Murat İnce

Murat İnce

Köşe Yazısı

Paris'te PKK derneğine saldırının anlattıkları  

Paris’te “Ahmet Kaya Kürt Kültür Derneği” ve farklı isimler altında kurdukları dernekler PKK elemanlarının ihtiyaçlarının giderildiği mekânlardır. Türkiye-İran-Irak ve Suriye’den gönderdikleri her düzeyde örgüt mensuplarının iltica başvurularının takibi, çatışmalarda yaralanan örgüt mensuplarının tedavisinin yapılmasını sağlamak, bölgemizde kullanılmak üzere eleman devşirmek ve sevk işlerini organize etmek, örgütün mali ihtiyaçlarının giderilmesi için bağış adı altında zorla para toplamak, esnafı haraca bağlamak, gasp ve karanlık ilişkilerle maddi kaynak sağlamak işleri bu dernekler aracılığıyla örgütlenmektedir. Örneğin, “Emine Kara’nın IŞİD’e karşı savaşta yaralandığı ve tedavi için Avrupa’ya gittiğini” PKK/KCK açıkladı. Görüldüğü kadarıyla sözde dernek fiiliyatta ise PKK büroları ile karşı karşıyayız. Türkiye’de de HDP/DBP, MKM, DAD, Yeni Yaşam Gazetesi ve benzeri araçlarla PKK faaliyetlerini devam ettiriyor. Yani yöntem aynı!

Bir Kürtçü analizcinin dediği gibi, “PKK 2002 yılından bu yana Fransa’yı aktif olarak kullanıyor. Rıza Altun gibi onlarca yöneticisi Fransa’dan oturum aldı ve Fransa tarafından korundu. Hatta şimdi de PKK’nin Mizgin Amed, Sülbüs Tari, Ferman Garzan, Sadun Amed gibi onlarca yöneticisi yine Fransa’da yaşıyor. PKK medyasını ve KNK’yi Belçika’da, örgüt merkezi ve eğitimlerini Fransa’ya yerleştirmiştir. Fransa 2013 yılından bu yana Kürtlerin en kolay oturum aldığı ülkedir. Şimdi PKK açıklamalarında Fransa’yı Kürt düşmanlarının ortağı olarak gösteriyor. Daha hiçbir bilgi yokken cinayeti MİT işledi, Avrupa ve Fransız istihbaratı destekledi minvalinden şeyler söylüyor.” Yukarıda söylenenler kısmen gerçeği ifade ediyor ama eksik. PKK Amerikan emperyalizminin denetimindeki ve onun emirlerini yerine getiren piyon örgüttür.  PKK’nin yalan, iftira, çarpıtma, dezenformasyon konusunda CİA/MOSSAD’ın eğitiminden geçerek tecrübe kazandığı biliniyor.

Amerikan emperyalizminin kara gücü PKK’nin Avrupa’da yaygınlık kazanmasında ilgili devletlerin dahli söz konusudur. Örgütün eylemlerine göz yumulmuş, Türk düşmanlığı körüklenmiş ve Sünni/Alevi karşıtlığı pohpohlanmıştır. Türk Toplumunun birlik ve beraberliğinin zedelenmesinde PKK ve diğer bölücü örgütler ile sahte solcular kullanılmıştır. Şimdi de Avrupa ülkelerinin kentlerinde Paris saldırısı bahanesiyle PKK ve sahte solcu bozguncular birlikte Türkiye’yi şikayet eden eylemlilikler içindedir.

Yazının Devamı

PKK/HDP'nin Öcalan üzerinden kışkırtma planı

1978 tarihini esas alırsak PKK’nin kuruluşundan bu yana yaklaşık 44 yıl geçti. Örgütün 24 Temmuz 2015’e kadar bazı duraksamalar olsa da yükseliş trendi sürüyordu. 24 Temmuz atılımı aynı zamanda diğer Kürtçü örgütlerin silindiği, solumsu cenahın istisnalar hariç tümünün secde ettiği, kurduğu partilerin hükümetler katında ciddiye alındığı dönemin sonu olarak görülebilir. Bazı zikzakların olması bu olguyu değiştirmiyor.

