Murat İnce
Murat İnce Köşe Yazısı

PKK’nın sığınağı DEM’de ipler kimin elinde

Amerikan emperyalizminin yönettiği ve fiili olarak içinde yer aldığı Pençe – Kilit Harekâtı bölgesinde gerçekleşen 12 Ocaktaki PKK saldırıları iyi okunmalı ve tahlil edilmelidir. Önceleri arkada durarak PKK’yi alanda kullanan ABD, işi sağlama almak için doğrudan müdahil olarak TSK'nın üs bölgesindeki saldırıda yer almıştır. Peki, bu ilk mi diye sorulacak olursa, buna evet demek mümkün değildir. ABD, Suriye'nin kuzeyinde işgal ettiği bölgede PYD/YPG’nin Türkiye’ye yönelik eylemlerin organizasyonunda askeri uzmanları doğrudan görev almış ve denetimler gerçekleştirmiştir. 12 Ocak sonrası kendilerinin kurduğu medyaya konuşan PKK’lılar; 12 Ocak saldırısını “yeni bir 15/16 Ağustos başkaldırısı” olarak değerlendirmiş ve bu türden eylemlerin “artarak ve daha sert geçecek ve de sürekli olacak” diyerek Metina saldırısını 15/16 Ağustos 1984 hain saldırıyla bir tutmuştur.

İKİNCİ KUKLA İSRAİLİSTAN

Türkiye’nin hedef tahtasına oturtulduğunu görmezden gelenler gaflet içindedir. Filistin’in kahraman direnişi karşısında İsrail Siyonist devletinin çaresizliği ABD emperyalizmini yeni arayışlara yöneltmiştir. Savaşı bölge sathına yayarak dikkatleri İsrail’in üzerinden başka yöne çekmeye çalışıyor ve bunun adımlarından birini de Metina saldırısı oluşturuyor.

PKK 12 Ocak saldırısı sonrası umduğunu bulamadı, ağır kayıplar verdi. Ancak, Türkiye’nin Suriye ile el sıkışarak bölücülüğe karşı topyekûn mücadele etme yoluna girmediği sürece, ABD/İsrail ikilisinin provokasyonlarının ardı arkası kesilmeyecektir ve kukla yeni “İsrailistan” amacına ulaşmak için bölücülüğü desteklemeyi sürdürecektir. Çözüm ortada duruyor ama Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan gereğini yerine getirmek yerine düşmanımız ABD ile NATO’ya bel bağlamaktan vaz geçmiyor! 

PKK’NIN DİKKATİ DEM’İN BAŞARISINA ODAKLANDI

Metina saldırısı sonrası istediğini elde edemeyen PKK dört elle DEM’e sarıldı. 31 Mart seçiminden başarılı olarak çıkmaz ve güç kaybetmeye devam ederse örgütün çıkmazı derinleşir. Medya Haber’deki açık oturumlarda ve röportajlarda 12 Ocak Metina saldırısı ile 31 Mart seçimlerinde olası bir başarı birleştirilerek sunuluyor.

DEM denilen paravan örgüt PKK’nın ülkemiz içindeki sığınağıdır. O kurmuştur ve o yönetmektedir. DEM’de son sözü PKK'nın parti içindeki emir erleri (özel ekip) söyler. HEP’den (Halkın Emek Partisi) bu yana aynı amaçla kurulan partiler içinde en zayıf ve inisiyatifsiz yönetime DEM sahiptir. DEM’in Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan’ın titrek konuşmalarına, açıklamalarına bakıldığında karar vermede yetkisiz oldukları açıkça gözlemlenebilir. Çünkü onlar ve DEM yetkili organları son karar mercii değildir.

Bir örnek verecek olursak Selahattin Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş İstanbul belediye başkanlığına aday adayı olduğunu açık seçik dillendirdi. Peki, DEM hangi tavrı aldı? İlk açıklama yapıldığında organ kararları söyleminin ardına sığındılar ve işi yokuşa sürdüler. Selahattin Demirtaş'ın eşinin arkasında durması ve ısrarı da Başak hanımın adaylığının açıklanmasına yetmedi! İşin perde arkası ise şöyledir; Kandil diye tarif edilen PKK önderliği CHP’nin alacağı son tavır ne olacak diye bekliyor ve Başak Demirtaş’ı şimdilik beklemede tutuyor. Aslında, hem Abdullah Öcalan ve hem de PKK önderliği Selahattin Demirtaş’ın “izinsiz” çıkışlarından rahatsızlık duymuş ve susmasını istemişti. Bunun üzerine Demirtaş “aktif siyaseti bıraktığını” açıklamıştı. Bunun doğru olmadığını ve Selahattin Demirtaş’ın taktiği olduğunu Aydınlık’ta zamanında tespit etmiş, bu söylemin geçici olduğunu eklemiştik.

DEM’de bir başka dertte “Türk kökenli” dedikleri unsurların konumu! Cengiz Çandar’ın milletvekili seçilmesini içine sindiremeyenler mevcut yönetimle anlaşmazlık halinde. Nereden çıktı bu Cengiz Çandar sorusunun yanı sıra yine, Hakkı Saruhan Oluç, Sezai Temelli gibi partide etkin olanların önde görünmesi de hoş karşılanmıyor.

Son günlerde DEM içinde Sırrı Sakık ve diğer DEM’liler EMEP ve TİP’e ateş püskürüyor. 31 Mart yerel seçimlerinde DEM ile birlikte hareket etmemeleri ve ayrı ayrı seçime girmeleri tepkileri arttırıyor. Bilindiği üzere 14 Mayıs 2013 Genel seçimlerinde EMEP ve TİP Yeşiller Sol Parti (PKK/HDP) listelerinden milletvekili seçilmişti. Bunu hazmedemeyen DEM Partililer eleştirilerinin dozunu artıranlar. Tunceli'de EMEP, TİP, SMF ve EÖC’nin biraraya gelerek sözde “Sol İttifak” oluşturduktan sonra PKK/DEM’in bastırması neticesinde pes etmiş ve DEM’de ittifak içine alınmıştır. Bu da gösteriyor ki adı anılan örgütler PKK/DEM’in egemenliğinden kurtulamazlar ve merkezkaç eğilimlere girerlerse sonucuna katlanırlar!

YETER ARTIK PKK KAPATILMALI

HDP/DEM’in PKK olduğunu anlamak istemeyenler gaflet uykularının girdabında debelenmeye devam ederler. Bu melanetin ülkemiz topraklarında cirit atmasını içlerine sindirenler aynı zamanda ABD’ci, NATO’culardan oluşması anlamlıdır!

Yıllardır HDP/DBP-DEM ile diğer kollarının kapatılması mücadelesini veriyoruz. Daha doğrusu PKK’nin Anayasa Mahkemesi tarafından temelli kapatılmasını talep ediyoruz. Terörün silahlarının üzerini örten DEM kılıfına aldanarak meşru gösterme anlayışları ihanetle eşdeğerdir!

pkk