BABASI VE EĞİTMEN

Çalışkanın işi eninde sonunda rast gider. Öyle ki kısmet onu o koca gönlüne layık bir hayat arkadaşıyla buluşturmuştu. Yüksek Müzik ve Tiyatro Okulu’nun öğrenci orkestrasında tanıştığı ve yıllar içinde farklı oda müziği topluluklarında birlikte çaldığı viyolonselci Prof. Christiane Aydıntan ile tanıştı. Bir ömürlük aşkın müzik dolu başlangıcı…

“Konser sahnelerinden ayrıldıktan sonra ders verirken yine öğrencilerine her şeyi çalarak gösteriyordu. Ancak gitgide kötüleşen sağlık durumu onu sonunda dersleri de eline kemanı almadan vermeye zorladı. Hayatında ilk kez kemanını evde bırakarak konservatuara gittiği o günü hiç unutamıyorum. Her zamanki gibi keman kutusunu eline alıp evden çıkmak üzereyken birden durdu ve düşündü. Bir derin nefes aldı. Sonra kemanını bırakarak ‘Ah Christianeciğim, bugün kemanımı almayayım yanıma’ dedi ve işine gitti…”

Christiane Aydıntan saf eğitmenliğe giden bu dönüm noktasını bu duygusal anıyla anlatıyor.

Christiane Aydıntan, aynı Atila gibi büyük usta Carl Flesch’e dayanan Fransız yay tekniği ile çalıyordu çalgısını. Ses sanatına ve yaylı çalgılar eğitimine adanmış, adeta müzik olmuş bir evlilik; yüzlerce başarılı kemancı ve viyolonselci yetiştirmenin yanında, bir de 7 evladı (2’si Christiane’nin önceki evliliğinden) sevgi ve şefkatle yetiştirerek, hepsinin kendi alanlarında birbirinden başarılı kişilikler olmalarını sağladı Atila ve Christiane Aydıntan çifti. Birbirlerini mükemmel bir şekilde tamamlıyorlardı.

Çocuklarının ikisi ailenin müzik geleneğini sürdürmeye devam ediyor. Büyük ağabey Thomas Aydıntan Köln Yüksek Müzik Okulunda Liedgestaltung (piyano ve şan bölümü) doçenti. En küçük kardeş Marcus Aydıntan ise besteci ve Weimar Franz Liszt konservatuarında müzik teori öğretim görevlisi.

Atila Aydıntan’ın emeği yetiştirdiği öğrencileriyle dünyanın her yerinde, adı ise dedesinin ismini alan torununda yaşıyor.

Tüm yazılarını göster