1999 tarihinde bir operasyonla Türkiye’ye teslim edilen PKK’nin lideri Abdullah Öcalan son döneme kadar şu ya da bu şekilde otoritesini örgüt üzerinde hissettiriyordu. Ancak hem içeride olması ve hem de örgütün genel çizgisine ters yönelime girmesi kendisini tartışılır hale getirdi. Artık PKK Abdullah Öcalan’ın bıraktığı yerde değil ve önemli değişimler geçirdi.

HDP/DBP’nin dönem dönem Abdullah Öcalan’ı güncelleştirmesi bazı Kürtçü analizcileri şu görüşe getirdi, “ Bu gündeme getirilişin değişik ayakları ve hesapları olduğu kesin.  Önümüzdeki ocak ayının sonu şubat ayının başı ile beraber bu konular daha da netleşecektir. Fakat biz şimdiki manzarayı özetleyebiliriz. Öncelikle PKK neredeyse rutin bir propaganda ve manipülasyon çalışması yaparak yazın sonunda, savaşın durduğu zamanlar Öcalan'ı gündem yönlendirmek için bir konu mankeni olarak kullanır. Yani her yıl “Önderliğe özgürlük, tecrit” vb. başlıklarda kampanyalar düzenleyerek kitlesini hareket geçirir. Böylelikle kitlesinin gündemini elinde tutar. (…) Yani her şeye bakınca görünen bu Öcalan üzerinde bir tecrit yok ama PKK’nin bir Öcalan kampanyasına ihtiyacı var. Kürdistan’ın tüm parçalarında yaşanan süreçle bağlantılı bir ihtiyaç var. (…) Ayrıca dışardaki PKK yönetiminin aslında Öcalan’ı ekarte etme istemini de görüyor.  PKK ne zaman “Başkan Apo’nun hayatı tehlikede” demişse altından başka şeyler çıktı.” Bu analizi doğrulayacak yeni bir gelişmeyle karşı karşıyayız.

Yazının Devamı

Türk Ordusunun bugünkü ideolojik çizgisi

Türk Ordusunun Bugünkü İdeolojik Çizgisi (Kaynak Yayınları, Büyük boy 95 Sayfa)

Öyle bir örgüt düşünün ki Türkiye'nin can damarlarına sızsın ve devletin en gözde organlarında hâkim olsun! O devlet kendini iç ve dış saldırılardan koruyabilir mi? Bu örgütün kolları hem legal ve hem de illegal faaliyetleri ulusal ve uluslararası alanda önemli bir güce ulaşırsa ne olur? Çok tabi olarak Amerikancı FETÖ Darbesi olur!

Aydınlıkçıların ömrü devlet içindeki kontrgerilla örgütlenmesine karşı mücadeleyle geçti. Bazıları iç kargaşalıkları, anarşi ve terör hareketlerini, faili meçhul cinayetleri, Sünni/Alevi provokasyonlarını yanlış yerde ararken, Aydınlıkçılar doğru teşhisi koymuş ve adreslerini tespit etmişti. ABD/İsrail’siz kontrgerilla (Gladyo-SÜPERNATO) örgütlenmesinin olamayacağını, emperyalizmden bağımsız bir organizasyonun devlet katlarında egemen olmasının imkânsız olduğunu belgelere dayanarak Aydınlıkçılar açıkladılar. Bu tarihi bir olaydır.

Yazının Devamı

Alevilerimizin sırtındaki sömürücüler

Anadolu Aleviliği son 30 yıl içinde emperyalizmin beşinci kolları tarafından yeterince tahrip edildi. Türkiye’ye ABD’nin, Almanya’nın, İngiltere’nin, Fransa'nın vb. derin devletlerinin gözüyle bakarak değerlendiren cenah Alevilik üzerinden saldırılarını sürdürüyor. Yabancı devletlere şikâyette bulunma hastalığı, onları ülkemizi savunmaktan alıkoyuyor. Avrupa merkezlerinde demokrasi budalalığının ağına düşenler en sonunda PKK/FETÖ tipi örgütlerle aynı cepheye düşüyor. Alevici tacirlerin bu bağlamda suçu büyüktür.

