PKK/HEDEP Destekçilerinin Sözde Barışa Çağrısının Çağrıştırdıkları

Ekimin son haftası PKK/HEDEP kuyruğundaki siyasetçi, gazeteci aydın ve sanatçılardan 78 isim,  ‘Barışa Çağrı’ deklarasyonu yayınladı ve  'En kötü barış, en haklı savaştan iyidir' sloganı altında buluştu.

Murat İnce Yazar ulusalkanaliletisim@gmail.com

Ekimin son haftası PKK/HEDEP kuyruğundaki siyasetçi, gazeteci aydın ve sanatçılardan 78 isim,  ‘Barışa Çağrı’ deklarasyonu yayınladı ve  'En kötü barış, en haklı savaştan iyidir' sloganı altında buluştu.

Her şeyleri PKK/HEDEP’e endeksli 78 isim dün ve bugünde Türkiye’nin hayrına olmayan önermelerle kafa karışıklığı yaratmak ve mevzi kazanmak için yeniden piyasaya çıktı. Bir kere 'En kötü barış, en haklı savaştan iyidir' sloganı başlı başına büyük sorun oluşturuyor. Haklı ve haksız savaş ayrımı yapmayan bu sinsi anlayış emperyalist Batı’nın projeleri içinde yer alan çevrelerden oluşuyor. Antiemperyalizmi rafa kaldırmış bulunan ne kadar bölücü, sahte solcu, liberal, bozguncu varsa bu platform içinde yer almaktadır.

Haklı savaşı hor gören barış budalaları Filistin’de İsrail/ABD safında ve Türkiye’de de yine ABD/İsrail beslemesi PKK/HEDEP safında saf tutuyorlar. Ne demek 'En kötü barış, en haklı savaştan iyidir' saçmalığı! Yok, böyle bir şey! Savaş ve barış koşulları nesneldir ve haklı savaşlar başarıya ulaştığında gerçek barış gelir. “En kötü barış” savunuculuğu ihanetten başka bir anlama gelmemektedir. ABD emperyalizminin savaşla işgal ettiği ve böldüğü Irak'ta “kötü barış” uygulanmıştır. Suriye'nin Kuzeydoğusunda ABD işgali ve PKK/YPG eliyle sürdürdüğü savaş neticesinde “kötü barış” uygulanmaktadır. “Kötü barış” teorisi emperyalist bir teoridir.

Konuyla ilgili haber kısaca şöyle: “Ahmet Türk, Eren Keskin, Fikret Başkaya, Hasan Cemal’in de arasında olduğu 78 isim, imzacısı oldukları “Barışa Çağrı” başlıklı deklarasyonu kamuoyuna duyurmak üzere İstanbul-Taksim’deki bir otelde buluştu.  Deklarasyonda şu ifadelere yer verildi: “Türkiye, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollardan çözümü için 1993 yılından itibaren belirli girişimlerle devam eden süreçlerin sonuncusunu 2013-2015 yılları arasında yaşadı. Ancak bu son girişim de maalesef başarısızlıkla sonuçlandı. Bahsi geçen ‘çözüm sürecinde’ önemli gelişmeler de yaşandı. Hükümet tarafından Akil İnsanlar Heyeti oluşturuldu ve tüm Türkiye’de Barış ve Çözüm Süreci tartışılarak önemli raporlar oluşturuldu. (…) Barış sürecinin inşası, adeta bir yangın yerine dönüşen Ortadoğu gerçekliği düşünüldüğünde bugünün en acil insanlık görevidir. Barışın tarafında savaşın karşısında olmak ilkesel bir meseledir. Filistin’de, Kuzey ve Doğu Suriye’de, Irak'ta, Karabağ’da, Ukrayna’da insancıl hukuka aykırı uygulamaların her birinin karşısındayız, eleştiriyoruz. (…) ‘Yurtta barış dünyada barış’ ilkesinin ‘Türkiye’de barış Ortadoğu'da barış’ biçiminde ikirciksiz bir şekilde savunulması gerekmektedir.” Deklarasyon Abdullah Öcalan için çağrıyla son buluyor.

“Barışa Çağrı” sloganı hiç kimseyi aldatmasın! Deklarasyonun hiçbir yerinde ABD ve İsrail’e dokunan tek bir kelime bulamazsınız. Filistin kelimesi var ama İsrail siyonizminin ABD desteğiyle sürdürdüğü soykırıma karşı tavır alınmamaktadır. PKK/HEDEP’i desteklemek maksadıyla Filistin kelimesi malzeme olarak kullanılıyor. 2013-2015 arası bir ABD projesi olan ve “Çözüm Süreci” denilen melanetin sonuçlarını gördük. Neredeyse Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde iç savaş çıkarılarak kukla devletin nüvesi kukla özerklik ilan edilerek kardeş kavgası körüklenecekti. Ama umulan olmadı ve Amerikancı PKK tarihinin en büyük yenilgisini alarak belini doğrultamaz duruma getirildi. Bunun paralelinde HDP ve kuyrukçuları da güç kaybetti. 24 Temmuz 2015 tarihi direnişin TSK’nin ve Kürdümüzle beraber halkımızın birlikteliğiyle destanlar yazıldı. Halk/Ordu birliğinin pratikte nelere kadir olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

Deklarasyoncular, Ukrayna Savaşında haklı olan Rusya'nın değil Amerikan emperyalizmi ile destekçilerinin yanında yer alıyor. Yine Karabağ’ın kurtarılması savaşında haklı olan Azerbaycan’ın değil ABD emperyalizminin safındalar. En son olarak deklarasyonda yer aldığı gibi Suriye'nin işgal edip parçalamaya çalışan ABD/İsrail ile piyonu, kara gücü PKK/YPG’yi savunuyorlar. İmzacılar ne yaptıklarını iyi biliyor; onlar için Türkiye karşıtı olmak ve bölücülüğü desteklemek yeterlidir.

İmzacılar utanmadan İstiklal Harbimizin Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” tarihi sözlerini kullanarak kendilerini haklı pozisyona çekmek istiyor ve 'En kötü barış, en haklı savaştan iyidir' karşı devrimci sloganına payanda yapıyorlar. Şu imzacıların geçmişlerine bakıldığında ve yukarıdaki “Deklarasyon” dedikleri paçavrayı okuduğumuzda riyakârlığın vardığı noktayı daha net görebiliyoruz.

Tüm yazılarını göster