T.C. Devletinin Alevilerin sorunlarını ve ihtiyaçlarını çözmeye yönelik her adımı eleştirilirken, Batılıların böl ve yönet politikalarına söz etmeyenler etnik ve dini bölücülüğün payandaları oldular. Nerede yurdumuz Türkiye’ye karşı eylem varsa orada biten ve kışkırtan emperyalizmin maşaları Batının ülkemize yaptırım uygulaması için çalışıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yayınlarınca kitabı basılan Alevici tacirlerden yazar Ayşe Acar SerbestPodcast’ten Ferda Balancar’ın sorularına verdiği yanıtta, “Alevilerin mevcut durumu, denizin içinde denizden habersiz balık olmak gibi bir pozisyon”da olduklarını söylüyor. Anadolu Alevilerini saf ve dünyadan habersiz göstermek en hafif deyimle haddini aşmaktır! Kendi pozisyonundan hareket ederek Alevileri yargılamaya tabi tutan bu türden kişilere değerli araştırmacı ve yazarlarımızdan İsmet Zeki Eyuboğlu “Sömürülen Alevilik” kitabında, “Kimi toy yazarlar, güncel olaylarla yetinen sözde araştırıcılar (…) bunların Alevilik’e kötülük ettiklerini bile anlayacak durumları yoktur.” der ve bunları Aleviliği sömürenler sınıflandırmasına sokar. Alevilere akıl vermeye çalışan Ayşe Acar Alevilerimizi, “Türkiye’de çoksesli demokrasiye katkı sunacak işler yapmalıdırlar. Bu anlamda Aleviliğin henüz kendisini gerçekleştirmediğini düşünüyorum.” Sözleriyle kendi geriliğini Anadolu Alevilerinin sırtına yıkmaya çalışıyor.

Yazının Devamı

PKK bölücülüğüne karşı silahın değiştirici gücü

Kürdistan devrimcileri ve UKO’cular olarak bilinen 27/28 Kasım 1978 yılında 1. Kongresini yaparak PKK ismini alan örgüt zaman içinde İran, Irak ve Suriye’de de farklı isimler altında yan kollarını oluşturdu. Türkiye ile diğer üç ülkenin arasındaki “farklı anlayışlar” nedeniyle zaman zaman örgüte topraklarında müsamaha gösterdiler. Bu durum Amerikan emperyalizminin Birinci Körfez Savaşı’nın ardından adım adım değişmeye başladı. Süreç içindeyse PKK ve kolları ABD/İsrail’in kara gücüne dönüştü. Artık PKK emperyalizm tarafından korunup kollanıyor, silahlandırılıyor ve her türden lojistik ihtiyaçları karşılanıyordu ve bu durum hala devam ediyor.

4 Nisan 2004 tarihinde PKK’nin İran kolu PJAK kuruldu. Buna bağlı askeri kanat ve farklı alt birimlerde oluşturularak eylemlere başladılar. İlk önceleri İran’da Kürt gençlerinden destek görmedikleri gibi ikiyi bölünen ve 2022 yılı sonunda yeniden birleşen İran KDP’nin (PDK-İ) ve KOMELA’nın tepkileri de etkili oldu. Ancak 24 Temmuz 2015 tarihinde başlayan PKK’yı bitirme harekâtı sonrası durum değişti. Gerçi yenilginin rüzgârı biraz geç ulaştı ama o da yetti. İran’ın örgüte yönelik operasyonları ve Türkiye’nin en son Pençe Kilit Harekâtı PJAK’ıda zora soktu. PKK güç kaybettikçe diğer parçalardaki kolları da etkileniyor ve dağılmalarının yolu açılıyordu.

PKK’nin Irak kolu PÇDK ise ne PJAK ve ne de PYD kadar güçlenemedi. Çünkü PKK’nin liderleri, kadroları ve silahlı elemanları esas olarak Irak’ın kuzeyinde değişik yerleşim yerlerinde ve oluşturulan kamplarda kalıyordu. Süleymaniye kenti ise PKK’lıların önemli sığınma alanlarından birini oluşturuyor. Ayrıca karşılarında Barzanici I-KDP ve Talabanici I-KYB bulunuyordu. Türkiye’nin operasyonlarının en sık uygulandığı hedef alan olması hasebiyle de PÇDK ciddiye alınır bir örgüt olamadı ve sembolik bir halde kaldı. Adı var kendisi yok bir yapılanma olarak duruyor.

Yazının Devamı

Ne için ve kiminle ittifak?

Seçim sürecine girilen bu dönemde farklı siyasi oluşumlar hazırlıklara başladı. İttifak furyası etrafı sarıyor ve her kafadan başka sesin çıktığı ortama doğru sürükleniyoruz. Kısacası bir ittifaklar çeşnisi ile karşı karşıyayız! Ancak ittifaklara baktığımızda ilkesizliğin esas alındığını görüyoruz. Lafta ilkeli görüntü sergileyenler en sonunda Millet İttifakı denilen Amerikancı ittifakın yedeğine düşüyor. Çünkü başka alternatifleri yok. Üçüncü yol ya da ittifak denilerek seçime kadar taraftarlarını oyalıyorlar. Eğer seçim ikinci tura kalırsa bunlar topyekûn AKP artığı partilerin, ortaçağcı gericilerin partisi, gladyo kraliçesinin partisi ve Yeni CHP’nin oluşturduğu “Milletsizler İttifakını” destek yarışına girecekler. Çünkü onların ilkeleri pragmatizmdir, saplantı hastalığıdır ve gerçeklerden hareket etmek yerine sol maskeli tarikatlarını ayakta tutma isterisidir!

Solumsu oluşumların sürekli yineledikleri Türkiye'yi 2023 yılında kaos bekliyor tahlilleri ne yazık ki kendilerine değil emperyalist merkezlere ait. Uzun zamandır dillendirdiğimiz yaratıcı yıkıcılık projesinin amacı ülkemizde kaos çıkarmaktır. Bunu göremeyenler CHP ile PKK/HDP’nin siyasetlerinin esiri olurlar. Baştan söyleyelim; 2023 yılı onların beklediği gibi kaos yılı olmayacak ve bu beklenti içinde olanlar Amerikan emperyalizminin yaratıcı yıkıcılık projesinin dairesine dahil olurlar. Solumsu bazı oluşumların ağzından olumlu yönde bir sözcük bulmak neredeyse imkânsız! Ağızlarını açtıklarında kaos, yıkım, zulüm gibi karamsarlığı çağrıştıran sözcükleri sıralarlar ve adeta bu kelimelere teslim olmuş durumdalar.

İttifak kelimesine taparcasına anlamlar yükleyenlerin sonu hazindir. İttifak budalalığı nihayetinde düşman kampın arenasına sürükler. Sizin şu veya bu niyetinizden bağımsız olarak nesnel koşullar ilkelerinizi harcadığınız için emperyalizmin yörüngesine girmenizi sağlar. Bugünden bazı solumsu yapılanmaların kırmızı çizgilerini açıklamaları anlamlı değildir, oyalama taktiğidir ve geçersizdir. Bugün, “PKK/HDP ile birlikte olmayız” diyen bazı solumsu oluşumların bu sözlerini seçim sonrası hatırlatacağımızı belirtelim. İttifak budalalarının açıklamaları kafa karışıklığı yaratmaktan, çaresizlikten, yılgınlıktan başka bir işe yaramıyor.

Yazının Devamı

Tarih - Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri (1931-1941) - 4 Cilt - Kaynak Yayınları

Uzaklarda sıla özlemi duyduğumuz, gurbette rüyalarımıza giren, hasretinden gün saydığımız güzel yurdumuzun tarihini içselleştirmek ve su gibi içmek ne büyük mutluluktur.  Türkiye denildiğinde gözleriniz parıldamıyor, yüreğiniz çarpmıyor, sevginiz aşk ile tutkuya dönüşmüyorsa bir eksiklik var demektir! Misak-ı Milli coğrafyasının üzerindeki gonca gül Türkiye hepimizin ortak yurdudur ve kıyas kabul etmez…

Türkiye, tarihin derinliklerinden beslenerek günümüze kadar gelen ve geleceğe taşıyan nice kahramanlıkların yaşandığı ülkenin güzeller güzeli adıdır. O güzelin güzelliklerinin korunması ve “ilelebet” yaşaması için bizlere görev düşüyor.

TARİH CİLTLERİNİN ÖĞRETTİKLERİ

Yazının Devamı

Katliamı CIA/MOSSAD’ın eğittiği PKK/PYD’liler gerçekleştirdi

İstiklal Caddesi’nde 14 Kasım tarihinde gerçekleşen terör eylemi üzerine HDP ile Selahattin Demirtaş’ın ürkek ve terörü direk hedef almayan açıklamaları aldatıcıdır. İlk defa bir terör eylemi üzerine en kısa zamanda açıklamada bulundular. Ancak aceleye getirilerek yapılan açıklamalar PKK/HDP’yi kurtaramaz! Acele etmelerinin altında yatan neden ise, birincisi PKK üzerinden dikkatleri başka bir yöne çekmek için bu taktiğe başvurdular. İkincisi, kapatılmayla karşı karşıya kalan HDP’yi kurtarmak için hemen açıklama yaptılar.

PKK ve onun sözde askeri kolu HPG ile PYD/YPG ve SDG’si Fırat Haber Ajansı (ANF) aracılığıyla İstiklal Caddesi terörüne ilişkin açıklama yaptı.  Her zamanki gibi yalana başvurdular ve olayla ilişkilerinin olmadığını söylediler. Eylemci Ahlam Albashir PKK/PYD’nin mensubu olduğunu ve eğitildiğini emniyette açıkça dile getirdiği halde PKK ret etti. Eylemcisine bile sahip çıkamayacak hale gelen örgüt bu terörün ardından daha da büyük sorunlarla karşılaşacak.

İlginç ve ilginç olduğu kadar düşündürücü olan bir durum ise;  BirGün, Evrensel Gazetesi ve benzeri istikamette hareket eden bazı internet sitelerinin olayı kınayan açıklamalarının ardından PKK/PYD’nin açıklamalarına dört elle sarılmalarıydı. PKK ve kollarının açıklamalarını haber diye yorumsuz geçmelerini sadece ikiyüzlülükle açıklamak mümkün değildir! Onlar ve benzerleri korkak oldukları kadar teslimiyetçidirler. 

Yazının Devamı

Sahte solun acizliği ve ASM’nin çaresizliği (3)

Türkiye'de faaliyet gösteren illegal ve legal tüm solumsu örgütlerin Avrupa’da yan kuruluşları dernek adı altında var ve ilgili devletlerin bilgisi dâhilinde olmaktadır. Bu örgütler o kadar illegal ki legalcilere taş çıkartırlar! Sözde illegal örgütlerin lider kadroları her şeyin ayan beyan ortada olduğu Avrupa devletlerinde, gizlilik maskesi takarak dolaşmaları gerçekten komik düşüyor! Hele hele tipik bir polis devleti olarak bilinen Almanya’da illegalite oynamak çok kolay ama aldatıcıdır.

Türkiye’den kopuk, Türkiye halkından kopuk solumsuların bir araya gelerek oluşturdukları Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM) yaptığı son açıklamayla Fincan Korur Fincancı’ya sahip çıktı ve destek mesajı yayınladı. ASM açısından Türk devleti karşıtlık, Türkiye’de bölücü ve yıkıcı faaliyetler içinde bulunmak destek için yeterli olmaktadır. ASM’nin kuruluşundan bu yana yaptığı çalışmalara baktığımızda, ülkemizle ilgili tek bir dayanışma eylemine rastlamadık.

ASM’nin kuruluşunda yer alan örgütlere baktığımızda yukarıda sıraladığımız görüşün ne kadar doğru olduğu görülür. Destek listesinde yer alanların farklı sahte solcu örgütlerin yan kolu olduğu bilinmekte. Burada tek tek yazarak sayfamızı işgal etmek istemiyoruz. Ancak, PKK’dan TKP (M-L)’yi devam ettiren 3. Konferansçıların örgütü TKP/ML’ye, MLKP’den (TKP/ML Hareketi – TKİH birleşmesi ile oluşan örgüt) MKP’ye (TKP (M-L)’nin ikinci devamcısı olan 1987 Eylül bölünmesinde DABK olarak bilinen örgüt), PSK’dan (TKSP-Özgürlük Yolu) TKP (M-L)’den 1981’de ayrılan Bolşevik Partizan’a kadar hepsi ASM’nde yer almaktadır. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) TV Kanalı Yol TV ise ASM’ye yer verenler arasında ilk sırada.

Yazının Devamı

Doğu Perinçek’in Mardin’de PKK açıklaması

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in 5 Kasım Mardin konuşmasından:

Böylesi bir çağrıyı Türkiye coğrafyasında bir başka siyasinin yapması kolay değildir, cesaret ister. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tam zamanında doğru ve yerinde bir çağrıda bulunmuştur. Bu çağrı neredeyse tüm Kürtçü sitelerde yer aldı. Çağrının PKK saflarında yankı bulması olasılığını kenara atmamak lazım! Çünkü örgütün geldiği nokta “içler acısı” ve kördüğüme dönüşmüştür. PKK saflarında son iki yıl içinde intiharlar, Ali Haydar Kaytan gibi üst düzey yöneticilerinde olduğu gibi delirmeler, kaçışlar, iç infazlar, TSK’ya teslim olmalar engellenemez hal aldı. Örgüt eleman bulmada zorlandığı gibi yeni yetenekli kadro eksikliği de hissediyor. Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Murat Karayılan’ın konuşmalarının arasında yer yer buna vurgu yapılıyor.

PKK’nin Cemil Bayık başta olmak üzere lider kadrolarının bütününe yakını onlarca yıldır doğdukları Anadolu topraklarından uzaktalar ve bu coğrafyanın havasını soluyarak, suyunu içerek, göllerinde yüzerek yaşamıyorlar. Onlar artık bu güzelim bereketli topraklara yabancılar ve bu ülkedeki değişimlerin farkında değiller. Dört ülkenin sınır bölgelerinde ABD/İsrail’in bekçiliğini üstlenerek hem Kürtlere ve hem de Ortadoğu halklarına büyük zarar veriyorlar. Sayın Doğu Perinçek’in çağrısı bu bağlamda da yol göstericidir.

Yazının Devamı

PKK/HDP’nin vekili Figen Yüksekdağ ve ESP

Türkiye’de sosyalist solun en büyük değişimi yaşadığı yıllar olarak 1980 sonrası tarihlenebilir. 1980 öncesi maceracılığın, sekterizmin, bölünmelerin, iç sorunları şiddete başvurarak çözmenin yanlışlığı artık tartışılmaz. Çünkü o günlerin yanlış eylem çizgisinin solu nasıl yiyip bitirdiğini yaşayarak gördük. Özelliklede Amerikan emperyalizminin Yeni Dünya Düzeni projesinin hayata geçirilmesi sürecinde farklı sol fraksiyonlarda kullanıldı. Ama bunların içinde etnik bölücülüğün örgütü PKK sıranın başındaki yerini aldı.

Barzanici, Kürtçü haber sitesi Darkamazi’de 2 Kasım’da ilginç bir yazı imzasız yayınlandı. 29 Ocak 2010 yılında Figen Yüksekdağ başkanlığında kurulan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üzerine hazırlanan yazıda, “ESP’nin şaibeli ahlaksızlığı”na vurgu yapılarak Figen Yüksekdağ’ın geçmişine yönelik, “bilinmeyen bir isim” tespiti yapılıyor.

Yazıda pek çok konuya değiniliyor ama biz meselenin sadece Figen Yüksekdağ ile ilgili kısımlarına bakacağız. ESP’nin Diyarbakır lokaline “duvar yazısı” ile saldırı yapıldığı savıyla Barzanistancıları hedef alan ESP için ilgili yazıda şöyle söyleniyor:  “Aslında gerçeği söylemek gerekirse ESP tüm yorumları yapmaya değmeyecek kadar küçük bir yapıdır. Fakat derler ya “sinek küçüktür ama mide bulandırır”. ESP’nin bu ahlaksız kurgusu ve haberine cevap vermemizin nedeni sadece arkasındaki zihniyeti açığa çıkarmaktır.”

Yazının Devamı

Sol maskeli "Avrupa Sürgünler Meclisi" (asm) üzerine (2)

Bağımsızlık Marşı (Aydınlık Korosu)

Biz bu topraklarda ekin ekeriz

Fabrikalarında terler dökeriz

Yazının Devamı

Sahte Solun kurduğu “Avrupa Sürgünler Meclisi” Üzerine (1)

Sahte Solun kurduğu “Avrupa Sürgünler Meclisi” Üzerine (1)

 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinin ardından yurt dışına çıkan, kaçan değişik sol örgütlerin lider kadrolarının hayat serüvenleri birkaç ciltlik kitap konusudur. Bazılarının cezaları artık kalmadığı, zamanaşımına uğradığı halde ülkelerine dönmemeleri ve politik “mazeretler” uydurmaları kabul edilir değildir. Çoğu yurt dışına adapte oldu. Zira o ortamlarda keskin çıkışlar yaparak “devrimciliklerinin” devam ettiği mesajını vermekten de geri durmazlar! TKP (M-L)’den Dev-Sol’a, TKSP’den PKK’ya kadar tüm örgütlerin ana kadrolarının neredeyse bütününe yakını yurt dışında ya kendi düzenlerini kurmuş ya da Avrupa ile Suriye-Lübnan arası “mekânlarda” cirit atmıştır!

 Avrupa’dan “sallamak” kolay! Bunların ağızlarına geleni söylemekten çekinmeyen gösterişe dayalı siyasi havalarından geçilmediğini de belirtelim. Marksist klasikler içinden eklektik bir biçimde aşırdıkları ve ezberledikleri sözcükleri allayıp pullayıp analiz diye sunmaktan çekinmezler. “Lenin Ne Yapmalı kitabının 172. Sayfasında derki” diye başlayan konuşmalarının ne Lenin ile ve ne de kitaplarıyla alakasının bulunmadığını, savurduklarını gördük. Eve gidip 172. Sayfaya baktığımızda ve devamını okuduğumuzda bambaşka bir analizle karşılaştığımızı belirtelim. Ama bu çok önemli değil! Karşısındakini alt etmek için Lenin’i tahrif etmekten sakınmazlar. Avrupa merkezlerinde kırlardan şehirlere doğru silahlı mücadelenin gerekliliği üzerine laf üretirler, bol bol halk ayaklanmasından bahsederler, fakat kendileri dağlara gitmez, gönderirler. Yakinen tanıdığımız o tür solun safındaki iyi niyetli devrimcilerin dağlarda heder edildiğini üzülerek gördük. Bu ağzı laf yapan devrim kaçkınlarının hiç birinin Türkiye gerçeği ile bağları yoktur, kopmuştur. Her dakika iktidar yıkar iktidar kurarlar! Öyle uçuk projeler üretirler ki insanın dudakları uçuklar!

Yazının Devamı

CHP Amerikancılığa koşuyor

CHP Amerikancılığa koşuyor

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1922’nin sonuna doğru fırka (parti) fikrini işlemeye başlar. Atatürk’ün Bütün Eserleri (ATABE) 14. Cilt sayfa 170’ten itibaren gidişatı takip etmek mümkündür.

 Atatürk: “Hakikaten vatanımıza ve bağımsızlığımıza göz dikenlere yalnız askerlikçe galebe etmek mümkün değildir. Memleketimiz hakkında istila emelleri besleyecek olanların her türlü ümitlerini kıracak şekilde siyaseten, idareten ve iktisaden kuvvetli olmak lazımdır. (…) Bu milli maksat ve fikirleri nazarı dikkatte bulundurarak, milletimin her sınıf hakkında ve hatta İslam âleminin en uzak köşelerinde beni ebediyen iftihar ettirecek surette gördüğüm teveccüh ve itimada layık olmak için, en mütevazı bir millet ferdi sıfatıyla, hayatımı sonuna kadar vatanın hayrına vakfeylemek emeliyle, barışın istikrarını müteakip halkçılık esası üzerine dayalı ve “Halk Fırkası” namıyla siyasi bir fırka teşkil etmek niyetindeyim.” der.

Yazının Devamı

Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerine -3

Âşık Daimi söylüyor:

 Bir sözüm vardır alana

Birlik olur dirlik olur

Yazının Devamı

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Üzerine - 2

 Bir şeyin iyi yönde seyretmesinden rahatsız olanlar engeller çıkarmaya çalışırlar. Eğer çıkarlarına ters düşüyor ise provokasyonlara başvurmaktan çekinmezler. Aleviler ezilmiş, haksızlığa uğramış, haklarından mahrum bırakılmış bu kesimlerin umurunda değil. Esas olan sorunların çoğalarak kendilerine alan açılması ve vazgeçilmez hale gelmeleridir. Bunu da değerlendirmesini bilirler! Çünkü arkalarında Türkiye değil emperyalist batı devletleri var.  Bunlar ABD’yi över, Almanya’yı över, Fransa’yı-İngiltere’yi över ve onların bir dediğini iki etmezler. Bu olgu örneklerle sabittir. Neymiş efendim Aleviler Almanya’da, Avusturya’da demokratik haklarına sahip olmuşlar! Türkiye'de ise yok sayılıyorlar, asimilasyona ve katliamlara uğruyorlar! O nedenle Alevilerin çıkarları PKK/HDP+AABK ve bazı Alevici tacir örgütlerle beraber olmada yatıyormuş!

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 7 Ekim Cuma günü Şahkulu Sultan Dergâhında Alevilerin sorunlarının halli için atılacak adımları sıraladı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi  Başkanlığı’nın kurulacağını açıkladı. Bunun üzerine PKK/HDP ile yan kolları, Sol Parti ve EMEP başta olmak üzere sol maskeli örgütler, bazı Alevici tacirlerin başında bulundukları federasyonlar, KRT TV, TELE1, Halk TV, neo liberallerin internet haber siteleri, Kürtçü siteler ağız birliği ederek Anadolu Alevilerinin bu çok haklı kazanımlarına karşı adeta savaş açtılar. Dün söylediklerini tümden unutarak saldırıya geçtiler. Aynı durum “Milletsizler İttifakı” denen şer cephesi için de geçerlidir. Ayrıca PKK/HDP’yi ağızlarına almadan değişik TV Kanallarında konuşanlarda yukarıda ki “yıkıcı ittifaklara” dolaylı yoldan destek oldular.

 Dağın zirvesine birden zıplayıp ulaşamazsınız! Dağa doğru ilk adımı atarsınız, eteğinde mola verirsiniz ve dinlenerek zirveye ulaşırsınız. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı girişimi dağın eteğine ulaştığınızı gösterir. Uygulamaya geçildiğinde ve epey bir mesafe kaydedildiğinde ise yarısına ulaşmış olursunuz. Zirveye ulaşmak için yine molalar vererek ulaşma yöntemini hayata geçirmek gerekiyor. Karşı çıkanlar ise hemen zirveye zıplamak istiyorlar ama her seferinde tökezleyip duruyorlar, duracaklar.

Yazının Devamı